Brokolinin Faydaları Nelerdir? Neye İyi Gelir? Nasıl Tüketilmeli?

Brokolinin faydaları arasında en önemlisi iyi bir besin, vitamin ve mineral kaynağı olmasıdır.

Brokoli hakkında kısa bilgiler:

  • Brokoli antik roma da yabanı lahanalardan geliştirilmiştir. İtalya’dan tüm dünyaya yayıldığı düşünülmektedir.
  • Brokoli, önemli besinlerle dolu, serin mevsim ürünüdür.
  • Brokoli, serin, nemli, ılıman iklim koşullarında yetişen 80-130 cm boyunda tüysüz, dik, yıllık veya iki yıllık bir bitkidir.
  • Brokolinin mevsimi son bahar aylarıdır. Ekim Kasım gibi taze olarak manavlardan temin edebilirsiniz. Nisan ayına kadar tezgahlarda bulabilirsiniz.

Brokolinin Faydaları

  • Kanseri önler
  • Çok iyi bir detoks sebzesidir.
  • Brokoli tüketimi sağlıklı bir cilt için önemlidir.
  • İçeriğindeki lif ile sindirim sistemine çok iyi gelir.
  • Kalp sağlığına iyi gelir.
  • Göz sağlığına iyi gelir.
  • Bağışıklık sistemini destekler.
  • Kemik sağlığını destekler.
  • Kilo vermeyi destekleyen bir besindir.

Sebzeler, sağlığınıza kapsamlı faydalar sunmanın olağanüstü bir yoludur ve brokoli bunların arasında çok özel bir yerdedir.  Diyetisyenlerin listelerinde en çok rastlayacağınız sebzelerden olan brokolinin düzenli  tüketimi, optimal, vücut çapında sağlığı destekleyen düzinelerce, belki de yüzlerce süper besin maddesi sağlar.

1. Kanser Önleme

Kanser normal sınırlarının ötesinde anormal hücrelerin hızlı bir şekilde büyümesiyle düşünülür ve sıklıkla oksidatif stres ile ilişkilidir. Brokoli, kansere karşı savunma etkisi olacağı tahmin edilen bileşiklerle yüklüdür.

Araştırmalar, brokoli gibi  sebzelerin tüketiminin, akciğer, meme, kolorektal, prostat, mide ve pankreas kanseri içeren birçok kanser riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. ( 1 ), ( 2 )

2. Detoksifikasyon

Brokoli, brokoliyi çok iyi bir detoksifiye edici yapan C vitamini, kükürt ve bazı amino asitlerden oluşur. Brokoli tüketimi, vücuttaki ürik asit gibi zararlı toksinlerin yanı sıra serbest radikallerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, böylece kanı temizler ve kaşıntı, gut, romatizma, döküntü, artrit, böbrek taşı, deri hastalıkları gibi toksinler ile ilgili sorunları uzak tutar. egzama ve cildin sertleşmesi engeller.( 3 )

3. Cilt Bakımı

C vitamini ve beta-karoten gibi antioksidanlar, B vitamini kompleksi, E vitamini, A vitamini, K vitamini, omega 3 yağ asitleri, amino asitler ve folat gibi diğer yardımcı vitaminler ile cildin sağlıklı ve ışıltılı kalmasına yardımcı olan mikrolar brokolide bulunur. Hepsi cildinize iyi bakmanıza yardımcı olur ve cildin parlak, sağlıklı ve parlak olmasını sağlar. Fito-besleyicilerden biri olan brokolide bulunan glukofantan, güneş ışığına maruz kalmanın olumsuz etkilerini tersine çevirme ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle, düzenli brokoli tüketimi, cildi sağlıklı ve parlak tutmak için çok önemlidir. ( 4 )

4. Mide Bozuklukları

Lif, sağlıklı sindirim sistemi için şarttır. Brokoli, hemen hemen tüm mide rahatsızlıklarını basitçe kabızlığı iyileştirerek tedavi edebilen önemli bir diyet bileşeni olan lif  bakımından zengindir. Hepimizin bildiği gibi kabızlık neredeyse tüm mide rahatsızlıklarının köküdür. Lif, yiyeceğin büyüklüğüne katkıda bulunur, suyu tutar ve sağlıklı bağırsak hareketlerini oluşturur. Bunun dışında magnezyum ve brokoli de, asiditeyi tedavi yiyeceklerdeki besinin doğru sindirimi ve emilimi kolaylaştırmak ve inflamasyonu azaltarak mideyi yatıştırmaya yardımcı olur. ( 5 )

5. Kalp Hastalıkları

Brokoli, çok yüksek lif içeriğinin yanı sıra, önemli miktarda beta-karoten, omega-3 yağ asitleri ve kötü kolesterolü azaltmaya ve kan basıncını düzenleyerek kalbin uygun şekilde çalışmasına yardımcı olan diğer temel vitaminlerden oluşur. Ayrıca, brokolide bulunan potasyum, damarların ve kan damarlarının gerginliğini ve stresini gevşeterek kan akışını ve temel organların oksijenlenmesini artırabilen bir vazodilatördür. ( 6 )

6. Uygun Göz Bakımı

Brokoli beta-karoten, Zeaksantin, fosfor, A vitamini ve B kompleksi, C ve E gibi optik sağlık için son derece iyi olan diğer vitaminlerle doludur. Bu besinler ve vitaminler, gözlerin makula dejenerasyonundan ve aynı zamanda katarakttan korunmasına yardımcı olurken, radyasyondan kaynaklanan neredeyse tüm hasarları da onarır. ( 7 )

7. Bağışıklık

C vitamini, beta karoten yanı sıra diğer vitaminler ve mineraller, özellikle selenyum, bakır, çinko, fosfor, brokolinin yeşil ve mor renginden sorumludur. Brokolide bulunan bu bileşikler aslında sayısız enfeksiyondan koruyan mükemmel bağışıklık sistemi güçlendiricileridir. ( 8 )

8. Kemik Sağlığı

Düzenli brokoli tüketimi çocuklar, hamile kadınlar, emziren kadınlar ve yaşlılar için son derece faydalıdır çünkü kalsiyum ve magnezyum, çinko ve fosfor gibi diğer besinlerden oluşur. Bu osteoporoza insanların en duyarlı olmalarından dolayıdır zayıflaması, var kemikler brokoli bireyler tarafından düzenli olarak tüketilmesi gerekir. ( 9 )

9. Yüksek Tansiyon

Brokolide bol miktarda bulunan mineral krom, insülinin düzgün çalışmasına yardımcı olur ve kan şekerini kontrol eder, böylece kan basıncını da düzenler. Tüm sistemler, düzgün da tansiyon daha da bu nedenle bazı gerçek kalp sağlığının korunması için diyet içine brokoli, düzenleyen yardımcı lif ve omega-3 yağ asitleri ile birlikte brokoli bol bulunur. ( 10 )

10. Kilo Verme Etkileri

Brokoli, istenmeyen vücut ağırlığını kaybetmeye çalışan herkes için faydalı yiyeceklerden biridir. Brokoli çok az miktarda kalori içerir ve% 1’den az yağ içerir. Bunun dışında c vitamini çiğ veya hafif buharda pişirilmiş brokolide de bulunabilir ve bir egzersiz boyunca vücudun yağ yakma kabiliyetini arttırdığı gösterilmiştir. Farklı araştırmalar ayrıca, vücudun, vücudu yağ olarak depolamak yerine vücuda yakıta dönüştüren bir bileşik olan karnitini yapmak için C vitamini kullandığı sonucuna varmıştır.

11. İç Kanama

Brokolide önemli miktarda bulunan K Vitamini, karaciğer, sarılık veya uzun süreli antibiyotik veya aspirin kullanımının kombinasyonunun kanama riskini azaltmada yardımcı olur. Gastrointestinal sistemde vitamin azalmasına bağlı bazı problemler Crohn hastalığı, tıkanmalar, ladin ve kolitleri içerir. Bu problemler K vitamini içeriğinin azalmasından kaynaklanmaktadır.

12. Gut riskini azaltır

Brokoli, gut riskini azaltmak için gerekli olan büyük miktarda C Vitamini içerir. Baş parmağını sıkıntıya sokan ağrılı, artrit tipi bir durumdur. Genellikle ayak başparmağı, eklemlerde oluşan kristallerden kaynaklanan aşırı ürik asit nedeniyle sert, ağrılı ve iltihaplanır.

13. Zihinsel ve Duygusal Bozukluklar

Brokolide bol bulunan B9 Vitamini, birçok zihinsel ve duygusal hastalığın tedavisinde destekleyicidir. Örneğin, günümüz modern dünyasında birçok insanın yaşadığı en yaygın ruh sağlığı sorunlarından ikisi olarak görülen endişe ve depresyonun tedavisinde destekleyicidir.

14. Böbrek Taşlarını Önler

Araştırmalar, B6 vitamininin magnezyum gibi diğer minerallerle birlikte alınmasının böbrek taşlarının önlenmesinin yanı sıra tedavi edilmesinde de faydalı olduğunu kanıtlamıştır. Brokolide bulunan B6 Vitamini, diğer rahatsızlıklar nedeniyle böbrek taşı riski daha yüksek olan hastalarda yaygın olarak yararlıdır.

15. Yara iyileşmesine yardımcı olur

Brokoli, radyasyon tedavisinden sonra cilt reaksiyonlarının tedavisi için gerekli olan ve yarayı hızlandıran ve iyileşmeyi kesebilen yeterli miktarda B5 Vitamini içerir. Ek olarak, ciltteki kırışıklıklar ve koyu lekeler gibi erken yaşlanma görünümünü de geciktirir.

Brokoli Nasıl yenir

  • Açılmamış çiçek tomurcuklarından ve sapın etli üst kısmından oluşan çiçeklenme başlıkları sebze olarak tüketilir.
  • Çiçek baş küçük parçalara ayrılır ve çiğ veya hafif pişmiş, buhar, mikrodalga ve tavada yenebilir ve karışık salata olarak veya turşu olarak yenebilir.
  • Sapların daha uzun süre pişirilmesi gerekir.
  • Brokoli hızlı dondurulmuş sebzeler olarak bulunur ve kurutulmuş çorba sebzeleri karışımlarında işlenir.
  • Ayrıca çorbaları ve diğer sebze yemeklerini de tamamlar.

Brokolinin Zararları

Tıpkı lahana bitkisinin diğer üyeleri gibi, brokoli de, tiroid bezinin şişmesine neden olabilecek ve dolayısıyla tiroid disfonksiyonu olan bireylerde kaçınılması gereken “guatrojenlerden” oluşur.

Brokoli Suyunun Faydaları

Brokoli sebzesi kadar brokoli suyunun da birçok faydası vardır. A ve C vitaminin vücut tarafından emilmesini ve birçok konuda faydalı gelmesini sağlayan brokoli suyu, vücut için bir antioksidan etkisi gösterir. Kış aylarında soğuk algınlığından korunmak için de bol miktarda brokoli suyu tüketilmesi önerilir. Brokolilerin preslenmesi ve ardından süzülmesi ile elde edilecek olan brokoli suyu istenildiği zaman rahatlıkla hazırlanabilir. Aynı şekilde brokoli suyunu kaynatarak çorba haline getirilmesi ve sıcak şekilde tüketilmesi de öğünler için iyi bir tercih olacaktır. Bunun için içerisine farklı sebzeler de haşlanarak eklenebilir. Brokoli suyunu ve sebzesini tat olarak sevmeyenler, zeytinyağı ve yoğurt ile de tüketebilir.

Brokoli Kürü Nasıl Yapılır

  • Yarım litre suyu kaynatın
  • Kaynayan su içine 200 gr taze brokoliyi koyun ve 5 dk kaynatın
  • 5 dk sonunda ağzı açık bir şekilde soğumaya bırakın
  • Sonrasında Karışımı süzün ve ikiye bölün
  • Bu suyun yarısını kahvaltıdan önce diğer yarısını da öğle yemeğinden önce tüketin
  • 21 günlük bu kürü aksatmadan uygulamak gerekir.
  • Bu kür sonunda yukarıda bahsettiğimiz bütün brokoli faydalarından yararlanırsınız.

Yoğurtlu Brokolinin Faydaları

Brokolinin Faydalarından yukarıda bahsetmiştik bu faydalı besini en onun kadar faydalı olan yoğurtla birleştiğinizde çok daha sağlıklı bir yiyecek açığa çıkar. Haşlanmış brokolileri hafif çalkaladığınız yoğurda ilave ederek harika bir ara öğün elde etmiş olursunuz. Tam bir diyet yiyeceği olan yoğurtlu brokoliyi düzenli kullanımda size kilo verdirdiğini göreceksiniz.

Brokolinin Besin Değeri-Özellikleri

Porsiyon Ölçüsü: 1 çatal, küçük Fincan, 140 g

Kaloriler  49 Kcal.Yağdan Gelen Kaloriler  5.13 Kcal.

yakınlık Miktar % DV
Su 124.95 g N / D
Enerji 49 Kcal N / D
Enerji 204 kJ N / D
Toplam diyet lifi 4.6 g % 12.11
Karbonhidrat 10,05 g 7.73%
Protein 3.33 g 6.66%
Toplam Yağ (lipit) 0.57 g 1.63%
Kül 1,08 g N / D
Toplam Şeker 1.95 g N / D
Sakaroz 0,11 g N / D
Glukoz (dekstroz) 0,69 g N / D
Fruktoz 1,04 g N / D
Mineraller Miktar % DV
Fosfor, P 94 mg % 13.43
Manganez, Mn 0.272 mg 11.83%
Demir, Fe 0.94 mg % 11.75
Bakır, Cu 0,085 mg % 9.44
Potasyum, K 410 mg 8.72%
Magnezyum, Mg 29 mg 6.90%
Çinko, Zn 0,63 mg 5.73%
Kalsiyum, Ca 56 mg % 5.60
Selenyum, Se 2.2 µg % 4.00
Sodyum, Na 57 mg 3.80%
florür 5.6 µg % 0,14
Vitaminler Miktar % DV
K Vitamini (filokinon) 197.5 µg 164,58%
C vitamini (Askorbik asit) 90.9 mg 101.00%
B9 Vitamini (Folat, Folik asit) 151 µg 37.75%
B6 Vitamini (Piridoksin) 0,28 mg 21.54%
B5 Vitamini (Pantotenik asit) 0.862 mg 17.24%
A vitamini 108 µg 15.43%
E Vitamini (alfa-tokoferol) 2.03 mg 13.53%
B2 Vitamini (Riboflavin) 0.172 mg % 13.23
kolin 56.1 mg % 10,20
B1 Vitamini (Thiamin) 0,088 mg 7.33%
B3 Vitamini (Niasin) 0.774 mg 4.84%
Beta karoten 1301 µg N / D
Lutein + Zeaksantin 1512 µg N / D
Tokoferol, beta 0.01 mg N / D
Tokoferol, gama 0.35 mg N / D
Lipidler Miktar % DV
Yağ asitleri, toplam doymuş 0.111 g % 0.17
Yağ asitleri, toplam çoklu doymamış 0.238 g % 1.40
Laurik asit (dodekanoik asit) 12:00 0.003 g N / D
Palmitik asit 16:00 (Heksadekanoik asit) 0,078 g N / D
Stearik asit 18:00 (Oktadekanoik asit) 0,018 g N / D
20:00 0.006g
Behenik asit (dokosanoik asit) 22:00 0.007 g N / D
Yağ asitleri, toplam tekli doymamış 0,056 g N / D
Palmitoleik asit 16: 1 (heksadekenoik asit) 0,013 g N / D
17:01 0.003 g
Oleik asit 18: 1 (oktadekenoik asit) 0,041 g N / D
Linoleik asit 18: 2 (oktadecadienoik asit) 0,071 g N / D
Linolenik asit 18: 3 (Oktadekatrienoik asit) 0.167 g N / D
Amino asitler Miktar % DV
triptofan 0,048 g 10.91%
valin 0.193 g % 9.14
Isolösin 0.129 g 7.72%
Treonin 0.134 g % 7.61
histidin 0,088 g % 7.14
Lizin 0.217 g % 6.49
Lösin 0.206 g 5.57%
tirozin 0,084 g % 2.89
Sistin 0,043 g % 2.57
Metionin 0.06g N / D
fenilalanin 0.162g N / D
arjinin 0,28 g N / D
alanin 0,16 g N / D
Aspartik asit 0,461 g N / D
Glutamik asit 0.769 g N / D
glisin 0.141 g N / D
Proline 0.155 g N / D
serin 0,181 g N / D
flavanonlar
kaemferol 1,5 mg N / D
quercetin 1,9 mg N / D
* Yukarıda belirtilen Yüzde Günlük Değerler (% DV’ler) 2000 kalorili diyet alımına dayanmaktadır. Günlük değerler (DV’ler) günlük kalori gereksinimlerinize bağlı olarak farklılık gösterebilir. Bahsedilen değerler ABD Tarım Bakanlığı tarafından önerilmektedir. Bunlar healthbenefitstimes.com tavsiyeleri değildir. Hesaplamalar ortalama 19 ila 50 yaş arasındadır ve 194 lb ağırlığındadır.

Kaynak:

https://ndb.nal.usda.gov/ndb/foods/show/2872

https://www.healthbenefitstimes.com

Balkabağının Bilmeniz Gereken Faydaları

Balkabağının faydaları arasında en etkili olan içeriğinde yer alan beta karotendir, beta karoten en etkili antioksidan kaynağıdır. Bal kabağı bol lifli bir meyve olmasının yanı sıra bol miktarda; Kalsiyum, sodyum, fosfor, potasyum ve demir bulundurur.

Bal kabağı hakkında kısa bilgiler;

  • Balkabağı Meksika ve Orta Amerika menşeli. Avrupalılar gelmeden önce, Güney ve Kuzey Amerika’da yaygın olarak yetiştiriliyordu.
  •  Arkeologlar tarafından yapılan araştırmalar , bal kabağının  ekim ve evcilleştirilmesinin Peru bölgelerde MÖ 4.000 de Meksika bölgesinde ise MÖ 1440–400 yıllarında yetiştirildiği düşülmektedir.
  • Kabaklar, salatalık , kavun , tatlı karpuz , kabak ve karpuz gibi kabak ailesinin bir üyesidir .
  • Balkabağı düşük yağ oranı, kalori ve sodyum bakımından da lif bakımından zengindir. Aynı zamanda mükemmel B Vitamini, A Vitamini, protein, potasyum ve demir kaynaklarıdır.
  • Balkabağının tohumları Mayıs ayının son haftası ile Haziran ayının ortasına kadar ekilir.
  • Kabak kelimesi, ‘büyük kavun’ anlamına gelen Yunanca ‘pepon’ kelimesinden türemiştir.
  • Balkabağının %90 u sudur.

Balkabağının Faydaları

  • Anti kanserojendir.
  • Cilt için yararlıdır.
  • Bağışıklık sistemini destekler.
  • Parkisyon ve Alzheimer’in önlenmesinde.
  • Kansızlığı önler
  • Ruh halinizi iyileştirir.
  • Migreni önler.

Kabak tüketimi ile birlikte sağlığa çeşitli faydalar sağlar. Kalp sağlığını, uykuyu, prostat sağlığını destekler ve çeşitli antioksidan yararları sağlar. Ayrıca cildin daha genç görünmesini sağlar.

  1. Anti kanserojen

Çalışma, A Vitamini alımının, malign hücreleri kontrol ederek birçok kanseri tedavi ettiğini göstermektedir. Retinoik asit, hücre farklılaşması, gelişimi ve kanser tedavisi için esastır. Araştırmacılar, retinoik asitte bulunan moleküler mekanizmaların, kanser hücresinin kaderini kontrol etme yeteneğine sahip olduğuna dair kanıt buldu. Bir diyete ek olarak retinoik asidin eklenmesi kanser gelişimini önlemeye yardımcı olur.

  1. Balkabağının cilde faydaları

A vitamini cildin yeniden büyümesi ve yara iyileşmesi için gereklidir. Epitel hücrelerine hem dış hem de içten yardımcı olmak gereklidir. Kansere karşı savaşmak için güçlü bir silah olarak çalışıyor. Vitamin, yumuşak dokular oluşturmak üzere hücreleri birbirine bağlayan glikoproteinlerin, şekerin ve protein kombinasyonunun oluşması için esastır .

Vücuttaki A vitamini eksikliği, zayıf ten rengi ile sonuçlanır. Çalışmalar, A vitamininin sivilceyi gidermeye yardımcı olduğunu ve cilt sağlığını iyileştirdiğini göstermiştir. Çizgileri ve kırışıklıkları uzak tutan daha fazla kolajen üretmeye yardımcı olur. Cildin genç görünmesini sağlar ve sağlıklı saça katkıda bulunur.

  1. Bağışıklık 

Bağışıklık fonksiyonlarının düzgün çalışması için yeterli miktarda A Vitamini gereklidir, çünkü A Vitamini, bağışıklık cevaplarında rol oynayan genleri düzenlemeye yardımcı olur. Otoimmün hastalıklar, kanser, soğuk algınlığı ve gripten korunmak için gereklidir. Beta karoten ayrıca kronik hastalıkları gidermeye yardımcı olan bağışıklık sistemini güçlendirir.

Çalışma, A Vitamini alan çocukların, ishal ve sıtma gibi sağlık sorunlarının azaldığını göstermektedir. Bu, A Vitamini takviyelerinin, çocuklarda bu tıbbi sorunları tedavi etmede yararlı olduğunu göstermektedir.

  1. Nörodejeneratif hastalığı önler

Bakır ve beyin işlevi üzerine yapılan araştırmalar, Parkinson veya Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif bozukluklardaki bakır tedavisinin pozitif olduğunu göstermektedir. Yüksek seviyede Bakır alımı bakır zehirlenmesine ve beyin fonksiyonlarında bozulmalara neden olabilir. Araştırma, bakır eksikliğinin beyin fonksiyonlarındaki bozulma ve yaşa bağlı bilişsel gerileme şansını artırabileceğini göstermiştir.

  1. Anemiyi önler

Kırmızı kan hücrelerinin ve hemoglobinin sentezi için bakır ve demir esastır. Bakır, bağırsak kanalından demir emilimine yardımcı olur ve depolandığı karaciğere salınacak demiri serbest bırakır. Demir, kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda yardımcı olur. Bakır eksikliğinden dolayı, anemi sebebi olan demir seviyesi de düşmüştür. Aneminin semptomları kas ağrıları, yorgunluk, bozulmuş beyin fonksiyonu ve sindirim problemleridir.

  1. Beyin sağlığı

Bakır, enerji, ruh hali, görünüm ve odaklanma için gerekli olan nörotransmiter olan galaktoz ve dopamin gibi beyin yollarının çalışması için hayati öneme sahiptir. Bakır eksikliği, yorgunluk, kötü ruh hali, düşük metabolik aktivite ve ayrıca konsantrasyon problemi ile sonuçlanır. C vitamini ve süperoksit dismutaz, tirosinaz ve askorbat oksidaz ile birlikte bakır, beyindeki serbest radikal hasarını ortadan kaldırmaya yardımcı olur ve yaşlanma sürecini geciktirir. Ayrıca nörodejeneratif hastalıkları ve kanseri önler.

  1. Ruh halinizi iyileştirin

Kandaki yeterli miktarda demir, dopamin, serotonin ve diğerleri gibi hormon dengesine bağlı olarak ruh halinin korunmasına yardımcı olur. Düşük oksijen seviyesi beyin fonksiyonlarını sentezleyemez. Bu demir eksikliği nedeniyle uyku bozuklukları, kötü ruh hali, motivasyon eksikliği ve kötü uyku ile sonuçlanır.

  1. Migreni önlemek

B2 Vitamini, migren sırasında oluşan ağrılı baş ağrılarının üstesinden gelmeye yardımcı olur. Doktorlar, baş ağrıları veya migren ataklarını tedavi etmek için riboflavin’i yüksek dozda önermektedir. Riboflavin takviyeleri migren sıklığının azaltılmasına yardımcı olur, migren sırasındaki ağrı ve semptomları azaltır ve ayrıca migren süresini kısaltır.

  1. Krampları önlemek

Potasyum bakımından zengin gıdaların alımı, kas kramplarını azaltmaya yardımcı olur ve kas gücünü arttırır. Kas krampları, vücutta mevcut düşük potasyum seviyesinin bir sonucudur. Aynı zamanda, kişi susuz kaldığında ve egzersizden önce ve sonra yeterli miktarda potasyum almadığında da olur.

  1. Osteoporozu önlemek

Çalışmalar, potasyum yönünden zengin besinler alımının osteoporoz gibi yaşa bağlı hastalıkları önleyen kemik yoğunluğunu arttırdığını göstermiştir . Ayrıca yaşlı erkekler ve menopoz sonrası kadınlar için etkilidir.

Balkabağının yenilebilir kısımları Nelerdir?

  • Genç sürgünler ve yapraklar sebze olarak kullanılır, güveç ve çorbalara eklenir.
  • Kabak çiçeği çiğ veya pişmiş olarak tüketilir.
  • Kabak çiçekleri, soğan , balık ve domates ile kızartılarak yapılan yemek tariflerinde tüketilir .
  • Meyveler yahnilerde, reçellerde , turtalarda, körilerde ve kabuklularda kullanılır.
  • Etili kısmın toz şekli ekmek ve kek yapmak için tahıllarla kullanılır.
  • Balkabağının faydaları arasında Püresinin bebeklere güvenle verilebilmesidir.
  • Tohumlar kurutulmuş, çiğ, kavrulmuş ve atıştırmalık yiyecek olarak tüketilir.
  • Kabak tohum ürünleri ekmek takviyesi için kullanılır.

Balkabağının sağlık için kullanım yerleri

  • Balkabağının çekirdeğinin faydları arasında karın kramplarına ve bağırsak solucana karşı kullanılması vardır. Balkabağı tohumları taze ve kavrulmuş olarak kullanılır.
  • Tohumlardan yapılan bir emülsiyon, vücuttan gelen tapeworları ve parazitleri ortadan kaldırmak için yararlıdır.
  • Yerli Amerikalılar bağırsak enfeksiyonlarını ve böbrek sorunlarını tedavi etmek için kabak çekirdeği kullanır.
  • Çiçekler küçük sakatlıkları yatıştırmak için kullanılır.
  • Kök kaynatılarak galactogue olarak kullanılır. Süt arttırıcı olarak kullanılır.

Balkabağının Cilde Faydaları

  1. Gözeneklerin kapanmasını engelleyen balkabağı siyah nokta oluşumunu da engellemektedir.
  2. Ciltteki nem oranını dengede tutan balkabağı cildin kurumasını engeller.
  3. Düzenli balkabağı tüketiminde cilt lekelerden arınır.
  4. Balkabağı ile yapılan maske sonucunda ciltteki ölü deriler temizlenir.
  5. Nemlendirme etkisi sayesinde cildin kırışmasını önler.

 

Balkabağı ile Nemlendirme Maskesi

  • Bal ( 1 çay kaşığı )
  • Balkabağı ( 1 tatlı kaşığı )
  • Süt ( 1 çay kaşığı )

Yapılışı: Balkabağını ezip püre haline getirdikten sonra diğer malzemelerle karıştırın ve temizlenmiş cildinize karışımı yedirerek sürün. 15 dakika süresince bekledikten sonra su ile cildinizi durulayıp havlu kağıt ile kurulayın. Ardından cildinize yağsız bir krem uygulayın.

 

Balkabağı ile Peeling Maskesi

  • Bal ( 1 çay kaşığı )
  • Yoğurt ( 2 tatlı kaşığı )
  • Balkabağı püresi ( 4 tatlı kaşığı )

Hazırlanışı: Malzemeleri karıştırıp temizlenmiş cildinize fırça yardımcı ile maskeyi yedirin. 15 dakika cildinizde beklettikten sonra bol su ile cildinizi durulayın. Haftada 1 kere peeling maskesini cildinize uygulayın.

Balkabağı Besin değeri

USDA’ya göre, bir bardak balkabağına (çiğ) 30 kalori, 1.16 gram protein, 0.12 gram toplam yağ ve 0.6 gram şeker ve 3.2 gram şeker içeren 7.54 gram karbonhidrat dahildir. Kalorisi az besin değeri yüksek olduğu için diyetisyenlerin önerdiği bir besindir. 116 gram bal kabağı , günlük istiyacınızda ki A vitamininin yaklaşık% 70, Bakırın yaklaşık% 16 ve Demirin yaklaşık% 11 oranında karşılamaktadır.

Porsiyon Boyutu:  1 Bardak (1 “küp), 116 gr

Kaloriler  30 Kcal.Yağdaki Kaloriler  1.08 Kcal.

yakınlık Miktar % DV
Su 106,26 g N / D
Enerji 30 Kcal N / D
Enerji 126 kJ N / D
Protein 1.16 g 2.32%
Toplam Yağ (lipit) 0,12 g % 0.34
Kül 0,93 g N / D
Karbonhidrat 7.54 g % 5.80
Toplam diyet lifi 0.6 g % 1.58
Mineraller Miktar % DV
Kalsiyum, Ca 24 mg % 2.40
Demir, Fe 0,93 mg % 11,63
Magnezyum, Mg 14 mg % 3.33
Fosfor, P 51 mg % 7.29
Potasyum, K 394 mg 8.38%
Sodyum, Na 1 mg % 0.07
Çinko, Zn 0.37 mg % 3.36
Bakır, Cu 0.147 mg 16.33%
Manganez, Mn 0.145 mg % 6.30
Selenyum, Se 0.3 µg % 0.55
Vitaminler Miktar % DV
Suda çözünür Vitaminler
B1 Vitamini (Thiamin) 0,058 mg % 4.83
B2 Vitamini (Riboflavin) 0.128 mg 9.85%
B3 Vitamini (Niasin) 0.696 mg % 4.35
B5 Vitamini (Pantotenik asit) 0.346 mg % 6.92
B6 Vitamini (Piridoksin) 0,071 mg 5.46%
B9 Vitamini (Folat) 19 µg 4.75%
Folik asit 0 µg N / D
Folat, yemek 19 µg N / D
Folat, DEF 19 µg N / D
kolin 9.5 mg 1.73%
C vitamini (Askorbik asit) 10.4 mg 11.56%
Yağda çözünen vitaminler
A vitamini, RAE 494 µg 70.57%
A vitamini, IU 9875 IU N / D
Beta karoten 3596 µg N / D
Alfa Karoten 4659 µg N / D
Lutein + Zeaksantin 1740 µg N / D
E Vitamini (alfa-tokoferol) 1.23 mg 8.20%
K Vitamini (filokinon) 1,3 µg % 1.08
Lipidler Miktar % DV
Yağ asitleri, toplam doymuş 0,06 g N / D
Laurik asit (dodekanoik asit) 12:00 0.001 g N / D
Mistik asit 14:00 (Tetradekanoik asit) 0.007 g N / D
Palmitik asit 16:00 (Heksadekanoik asit) 0,043 g N / D
Stearik asit 18:00 (Oktadekanoik asit) 0.003 g N / D
Yağ asitleri, toplam tekli doymamış 0,015 g N / D
Palmitoleik asit 16: 1 (heksadekenoik asit) 0.007 g N / D
Oleik asit 18: 1 (oktadekenoik asit) 0.007 g N / D
Yağ asitleri, toplam çoklu doymamış 0,006 g N / D
Linoleik asit 18: 2 (oktadecadienoik asit) 0,002 g N / D
Linolenik asit 18: 3 (Oktadekatrienoik asit) 0.003 g N / D
fitosteroller 14 mg N / D
Amino asitler Miktar % DV
triptofan 0,014 g % 3.18
Treonin 0,034 g % 1.93
Isolösin 0,036 g % 2,15
Lösin 0,053 g % 1.43
Lizin 0,063 g % 1.88
Metionin 0,013 g N / D
Sistin 0.003 g N / D
fenilalanin 0,037 g N / D
tirozin 0,049 g N / D
valin 0,041 g % 1,94
arjinin 0,063 g N / D
histidin 0,019 g 1.54%
alanin 0,032 g N / D
Aspartik asit 0.118 g N / D
Glutamik asit 0.213 g N / D
glisin 0,031 g N / D
Proline 0,03 g N / D
serin 0,051 g N / D
flavonlar Miktar % DV
luteolin 1,9 mg N / D

 

Acı Biberin Faydaları

Acı Biberin Faydaları Nelerdir?

Acı biberin faydaları: Acı biberde bulunan kapsaisin maddesi terapatik etkileri sayesinde hastalıklara şifa oluyor. Tüm dünyada yetişebilen acı biber pek çok yemekte kullanılır ve vücudun vitamin, kalsiyum ve potasyum ihtiyacını karşılar.

Acı Biberin Faydaları Nelerdir?

Acı Biber Gribe Karşı Korur

Vücudun beta karoten ihtiyacını tek bir besinle sağlayan acı biberden günde 1 kez yemeniz yeterlidir. C vitamini açısından zengin olan acı biber vücudun dayanıklılığını arttırarak gribe karşı vücudunuzu koruma altına alır.

Acı Biber Ağrıları Dindirir

Doğal maddesi capsaicin olan acı biber ağza değdirildiği anda yakıcı bir his uyandırır. Bu his sayesinde sinirler yumuşayarak beyinde endorfin salgılar. Beyin bölgesinde salgılanan endorfin vücutta ağrı kesici etkisi oluşturur.

Acı Biber Kolesterolü Düşürür

Üniversiteler tarafından yapılan araştırmalarda acı biberin yenmesi sonucunda trigliseritlerin düşmesi gözlenmiş bunun sonucunda da kötü kolesterolde azalma görülmüştür.

Acı Biber Kalp Krizi Riskini Azaltır

İçerisinde C vitamini, beta karoten ve antioksidan bulunmasından vücudu kansere ve kalp krizi riskine karşı korur. Dolaşımın hızlanmasında etkili olan acı biber felç geçirme riskini en aza indirir.

Acı Biber Ülseri Engeller

Midedeki mikropların ölmesinde etkili olan acı biber mide rahatsızlıklarında en çok görülen ülserin ilerlemesini önler.

Acı Biber Zayıflamaya Yardımcıdır

İştah açıcı olarak çok tercih edilmese de acı biber iyi bir zayıflatıcıdır. Kabızlık sorununun önlenmesinde etkili olan acı biber aynı zamanda metabolizmanın hızlanmasını sağlar.

Acı Biber Bronşiti Hafifletir

Solunum zorluğu yaşayanlarda etkili olan acı biber, balgam söktürür ve kronik bronşit rahatsızlıklarında etkilidir.

Acı Biber Sindirimi Rahatlatır

Sindirim salgısını arttıran acı biber iştah açması sayesinde sindirim daha rahat olmasını sağlar.

Acı Biber Kabızlığı Giderir

Lif açısından zengin olan acı biberden günde 1 tane yiyerek kabızlık sorununuzu önleyebilirsiniz.

Kısaca Acı Biberin Faydaları

  • Kanserli hücrelerin öldürülmesini sağlar yani doğal bir kemoterapi görevi görür.
  • Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
  • Yağ yakma özelliği sayesinde kolay zayıflamaya yardımcı olur.
  • Kan dolaşımını hızlandırır.
  • Grip mikrobunu önleyerek nezle ve soğuk algınlığı olmanızı önler.
  • Yaşlanmayı geciktirerek daha genç görünmenizi sağlar.
  • Şekerin düşmesini sağlar.
  • Kan şekerini düzenler.
  • Romatizmadan dolayı oluşan eklem ağrılarını azaltır.
  • İktidarsızlığa karşı vücudu güçlendirir.
  • Vücudu toparlayarak olası çarpma ve burkmalarda şişmelerin az olmasını sağlar.
  • Dolu sinüsleri açarak rahat nefes almanızı sağlar.
  • Ödem oluşmuş vücudun şişliğini gidermeden yardımcıdır.

Acı Biberin Zararları

  1. Fazla tüketildiğinde hemeroid rahatsızlıklarında zorlanma oluşturur.
  2. Ülser sorunu bulunanlar aşırı acı biber tüketmemeliler.
  3. Acı biber yiyenlerde sinirlilik bir nebze daha fazladır.

Baklanın Faydaları

Baklanın Faydaları Nelerdir?

Bakla; protein ve vitamin açısından zengin bir sebzedir. Taze baklaya göre daha faydalı olan kuru baklada aynı zamanda magnezyum, potasyum B1, B2, B6 ve K vitaminleri de bulunur.

 

Baklanın Faydaları

  • Böbreklere Faydalıdır: Böbreklerde oluşan kumun atılmasını sağlayan bakla böbreklerin düzgün çalışmasını sağlayarak idrar yollarından temizlenmesine yardımcı olur.
  • Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Zayıflayan bağışıklık sistemi sonucunda kış hastalıklarına yakalanmamak neredeyse imkansız. Bakla bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak grip ve soğuk algınlığına karşı vücudu koruma altına alır. Aynı zamanda üst solunum yollarının korunmasını sağlayan bakla öksürük ve balgam sökmede oldukça güçlüdür.
  • Kalbe Sağlığını Korur: A ve C vitaminleri kalbin dostudur. Baklada bol miktarda bulunan bu vitaminler sayesinde damar tıkanıklıkları giderilir ve kanın pıhtılaşması önlenerek daha sağlıklı bir yaşam sunar.
  • Parkinson Hastalığı İle Mücadele Eder: Hızla yayılan parkinson hastalığının etkilerini azaltmak veya olmasını engellemek mümkün. İçeriğinde bulunan magnezyum, demir ve fosfor sayesinde parkinson hastalığına neden olan genlerin ilerlemesini engeller. Parkinson rahatsızlığında sık görülen sinirsel durumlar bakla tüketilerek hafifletilebilir.
  • Bakla Göz Sağlığını Korur: Yaşlılık döneminde eksik alınan vitamin ve mineral sonucunda göz hastalıklarının görülme şansı çok yüksektir. Lutein açısından zengin olan bakla tüketerek yaşlanma ile başlayan göz hastalıklarından korunabilirsiniz.
  • Kan Şekerinin Düzenlenmesini Sağlar: Kan şekerinin sağlıklı düzeyde kalmasını sağlayan bakla kötü kolesterol ile de mücadele eder. Bunun sonucunda inme ve felç rahatsızlığına yakalanma olasılığınız azalmış olur.
  • Bakla Bağırsakları Hareketlendirir: İçeriğindeki lifler sindirim sistemi için faydalıdır. Kolon kanseri riskini azaltan bakla kabızlık problemini önleyerek bağırsakların harekete geçmesini sağlar.
  • Anemi İçin Bakla: Demir eksikliğinden kaynaklanan anemi hastalığına bakla iyi gelir. Kalsiyum ve demir açısından zengin olan bakla anemi rahatsızlığına iyi geldiği gibi kalsiyum alımı sonucu kemiklere de faydalıdır.

 

Kısaca Baklanın Faydaları

  • İdrarın artmasını sağlar.
  • Bağırsakta oluşan parazitler bakla ile atılır.
  • Doğum sonrasında oluşan akıntının rahat atılımını sağlar.
  • Deri rahatsızlıklarına faydalıdır.
  • İshali keser.
  • Baş ağrılarını dindirir.

 

Hastalıklar İçin Baklanın Kullanımı

  • Böbrek ağrıları için: 15 gram bakla çiçeği 5 su bardağı suda haşlanır ve bu su günde 2 – 3 kaşık tüketilir. Böbrek kumu ve taşını kolay atar.
  • Kanamalar için: Bakla ortadan ayrılıp kan akan yaranın üzerine konulduğunda kanın durmasını sağlar.
  • Cilt için: Bakla suyu ile her gün yüz yıkanırsa ciltteki pütürlükler giderilir, cilt daha aydınlık ve sağlıklı görünür.
  • Çıbanlar için: Arpa unu ile karıştırılıp çıbanlara konursa çıbanın iltihabını azaltır.
  • Katarakt için: Baklalar dövülerek göze sürülürse, göz merceğindeki kireçlenme zamanla azalır ve katarak bu sayede tedavi edilebilir.

 

Baklanın Zararları

  • Favizm hastalığına neden olabilir ve çok yendiğinde ölüme kadar neden olabilir.
  • Gebe kalmak isteyen bayanların bakla yemesi önerilmez hamileliğin önlenmesine neden olur.
  • Tavuklara aşırı yedirilen bakla yumurta yapmasını önler.

 

Enginar ve Faydaları

Köken olarak Etiyopya’da ilk olarak yetiştirilen enginar Mısır üzerinden Batı Avrupa’ya ve oradan da tüm Avrupa’ya yayılarak popüler bir bitki haline gelmiştir. Enginarın yaprakları antik Yunan döneminde sindirim sistemi hastalıklarına karşı ilaç olarak kullanılmış ve soylu ailelerin sofralarını süsleyen bir bitki olarak tanınmıştır.

Enginarın Besin İçeriği

Enginar bitkisi besinde değeri yüksek olan, sahip olduğu vitamin, minarel ve antioksidanlar ile bağışıklık sisteminin destekleyicisi olmuştur. Enginar bitkisinin içeriğinde;

  1. C vitamini, K vitamini, B 6, E vitaminleri yüksek oranda,
  2. Niasin, Riboflavin, folat gibi antioksidan özelliği yüksek olan minarelleri,
  3. Kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, çinko, manganez gibi gelişime yardımcı minarelleri,
  4. Yüksek oranda lifi yapısı ile sindirim sistemi enzimi üretimine yardımcı olan trefavin minareli yer almaktadır.

Enginarın Faydaları

Sindirim sistemi; Enginar yüksek oranda lifli yapısı ve sindirim enzimi sentezini hızlandıran trefavin minareli ile sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasını ve bağırsaklarda sentezlenmesi gereken sindirim enzimlerinin sentezinin gerçekleşmesini sağlar.

Anemi ( kansızlık ) ; Demir minareli açısından çok zengin olan enginar bitkisi demir ihtiyacını karşıladığı için demir eksikliğine bağlı olarak gelişen demir anemisi hastalığının oluşmasını önler. Anemi rahatsızlığı bulunan hastaların tedavisinde doğal tedavi olarak uygulanır.

Karaciğer hastalıkları; Enginarın yapraklarında kolestrol düzenleyici ve yağ yakıcı özelliği ile HMG – CoA Redüktaz enzimi sentezini düzenleyerek karaciğerde yağlanma oluşmasını önler. Ayrıca karaciğer büyümesine bağlı olarak ortaya çıkan karaciğer hastalıklarının oluşmasını da önler. Enginar, safra sıvısı oluşumu da düzenleyerek karaciğerin toksinlerden arınmasını sağlar.

Tansiyon; Enginarın faydaları arasında kan basıncını düzenleyici enzimler yer aldığı için tansiyonun doğal yollardan düzenlenmesine de katkı sağlar.

Mide hastalıkları; Enginar lifli bir yapısı olması ve mide asiti düzenleyici özelliği olması nedeniyle mide yanmasını önlediği gibi mide içindeki asit baz dengesini sağlayarak mide ekşimesinin oluşmasını önler. Sürekli bulantı ve kusma rahatsızlıklarına doğal ilaç olarak enginar yaprağı kaynatılarak duyu içilir.

Kolestrol; Yağ yakıcı özelliği ile vücutta yağ bağlanmasını önleyerek yağ oranının artmasını sağlayan enginar doğal bir kolestrol düzenleyici olarak doktorlar tarafından hafta da en az 1 kere tüketilmesi tavsiye edilir.

İdrar yolları; Enginar tüketilmesi idrar yıllarında iltihap oluşmasını önlediği gibi vücutta bulunan fazla suyun dışarı atılmasını sağlayarak idrar söktürücü özellik gösterir. Ancak enginarın fazla tüketilmesi vücudunuzu susuz bırakma riski ile karşı karşıya kalmanıza neden olabileceği için tüketim miktarına dikkat edilmesi gereklidir.

Enginar Nasıl hazırlanır ?

Enginar sebze yemekleri ile birlikte kullanılan bir besin türü olduğu gibi zeytinyağlılar ile soğuk bir şekilde de servis edilebilir. Enginarın gövdesini bütün olarak 45 dakika kadar açık bir tencere de kaynattıktan sonra süzme işlemine tabi tutun. Süzme işleminden sonra enginarın yaprakları kolay bir şekilde temizlenir. Temizleme işlemlerini bitirdikten sonra bir servis tabağı içine yoğurt, mayonez, isteğe bağlı baharat sosu koyup içine enginar dilimleri koyun ve karıştırıp servis edin. Enginarın bu tarifi herkes tarafından beğenilen bir tariftir.

Enginarın Zararları

Enginarın faydaları kadar doğru tüketilmemesi veya fazla tüketilmesine bağlı olarak insan vücudunda olumsuz etkiler meydana getirir. Enginarın zararlarını;

  1. Aşırı tüketilmesi vücudun susuz kalmasını enden olabileceği gibi karın şişkinliğine de neden olur.
  2. Hamile kadınlarda düzenli ilaç kullanımını olumsuz etkileyeceği için tüketilmeden önce doktorunuza sormanız gereklidir.
  3. Aşırı tüketilmesi durumunda yağ yakıcı özelliği nedeni ile hızlı kilo kaybı yaşamanıza ve vücut direncinizin düşmesine neden olur.
  4. İshal olan bireylerin tüketmesi durumunda ishalin şiddetlenmesi ve kişinin vücut sağlığını kaybetmesine neden olur.

En Etkili Cinsel Gücü Artıran Yiyecek ve İçeceklerin Listesi

Her insan dönemsel olarak cinsel hayatında sorunlar yaşayabilir ve bu durumu gidermek için bazı yollara başvurabilir. Çevresel faktörler dahil olmak üzere, psikolojik durumlar ve beslenme şekli de bu sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.  Şehir hayatı ve geçim stresi çoğu zaman insanları bunaltır ve mental olarak yorar. Ya da bozuk bir uyku düzeni, insanı güçten düşürebileceği ve daha stresli bir insan yapabileceği gibi, cinsel olarak da bazı sorunlara neden olabilir.

Bütün bu nedenlerin yanı sıra; kötü bir beslenme alışkanlığı da cinsel gücü oldukça etkiler ve performansı düşürür. Uyku düzeni ve beslenme alışkanlığı düzgünse, bununla birlikte herşey yolundaysa ve cinsel sorunlar yine de varsa, cinsel gücü arttıran yiyecek ve içecekler başvurulması gereken bir çözüm yolu olabilir.

CİNSEL GÜCÜ ARTTIRAN YİYECEKLER

PEKMEZ

Pekmez, içerisinde bulunan mineraller sayesinde hem kan oluşumunu hızlandırır hem de kişiye enerji verir. Ayrıca pekmezin içindeki demir, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller; cinsel isteği ve gücü arttırmakta oldukça etkilidirler.

ANTEP FISTIĞI

İçerisinde bolca E vitamini ve protein bulunduran antep fıstığı; düzenli olarak tüketildiği sürece insana enerji verir ve cinsel gücü arttırır.

FINDIK, CEVİZ, BADEM

Vitamin, protein ve lif açısından oldukça zengin olan bu besinler; vücuttaki kasların ve sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasına ve daha az yorulmasına yardımcı olur. Cinsel gücü arttırıcı özelliği de bulunan bu gıda grubu, cinsel olarak sorun yaşayan insanların kullanıma sunulur ve oldukça etkilidir.

GİNSENG

Ginseng, bazı gıdalara daha sonradan katılabilen bir madde olarak vitamin ilaçlarının içinde de bulunur. Ginseng içeren herhangi bir şey tüketmek cinsel gücü arttırır. Zaten hali hazırda Çin’de onlarca yıldır istek arttırması açısından kullanılır.

SARIMSAK

Sarımsak, içerisinde bulundurduğu maddeler sayesinde insana enerji verir ve cinsel hayatı canlandırır.

BAL

Bal; hem kadınlarda, hem de erkeklerde cinsel gücü arttıran yiyecekler ve içecekler denince akla ilk gelen yiyeceklerden. Kadınlarda östorojen hormonunun salgılanmasını arttırdığı gibi erkekte de testesteron hormonlarını uyandırır. Her sabah ve ilişkiden önce tüketilen balın, cinsel gücü arttırmada son derece etkili olduğu ispatlanmıştır.

ET, TAVUK VE BALIK

Bolca protein barındıran bu besin grubu; insana direnç, enerji ve güç verir. Her gün tüketilen protein, cinsel gücü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca balığın içerisinde bulunan omega 3’te cinsel gücü arttırır.

MESİR MACUNU

Mesir macunu bir efsanedir, bazı rivayetlere göre içinde 41, bazı rivayetlere göre de içinde 101 farklı baharat ve besin öğesi barındırır. Mesir macununun zengin içeriği; insana enerji verir ve cinsel istekleri ortaya çıkarır. İlişkiye girmeden yarım saat önce tüketilen mesir macunu, olumlu etkinin alınmasını sağlayacaktır.

CİNSEL GÜCÜ ARTTIRAN İÇECEKLER

KEFİR

Kefir, uzun yıllardır tüketilen ve sütten elde edilen bir içecektir. Kıvam olarak biraz daha koyu olan kefir, çok farklı mikrobiyolojik yapısıyla cinsel gücü arttırmaya etki eder. Türk içeceği olan kefir, eski zamanlarda gençlik iksiri olarak adlandırılırdı.

KAHVE

İçerisinde bulunan kafein sayesinde beyni uyarıcı özelliği olan kahve, cinsel açıdan da insanın daha aktif olmasını sağlayabilir.

REZENE ÇAYI

Cinsel isteği ve gücü arttırıcı olan rezene çayı, çok uzun zamandır bu sorunun tedavisinde kullanılan doğal ilaçlardan.

ZENCEFİL ÇAYI

Yüzyıllardır cinsel gücü arttırmak için kullanılan zencefil, kan sulandırıcı ve direnç verici etkisi olan limon ile birleştiğinde adeta cinsel bir doping oluyor. Zencefil, cinsel duyguları fazlasıyla ön plana çıkarır.

YASEMİN ÇAYI

Oldukça etkili bir içecek olan bu çay, cinsel gücü arttırmada başvurulan yöntemlerden birisi. Ayrıca yasemin çayı iyi bir uyarıcıdır.

Bütün bu cinsel gücü arttıan yiyecek ve içecekler, denenmeye değer olsa da, kesinlikle doktor reçetesi değildir. Cinsel problemler, bazen daha farklı rahatsızların belirtisi olabiliyor. Kronik bir şekilde devam eden cinsel sorunlar için kesinlikle uzman bir hekime başvurulmalı ve mutlaka gerekli testler yapılmalıdır.

Ayrıca kaliteli bir cinsel hayat için kaliteli bir yaşam sürmekte oldukça önemlidir. Uyku düzeni ve beslenme gibi faktörler, cinsel hayatı olumlu veya olumsuz etkileme konusunda oldukça önemli bir yere sahiptirler.

CİNSEL GÜCÜ ARTTIRAN BİTKİLER

LAVANTA 

Lavanta yağı ya da suyu, cinsel gücü artıran özelliklere sahiptir. Yemeklere, salatalara bir kaç kaşık eklenebilir.

TANE KARANFİL

Karanfil taneleri doğal afrodizyak özelliklere sahiptir. Ayrıca karanfil yorgunluğa da iyi gelir.

HAŞHAŞ TOHUMU

Haşhaş tohumu cinsel performansı artırır.

POLEN

Son yıllarda yapılan araştırmalar, polenlerin cinsel gücü ve performansı etkilediğini göstermiştir.

Bamyanın Faydaları

Bamyanın Faydaları

Bamyanın faydaları arasında en dikkat çeken antioksidanları bol miktarda bulundurmasıdır. İçeriğinde vitamin, elektrolit ve mineral barındıran bamya saç gelişiminden cilt sağlığına kadar bir çok özelliğe sahiptir.

 

Bamyanın Faydaları

  • Saç Gelişiminde Etkilidir: Bamya suyu kuru ve yıpranmış saçlar için birebirdir. Saçların nemlenmesini sağlayan bamya aynı zamanda güçlenerek sağlığına kavuşmasına da destek verir. Özellikle saç derisi sağlığı için gerekli olan bamya suyunu her banyo sonrasında saçlarınıza uygulayabilirsiniz.
  • Bamya Sindirim Sistemini Koruyor: Lif açısından zengin olan bamya sindirim sistemini hareketlendirerek kolon kanserinden vücudunu korur ve daha kolay kilo vermenize destek verir.
  • Cilt Sağlığı İçin Önemli: İçeriğinde C vitamini barındıran bamya ciltte bulunan dokuların güçlenmesine yardımcı olur. Yaşlanmanın yavaşlamasında da önemli rol oynayan bamya ciltteki hasarların tamirinde son derece etkili.
  • Kolesterolü Dengeler: Kolesterol seviyesini dengeleyen bamya kalp sağlığının da korunmasını sağlıyor.
  • Bamya Gebe Kalmayı Kolaylaştırıyor: Hamile kalmak isteyen bayanlara tavsiye edilen folat bamyada yüksek oranda bulunuyor.
  • Kilo Problemini Önler: Kilo problemi olan obezite rahatsızları pişmiş veya çiğ olarak bamya tükettiklerinde bu sorunu bir hayli azaltmış olurlar. Tek başına etkili olmasa da kilo verme dönemlerinde tüketebileceğiniz etkili bir besindir.
  • K Vitamini Zengini: K vitamininin faydalarından dolayı bamya tüketenlerde kan pıhtılaşması daha az görülür. K vitamini diğer yandan kemik gelişimi içinde oldukça sağlıklı bir besindir.
  • Güneşten Korur: Güneşin vücuda verdiği zararları oldukça azaltan bamyayı yaz aylarında sık sık tüketmekte fayda var.
  • Astıma Faydalı: Kronik astım hastaları bamya tükettiklerinde kendilerini çok daha iyi hissediyorlar.

 

Bamyanın Diğer Faydaları

  1. Hastalıklara yakalanma riskini en aza indirir.
  2. Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkilidir.
  3. Yaşlılıkla birlikte gelen görme problemlerini azaltır.
  4. Kansızlığa iyi gelir.
  5. Diyetlerde bamya tüketilmelidir.

 

Bamya Tohumunun Faydaları

  1. Kalp ve damar rahatsızlıklarından korur.
  2. Sindirim sistemini sağlığını olumlu yönde etkiliyor.
  3. Kemik yapısını güçlendirerek kemik sağlığını da koruyor.
  4. Sinir sistemine faydalıdır.
  5. Kabızlık gibi hazımsızlık sorunları olanlara tavsiye edilir.
  6. Bağırsakları hareketlendirerek kilo sorununu engeller.
  7. Kan hücrelerini besler ve sağlıklı şekilde çoğalmalarını sağlar.

 

Bamya Çiçeğinin Faydaları

  • Amber çiçeği olarak da bilinen bamya çiçeği kurutulup çay şeklinde tüketilmektedir.
  • Kan şekerini dengeler.
  • Enfeksiyon rahatsızlıklarına karşı vücudu korur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendiren bamya hastalıklara karşı savunma başlatır.
  • Bamya çiçeğinin suyu demlenip yüze sürüldüğünde sivilcelere iyi gelmektedir.
  • Bağırsak ve mide iltihaplarına iyi gelir.
  • Bağırsakları çalıştırır.
  • Şeker hastalığına faydalıdır.

 

Bamyanın Zararları

Aşırı tüketimde ishal gibi problemlere neden olabilir. Bunun dışında belirgin bir yan etkisi olmayan bamyayı hamile ve emziren bayanlar doktora danışarak tüketmeliler.

Alabaşın Faydaları

Pek çok yerde vitamin deposu olarak da geçen Alabaş, günümüzde doğal bir tedavi yöntemi olarak sık sık tercih edilmektedir. Doğanın çok az bilinen en şifalı ve en lezzetli sebzelerinden birisi olan alabaş, semt pazarlarında olduğu kadar marketlerde de karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Çok sayıda faydası ve aynı zamanda kendine has tadı ile birçok kişinin vazgeçemediği sebze türlerinden alabaş, şekli itibari ile turpgiller ailesinin bir üyesidir. Lahana ve şalgama benzeyen görüntüsünün yanı sıra mora çalan pembe ve açık yeşil gibi renklerde olabilen bu sebze, yumrusu ve yumrusundan çıkan yaprakları ile sevimli bir görüntü çizmektedir. Ülkemizde farklı bölgelerde cehennem topuzu, kohlrabi, yer lahanası ya da alabaş turpu olarak da geçen bu enfes sebze, içerdiği besin lifleri bakımından da en şifalı sebzeler listesinde ilk sıralarda gelmektedir. Vücut gerekli olan pek çok vitamin ve minerali bünyesinde barındıran ve özellikle A, B ve C vitamini deposu olarak dikkat çeken alabaş ayrıca demir, kalsiyum, fosfor ve potasyum açısından oldukça zengindir. Bu da alabaşı özellikle birçok kanser türü üzerinde oldukça etkili bir bitki haline getirmektedir. Tüm bunların yanı sıra alabaşın faydalarını öğrenmek isteyenlere de yazımızın devamında en bilinen yararları üzerinden örnekler verilebilir.

Alabaşın Faydaları

Doğada bulunabilecek en şifalı ve en değerli bitkilerden birisi olarak da tanımlanabilen ve özellikle ülkemizin hemen hemen her bölgesinde rahatlıkla temin edilebilmesiyle tercih edilen alabaş,

  • İçerdiği bol miktarda potasyum ile tansiyonu dengelemek amacıyla kullanılabilir.
  • Kalp ve damar hastalıkları ile mücadele eden kişilere iyi bir destekçidir.
  • Demir içeriği ile anemi rahatsızlığında ek bir tedavi seçeneğidir.
  • İyi bir antioksidan olarak vücuttaki serbest radikaller ile mücadele eder.
  • Kanserli hücrelerin oluşumunu önler. Var olan kanserli hücrelerin azalmasını sağlar.
  • Kan basıncını düzenler.
  • Yorgunluk hissiyatını giderir.
  • Stres ve sinir gibi olumsuz hisleri giderir ve kişilerin kendilerini çok daha rahat hissetmelerini sağlar.
  • Katarakt rahatsızlığı riskini azaltır.
  • Böbreklerin daha iyi çalışmasına yardım eder. Böbrek hastalıklarında tercih edilebilir.
  • Bol vitamin içeriği ile solunum yolu rahatsızlıkları için kullanılabilir.
  • Nefes darlığı sorunlarına iyi gelir.
  • Astım üzerinde iyileştirici etki gösterir.
  • Vücutta meydana gelebilecek felç riskini en aza indirir.
  • Bronşit hastalığında ek bir terapi yöntemi olarak tüketilebilir.
  • Emziren annelerde süt arttırıcı etkisi ile bilinir.
  • Grip ve nezle gibi hastalıklara yakalanan kişilerin daha hızlı iyileşmelerini sağlar.
  • Sürekli devam eden öksürük hali için tüketilebilir.
  • Akciğere bağlı olarak meydana gelen rahatsızlıklarda tedavi edici olarak tercih edilebilir.
  • Düşük kalori içermesi nedeniyle diyet dönemindeki kişilerin destekçisidir.

Alabaş Nerede Bulunur?

Alabaşın faydalarından kısaca bu şekilde bahsedildikten sonra alabaşı nereden bulabileceğini öğrenmek isteyenlere de bu sebzenin dört mevsim yetişebilen nadir sebzelerden birisi olduğundan söz edilebilir. Türkiye’de en çok Karadeniz ile Marmara Bölgesi’nde yetiştirilen alabaş ayrıca Ege Bölgesi’nin en önemli şehirlerinden olan İzmir’de de bolca üretilir. Çoğu zaman marketlerde manav kısımlarında karşılaşılabilecek olan alabaş ayrıca semt pazarlarından ya da manavlardan da rahatlıkla temin edilebilir.

Alabaş Nasıl Kullanılır?

Alabaşın faydalarından sonra merak edenler için bu sebzenin hangi yollarla yenebileceğinden de söz edilebilir. Genellikle yapraklarından yapılan salatalar aracılığı ile tüketilen alabaş, yumru kısmının turp gibi dilimlenmesi ve limonla soslandıktan sonra salata şeklinde tüketilmesiyle de faydalarını tam anlamıyla gösterebilir. Yumru kısmını rendeleyerek kullanmak bu sebzeyi ayrıca diğer sebze yemekleri ile bir araya da getirebilmekte ve bu şekilde de lezzetli yemekler yapılabilmesine olanak vermektedir. Alabaşın faydalarını değerlendirmek isteyenlerin çoğu defa yumru kısmını haşlayarak ya da fırınlayarak tükettikleri de bilinmektedir.

Alabaşın Yan Etkisi Var mı?

Alabaşın faydalarını gören ve bu bitkiyi tüketmesi halinde herhangi bir yan etki yüzünden sorun yaşayıp yaşamayacağını öğrenmek isteyenlere alabaşın bilinen herhangi bir zararının olmadığı söylenebilir. Ancak bazı durumlarda, özellikle aşırı miktarda tüketildiği zaman vücuttaki iyon emiliminin azalmasına neden olabilen alabaş, bu nedenle dozunda tüketilmesi gereken sebze türlerinden birisi olarak da tanımlanabilir. Bu nedenle alabaşın faydalarını değerlendirmek isteyen kişilere haftada 1 ya da 2 kez 1 adet alabaş tüketmelerinin fazlasıyla yeterli olacağı söylenebilir.

Çıntar Mantarının Faydaları

Çıntar Mantarının Faydaları Nelerdir?

Doğal hayatın bize sunduğu çok güzel nimetlerden olan çıntar mantarı bildiğimiz mantarlardan farklı olarak biraz genişçe bir mantar türüdür. Ekilmeye ihtiyaç duyulmayan yağışlı bölgelerde kendiliğinden oluşan bu mantar türü besin değerleri açısından çok zengindir. Genellikle Ege bölgesinde yetişen çıntar mantarı türünün insan sağlığına bir çok faydası bulunur.

 

Çıntar Mantarının Faydaları

  1. Demir açısından oldukça zengin olan çıntar mantarı demir eksikliği ve kansızlık tedavisinde kullanılmaktadır. Kansızlığı olanların düzenli kullanmasıyla kansızlık sorunu ortadan kalkacaktır.
  2. Bol miktarda folik asit bulunduran çıntar mantarı kalp hastalıkları tedavisinde ve kalp hastalıklarının oluşmaması için oldukça faydalıdır.
  3. Bağışıklık sistemi zayıf olan insanlarda kullanılması, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
  4. Çıntar mantarı yağ içermediğinden ve protein bakımından oldukça yüksek değerlere sahip olduğundan diyet yapanlar ve kolesterol sahibi olan insanlar için oldukça faydalıdır.
  5. Damar hastalıklarını tedavi edici özelliği bulunan ender besinlerden birisidir.
  6. Özellikle çocuklar ve gençler bu mantarı düzenli tüketirlerse öğrenme yetileri artar.

 

Çıntar Mantarı Nasıl Kullanılır?

Çıntar mantarı faydalarının yanı sıra oldukça lezzetli ve protein zengini bir besindir. Çıntar mantarı kullanılarak yapılan yemekler hem yoğun lezzet hem de görüntüsü itibariyle sofraların vazgeçilmezi olacaktır. Aynı zamanda çıntar mantarı ile yapılan yemekler lezzetlerinin yanı sıra sağlıklı bir besin oldukları için oldukça yararlı yemekler sofranızı süsleyecektir.

  • Çıntar mantarından yapılmış güveç en güzel zamanlarınızda sofralarınıza eşlik edecek mükemmel bir lezzettir. Hazırladığınız güveç malzemelerinin içine marine edilmiş mantarlarınızı da katarak eşsiz bir tat elde edebilirisiniz.
  • Çıntar mantarından yapabileceğiniz bir başka lezzetli yemek Çıntar sotedir. Domates, biber ve marine edilmiş çıntar mantarını bir tavada güzelce soteleyip üzerine kekik ve soya sosu ilave ederek mükemmel bir yemeğe kavuşmuş olacaksınız.
  • Çıntar mantarı bulmuşken mangalda pişirmemek hata olur. Çıntar mantarını mangalın içine atarak tam yakmadan pişiriniz oldukça lezzetli bir hal alacaktır.
  • Çıntar mantarını fırında et yemeği şeklinde de yapabilirsiniz. Et yemeği için hazırladığınız etler yerine çıntar mantarı kullanarak hem daha hafif hem de çok lezzetli bir yemek elde edebilirsiniz. Et yemeklerine taş çıkaran çıntar mantarı oldukça lezzetli olacağından bu tattan vazgeçmek çok zor olacaktır.

 

Çıntar Mantarı Nerede Yetişir?

Dağlık ve ormanlık bölgelerde sık olarak rastlanması mümkün olan çıntar mantarı nemli çam ağalarının altında bulunur. Kesinlikle zehirli olmayan bu mantar türü oldukça lezzetlidir. Genellikle havanın bol yağışlı olduğu zamanlarda meydana çıkar. Kızıla çalan turuncu renklere sahip bir mantar türüdür.

 

Çıntar Mantarı Nasıl Ayırt Edilir?

Çıntar mantarı, ayırt etmesi kolay olmakla birlikte nasıl toplanılması gerektiğini tam olarak öğrenmekte fayda vardır. Çıntar mantarı toplarken dikkat edilmesi gerekenler;

  1. Çıntar mantarı ilk olarak bu işte ehil olan ve daha önce bu mantarı tanıyan birileriyle toplamak gerekir.
  2. Çıntar mantarı genellikle turuncu renklerde olan bir çeşit mantar türüdür.
  3. Çıntar mantarı bulmak için ilk olarak kızılçam ormanlarına bakmak gerekir. Çünkü bu mantar türü nemli çam ormanlarını çok sever.
  4. Yağışlı dönemlerde aramakta fayda vardır çünkü yağışlı dönemlerde oluşan bir mantar türüdür.
  5. Çıntar mantarına benzeyen ve hatta aynısı olduğu gözlemlenen bir başka cins mantarda mevcuttur fakat bu mantar türleri zehirli oldukları için oldukça tehlikelidirler. Zehirli mantar türünün tüketilmesi sağlık açısından çok zararlıdır.

Acurun Faydaları

Ülkemizde daha çok Batı ve Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerde yetiştirilen acur, değeri her geçen gün daha iyi anlaşılan sebze türlerinden birisidir. Yeşilli beyazlı rengi ve kendine has tadı ile oldukça sevilen acur, birçok yararıyla birlikte sofralarımızı şenlendirmeye devam etmektedir. Acur, doğrudan tüketilebileceği gibi çekirdekleri çıkarılarak balla karıştırıldıktan sonra da yenebilen ve bu haliyle oldukça leziz olan bir sebzedir. Besleyici bir gıda türü olarak  tanımlanabilecek olan acur, başlı başına yemek şeklinde de pişirilebilir ve bol su içeriği ile vücudun su dengesini sağlama konusunda olumlu etkilerini gösterebilir. Ayrıca günümüzde bazı yörelerde fenalık geçiren kişilere acur koklatıldığı ise ek bir bilgi olarak verilebilir. Tüm bunların yanı sıra acurun faydaları nelerdir sorusuna da enfes tadı ile bu sebzenin en bilinen yararları üzerinden örneklendirme yapılabilir.

Acurun Faydaları Nelerdir?

Acurun faydalarını öğrenmek isteyen ve dolma, turşu ya da salatalık olarak hazırlanabilen bu lezzetli sebzeyi tüketmesi halinde ne gibi yararlarını görebileceğini merak edenlere acurun en önemli faydalarından söz edilebilir. Buna göre kabakgiller ailesinin en değerli üyelerinden olan acur,

  • Vücuda serinlik verir.
  • Hazmı kolaylaştırıcı etki gösterir.
  • İdrar söktürücü özelliğe sahiptir.
  • Böbrek taşlarını düşürme konusunda etkilidir.
  • Susuzluğun giderilmesini sağlar.
  • Daha uzun süre tok kalınmasına imkan verir.
  • Vücudu genel anlamda rahatlatır.
  • Sindirim sisteminin çok daha etkili şekilde çalışmasını sağlar.
  • Vücuda zindelik ve enerji verir.
  • Hurma ile birlikte tüketildiğinde kilo aldırıcı özellik gösterebilir.
  • Sarılık hastalığında destekleyici tedavi seçeneği olarak tercih edilebilir.
  • Kanı temizleyici etki gösterir.
  • Böbreklerde meydana gelen ağrıları giderir.
  • Sıcak yaz günlerinde harareti keser.
  • Yaprakları kullanılarak köpek ısırıklarında yaralı bölgeye sarılabilir.
  • İçerdiği birçok vitamin ile vitamin eksikliğine iyi gelir.

Acur ile İlgili Ek Bilgiler

Bazen dümdüz bir şekilde bazen de adeta bir yay görüntüsünde yetişebilen acur, ortalama 1 metre uzunluğa sahip olması ile bilinir. Beyaza çalan yeşil renkli kabuğu, hafif tüylü dokusu ve uzunlamasına çizgileri ile acur, ülkemizde birçok farklı şekilde tüketilebilmektedir. Türkiye’de evlerde genellikle turşusu yapılarak tüketilen acur ayrıca taze olarak da yenebilmektedir. Birçok ev hanımının merak ettiği acur turşunun tarifi ise aşağıdaki ölçülere uyulması halinde kolaylıkla hazırlanabilmektedir.

Sağlık İçin Acur Turşusu Tarifi

Malzemeler

  • 2 kilogram taze acur
  • 1 avuç kadar sarımsak
  • 1 su bardağı sirke
  • 1 avuç nohut
  • 1 adet taze limon
  • 1 çay bardağı kadar kaya tuzu

Yapılışı

Acurlar ilk olarak güzelce yıkanır ve baş kısımları kesilerek temizlenir. Temiz bir iğne alınır ve acurların çevresine birkaç adet delik açılır. Daha sonra ayrı bir kap içerisine 1 çay bardağı kaya tuzu atılarak ılık su ile tamamen eriyinceye kadar karıştırılır. Bir avuç sarımsak alınır ve kabukları soyulur. Daha sonra 1 taze limon da ince ince dilimlenerek kenarda bekletilir. Bir iğne yardımı ile delinmiş olan acurlar, temiz bir cam kavanoz içerisine araları olabildiğince boşluksuz olacak şekilde yerleştirilir. Yerleştirilen acurların üzerine nohut, sarımsak ve 1 su bardağı ölçüsünde sirke eklenir. En üst kısma da dilimlenen limon parçaları yerleştirilir ve kavanoz daha önceden hazırlanmış olan kaya tuzlu su karışımı ile ağzına kadar doldurulur. Ağzı kapatılmadan önce tuzunun tadı kontrol edilir ve yeterli oranda tuzlu olduğu düşünülüyorsa kavanozun ağzı sıkıca kapatılır. Hazırlanan acur turşusu, 3-4 gün kadar oda sıcaklığında bekletilir ve sonrasında güneş görmeyen ve serin bir odada beklemeye alınır. Minimum 7 gün bekletildikten sonra kavanozun ağzı açılarak acur turşusunun tadına bakılır. Yeterli kıvama gelmemesi halinde bekleme süresi 10 güne çıkarılır ve sonrasında acur turşusu kullanıma hazır hale gelir.

Acur Zararlı mı?

Acurun faydalarını öğrenen pek çok kişi taze hali ile olduğu kadar turşu halinde de fazlasıyla sevilen bu sebzenin herhangi bir yan etkisinin olup olmadığını da merak etmektedir. Bu nedenle acur zararlı mı diyenlere nadiren de olsa özellikle mide problemleri ile mücadele eden kişilerde acurun bazı yan etkilere neden olabileceğinden söz edilebilir. Mide öz suyu konusunda olumsuz anlamda etki edebilecek olan acur, bu nedenle mide sorunları yaşayan kişilerde dikkatli tüketim gerektirmektedir. Acurun mide ile alakalı herhangi bir soruna neden olmaması için farklı ve tatlı meyveler, bal, zencefil ya da hurma ile tüketimi de önerilebilmektedir.

Kuru Soğanın Faydaları

Vücuda potansiyel birçok faydası olan soğan, bazı kanser türlerine yakalanma riskinizi düşürür, ruh halinizi düzenler, deri ve saç sağlığınıza iyi gelir.

Soğan, yoğun bir besindir. Yani düşük kalorili fakat yüksek besin değerine sahip, bol vitamin, bol mineral içeren ve antioksidan özelliğe sahiptir. Küçük bir kase soğan 64 kalori, 15 gram karbonhidrat, 3 gram lif, 7 gram şeker, 2 gram protein içerir. Ayrıca günlük ihtiyacınız olan C vitamini, B6 vitamini ve magnezyumun karşılanmasında % 10’luk bir etkiye sahiptir. Kuru soğan ayrıca küçük miktarda kalsiyum, demir, folat, magnezyum, fosfor ve potasyum içerir.

Kuru Soğanın Sağlığımıza Faydaları: Meyve ve sebzelerin çoğu türü hastalıktan uzak bir hayatın ortak sırrı olarak bilinir. Örnek vermek gerekirse mango, obezite riskini ortadan kaldırır; diyabet (şeker hastalığı), kalp hastalıkları ve saç dökülmesi riskini en aza indirir.

Kanser: Allium ailesinin üyesi olan bütün sebzeler kanserin baş düşmanıdırlar. Özellikle mide ve bağırsak kanseri türlerinde tedavi amaçlı ve önleyici olarak tüketilmelidir. Kuru soğanın mükemmel mekanizması sayesinde bozulmuş kanser hücrelerinin yeni hücrelerle temasını engeller ve tümörlerin büyüyüp mutasyona uğrayıp gelişmesini engeller.

Soğan ayrıca güçlü antioksidan özelliği ile vücuda C vitaminin girmesine yardımcı olur. C vitamini ise kansere sebebiyet veren nedenleri ortadan kaldırmada etkilidir. Ayrıca C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur.

Kuru Soğanın Şaşırtan 10 Faydası:

  • Soğan, antibiyotik, antiseptik, antimikrobiyal, antibakteriyel özellikleri ile hastalık ve enfeksiyonlardan uzak durmanıza yardımcı olur.
  • Yüksek ateş , grip, öksürük ve alerjilere iyi gelir. Soğan suyu ve balı karıştırarak bu tarz hastalıklarla kolaylıkla baş edebilirsiniz.
  • Küçük bir parça soğan koklamak burundaki kanamayı yavaşlatır ve durdurur.
  • Her gün 1 soğan yemek uykusuzluğa ve kabuslara iyi gelir. Bu da sizin güzel bir uyku çekmenize yardımcı olur.
  • Eğer sindirim sisteminizle ilgili probleminiz var ise soğan tüketmek, sindirim sisteminizi ve bağırsaklarınızı rahatlatacaktır.
  • Her gün soğan tüketmek ilerde yaşayabileceğiniz osteoporoz (kemik erimesi) dan sizi koruyacaktır.
  • Soğan suyu cilt yanıklarına, haşere ısırmalarına ve hatta arı sokmasına karşı çok etkilidir. Canınız inanılmaz yanacaktır fakat iyileşme süreciniz aynı oranda hızlanacaktır.
  • Sıklıkla duyduğumuz soğanın kanserden koruma özelliği, özellikle beyin tümörlerinde, gırtlak ve kolon kanserlerini önlemede başrol oynar.
  • Güçlü bir hafıza ve sağlam bir sinir sistemi için soğan kullanmak zorunludur.
  • Soğanın pek fazla bilinmeyen bir diğer özelliği ise vücut ağrılarına iyi gelmesidir. Hint yağı ile kızartılmış soğanı vücudunuzun herhangi bir ağrıyan bölgesine koyduğunuzda ağrınızın mucizevi bir şekilde yok olmasına çok şaşıracaksınız. Yalnız tekrar belirtmek gerekirse, mutlaka hint yağı ile kızartmanız gerekmektedir. Başka bir yağ ile kızartıldığında bu etkiyi göstermeyecektir.

Patates suyunun faydaları

Tüm dünyada olduğu kadar ülkemizde de çok sevilen ve neredeyse her yemeğin içerisinde kendine yer edinmeyi başaran patatesten elde edilen patates suyunun hiç bilinmeyen pek çok faydası olduğunu biliyor muydunuz?

İçeriğindeki yararlı pek çok besin değeri ile çok sayıda rahatsızlığın tedavisinde destekleyici olarak kullanılabilen patates suyunu, günümüzde birçok uzman doktor da hastalarına önermektedir. Her derde deva patates suyunun faydaları birkaç ana başlık altında toplanabilir.

Patates Suyunun Faydaları Nelerdir?

Patates suyu, kanser hücrelerini öldürmesi ile bilinen güçlü bir antioksidandır. Diyabet hastalarının tedavisinde alternatif tedavi yöntemlerinden birisi olarak tavsiye edilen patates suyunun faydaları saymakla bitmemektedir. Ciddi bir mide yanması rahatsızlığı olan gastrit probleminde en etkili tedavi tekniği olarak patates suyu kullanılabilir. Tansiyonu düşürücü etkisi ile özellikle orta yaş ve üstü olan kişilerde patates suyunun günlük olarak tüketimi büyük fayda sağlayabilir.

Kızartma şeklinde tüketildiği zamanlarda vücuda zararlı olabilen patates, suyunun kullanıldığı durumlarda ise oldukça faydalı bir hale gelebilir. Gastrit problemleri ile mücadele eden kişiler her sabah bir bardak su içerisine bir yemek kaşığı patates suyu karıştırarak içebilir ve aynı uygulamayı dilerlerse gün içerisindeki her öğünden yaklaşık yarım saat önce de gerçekleştirebilirler.

Kanser Hücrelerinin Küçülmesini Sağlıyor

Son yıllarda yapılan pek çok araştırma, patates suyunun doğru şekilde kullanıldığı takdirde vücuda yerleşen ve çeşitli kanser hastalıklarına neden olan hücreler üzerinde etkin bir tedavi yöntemi olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, patates suyunun her geçen gün daha da değer kazanmasını sağlamıştır. Japonya’da bir üniversitede patates suyunun faydalarını anlayabilmek amacıyla yapılan araştırmada, kanserli denek farelere düzenli olarak verilen bu sıvının, belirli bir zaman sonra kanser hücrelerinde küçülmeye neden olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu deneyler daha sonra farklı ulusların sağlık kongrelerinde yayınlanarak dünya üzerindeki pek çok sağlık örgütünde büyük yankı uyandırmıştır.

Tansiyon ve Böbrek Taşlarını Düşürmede de Etkili

Yalnızca kanser hücreleri üzerinde değil, yüksek tansiyon sorunu ile savaşan kişilerde de etkili olabilen patates suyunun faydaları bu hastalıkta içildiği ilk andan itibaren etkisini gösterir. Yüksek tansiyonu düşürücü özelliğinin yanı sıra, böbrek taşı oluşumunu da engelleyen bu sıvı, aynı zamanda hastaların vücutlarında zaten var olan böbrek taşlarını düşürmesiyle de bilinir.

Tüm bunların dışında, patates suyunun diğer faydaları arasında beyaz saç oluşumunu engelleyerek özellikle kadınlar için bir kâbus haline gelen yaşlanmaya karşı koyması da bulunur. Vücudun çeşitli bölgelerinde farklı nedenlerle meydana gelen şişlikleri indirebilen patates suyu, eklem ağrıları çeken hastalarda ek tedavi yöntemi olarak uygulanabilir. Dileyen kişiler B vitamini konusunda oldukça zengin olan patates suyunu ağız içi ya da ağız kenarlarında oluşan yaralarının tedavisi amacıyla kullanabilir. Gıda zehirlenmeleri gibi durumlarda, 1 bardak ölçüsünde havuç suyu ile karıştırıldıktan sonra tüketilecek olan 1 yemek kaşığı patates suyu, vücudu zehirli toksinlerden arındırarak kısa sürede toparlanmasını sağlayabilir.

Patates Suyunun Zararı Var mı?

Patates suyunun faydaları bu kadar çokken, çoğu kişinin aklına takılan sorulardan birisi de bu suyun insan sağlığına herhangi bir zararı olup olmadığıdır. Patates suyu günlük tüketilebilecek bir içecek olmasına rağmen, her rahatsızlıkta bilinçsizce içilmesi vücut içerisinde çeşitli problemlere sebebiyet verebilir. En çok da yeşil kabuklu patateslerden elde edilen sıvılarda bulunabilen toksinler, iç organları hassas kişilerde istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle patates suyunun tüketiminde dikkatli davranılması ve günlük tüketiminde aşırıya kaçılmaması önemlidir. Dileyen kişiler patates suyunu kullanmaya başlamadan önce doktorlarına danışarak bu konuda daha detaylı bilgi edinebilirler.

Patatesin Faydaları

Patatesin Faydaları

 

Her ne kadar günümüzde oldukça ucuz olsa da, dünya çapında tüketilse de eskiden patatesin zehirli olduğunun düşünülmesi sizi şaşırtabilir.

 

Patates haşlanmış halde, püre halinde ya da kızarma halinde de olsa birçok insan patatesin rahatlık yiyeceği olduğunu düşünür. Hatta patatesin bilimsel isminin anlamı da rahatlatıcı anlamını taşımaktadır.

 

Patatesler oldukça popüler bir besin kaynağıdır. Ne yazık ki birçok insan patatesi kızartma ya da patates cipsi olarak tüketmeyi tercih eder ya da haşlanmış patatesi bile yağ, krema, peynir gibi yüksek yağ içerikli yiyeceklerle karıştırırlar. Bu tarz bir davranış biçimi haşlanmış masum bir patatesi bile kalp krizi sebebi haline getirebilir. Fakat ekstra yağ katılmasını ya da yağda kızartma seçeneklerini elediğinizde haşlanmış patates düşük kalorili, bol fiberli bir yiyecektir ve kardiyovasküler rahatsızlıklar ve kansere karşı da koruyucu bir etkiye sahiptir.

 

Her türlü meyve ve sebzenin birçok ciddi rahatsızlığın riskini azalttığını birçoğumuz biliriz. Patates B6 vitamini açısından zengindir ve yine potasyum, vitamin C, manganez, fosfor, fiberler açısından da oldukça zengin bir yiyecektir.

 

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki patates sebzeleri tüketmek obezite, diyabet, kalp hastalıkları risklerini azaltır ve saçlarınızı gürleştirip, enerjinizi artırır ve kilo vermenize de yardımcı olur.

 

Vitamin B6 -Hücrelerinizi Yapılandırır: Yalnızca yüksek konsantrasyonda B6 vitamini bulundurması bile patatesi sağlığınız açısından oldukça önemli bir besin olarak saymaya yeterlidir. Vitamin B6 100’den fazla enzimatik reaksiyonda yer alır. Enzimler kimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi için gereken proteinlerdir bu yüzden de B6 vitamini vücudun her yerinde kullanılır. Proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerin sentezi için B6 vitamini gereklidir, aynı şekilde nükleik asitlerin sentezi için gereklidir. Vücudumuz için nükleik asitlerin ve amino asitlerin gerekli olması, B6 vitamininin vücudumuzun her hücresinin yapılanması için gerekli olan bir vitamin olmasına sebep olur. Kırmızı kan hücrelerindeki protein merkezleri ve fosfolipidler de yine yapılanmak için B6 vitaminine gereksinim duyarlar.

  • Kemik Sağlığı: Patatesteki kalsiyum, magnezyum gibi mineraller sağlıklı bir kemik yapısına sahip olmanıza katkıda bulunur.
  • Kan Basıncı: Patatesteki kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi mineraller yine kan basıncının dengelenmesinde size yardımcı olur.
  • Kalp Sağlığı: Patateste bulunan fiberler, potasyum, C vitamini ve vitamin B-6 yapısı ve içerisinde kolesterolün de bulunmaması gibi özellikleri patatesi kalp sağlığınız için yararlı bir yiyecek haline getirilir.
  • İltihap: Patateste uyumanıza, kas hareketlerine, öğrenmeye ve hafızaya yardımcı olan choline isminde oldukça önemli bir besin bulunur.
  • Kanser: Patateste bulunan folate DNA sentezinde ve tamirinde yardımcı olarak kanser riskini azaltır.
  • Sindirim ve Denge: Fiberli yapısı sayesinde patates sindirim sisteminizinin düzenlenmesinde yardımcı olur.
  • Kilo Kontrolü: Patateste bulunan fiberler sayesinde kilo kontrolünde ve kilo vermede büyük yardımcılarınızdan biri olarak rol oynar.
  • Metabolizma: Patates harika bir B-6 Vitamini kaynağıdır, bu da karbonhidrat ve proteinlerin glukoz ve amino asit olarak yakılmasında ve size enerji vermede büyük bir rol oynar.
  • Deri: Patateste bulunan kolajen derinize destek verir, antioksidan görevi görür ve güneş, hava kirliliği ve sigara yüzünden teninizde oluşan zararı tamir etmede vücudunuza yardımcı olur.

Barbunyanın Faydaları

Barbunyanın Faydaları

Barbunyanın faydaları arasında en dikkat çekici özelliği kolon kanserine olan koruyucu etkisidir. Sürekli sofralarımıza lezzet katan barbunya bunun yanı sıra protein ile B ve E vitamini açısından zengin bir sebzedir.

 

Barbunyanın Faydaları Nelerdir?

  • Protein Açısından Zengindir: Barbunyada bulunan yağ içeriği doymamış yağ asitlerine göre daha zengindir. 50 gram pişmiş et ile 100 gram barbunya eşit değerde proteine sahiptir. Hem kaliteli protein hem de düşük yağlı besinler arasında oldukça etkili bir baklagildir.
  • B Vitamini ve E Vitamini Barındırır: Barbunya içeriğinde demir, magnezyum, kalsiyum ve çinko barındırır. Fakat barbunya bunların kullanımını engellediğinden C vitamini takviyesi yapılarak yenmelidir. Bunun için en lezzetli hali ise barbunyanın üzerine bolca maydanoz doğrayarak tüketilmelidir. Diğer yandan içeriğinde bulunan E ve B vitaminleri ( b12 hariç ) barbunyada oldukça fazla bulunur.
  • Barbunyanın Kansere Karşı Faydası: Barbunyada bulunan izoflavonlar zarar görmüş hücreleri onararak bu hücrelerin zararını önlerler. Bu sayede vücut kanser hastalığına karşı daha fazla savunmaya geçer.

 

Barbunyanın Faydaları

  1. Siyatik ve romatizmal ağrıların azalmasını sağlar.
  2. Vücuda enerji vererek yorgunluğun giderilmesinde etkilidir.
  3. Kalp krizi geçirme olasılığını azaltır.
  4. Kalp çarpıntılarını azaltarak sinirlerin yatışmasını sağlar.
  5. Posası fazla olan barbunya bağırsak kanserinden koruyucudur.
  6. Zehirlenme sonrasında barbunya tüketilerek risk azaltılır.
  7. Yaşlanmanın yavaşlamasını sağlayan barbunya hücreleri yeniler.
  8. Yaşlılarda oluşan kemik erimesini engeller çocukların kemiklerini geliştirir.
  9. Böbreklerde oluşan taş ve kumların dökülmelerine destek verir.
  10. İçeriğinde çinko bulunan barbunya cilt lekelerini azaltır.
  11. Kan şekerini düzenleyerek açlık hissini ortadan kaldırır.
  12. İçeriğinde barındırdığı E vitamini sayesinde cildin güzelleşmesini sağlar.
  13. Maydanozla birlikte tüketilen barbunya demir emilimini hızlandırır.

 

Barbunyanın Zararları

Aşırı tüketiminde gaz problemi yapabilen barbunyanın bilinen başka zararı bulunmamaktadır.

Bezelyenin Faydaları

Bezelye (Pisum sativum), baklagiller ailesine ait (Fabaceae) bir bitki türüdür.

Bezelye dondurulmuş , taze veya konserve şekillerde bulunabilir.

Bol miktarda A vitamini, C vitamini, K vitamini ve B9 vitamini (folik asit) içermektedir. Bunun yanında potasyum, fosfor, magnezyum ve kalsiyum bakımından da zengin olan bezelye sodyum, demir, selenyum, çinko, bakır ve manganez gibi metabolizma için önemli mineralleri de bulundurmaktadır. *

Bezelyenin Faydaları

  • Vücut sağlığı için önemli olan mineral, vitamin ve antioksidanlar bakımından zengin, besleyici baklagillerden biridir.
  • Folik asit (folat) için iyi bir kaynaktır. Folatlar, hücrede DNA sentezi için gerekli olan B kompleks vitaminlerinden biridir. Anne adayları folat bakımından zengin gıdalar tükettiğinde, yeni doğan bebeklerinde sinir tüpü kusurlarının önlenmesine yardımcı olmaktadır.
  • Önemli bir antioksidan olan C vitamini bakımından zengindir. Bulaşıcı hastalıklara karşı direnci arttırır ve metabolik faaliyetler sonucu oluşan serbest radikallerin zarar verici etkilerini azaltmaya yardım eder. *
  • Lif bakımından zengindir. Bu sayede sindirim sistemi sağlığını koruma, kilo verme ve kan kolesterol seviyelerini düşürmeye yardım eder.
  • Bezelye, bitkisel kaynaklı en iyi protein kaynaklarından biridir.
  • Magnezyum, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller içerir. Bu besin maddelerinin yüksek diyetleri, kalp rahatsızlığı için büyük bir risk faktörü olan yüksek tansiyonun önlenmesinde yardımcı olmaktadır.
  • Kötü kolesterol olarak adlandırılan LDL kolesterolün seviyesini düşürmeye yardım eder.
  • Bezelye hücrelerin zarar görmesini önleme yeteneklerinden dolayı kalp hastalığı ve inme olasılığını azalttığı gösterilen flavonol, karotenoid ve C vitaminini de sağlar.
  • Antioksidan içeriği ve vücuttaki iltihaplanmayı azaltma yetenekleri nedeniyle kanser oluşma riskini azaltmaya yardımcı olur.
  • Özellikle prostat kanseri riskini azaltmak için yararlı olan, K vitamini de dahil olmak üzere çeşitli besin maddeleri bakımından zenginlerdir.
  • Lif ve protein içeriği sayesinde, kan şeker seviyesinin çok hızlı bir şekilde yükselmesini engelliyor ve diyabetin kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyor. *
  • Lutein ve A vitamini içeriği yardımıyla göz sağlığını destekler.
  • Bezelyedeki antioksidan aktivite oksidasyonu önleyerek hem katarakt hem de maküler dejenerasyonun oluşma riskini düşürür. *
  • Kombestrol olarak adlandırılan koruyucu polifenol, kanseri önleme bakımından oldukça etkilidir. Bezelyede bulunan kombesterol mide kanserinin önlenmesinde önemli bir rol oynar.
  • Bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller bakımından zengindir.
  • İçinde bulunan flavonoidler, kateşin, epikateşin, karotenoid, alfa karoten gibi antioksidanlar sayesinde cildin yaşlanma sürecini önlemeye yardımcı olur ve cilde parlaklık kazandırır.
  • Antienflamatuar (iltihap giderici ve yangı önleyici) ve antioksidan özelliği sayesinde osteoporozun (kemik erimesi) önlenmesinde yardımcı olmaktadır. *
  • Kalp damar sağlığını korumaya yardım eder.
  • Lif içeriği yardımıyla kabızlık gibi sindirim sistemi problemlerini önler.
  • Kalsiyumun kemiklere bağlanmasına yardım eden K vitamini bakımından zengindir. *
  • K vitamini ayrıca, Alzheimer ve artrit gibi ciddi hastalıkların önlenmesinde yardımcı olur. Alzheimer hastalarında, bezelye tüketiminin düzenli yapılması beynin sinir hasarını sınırlar.  *

UYARI

  • Bezelye, özellikle çok miktarlarda tüketildiğinde şişkinliğe neden olabilecek FODMAP’leri (fermente edilebilir oligo-, di-, mono-sakkaritler ve polioller) ve lektinleri içerir.
  • Bazı besin maddelerinin emilimini engelleyebilecek ve sindirim rahatsızlığına neden olabilecek antibesinler (antinutrientler) içerir. Ancak, bu durum çoğu insan için sorun yaratmaz.

Bezelye bulunan en önemli iki antibesin;

  • Fitik asit: Demir, kalsiyum, çinko ve magnezyum gibi minerallerin emilimini engelleyebilir. * *
  • Lektinler: Gaz ve şişkinlik gibi semptomlarla ilişkili olarak, besin emilimini engelleyebilir. * *

Antibesinlerin olumsuz etkilerini önlemeye yardımcı olabilecek birkaç yöntem şu şekildedir:

  • Bir seferde yaklaşık 1/3 fincan (117 gram) ila 1/2 fincan (170 gram) yeşil bezelye çoğu insan için yeterlidir. Yüksek miktarlarda tüketildiğinde sorunlara neden olma olasılıkları daha yüksektir.
  • Filizleme ve ıslatma, bezelye içerisindeki antinutrient miktarlarını azaltmak için yararlı olabilir.
  • Çiğ bezelyede antibesin seviyesi daha yüksektir, bu da çiğ tüketildiğinde sindirim problemi oluşma ihtimalini daha yüksektir. Bu nedenle pişirerek tüketilmelidir. *

Domatesin Faydaları

Domates; bir kış sebzesi olsa da günümüzde her mevsim üretilebilen vitamin ve mineral kaynağıdır. Özellikle zengin içerikli A, B1, B2 E ve C vitamininin yanında 100 gramlık bir domates içinde 22 kalori, 1 gram protein ve sıfır yağ içermesi nedeniyle çok faydaları bir besindir.Domatesin içerisinde yer alan antioksidanlar; alfa – liopik asit, likopen, kolin, folik asit, beta – karoten ve luteinler vücut bağışıklığınızı güçlendireceği gibi bir çok hastalığa yakalanmanızı da önler. Domatese kırmızı rengini veren likopen aynı zamanda çok kuvvetli bir antioksidan olduğu için vücudunuzda oluşacak toksinlerin oluşumun önlemektedir.

Domatesin Faydaları

Domates zengin besin içeriği sayesinde bir çok hastalığa iyi geldiği gibi cildinizin parlak ve canlı olmasını da sağlar. Ayrıca diyetisyenlerin kilo vermek isteyenlere önerdiği bir besin olan domates posalı bir yapıya sahip olduğu için tok tuttuğu gibi bağırsak sistemine de iyi gelir. Sinir sistemi, kas sistemi, beyin üzerine de etkileri bulunan domatesin faydaları saymakal bitmez. Domates şu hastalıklara da iyi gelir.

Kanser; Domatesin yapısında bulunan güçlü antioksidanlar olan Beta – karoten, alfa – liopik asit, likopen, kolin, folik asit, luteinler sayesinde hem bağışıklık sisteminiz güçlenir ve hastalıklara karşı sizi korur hem de toksinlerin oluşmasını önlediği gibi oluşmuş toksinlerin yıkımını sağlar. Bu sayede serbest radikaller olarak tanımlanan toksinlerin sağlıklı hücreleri ele geçirmesini önleyerek sağlıklı olmamızı sağlar.

Prostat kanseri; Domates içeriğinde yer alan bileşiklerin prostat kanserine iyi geldiği bilimsel çalışmalar ile de kanıtlanmıştır. Domates içeriğinde yer alan kolorektal lifler kanser hücresi oluşumunu önleyerek prostat kanseri oluşumunu önler.

Kalp sağlığı; Domates lif, potasyum, C vitamini, kolin antioksidanı açısından oldukça zengin bir besin olduğu için kalp sağlığı ve kalp damarlarının sağlığını koruyarak damar tıkanmasına ve kalp büyümesine engel olduğu bilinmektedir. Ayrıca damar çeperlerinde oluşacak sertleşmeleri önlediği ve kalp zarının zarar görmesini önleyen domates hayati bir öneme sahip besindir. Bu nedenle düzenli bir şekilde tüketilmelidir.

Diyabet; Domates içeriğinde yer alan alfa liopik asit kan şekeri düzenleyici özelliği ile gün içinde kan şekerinizin düzenli kalmasını sağladığı gibi kan şekerinin yükselerek diyabet hastalığı oluşmasını önler. Ayrıca kan şekerine bağlı baş ağrısı ve halsizlik oluşumunu da önleyerek kan basıncının düzenlenmesini de sağlar.

Cilt sağlığı; Antioksidan içeriği ile cildinizde oluşacak toksinleri ve toksinlerin sağlıklı hücrelerin yapısını bozarak ölü hücreler oluşturmasını önleyen domates düzenli tüketildiğinde sağlıklı, canlı, parlak ve nemli ciltlere sahip olmanızı sağlar.

Bağırsak sağlığı; Domates lifli bir yapıya sahip olduğu için tüketildiğinde bağırsaklarda sağlıklı bir emilim gerçekleşmesini sağlar. Bu sayede bağırsakların sağlıklı bir şekilde çalışmasına katkı sağlayan domates içerdikleri antioksidanlar ile bağırsaklarınızı toksinlerden de korur.

Ruh sağlığı; Domates içeriğinde yer alan kolin ve lutein antioksidanları sinir sistemi düzenleyici ilaçların ham maddelerinde yer alan antioksidanlar olduğu için doğal yolla alınması halinde sinir sisteminin sağlıklı olmasını ve ruh sağlığının düzenli bir şekilde kalmasını sağlar. Stresi ve depresif ruh halini ortadan kaldırması için düzenli bir şekilde domates tüketilmesi gereklidir.

Domatesin düzenli tüketilmesi karaciğerin aşırı çalışmasını önleyerek siroz ve karaciğer hastalıklarının oluşmasını önlediği gibi vücudun kükürt ve klor oranının düzenlenmesine de katkısı vardır. Domatesin faydaları arasında vücuda enerji vermesi de vardır. Domates suyunun içilmesi enerji vereceği için yorgunluk ve halsizlik halinde domates suyu tüketilmesi çok faydalıdır. Domates suyunun organik olması ve sıfır yağ içermesi nedeniyle kolestrole çok iyi geldiği ve tüksek kolestrol hastalarının domates ve domates suyu tüketmeleri gerektiği kolestrol uzmanlarınca söylenmektedir.

Lahananın Faydaları

Lahananın sağlığa olan faydaları; kabızlık, mide ülseri, baş ağrısı, obezite, cilt hastalıkları, egzama, sarılık, iskorbit hastalığı, romatizma, kireçlenme, gut hastalığı, göz rahatsızlıkları, kalp hastalıkları, yaşlanma ve Alzheimer hastalığı tedavileri için sıklıkla kullanılmasını kapsar.

 

Lahana, yabani hardal familyasından yapraklı bir sebzedir ve yuvarlak veya oval bir şekle sahiptir. Daha sert ve koyu yeşil olan dış yaprakları ile kaplı yumuşak, açık yeşil veya beyazımsı iç yapraklardan oluşur. Dünya genelinde yaygın olarak kullanılır ve birçok yollan hazırlanabilir ancak n yaygın olarak ya pişirilerek ya da çiğ olarak salatalarda kullanılır.

 

Lahananın Faydaları

  1. C Vitamini Eksikliği: İskorbit hastalığı, genel olarak kanayan diş etleri, çatlayan dudaklar, zayıf bağışıklık sistemi, sık soğuk algınlığı, erken yaşlanma ve depresyon ile karakterize edilen bir hastalıktır. Lahana, zengin bir C vitamini kaynağıdır. C vitamini bakımından portakaldan daha fazla zengindir. C vitamini en iyi antioksidanlardan biri olarak, erken yaşlanmaya temel olarak neden olan sebeplerden biri olan vücuttaki serbest radikalleri azaltır. Ayrıca vücuttaki yıpranma ve aşınmaların iyileşmesinde yardımcı olur. Bu sebeple ülser, belirli kanser türleri, depresyon, bağışıklık sisteminin gelişmesi ve öksürük ile soğuk algınlığı ile mücadelelerin tedavisinde çok faydalıdır. Ayrıca, yaralanma ve zarar gören dokuların iyileşme sürelerini hızlandırır, sinir sisteminin fonksiyonlarını düzenler ve Alzheimer hastalığı ile diğer dejeneratif sinirsel hastalıkların etkilerini azaltır.
  2. Diyet Lifi Eksikliği: Çok ciddi bir eksiklik olmasına rağmen vücut sağlığının sürdürülmesinde yaygın olarak göz ardı edilmektedir. Besinlerdeki lif eksikliği, mide ülseri, baş ağrısı, mide-bağırsak kanserleri, sindirim sorunu ve iştahsızlık gibi hastalık ve sağlık tehditlerinin temel nedeni olan kabızlığa neden olabilir. Hatta diyet lifi eksikliğinin tehlikeleri cilt hastalıklarına, egzamaya, erken yaşlanmaya kadar genişleyebilir. Lahana lif bakımından zengindir. Lif vücudun suyu tutmasına yardımcı olur ve bağırsak içinde hareket ederek gıdaların hacimliliğini muhafaza eder. Böylece kabızlık ve sindirim ile alakalı diğer problemler için iyi bir çaredir.
  3. Kükürt Eksikliği: Kükürt, enfeksiyonlarla mücadele etmesinden dolayı çok faydalı bir besin maddesidir. Kükürt eksikliği, mikrobiyal enfeksiyonlara ve yaraların iyileşme oranında büyük ölçüde azalmalara yol açar. Yine lahana kükürt bakımından zengindir. Böylece yaralanma durumlarında meydana gelen enfeksiyonlarla mücadelede yardımcı olur ve ülserin sıklığını azaltır.

 

Lahananın Diğer Faydaları

  • Kanseri Önler: Lahananın bilinen en önemli faydalarından biri güçlü antioksidan özelliğidir. Bunun anlamı lahana ve benzer diğer sebzeler, genel sağlık için çok zararlı olan ve kanser ile kalp hastalıkları gibi şeylerin temel destekleyicisi olan serbest radikalleri vücuttan temizler. Lahana ayrıca lupeol, sinigrin ve sülforafan gibi kanser önleyici bileşenlere sahiptir.
  • İltihaplanma Önleyici Özelliklere Sahiptir: Lahana, içerisinde glutamin bulundurur. Glutamin güçlü bir iltihap önleyici maddedir ve bu yüzden lahana tüketimi iltihaplanma, kaşıntı, alerjiler, eklem ağrısı, humma ve çeşitli cilt rahatsızlıklarının etkilerini azaltır.
  • Göz Sağlığı: Lahana zengin bir beta karoten kaynağıdır. Bu yüzden bir çok insan (özellikle yaşlı kişiler) sarı nokta hastalığını önleme, genel olarak göz sağlığını geliştirme ve katarakt oluşumunu engelleme özelliğinden dolayı lahanaya yönelmektedir.
  • Kilo Verme: Lahana, sağlıklı bir şekilde kilo vermek isteyenlere sıklıkla tavsiye edilmektedir. Lahananın birçok faydalı vitamin, mineral ve diğer besin öğeleri ile dolu olmasından dolayı insanlar için sağlıklı bir diyet seçeneğidir ve ayrıca yüksek oranda lif içermesinden dolayı doyurucudur. Bununla birlikte lahana kalori olarak oldukça düşüktür. Bir kase pişmiş lahanada sadece 33 kalori bulunmaktadır.
  • Beyin Sağlığı: Lahanadaki K vitamini ve antosiyanin varlığı zihinsel işlev ve konsantrasyonu güçlü bir şekilde artırır. K vitamini, sinirlerin çevresinde miyelin kılıfı olan sfingolipid üretiminde önemlidir. Bu sarmal sinirleri zarar ve çürümeden korur. Bu yüzden K vitamini tüketme, sinirsel dejenerasyon, Alzheimer hastalığı ve bunamaya karşı savunmayı güçlendirir.
  • Kemik Sağlığı: Lahana muhteşem bir kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi mineraller kaynağıdır. Bu üç önemli mineral kemikleri dejenerasyondan ve kemik erimesi ile genel kemik zayıflamasının başlamasından korumada ayrılmaz bir parçadır.
  • Tansiyon: Lahanadaki potasyum varlığı onu kalp krizi ve felç riskini artıran yüksek tansiyondan korunmada muhteşem bir yöntem haline getirmektedir. Potasyum damar açıcı bir ilaçtır. Bunun anlamı, potasyum damarları açar ve kan akışını kolaylaştırır.

Cilt Bakımı ve Erken Yaşlanma: Lahana C vitamini, antosiyanin, kükürt ve diğer kaynakları içermesinden dolayı antioksidan bakımından zengindir. Antioksidanlar cilt sağlığında ve erken yaşlanmaya karşı vücudun gelişiminde büyük bir rol oynar. Serbest radikaller kırışıklıklara, cildin solmasına, lekelere ve diğer birçok durumlara yol açar. Bu yüzden Lahana tüketilerek elde edilen antioksidanlar yaşlanma sürecinin tersine çevirir.

Terenin Faydaları

Tere (Lepidium sativum), turpgiller (Brassicaceae) familyasından, yaprakları salata olarak yenen bir bitki türüdür.

A vitamini, C vitamini, E vitamini ve B9 (folik asit) içermektedir. Ayrıca protein bakımından da oldukça zengindir. Bunun yanında demir, fosfor, manganez, bakır gibi mineralleri de bulundurur. Demir denilince akla ıspanak gelse de terede ıspanaktan daha çok demir bulunmaktadır.

Terenin Faydaları :

  • İyi bir antioksidandır. Bu sayede bağışıklığı destekler ve kanser gibi rahatsızlıklarda vücuda destek sağlar.
  • Böbreklerin çalışmasında yardımcı olur ve idrar söktürücü özelliği vardır.
  • Laksatif (bağırsak yumuşatıcı) özelliği vardır. Kabızlığın giderilmesinde yardımcı olur.
  • Bağırsak parazitlerinden kurtulmaya yardımcı olur.
  • Kansızlığa karşı destekleyici özelliği vardır.
  • Zengin demir içeriği sayesinde; demir eksikliği sonucu oluşan saç dökülmesi, kemik rahatsızlıkları gibi problemlerin giderilmesinde yardımcı olur.
  • İçerdiği A vitamini yardımıyla göz sağlığını destekler.
  • Solunum yollarını (akciğer, bronşlar) temizler. Bu nedenle sigara kullanan kişilerin tere tüketmesi önerilir. Ayrıca kronik bronşit gibi göğüs hastalığı bulunan kişiler için de faydalıdır. Balgam söktürücü özelliği vardır.
  • Hafızanın güçlendirilmesinde yardımcı olur.
  • Zayıflamaya yardımcı olur.
  • İçerdiği zengin miktardaki demir ve protein yardımıyla emziren annelerin sütünün artmasını sağlar.
  • Tere suda kaynatılıp, bu suyla saçlar yıkandığında saçları besler.

Tere suyunun hazırlanışı: Solunum yolları rahatsızlıklarında; özellikle bronşları temizlemede terenin suyu daha etkilidir. Bunun için bir miktar tereyi kaynayan suya ekleyerek kısa bir süre haşlayın. Çok fazla haşlamamaya özen gösterin; çünkü fazla haşlamak/pişirmek hem içerisindeki vitamin ve mineralleri etkisiz hale getirir hem de acı bir tat verir. Tere haşlandıktan sonra suyunu süzerek soğumaya bırakın. Günde 1 bardak içmek yeterli olur. Birkaç gün içinde etkisini gösterecektir. Tere suyunu içemiyorsanız tereyi taze olarak da tüketebilirsiniz.

Not: Tere suyunu bir kere hazırlayıp günlerce içmek yerine her gün yeniden hazırlamak içerisindeki besinleri alabilmeniz için daha faydalı olur.

Uyarı: Fazla tüketimi genellikle sorun yaratmaz ancak aşırı tüketildiğinde bazı kişilerde sindirim problemleri oluşturabilir.

Ayrıca tiroid rahatsızlığı bulunan kişilerin tüketmeden önce doktorlarına danışmaları gerekmektedir.

Ispanağın Faydaları

Ispanak (Spinacia oleracea); vitamin, mineral ve fito besin maddeleri açısından zengin bir sebzedir. Pişirilerek yenilebileceği gibi çiğ olarak salatalarda da kullanılabilir.

Ispanak; potasyum , manganez , çinko , magnezyum , demir ve kalsiyum olmak üzere fito besin maddelerini içermektedir. Ayrıca folat, niyasin , A vitamini , B6 vitamini ,C vitamini , tiamin ve riboflavin gibi vitaminleri de bulundurmaktadır.  Ispanaktaki tüm bu besleyici maddeler, vücutta çeşitli metabolik reaksiyonlarda kullanılır. Ispanak; beta-karoten, lutein, ksanten ve klorofilin gibi pigmentler açısından da zengindir. *

Ispanak; kanser, kalp hastalıkları, diyabet, nörodejeneratif hastalıklar ve obezite gibi birçok hastalık riskini azaltmakla bağlantılı olan özel koruyucu karotenoid bileşikleri içerir. *

Ispanak denilince akla ilk önce demir gelse de içeriğindeki demir vücut tarafından yeterince alınamaz. Oksalat olarak da adlandırılan oksalik asit molekülleri, vücuttaki kalsiyuma ve demirle bağlanabilmektedir ve vücudun bu mineralleri tamamen emmesine engel olmaktadır. *

Ispanaktaki demirden tam olarak faydalanmak için C vitamini bakımından zengin gıdalarla birlikte tüketiniz.  *

Ispanağın Faydaları

  • İçerdiği vitamin ve minerallerin yardımıyla metabolizmayı destekler.
  • Metabolizma için önemli minerallerden biri olan magnezyum için iyi bir kaynaktır.
  • Hamilelerin en çok ihtiyaç duyduğu maddelerden biri olan folik asit, ıspanakta bol miktarda bulunmaktadır. Folik asit, fetüsün sinir sisteminin gelişimi için oldukça önemlidir. *
  • Bol miktarda beta-karoten, lutein ve ksanten içermesiyle göz sağlığını korumaya yardımcı olur. Ayrıca göz kaşıntılarını, göz ülserlerini ve göz kuruluğunu önlemeye yardım eder.
  • Gözlerde şişliği ve tahrişi azaltır. *
  • Ayrıca ıspanakta göz sağlığı için oldukça önemli olan A vitamini de bol miktarda bulunmaktadır.
  • Ispanak, brokoli, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası, hardal yeşillikleri, şalgam yeşillikleri ve karalahana gibi yeşil yapraklı sebzeler ve turpgiller kanserin birçok türüne karşı koruyucudur. Yapılan çalışmalar özellikle kolon, göğüs ve prostat kanserlerinin oluşma riskini azalttığını göstermektedir.
  • Ispanak, kanserli hücre oluşumunu yavaşlatır ve DNA hasarına karşı savunmaya yardım eder.
  • Yapılan çalışmalara göre ıspanak içerisindeki karotenoidler, kanserli tümör büyümesine neden olan mutasyonlardan hücreleri korur.
  • Detoks etkisi gösterir ve iltihaplanmayı azaltır. Karaciğer sağlığını destekler.*
  • Ispanak, diyabetli hastalarda glikoz düzeylerini düşürdüğü ve oksidatif stres kaynaklı değişiklikleri önlediği gösterilen alfa-lipoik asit olarak bilinen bir antioksidan içermektedir.
  • Beta-karoten içermesiyle astım oluşma riskini azaltır. Kayısı, brokoli, kabak ve havuç da zengin beta-karoten kaynaklarıdır. *
  • Lifli bir gıda olmasıyla sindirim sistemini destekler ve kabızlığı önlemeye yardım eder.
  • Ispanakta bulunan antioksidanlar yaşlanmaya karşı mücadelede de yardımcı olmaktadır.  *
  • Ateroskleroz ve yüksek tansiyon da dahil olmak üzere kan damarıyla ilgili problemleri iyileştirmeye yardımcı olur.
  • Ispanakta bulunan koruyucu bileşikler; yüksek kolesterol seviyelerini düşürmek, yüksek tansiyonla mücadele etmek, kan akışını artırmak ve kan damarlarını korumak için oldukça faydalıdır.
  • Ispanak bulunan lif, yüksek kolesterol seviyelerini azaltır ve kan akımı içine glikoz emilimini yavaşlatır. Bu sayede kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. *
  • Antioksidan özelliği sayesinde kasların sağlığını korumada da yardımcı olur.
  • Kemik ve iskelet sağlığını korumaya yardım eder. Ispanak, kemikte kalsiyumun tutulmasında görev alan ve böylece kemik mineralizasyonunu sağlayan iyi bir K vitamini kaynağıdır. Bunun dışında mangan, bakır, magnezyum, çinko ve fosfor gibi diğer mineraller de güçlü kemiklerin oluşumunda yardımcı olurlar.
  • Osteoporoz gibi kemik rahatsızlıklarının oluşmasınıönlemeye yardım eder.
  • Ayrıca diş sağlığını destekler. *
  • A vitamini ve C vitamini cilt ve saç sağlığı için de oldukça önemlidir. Cilt kanseri ve cildin yaşlanmasına neden olan UV ışınların hasarını önlemeye yardım eder.
  • Cilt hücrelerinin gelişimini destekler. Kollajen üretimine yardım eder.
  • Bağışıklığı destekler.
  • Yapılan çalışmalara göre, ıspanak beyin sağlığını korumaya yardım eder ve beyni yaşla ilişkili hastalıklardan koruyabilir.
  • Felçten sonra beynin serebral korteksinde yer alan mevcut zararları tersine çevirmeye yardım eder. *

UYARI * * *

  • Her gıdada olduğu gibi ıspanak da fazla tüketiminde vücuda zarar vermektedir. Bu nedenle tüketirken aşırıya kaçılmamasını öneririz.
  • Bol miktarda potasyum içermesi nedeniyle, böbrek rahatsızlığı bulunan kişiler için zararlıdır. Böbrekleriyle ilgili sorun yaşayanların doktorlarına danışmadan tüketmemeleri gerekmektedir.
  • Ispanak oksalik asit (oksalat) içermesi nedeniyle, fazla tüketildiğinde böbrek taşı oluşma riskini arttırır.
  • Oksalat içerdiğinden sindirim sistemiyle ilgili rahatsızlığı bulunanların tüketmeden önce doktorlarına danışmaları gerekmektedir.
  • Ağrılı ve iltihaplı rahatsızlığı (astım, kistik fibroz, tiroid gibi) bulunan kişilerin ıspanak gibi oksalat içeren gıdaları çok fazla tüketmemeleri gerekmektedir.
  • Kan inceltici ilaç kullanan kişilerin ıspanak tüketmeden önce doktorlarına danışmaları gerekmektedir. K vitamini kan pıhtılaşmasında görev yapar, ıspanakta bol miktarda bulunduğundan bu tür ilaçları kullananlar için sorun yaratabilir.

Yeşil Soğanın Faydaları

Yeşil Soğanın Faydaları

  • Kanser Riskini Azaltır: Yeşil soğan, kolon kanser oluşum riskini azaltmada yardımcı olan alil sülfür olarak adlandırılan güçlü sülfür içeren bileşenler bakımından zengindir. Ayrıca flavonoidler, serbest radikal üreterek DNA ve hücre dokusuna zarar veren ksantin oksidaz enzimi üretimini engelleyerek kanseri önlemede yardımcı olur. Kanserle mücadele eden gıdaları tüketmeye ek olarak yeme alışkanlığını değiştirme kanseri önlemeye yardımcı olur.
  • Normal Görmeyi İdame Ettirir: Yeşil soğan gözü koruyucu etki sağlayan lutein ve zeaksantin gibi karotenoidler içerir. Bu yeşil sebze ayrıca normal görmeyi sürdürme ve göz sağlığını korumada önemli rol oynayan A vitamini de içermektedir. Ayrıca, gözü iltihaplanmadan koruma ve görme kaybına neden olan bir klinik durum olan sarı nokta hastalığına karşı mücadele etme özelliği bulunmaktadır.
  • Solunum Fonksiyonunda Yardımcı Olur: Anti bakteriyel ve anti virüs özellikleri ile bilinen yeşil soğan, viral enfeksiyonları, nezle, soğuk algınlığı vs. gibi rahatsızlıkların doğal tedavisinde yaygın olarak en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Ayrıca solunum sistemi aktivitesini harekete geçirir ve salya salınımında yardımcı olur.
  • Kemik Yoğunluğunu Artırır: Yeşil soğan yüksek seviyede c vitamini ve K vitamini ile doludur. Bu iki vitamin kemiklerin normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için önemlidir. C vitamini, kemikleri güçlü hale getiren kolajen sentezinde yardımcı olurken K vitamini ise kemik yoğunluğunu sürdürmede kilit rol oynar.

 

  • Kalp Sağlığını Geliştirir: Yeşil soğanda bulunan antioksidanların varlığı, serbest radikallerin hareketini kısıtlayarak DNA ve hücre dokusunun hasarını engellemede yardımcı olur. C vitamini, yüksek kolesterolü ve tansiyon seviyesini düşürmede yardımcı olarak kalp hastalıkları riskini azaltır. Yeşil soğanda bulunan sülfür bileşenleri de ayrıca koroner kalp hastalığı riskini azaltmada fayda sağlar.
  • Kan şekeri Seviyesini Düşürür: Araştırmalar yeşil soğanda bulunan sülfür bileşenlerinin kan şekeri seviyesini düşürmede yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, kandaki şekerin vücut hücrelerine ulaşımı için önemli bir hormon olan insülin seviyesinin artırılması ile gerçekleşir.
  • Mide Komplikasyonlarını Önler: Yeşil soğan, diyare ve diğer mide komplikasyonlarını önlemek için doğal bir güçlü ilaç görevi görür. Buna ek olarak iştahı artırır. Yüksek miktarda lif ile dolu olmasından dolayı yeşil soğan, sindirim sisteminin fonksiyonlarını daha iyi yerine getirmesinde yardımcı olur.
  • Enfeksiyona Karşı Korur: Yeşil soğanda bulunan bir mineral olan sülfür, mantar büyümesini önler. K vitamini ise kanın pıhtılaşmasında yardımcı olur. Ayrıca kan sirkülasyonunu ve B1 vitamini emilimini artırır. Böylece stres ve yorgunluğu azaltır. C vitamini ise vücut hücrelerini zarar ve iltihaplanmadan koruyan güçlü bir antioksidan görevi görür.

Sperm Sayısını Artıran Besinler

Sperm, neslin devamı ve sağlıklı bir üreme sistemine sahip olmanın ana temasıdır. Sperm sayısı ve sperm kalitesini normal seviyede tutmak için doğru beslenmenin bilincinde olmak gerekir.

Yaşadığımız bu modern çağda, zararlı birçok etken spermin sayısını ve kalitesini düşürmektedir. Hayatın verdiği psikolojik yükten tutun da, hayatı kolaylaştıran birçok teknolojik ürüne kadar, spermi doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir. Her türlü hastalığın kapısını açan sağlıksız beslenme ve gündelik yaşam içindeki zararlı birçok etken farkında olmadan sperm sayısı için de bir risk teşkil eder.

Spermin maruz kaldığı tehditleri ortadan kaldırmak pek mümkün olmasa da, destekleyici besinlerle bu denge sağlanabilmektedir. İçeriğinde bulunan vitamin ve minerallere göre besinler, sperm sayısını arttıran besinler listesine girmiştir. A, C ve D vitamini, protein, folik asit, omega-3, selenyum ve çinkogibi bileşenlerin yüksek oranda olduğu besinler, sperm sağılığını koruyan ve destekleyen etki yaratmaktadır. Peki sperm sayısını arttıran besinler nelerdir?

1) Bitter Çikolata

Güçlü bir afrodizyak etkisi olan bu çikolata çeşidinde, L-Arginin adındaki amino asit türü bulunur. Bu bileşen sayesinde testosteron seviyesi yükselir ve sperm sayısı artar. Kişi de büyüme hormonu da dahil olmak üzere birçok faydası olan bitter çikolatanın, aşırıya kaçmadan tüketilmesi halinde cinsel sorunları ortadan kaldıran bir etkisinin olduğu kanıtlanmıştır.

2) İstiridye

Çinko, testosteron seviyesinin artması ve sperm kalitesi için gerekli minerallerden biridir. İstiridyede bulunan çinko, cinsel istek ve enerjinin gelişmesini sağlamakla birlikte, sperm sayısını da arttıran büyük etkiye sahiptir. İstiridye, aynı zamanda gebe kalma oranını da arttıran bir sperm sağlığına kavuşmaktadır.

 

3) Yumurta

Yapısındaki protein ve E vitamini sayesinde, sperme etki edecek zararları korur. Sperm sayısını arttıracak daha güçlü bir üreme sistemine sahip olmanızı sağlar.

4) Muz

Cinsel isteği arttırıcı bir etkisi olmakla birlikte, yapısında bulunan bromelain enzimi sperm kalitesini arttırıp cinsel ilişki sırasında yüksek enerjiye sahip olmanızı sağlar.

5) Ispanak

Sperm sayısı ve kalitesini pozitif yönde etkileyen folik asit için yüksek oranda bir depodur. Metabolizmanın folik asit yönünden zayıf olması, gebelik için spermin güçsüz bir yapıya sahip olması demektir. Güçsüz sperm, yumurtaya ulaşsa bile döllenme olmayacaktır.

6) Kuşkonmaz

C vitamini içeriği zengin olan sebzenin, sperm sayısındaki etkisi büyüktür. Özellikle sperm sayısını azaltacak tehditlere karşı koyar. Vücudun sperm deposunu devamlı dolu tutar.

7) Sarımsak

Kalp hastalıkları ve solunum yolları enfeksiyonları için yüzyıllardır tedavi aracı olarak kullanılan sarımsak, çok bilinmese de üreme sistemi için de hatırı sayılır bir faydaya sahiptir. Yapısında bulunan alisin adındaki uçucu yağ, sperm sayısını arttıran, cinsel organa kan akışını arttıran bir etkiye sahiptir.

8) Nar

Soğuk algınlığı ve grip için faydası kanıtlanmış olan meyvenin, antioksidan özellikli etkisi sperm sayısını arttırdığı tespit edilmiştir. Günlü olarak tüketilen bir bardak nar suyunun, sperm kalitesini yüksek seviyelere çıkaracağı bilinmektedir.

9) Ceviz

Sperm üretiminde, yapısında bulunan arjinin adındaki amino asit ile fayda sağlamaktadır. Vücut tarafından üretilmeyen bu amino asit türü, sperm sayısını dışarıdan desteklemektedir. Ceviz, ayrıca kan akışını hızlandıran omega-3 yağ asidi de içerir.

10) Meyve Salatası

Portakal, kiraz, çilek, muz ve diğer antioksidan etkili meyvelerden oluşan bir kokteyl, sperm sayısını arttırmada ve sperm hasarına yol açacak tehditleri yok eder. Her gün 100 mg. alınan C vitamini, sperm sayısını arttırır, gebelik şansını arttıran sperm kalitesine kavuşturur. Özellikle kırmızı renkli meyveler, likopen adındaki pigmente sahiptir. Likopen, vücut tarafından üretilmeyen bir besin kaynağı olduğu için tüketilmesi vücut için antioksidan etkisi yaratır. Buna domates gibi kırmızı renkli sebzeler de dahildir. Bu pigmente sahip olan besinler, sperm sayısını arttıran besinler arasında tanımlanır.

11) Kabak Çekirdeği

Çinko zengini kabak çekirdeği, testosteron hormonu ve sperm sayısını üst seviyelerde tutmaya yarar.

12) Havuç

A vitamini kaynağı sebzenin, sperm sayısı ve hareketliliği için faydası vardır.

13) Goji Berry

Anavatanı Çin olan kırmızı meyvenin, spermler için etkisi göz ardı edilemez. Yapısında 19 çeşit amino asit, C vitamini bulanan meyvenin sperm hareketliliğini arttırarak gebelik oranını yükselttiği kanıtlanmıştır.

14) Kırmızı Et

Bir diğer çinko kaynağı da kırmızı et. Sperm kalitesi ve sürekliliği için ihtiyaç olan çinko miktarının karşılanacağı bir besin çeşididir.

15) Fındık

Sperm üretimi için büyük etkisi olan L-Arginin amino asidini yapısında bulundurduğundan, sperm sayısını arttıran besinler listesinde yerini almaktadır. Fındık, sperm kalitesi için günlük tüketilmesi gereken en önemli besinlerdendir.