Argan Yağının Şaşırtıcı Faydaları

Argan yağının faydaları arasında en belirgin olanı; içeriğindeki zengin besin değeri, saça ve cilde faydası vardır.

Argan yağı nedir hakkında genel bilgiler;

  • Argan yağı oldukça zor elde edilen, Fas’ta bir ağaç türünden yetiştirilen faydalı bir yağdır.
  • Argan yağı argan ağacındaki zeytine benzer meyvelerinden çıkarılır.
  • Argan yağının tümü neredeyse kuzey Afrika da yetişir.
  • Afrika’da eski çağlardan günümüze kadar kullanılan argan yağı bir çok cilt hastalığı ve saç problemini gidermektedir.

Argan Yağının Cilde Faydaları

  • Cilt Sağlığı
  • Erken yaşlanmayı azaltır
  • Güneşten koruma
  • Anti inflamatuar
  • Çatlak izlerini önler
  • Kırık uçları onarır
  • Cilt görünümünü güzelleştirir
  • Gece nemlendiricisi
  • Dudak kremi
  • Yara iyileşmesi
  • El yumuşatıcısı

Muhtemelen, argan yağının en önemli sağlık avantajları, yara iyileşmesini hızlandırma, cildi nemlendirme, yaşlanmayı yavaşlatma, kolesterol seviyesini düşürme, kanserle başa çıkma, saç sağlığını iyileştirme, sindirimi optimize etme, iltihabı azaltma, karaciğeri koruma, diyabeti yönetme yeteneğinden oluşur. tırnakları güçlendirir ve aynı zamanda kalp sağlığını da arttırır. Burada, Argon Yağının iyi bilinen birkaç avantajı vardır:

1. Cilt Sağlığı

Argan yağının en iyi bilinen ve en sık kullanılan işlevi cilt bakımıdır. Bu özel güçlü yağda bulunan triterpenoidler, yağda bulunan çeşitli diğer organik bileşiklerle birlikte, yaşlılık lekeleri ve izlerin görünüşünü ortadan kaldırabilir ve hatta dermatit gibi aknelerin ciddiyetini bile etkileyebilir. Ayrıca, herhangi bir tümörlü cilt hücreniz varsa, argan yağının uçucu bileşikleri, onları ortadan kaldırmanıza ve sizi hem gençleştirir hem de genç hissetmenize yardımcı olabilir. Erken yaşlanma çoğu insan için gerçekten ciddi bir konudur, ancak cilt elastikiyetini koruyarak, argan yağı bu tipik yaşlanma belirtilerini önleyebilir.

2. Erken Yaşlanmayı Azaltır

Argan yağı erken yaşlanma belirtileri ve semptomlarını gidermek için mucizelere yarayan yaklaşık% 80 yağ asitlerinden oluşur. Argan yağının düzenli kullanımının, cildin genç elastikiyetini geri yükleyerek ve ayrıca sağlıklı cilt hücrelerinin rejeneratif hızını artırarak, koyu lekelerin solmasına ek olarak kırışıklıkların derinliğini ve ciddiyetini azalttığı gösterilmiştir.

3. Güneşten Korunma

Güneş ışığında dışarıda olmak güzel olsa da, güneşten gelen UV ışınlarının cilt, saç ve tırnak üzerinde istenmeyen etkileri olabilir. Neyse ki, argan yağında bulunan bileşikler, yaşlanma sürecini önemli ölçüde hızlandırabilen ve ayrıca tehlikeli cilt kanserlerinde rol oynayabilen bu olumsuz etkilere karşı korunma sağlayabilir. Ek olarak, hücrelerin yenilenmesini teşvik eder, ayrıca tüm sağlık koşullarını yükseltir.

4. Anti-İnflamatuar

Argan yağında bulunan flavonoidler, hem dış hem de iç problemlerle başa çıkmak için kullanabileceğiniz etkili anti-enflamatuar özelliklere sahiptir. Ağrıyan kas ve eklemlerin dinlenmesi için, cildinizde etkilenen bölgeye birkaç damla saf Argan yağı masajı yapın. Polikistik Over Sendromu ile ilgili bir problemi olan, aşırı kilo alımı, zayıf sindirim ve hatta mesane problemleri olan insanlar, mutfak sınıfı Argan yağının dahili anti-enflamatuar yeteneklerinden de önemli ölçüde yararlanabilirsiniz.

5. çatlak izlerini önler

Argan yağının cilt üzerindeki iyileştirici gücü, kanser tedavilerinin yanı sıra yaşlanma ile kalmaz. Bu özel mucize yağ, hamilelikten, kalçaların yanı sıra memelilerde tüylü gelişme ya da cildi güçlendirmenin yanı sıra yumuşatmayla hızlı kilo alımından kaynaklanan çatlak izlerini önlemek için de kullanılabilir.

6. Kırık Uçları Onarır

Saçta kullanıldığında kurumayı önler, ayrıca saç milini kaplayarak çevresel korur. Yağ nemi sızdırmaz, aynı zamanda uçmayı yumuşatır, saçları kontrol edilebilir hale getirir ve fırçalama ve şekillendirmeden kırılmaya karşı daha az hassas hale getirir. Argan yağı ayrıca, kına ve amla gibi renklendiricilerin kaplanmasına yardımcı olabilir ve bu da renklendirmeler arasındaki sürenin uzunluğunu arttırır. Vitamin-E Dolu Argan yağı saçı besler, bölünmüş uçları onarır ve saçın parlaklığını ve genel olarak sağlıklı görünümünü artırır.

7. Cilt Görünümünü Güzelleştirir

Argan yağı yara izi, kırışıklık ve diğer cilt bozukluklarına sahip olmayan insanlar için bile cildinizi pürüzsüz ve yumuşak hale getirebilir. Argan yağındaki saponinler, cilt hücrelerinin yenilenme kabiliyetini harekete geçirerek en büyük ve en önemli vücut organlarını güçlü ve sağlıklı tutar.

8. Gece Nemlendirici

Argan yağı hızlı bir şekilde nemlendirir ve Gece Yağ İşlemi yağlı bir artık bırakmaz. Cildi tamamen doğal bir temizleyiciyle temizledikten hemen sonra, ılık olması için avucunuza bir damla dökün. Dairesel hareketlerle boynunuza ve yüzünüze uygulayın. Kışın veya belki de kurutucu iklimlerde, ikinci bir damlaya ihtiyacınız olabilir; ama orta derecede kullanmayı unutma. Bu özel yağ göz çevresinde nazik ve güvenlidir. Hem A vitamini hem de E vitamini ince kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olur ve bu hassas bölgeyi nemli tutar.

9. Dudak kremi

Harika bir dudak tedavisi için 1-2 damla alın ve ovalarak dudağınıza sürün. Bu sadece çatlamış olan dudakları iyileştiremez, aynı zamanda dudakları yumuşatır, pürüzsüzleştirir.

10. Yara İyileşmesi

Cildinizde bir yara veya başka bir çizik varsa ve sadece iyileşmesini hızlandırmakla kalmayıp, ayrıca enfeksiyonları da önler. Deriye doğru topikal olarak birkaç damla argan yağı kullanın veya taşıyıcı yağa koyun. İç tüketim de aynı şekilde yara iyileşmesine yardımcı olur, ancak doğrudan uygulandığında çok daha etkilidir.

11. El Yumuşatıcı

Kuru, pürüzlü elleriniz varsa ve sağlıklı olduklarından emin olmak için yollar aradıktan sonra argon yağı kullanmayı deneyin. Evet, ellere argan yağıyla birlikte masaj yapmak da ellerinizi nemlendirebilir ve onları yumuşak ve esnek hale getirebilir.

Argan Yağının Cilde Faydaları

  • Cildi mikroplardan arındırır: Argan yağı cildin mikroplardan ve serbest radikallerden temizlenerek arınmasını sağlar. İçeriğinde antioksidan barındıran argan yağı cildin yaşlanmasını önleyerek erken yıpranmasını engeller.
  • Kuru ciltlere argan yağının faydaları: Özellikle kış aylarında ortaya çıkan cilt kurumaları argan yağı kullanılarak giderilebilir. Güçlü bir nemlendirici etkisi olan argan yağı E vitamini açısından zengindir. Özellikle kuru ciltlerde görülen pullanma ve dökülme argan yağı ile kolayca tedavi edilebilir. Her gece yatmadan argan yağı ile cilde masaj yapılarak yedirilmelidir.
  • Argan yağı akneleri giderir: Yağlar aknelerin artmasına sebep olurken argan yağında tam tersi bir etki oluşturur. Hasar gören ciltlerin yeniden yapılanmasını sağlayan argan yağı oluşan siyah nokta ve sivilcelerin giderilmesini sağlar. Her sabah ve her akşam cilde masaj yapılarak yedirilmelidir.
  • Cilt tahrişlerini önler: Hassas ve kuru ciltlerde oluşan tahrişlerin giderilmesini sağlayan argan yağı tüm cilt hastalıklarının giderilmesinde etkilidir.

Argan Yağlı Yenileyici Yüz Maskesi

  • Limon suyu ( 1 çorba kaşığı )
  • Yoğurt ( 3 çay kaşığı )
  • Argan yağı ( 4 damla )
  • Bal ( 1 çorba kaşığı )

Hazırlanışı: Yukarıda verilen tüm malzemeleri karıştırıp cildinize uygulayın ve 10 dakika süresince ciltte bekletip süre sonunda cildinizi ılık su ile temizleyin.

Gebelik Döneminde Kullanılmalıdır

E vitamini açısından zengin olan argan yağı hamilelik döneminde sık görülen çatlaklık, kilo alımından sebep oluşan sarkmalar ve buruşuk ten giderilir. Ciltte elastikiyet sağlayan argan yağı özellikle hamilelik süresi boyunca kullanılmalıdır.

Argan Yağının El ve Ayaklara Faydası

Topuklarda oluşan çatlakları azaltmak için her gece yatmadan masaj yaparak uygulanmalıdır. Ellerdeki katiküllerin yumuşayarak daha sağlıklı tırnakların oluşmasında etkilidir. Tırnakların esneyerek kırılmasını önleyen argan yağından 1 – 2 damla uygulamak yeterlidir.

Dudakları Nemlendirir

Yaz ve kış aylarında sık, sık karşılaşılan dudak çatlamaları argan yağı uygulanarak önlenebilir. Dudakların dolgunlaşmasını da sağlayan argan yağında dikkat etmeniz gereken 1 damla ile masaj yaparak 2 dakika sonra dudaklardaki fazlalıkları alın.

Argan Yağının Saça Faydaları

  • Saçlar için yıllardır kullanılan argan yağı saç tellerinin güçlenmesinde ve genel bakımında oldukça etkilidir.
  • Saç tellerinin yumuşamasını sağlar.
  • Her banyodan sonra saç uçlarına uygulandığında kırıkların azalmasına yardımcı olur.
  • Saçların banyo sonrasında kabarmasını önler.
  • Yazın güneşin ışınlarından saçlara kalkan oluşturur.
  • Her türlü şekillendirici kullanmadan önce argan yağı uygulayarak saçların kuruması engellenir.
  • Sprey olarak kullanıldığında saçlara parlaklık verir.
  • Saçların kırılmadan nemlenerek hızlı uzamasına yardımcı olur.

Argan yağı kiprik uzatır mı?

Kiprik uzunluğumuz genetiğimizle alakalıdır. Fakat kismi olarak dışarıdan müdahale ile kipriklerimizi uzatmamız mümkündür. Kipriğin uzaması için kullanılan en iyi yöntemlerden biri de argan yağı kullanmaktır. Bir iki damla argan yağını parmaklarımızla uygulamak suretiyle kullanabiliriz.

Argan yağını Nasıl Kullanılır?

Argan yağını banyo sonrası saçlarınıza uygulayabilirsiniz. Fakat en etkili bakım için akşamdan argan yağını saçlara uygulayıp sabaha kadar bekletmektir. Sabah kalktığınızda saçlarınızı organik bir şampuanla yıkayarak temizleyebilirsiniz.

Argan Yağı Nereden Alınır?

İnternet sitelerinden, aktarlardan ve eczanelerden argan yağı satın alabilirsiniz fakat çok fazla sahtesi olduğu için eczanelerden almak en doğru olanıdır.

Argan Yağının Zararı Var mı?

Satın aldığınız yağ orjinal olduğu sürece bilinen bir yan etkisi yoktur. Yalnızca diğer her şey gibi kullanımında aşırıya kaçılırsa, ciltte aşırı yağlanma, saçlarda kepek gibi problemlere neden olabilir.

Kaynakça;https://www.healthbenefitstimes.com/health-benefits-of-argan-essential-oil/

Oolong Çayını Nedir? Faydaları Nelerdir? Nelere İyi Gelir?

Oolong Çayının faydaları arasında en belirgin olanları metabolizmayı hızlandırması, içeriğindeki yüksek kafein oranı ve anti diyabetik özelliği vardır.

Oolong Çayı nedir : Güney Çin ve Güneydoğu Asya’da yetiştirilen bir bitki türüdür. oolong çayı  Camellia sinensis bitkisinden elde edilmektedir. Oolong çayı bitkinin tomurcukları ve sapları kullanılarak elde edilir. *

Yeşil çay fermente edilmezken siyah çay siyaha dönene kadar fermantasyon işlemi devam eder. Oolong çayı ise bu iki çay arasında bir yerdedir, kısmen fermente edilir. *

Antioksidanlar bakımından zengin olan oolong çayı; aynı zamanda metabolizma için oldukça önemli olan kalsiyum, manganez, bakır, karoten, selenyum, potasyum minerallerini ve A vitamini, C vitamini, E vitamini, K vitamini,  folik asit (B9 vitamini), niasinamid (B3 vitamini) gibi B vitamini çeşitlerini içermektedir.  *

Oolong Çayının Faydaları

Oolong çayındaki kafein, merkezi sinir sistemini destekler, zihinsel uyanıklığı arttırır ve düşünme becerilerini artırır. Oolong tea tüketimi, yumurtalık kanseri riskini azaltır. Sindirime yardımcı olur, alkol ve dumanı temizler ve ayrıca baş ağrısını iyileştirir. Oolong çayı ayrıca karbonhidratların ve yağların emiliminde kesintiye uğradığından vücut ağırlığının kontrolüne yardımcı olur. Oolong çayının günlük alımı, dengeli beslenme, uyku ve egzersiz gibi kilo kaybına yardımcı olur. Oolong çayının yararlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

  • Metabolizmayı hızlandırır. Bu sayede daha hızlı yağ yakmaya yardımcı olarak kilo vermenize ve incelmenize yardım eder. Obezite ile mücadele etmede yardımcı olur. *
  • Oolong çayında bulunan kafein, teofilin ve teobromin (kafein benzeri) maddelerinin sinir sistemini uyarıcı etkisi vardır. *
  • Çayda bulunan polifenol antioksidanların kan şekerini ve insülin düzeylerini düşürmeye yardım ettiği düşünülmektedir. Ayrıca insülin duyarlılığını artırmada yardımcı olur. Bu sayede şeker hastalığını önlemeye yardım eder.
  • İçerdiği antioksidanlar yardımıyla kalp sağlığını korumaya yardım eder. Yapılan çalışmalara göre; düzenli tüketildiğinde, kan basıncını ve kolesterol düzeylerini düşürüp kalp rahatsızlığı riskini azaltmaktadır.
  • Oolong çayı; bazı insanlarda inme ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların oluşma riskini azaltabilmektedir. *
  • Yapılan araştırmalara göre oolong çayı; kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz ve diş çürüğü gibi yaygın görülen rahatsızlıklara karşı vücudu korumaya yardım etmektedir. *
  • Bol miktarda antioksidan içermesi sayesinde yumurtalık ve pankreas kanseri dahil olmak üzere birçok kanserin oluşma riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Yapılan araştırmalar çayın;akciğer, özofageal, pankreas, karaciğer ve kolorektal kanserler için benzer koruyucu etkileri olduğunu göstermiştir.  *  *
  • Oolong çayında; çayın yanı sıra birçok meyve ve sebzede bulunan yaygın bir antioksidan türü olan bioflavonoidler bulunmaktadır. Oolong çayındaki bioflavonoidler; yaşlanma süreci, kanser, kalp rahatsızlığı, iltihaplanma, alerjilere karşı vücudu destekler ve hatta fiziksel dayanıklılığı artırmaya yardım eder. *
  • Diş sağlığı için önemli bir madde olan florür çayda doğal olarak bulunmaktadır. Bu sayede diş sağlığını destekler. *
  • Oolong çayı kemik mineral yoğunluğunu arttırmaya yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda diş minesini güçlendirir ve diş plaklarının oluşumunu azaltmaya yardım eder.
  • Oolong çayındaki antioksidanlar egzama semptomlarını hafifletmeye yardımcı olmaktadırlar. *
  • Çay, sindirim sistemini alkalileştirir, asit reflüsü ve ülseri olanlarda iltihaplanmayı azaltır.
  • Antiseptik özelliği yardımıyla midedeki kötü bakterileri temizlemeye yardım eder ve mideyi yatıştırır. *
  • Beyindeki fonksiyonların korunması, Alzheimer ve Parkinson gibi rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olmaktadır.
  • Kafein yeni tüketmeye başlayanlar için; ruh hali, dikkat ve beyin işlevlerinde görev yapan norepinefrin ve dopamin salınımını artırmaktadır. Bu sayede ruh halini iyileştirir ve zihinsel performansı artırmaya yardım eder. *
  • Anti-enflamatuar özelliği sayesinde kronik iltihaplanmaları azaltır. Romatizma gibi rahatsızlıkların etkilerini hafifletmeye yardım eder. *
  • Osteoporozu (kemik erimesini) önlemeye yardım eder ve kemik sağlığını destekler.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir. *

 

Oolong Çayı Hazırlanışı

Oolong çayı günde 2 bardak tüketilebilir.

Genel bir kural olarak 6 gram suya; çay eğer top şeklinde sarılıysa 1 çay kaşığı, büyük açık yapraklardan oluşuyorsa 2 çorba kaşığı kadar kullanılır.

Suyu ısıttıktan sonra çay 3 ila 5 dakika kadar demlendirilir. Çok uzun süre demlemek içeriğindeki antioksidanların etkisini azaltacağından fazla demlenmemesi önerilmektedir.

Oolong çayı tatlı bir çaydır. Ancak yeterli gelmezse biraz balla tatlandırabilirsiniz.

Ayrıca demlenmiş çaya limon suyu ekleyip buzdolabında bekletirseniz soğuk bir içecek olarak da tüketebilirsiniz. *

 

Oolong çayının zararları- tüketirken dikkat edilmesi gerekenler

  • Oolong çayı da dahil olmak üzere kafeinli içecekleri fazla tüketmemeye özen gösteriniz. Kafein fazla miktarda tüketildiğinde; kaygı (anksiyete), baş ağrısı, uykusuzluk, düzensiz kalp atışı ve bazı kişilerde yüksek tansiyona neden olabilir.
  • Bitkisel gıdalardan elde edilen demirin emilimini azaltabilir. Gıdalardaki demirden vücudunuzun daha fazla yararlanmasını istiyorsanız yemeklerin yanında C vitamini bakımında zengin yiyecek ve içecekleri tüketbilirsiniz. *
  • Hamile kadınlar, emziren anneler ve kafein tüketiminden etkilenen ciddi sağlık durumu olanların, tüketmeden önce doktorlarına danışmalarını öneririz. *

Oolong Çayı fiyat aralığı

Oolong çayının 50 gr 20 tl aralığındadır. İnternet satışından temin edebilirsiniz. Henüz migros da satışı yoktur. Aktarlardan da temin edebilirsiniz.

Oolon çayı besin değeri- içindekiler

İçeceklerin besin değeri, çay, Oolong, demlendi
Porsiyon Boyutu:  1Value, 100 g

Kaloriler  1 Kcal. Yağdan Gelen Kaloriler 0 Kcal.

yakınlık Miktar % DV
Su 99.84 g N / D
Enerji 1 Kcal N / D
Enerji 2 kJ N / D
Kül 0,02 g N / D
Karbonhidrat 0,15 g % 0.12
Mineraller Miktar % DV
Kalsiyum, Ca 1 mg % 0.10
Demir, Fe 0 mg 0.00%
Magnezyum, Mg 1 mg % 0.24
Fosfor, P 1 mg % 0,14
Potasyum, K 12 mg 0.26%
Sodyum, Na 3 mg % 0.20
Çinko, Zn 0.01 mg % 0.09
Bakır, Cu 0 mg 0.00%
Manganez, Mn 0,21 mg 9.13%
Selenyum, Se 0 µg 0.00%
Vitaminler Miktar % DV
Suda çözünür Vitaminler
B3 Vitamini (Niasin) 0,06 mg % 0.38
Diğer Miktar % DV
Kafein 16 mg N / D
theobromine 2 mg N / D

 

Aynısefa Bitkisinin Faydaları

Her türlü toprak çeşidinde büyümesi ile yaygın olarak yetişen bitki türlerinden birisi olan aynısefa bitkisi, yıl içerisinde hemen hemen her ay toplanabilmektedir. Dünyanın farklı pek çok bölgesinde doğada kendi kendine yetişmesi ile de bilinen aynısefa bitkisinin faydaları ise hem iç hem de dış birçok hastalıkta kendisini göstermektedir. Özellikle Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Asya’da popüler olan aynısefa bitkisi, kasımpatı ve papatya ile aynı aileden olan ve yaklaşık 30 ila 60 santimetreye kadar uzayan bir bitki türü olarak da tanımlanabilmektedir.

Aynısefa Bitkisinin Faydaları Nelerdir?

Aynısefa bitkisinin faydalarından söz etmek gerekirse, insan sağlığı için en önemli olanları üzerinden örneklendirmeler yapılabilir.

  • Anti bakteriyel özelliği ile mikroplara karşı iyi bir doğal tedavi seçeneğidir.
  • Kulaklarda meydana gelen enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilir.
  • Derinin kollajen üretimini arttırarak daha sıkı bir cilde kavuşulmasına olanak verir.
  • Boğazlarda oluşan ağrılarda ilaç tedavisine destek olabilir.
  • Vücutta meydana gelen toksinleri atıcı özelliği ile bilinir.
  • Ağız içerisindeki iltihaplarda iltihap sökücü olarak kullanılabilir.
  • Mide kanserinde mide çeperini koruyucudur.
  • Mide ülseri ve gastrit problemlerinde ilaç tedavisini destekleyici olarak tercih edilebilir.
  • Yüksek antioksidan içeriği ile kanserli hücrelere karşı savaş açar.
  • Sindirimi kolaylaştırıcı etkileri ile bilinir.
  • Safra kesesi rahatsızlıkları için tercih edilebilir.
  • Kalp ve damar hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra doğal bir terapi seçeneği olarak kullanılabilir.
  • Menopozun etkilerini en aza indirir.
  • Deri iltihabı tedavisinde etkili bir terapi yöntemidir.
  • Mide kramplarına iyi gelir.
  • Hem bedeni hem de ruhu sakinleştirici olarak tüketilebilir.
  • Merhem şeklinde hazırlanarak ciltte meydana gelen yara, kesik ve yanıkların tedavisinde uygulanabilir.
  • Basurun iyileşmesini sağlar.
  • Meme kanseri yüzünden radyoterapi gören kişilerde olası cilt iltihaplarını engelleme özelliğine sahiptir.

Aynısefa Bitkisi Nasıl Tüketilebilir?

Aynısefa bitkisinin en sık kullanım şekillerinden birisinin çay şeklinde demlenerek tüketilmesi olduğu söylenebilir. Sarı ya da turuncu renkli aynısefa çiçeklerinin kurutulması ve çay şeklinde demlenmesi ile tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi faydalarını içilmeye başlandığı ilk andan itibaren gösterebilmektedir. Aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla hazırlanacak olan çayın tavsiye edilen karışım oranı da bir bardak çay için bir çay kaşığı ölçüsünde kurutulmuş aynısefa çiçekleridir. Çayı hazırlama yöntemi olarak ise kurutulan yaprakların suya atılması ve yaklaşık olarak 15 dakika kadar kaynatıldıktan sonra ocaktan alınarak demlenmeye bırakılması olduğu söylenebilir. Demleme işleminin ardından doğrudan tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi çayı arzuya göre bal ya da limon ile tatlandırılabilir. Tüm bunların yanı sıra dileyen kişiler aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla bu bitkinin çiçeklerini salatalarında da kullanabilmektedir.

Aynısefa Bitkisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Aynısefa bitkisinin faydalarını görmek isteyen kişilere bu bitkiyi çocuklar üzerinde kullanacaklarsa muhakkak haricen kullanmaları önerilmektedir. Cilt yaralanmaları konusunda açık yaraların üzerine doktor tavsiyesi olmadan sürülmemesi gereken aynısefa bitkisi papatya ailesinden olan bitkilere karşı herhangi bir alerjisi bulunan kişiler tarafından da tercih edilmemelidir. Aynısefa bitkisinin olası yan etkileri ise cilt yüzeyinde döküntü ve kızarıklık olarak kendisini göstermektedir.

Aynısefa Bitkisini Hamileler Kullanabilir mi?

Hamilelerde ve emziren annelerde aynısefa bitkisinin kullanımı tavsiye edilmemektedir. Hamile kalma konusunda çaba gösteren kişilerde de yine aynısefa bitkisinin tüketilmesinin riskli olduğu söylenebilmektedir. Aynısefa bitkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, diğer ilaçlar ya da diğer bitkiler ile etkileşimi konusunda net bir sonuç vermemektedir. Ancak diyabet hastası olanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda bu tür hastalarda çeşitli yan etkilere neden olabileceğinden ötürü diyabet sorunu ile mücadele eden kişilerin aynısefa bitkisini kullanmaya başlamadan önce doktorlarına danışmaları önerilmektedir.

Anason Çayının Faydaları

Anason tohumunun, kökünün ve yağının bugün özellikle ecza sektöründeki pek çok ilacın yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Bağırsaklarda meydana gelen gaz sancılarından tutun da çeşitli mide rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa iyi gelen anason tohumu ayrıca şiddetli öksürük ve burun akıntısı gibi problemler üzerinde de iyileştirici etkilerini göstermektedir. Değeri her geçen gün daha iyi anlaşılan anasondan üretilen ve tamamen bitkisel ve doğal olan anason çayı ise doğru miktarlarda kullanılması halinde sağlık açısından birçok yararı ile bilinmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında anason çayının faydalarını öğrenmek ve bu çayı nasıl hazırlayabileceğini bilmek isteyenlere kısa kısa başlıklar halinde bilgilendirme yapılabilir.

Anason Çayının Faydaları Nelerdir?

Doğa ananın bizlere sunduğu en önemli bitkilerden birisi olan anasonun tohumları ile meydana getirilen anason çayı, hem içten hem de dıştan pek çok hastalık üzerinde olumlu etkilerini göstermektedir. Buna göre anason çayının faydalarını merak edenlere aşağıdaki bilgileri gözden geçirmeleri tavsiye edilir. Anason çayı,

  • Mide rahatsızlıklarında destekleyici tedavi yöntemi olarak kullanılabilir.
  • Bağırsaklarda meydana gelen gaz sancılarını dindirir.
  • Burun akıntısını giderir.
  • Şiddetli öksürük probleminde öksürüğü hafifletici etki gösterir.
  • Balgam söktürücü olarak tercih edilebilir.
  • İdrar kaçırma gibi problemler yaşayan kişiler için tedavi edicidir.
  • İştah arttırıcı olarak kullanılabilir.
  • Uyku açar ve bu sayede uyanık kalmak durumunda olan kişilere yardımcı olabilir.
  • Yeni annelerin emzirme dönemlerindeki süt arttırımına yardımcı olur.
  • Adet dönemindeki ağrıları en aza indirir.
  • Doğum sancılarını en aza indirir.
  • Cinsel ilişki sonrasında hissedilen ağrıyı giderir.
  • Erkeklerde andropoz dönemi belirtilerini azaltır.
  • Pek çok hastalığın nöbetlerini hafifletir.
  • Nikotin bağımlılığına iyi gelir.
  • Uykusuzluğu giderir.
  • Nefes darlığını engeller.
  • Uyuz hastalığında iyileştirici etkileri ile bilinir.
  • Sedef hastalığında deri döküntülerini iyileştirir.
  • Saçlardaki bitlenme problemlerini giderir.
  • Kas kasılmalarına ve kramplara iyi gelir.
  • İshali iyileştirir.
  • Sinir krizlerini yatıştırır.
  • Havale geçiren kişilere çay şeklinde içirilebilir.
  • Potasyum açısından zengin içeriği ile vücuttaki sıvı akışını düzenler.
  • Kalp ritmini dengede tutar.
  • Yine potasyum içeriği ile kan basıncını normal seviyelerde tutan hücrelerin temelini oluşturur.
  • Sahip olduğu bakır oranı ile hücre solunumunda önemli bir görev alır. Özellikle kırmızı renkli kan hücreleri için oldukça faydalıdır.
  • Sakinleştirme ve uyuşturma özelliği ile histerik nöbetler ya da sara için etkili bir destekleyici tedavi yöntemidir.
  • Antiseptik özelliği ile enfeksiyonları iyileştirir.
  • Yaraların çok daha hızlı şekilde iyileşmesini sağlar.

Anason çayının faydaları elbette ki yalnızca bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Doğanın en değerli bitkilerinden birisi olan anasondan meydana getirilen anason çayının diğer yararlarına da yine aşağıdan ulaşabilmek mümkündür. Anason çayı,

  • Kadın ve erkeklerde libido arttırıcı özelliğe sahiptir.
  • Kalp ve damar fonksiyonlarını düzenler.
  • Metabolizmayı uyarır ve bu sayede hem hormonların hem de enzimlerin daha sağlıklı salgılanmasına imkan verir.
  • Sinir sistemini etkiler ve beyni aktif halde tutar.
  • Öksürük nedeniyle meydana gelen göğüs ağrılarını giderir.
  • Kan dolaşımını hızlandırır ve bu sayede eklem iltihabında ya da romatizma rahatsızlığında meydana gelen ağrıları dindirir.
  • Sindirimi destekler ve ağır yemeklerden sonra meydana gelen hazımsızlığı iyileştirir.
  • Depresyona iyi gelir.
  • Stres sorunu yaşayanlar için iyi bir destekçidir.
  • Aşırı sinirlilik halinde kişilerin rahatlamalarına yardımcı olur.
  • Antibakteriyel özelliği ile ağız içi temizliğini sağlar. Ağızda oluşan bakterileri iyileştirir ve kötü koku problemini giderir.

Anason Çayı Nasıl Hazırlanır?

Anason çayının faydalarını gören pek çok kişi bu çayı en doğru şekilde nasıl hazırlayabileceğini ve tüketebileceğini de merak etmektedir. Bu bağlamda en etkili anason çayı kürü için aşağıdaki malzemelerle hazırlanacak olan anason çayının günlük olarak tüketilmesinin yeterli olacağı söylenebilir.

Anason Çayı Tarifi

Malzemeler:

  • 1 çay kaşığı kadar öğütülmüş anason tohumu
  • 2 çay fincanı sıcak su
  • 1 dilim limon
  • İsteğe göre bal

Yapılışı:

İlk olarak anason tohumları öğütülmüş şekilde 2 çay fincanı kadar sıcak su içerisine atılır. Daha sonra 5 dakika boyunca demlenmeye bırakılır. Demlenme aşaması bittikten sonra içerisine 1 dilim limon atılır. Arzu edilmesi halinde bal ile tatlandırılır. Ilık ve taze olarak tüketilir. Oldukça lezzetli olan bu tarifin dışında isteyen kişiler de anason tohumlarını sıcak su yerine sıcak süt ile demledikten sonra uyumadan önce bu sütü içerek sakinleşebilir ve rahat bir uyku geçirebilir. Süt ile hazırlanan anason çayına tarçın çubuklarının atılması ise hem etkisini arttırmakta hem de çaya apayrı bir lezzet katmaktadır. Anason çayının faydalarını görmek isteyen ancak bulunduğu yerde anason tohumunu temin edemeyenler de aynı çayı kurutulmuş anason yaprakları ile hazırlayabilir ve sonrasında süzerek çaylarını tüketebilir.

Çavdar Ekmeğinin Faydaları

Çavdar Ekmeğinin Faydaları

Çavdar ekmeği çavdar tahılı unu ile yapılan; bol life sahip ve kalori barındırmayan sağlıklı bir ekmek türüdür. Bu yüzden sağlık ve kilo sorunları olanlar için ideal bir ekmek olarak tüketilmesi önerilmektedir.

 

Çavdar Ekmeğinin Yararları Nelerdir?

  • Kilo Almayı Önler: Vücudun Yağ Dengesini Korur: “Journal of Nutrition” dergisinde yayınlanan bir araştırma neticesinde çavdar ekmeğinin vücut dengesini koruduğu söylenmiştir. Ayrıca vücut içerisinde yağ faaliyetlerinin karın bölgesine yayılmasını ve birikmesini önlemektedir. Yağ birikmez ve böylece kilo problemine karşı oldukça etkili bir yapıya sahiptir.
  • Uzun Bir Süre Açlık Hissedilmez: Çavdar ekmeğini tüketmek doygunluk hissi vermektedir. Bir kişi sağlıklı bir şekilde üretilen çavdar ekmeğinden bir dilim tüketmesi yemek sırasında doyması için yeterli olacaktır.
  • Kan Şekerine İyi Gelir: Özellikle şeker hastalarını ilgilendiren bu durum, çavdar ekmeğinin faydası ile ön plana çıkmaktadır. Çavdar ekmeği uzun süre tokluk hissi vermesinin yanı sıra, zengin bitki lifleri içermesiyle de vücudun kan dolaşımını rahatlatmaktadır.
  • Kolesterol Kontrolü: Bir bayan için önemli unsurdur. Çavdar ekmeği faydalarından birini kanıtlayarak kolesterol seviyesini dengede tutarak sağlığı her açıdan korumaktadır.
  • Kanseri Önler: Göğüs kanserinin etkilerini zayıflatma ve vücut içerisinde tutunmasını önlemektedir. Çavdar ekmeği bunu yaparken bir taraftan vücudun kan dolaşımının etkili bir şekilde devam etmesini ve kalp ritim bozukluğu yaşayan insanların, sorununu da ortadan kaldırmasını sağlar.

 

Çavdar Ekmeğinin Faydaları

  1. Çavdar ekmeği kolesterolü düzenler.
  2. Çavdar ekmeği tüketmek safra kesesi taşlarının oluşumunu önler.
  3. İnsülin hormonunun şeker düzeyini koruyabilmesinde yardımcı olur.
  4. Damar sertliğini önler ve kanın damarlarda daha rahat dolaşabilmesini sağlar.
  5. Bağırsaktaki zararlı maddelerin dışarıya atılmasına yardımcı olur. Bağırsaklardaki mikropları temizler.
  6. Çavdar ekmeğinin içeriğini oluşturan ligamanlar, kanserden koruyucu bir etkiye sahiptir.

 

Çavdar Tahılı Ununun Faydaları

Çavdar ekmeğinin ana maddesini oluşturan çavdar tahılı unu fayda bakımından beklentileri en yüksek derecede vermektedir. Glisemik indeksi düşük olduğundan açlık hissini azaltan ve tok tutan çavdar tahılı, sindirim sistemi ile bağırsaklarındaki zararlı mikroplar ya da şekeri düzenleyici gibi birçok faydaya sahip bir ekmek çeşididir.

  1. Vücudun kilo almasını engeller.
  2. Yağ birikimini parçalar ve vücuttaki yağ depolanmayı savuşturur.
  3. Şeker hastaları için mükemmel bir ekmek türüdür. Birçok uzman ve doktor tarafından önerilir.
  4. Özellikle normal bir ekmekle doyamayan kişiler, çavdar ekmeğinin 3 dilimiyle rahatlıkla doyabilir.
  5. Sağlık açısından insana gerekli besin, mineral ve vitaminleri sağlar.

 

Çavdar Ekmeğinin Besin Değeri

  1. Yağ Oranı 2,75gr
  2. Kalsiyum 78,5gr
  3. Lif 16gr
  4. Demir 2,9gr
  5. Enerji 247,3’dür.

 

Çavdar Ekmeği İle İlgili Pratik Bilgiler

  1. Tek bir dilim Çavdar ekmeği uzun süre tok hissetmeye yeterlidir.
  2. Yarım ekmek tost yerine, iki dilim çavdar ekmeği tüketmek arasında oldukça fark vardır. İki dilim çavdar ekmeği yarım ekmeğin doyuruculuğundan çok daha fazladır. Ayrıca yağ oranı çok daha azdır.
  3. Sabah öğle ve akşam üzere 3 dilim çavdar ekmeği, normal besin değerlerini fazlasıyla karşılamaktadır.
  4. Çavdar ekmeği kuruyemişlerle tatlandırılabilir ya da karıştırılabilir. Böylece daha güzel bir tat olacak ve doyuruculuk özelliği artacaktır.

 

Çavdar Ekmeğinin Zararları (Yan Etkileri)

  • Demir: Çavdar Ekmeği demir emilimini azaltmaktadır.
  • Nem Durumu: Çavdar ekmeğinin nem oranı yüksektir. Bu yüzden çabuk küflendiği için iyi bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir.
  • Kalsiyum ve Çinko: Demir emilimi dışında kalsiyum ve çinkonun emilimini de azaltmaktadır.
  • Fazla Tüketmek: Çavdar ekmeğini normalden fazla tüketmek epey bir hazımsızlık meydana getirecektir. Çünkü çavdar ekmeği az tüketildiğinde dahi doyum hissi verir. Bu yüzden doyduktan sonra fazla tüketilmemesi sağlık açısından oldukça önemlidir.

Sinüzite Ne İyi Gelir?

Antibiyotiklere başlamadan önce, sinüzit ağrılarına, sinüs tıkanmalarına ve buna bağlı etkilere ne çözümler üretilebilir bakalım.

Çoğu insan, yaşamlarında bir noktada sinüzit kaynaklı sağlık problemleri yaşamış ve reçeteli ilaçlar olmaksızın iyileşmiştir. Ancak tüm sinüs problemleri aynı değildir, bazı belirtiler medikal ilaç kullanmadan geçmez.

Sinüsler burun çevresindeki kemiklerin içi boş ceplerdir. Buruna akan mukus üretirler. Eğer burnunuz iltihap nedeniyle şişmişse, sinüsleri tıkayabilir ve ağrı, tıkanıklık, öksürük ve diş veya yüz ağrısına neden olabilir. Sinüzit akut olabilir, genellikle üşütmeden sonra dört haftaya kadar sürebilir ya da semptomlu veya semptomsuz aylarca hatta yıllarca sürebilir.Alerjiler, burun problemleri ve kistik fibroz gibi belirli durumlar, Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’ne göre akut ve kronik sinüzite de neden olabilirler. Bu hastalığı kendi imkanlarımızla tedavi etmek istersek neler yapabiliriz bir bakalım.

Sinüzit nasıl geçer, sinüzite ne iyi gelir?

  1. Burun yollarınızı açmakla işe başlayın. Hangi sinüs ağrısı çözümlerinin işe yaradığı konusunda birçok tartışma vardır, ancak nezleye burun temizleyici spreylerin faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Burun yolları açılan kişi daha iyi nefes alabilir. Nezleyken baş ağrısının tıkalı burun yollarından kaynaklı olduğu bilinmektedir.

       2. Bromelain tüketin.

Ek gıda takviyesi olarak satılan bromelain, ananas gövdelerinde bulunan bir proteindir. Yıllar boyunca, şişmeyi azaltmak için ödül avcıları tarafından kullanılmıştır. Bu protein, burun damarlarındaki ve yollarındaki şişmeleri azaltıyor. Ancak bunu kullanmaya başlamadan önce doktorunuzla konuşmayı unutmayın, çünkü bromelain aldığınız diğer ilaçlarla etkileşime girebilir. Ve kesin dozajlama talimatlarını takip ettiğinizden emin olun.

  1. Buhar banyosu yapın

Sıcak su buharı sinüslerin nemlenmesine yardımcı olabilir. Duşa birkaç damla okaliptüs veya mentol serpiştirin ve banyonuzu mentollü hale getirin. Sıcak, buharlı bir duş veya banyo, burnunuzun içinde sıkışmış olan mukus ve döküntüleri gevşetmeye yardımcı olabilir.

  1. Bol bol sıvı tüketin

Sıvı tüketimi sinüslerinizi nemli tutmak da dahil olmak üzere vücudunuza birçok şekilde yardımcı olur. Sinüzit probleminiz varsa gün boyunca su için. Kafeinli ve alkollü içeceklerden uzak durun. Çünkü bu tarz içecekler vücudunuzun susuz kalmasına sebep olur, aldığınız suyun vücudunuzu nemlendirmesini engeller.

Tavsiye edilen sıvı alımı insandan insana farklılık gösterse de, kolay bir kılavuz günde en az sekiz adet 8 bardak su içilmesi gerektiğini söyler. Yeterince sıvı alıp almadığınızı nasıl anlayabilirsiniz? Idrarınızın rengi beyaza yakın açık sarı ise yeterince sıvı tüketiyorsunuz demektir. Ancak idrarınızın rengi koyu ise yeterli sıvı alımı yok demektir.

  1.  Baharatlı yiyecekler tüketin.

Hardal, acı biber, köri, yaban turpu ve wasabi gibi baharatlı yiyecekler sinüslerin temizlenmesine yardımcı olabilir. Baharatı seviyorsanız, nazal geçişlerinizi açmak için öğünlere bazı “acı” baharatlar eklemeyi düşünün.

  1. Evinizdeki alerjik maddeleri temizleyin

Alerjik reaksiyonlar sinüslerin daha fazla tıkanmasını bu da sinüzitin çok daha ağır bir hale gelmesine sebep olabilir.

  1. Evinizde ve bulunduğunuz yerde havayı nemlendirin

Bir nemlendirici havayı nemli tutabilir, ancak özellikle küf alerjileriniz varsa ortamı temiz tuttuğunuzdan da emin olun. Ayrıca kirli bir nemlendirici küf üretebilir. Hava nemlendiricilerini sadece kuru aylarda kullanmalısınız, yağışlı aylarda kullanmamalısınız. Ek olarak, odadaki nem seviyesine dikkat edin.

Yüzde otuzdan yüzde 50’ye kadar nem oranı idealdir. Pencereleri buğulamaya başlarsanız, nem seviyesi çok yüksek demektir.

  1. Sıcak kompresler uygulayın

Nazal dokuları nemli tutmaya yardımcı olmak için sıcak bir kompres kullanabilirsiniz. Derin bir kaseyi veya tencereyi buharda suyla doldurun ve buharı solumak için yüzünüzü başınızın etrafına bir havlu sararak bu buhara maruz bırakın. Sadece kendinizi yakmamaya dikkat edin. Ayrıca sıcak kompresini, sinüs ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilecek bir soğuk kompres ile de beraber yapabilirsiniz.

  1. Hemen antibüyotik kullanmaya çalışmayın

Antibiyotikleri rasgele kullanmak antibiyotik direncine ve vücutta antibüyotiğe dayanıklı organizmaların gelişmesine yol açabilir, ayrıca antübüyotik çoğu sinüzit vakasının tedavisinde etkili olmayabilir. Çünkü; bu enfeksiyonların yüzde ikiden azı bakteriyeldir. Çoğu viral ve antibiyotiksiz olarak tedavi edilmelidir. Doktorunuz, kendi başına iyileşip iyileşmediğinizi görmek için antibiyotiksiz yedi günlük bir bekleme süresi önerebilir.

Aslında, 2012’de JAMA’da yayınlanan bir çalışmaya göre, akut sinüzit vakaları için, antibiyotikler tedaviden üç gün sonra semptomları azalttı ve sadece 7. günde küçük faydalar sağladı. Hem plasebo hem de antibiyotik alan hastalarda 10 günlük tedavide yaşam kalitesi iyileşti.

  1. Ne zaman doktora gitmeniz gerektiğine dikkat edin

Eğer sinüs ağrısı reçetesiz tedavi yöntemleri ile düzelmiyorsa doktora görünmeniz gerekir. Sinüs ağrısı bir hafta veya daha uzun sürerse ve ateşiniz varsa, kulak, burun ve boğaz uzmanına görünmelisiniz, çünkü doğal ilaçlardan daha agresif tedaviye ihtiyacınız olabilir.

Çam Terebentinin Faydaları

Çam Terebentin Faydaları

Çam Terebentin, buhar distilasyonu ile elde edilen bir üründür. Çam terebentinin faydaları sadece saç ile ilgili olmamasına rağmen; saçları besleyici ve güçlendirici etkisinden dolayı en çok saç bakım alanında kullanılır.

 

Çam Terebentinin Faydaları

  • Kılcal Damarlara Etkisi: Çam terebentin kılcal damarları uyarır. Bu uyarı vücudun kan dolaşımını düzenleyen bir etkiye sahiptir. Bu sayede vücut içerisindeki kan döngüsü sağlıklı bir şekilde gelişebilmektedir.
  • Bağışıklığı Güçlendirir: Çam terebentin kişiyi, kışın tüm olumsuz etkilerinden korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve kişinin hasta olmasını engeller.
  • İdrar yolu ve sisteminde enfeksiyonları düzenler.
  • Kilo almak isteyenler için iştah açıcı bir özelliği bulunmaktadır.
  • Regl döneminin ağrısız ve sızısız geçmesine yardımcı olur.
  • Hamile bir kadının süt verebilmesini kolaylaştırır.
  • Romatizma rahatsızlığı tedavisinde kullanılır.
  • Şeker hastaları için düzenli kullanımda şeker oranını dengeler.
  • Vücudun performansını, dinçliğini yüksek bir formda kalmasını sağlamaktadır.

 

Çam Terebentinin Saça Faydaları

  • Saçların Dökülmesini Azaltır: Saçların uzamaması, saç köklerinin yeteri kadar minerallere sahip olmamasından beslenememesidir. Kısa bir zaman kullanımdan sonra Çam Terebentin, saç dökülmelerinde yarı yarıya bir azalma göstererek saçları derinlemesine besler.
  • Yeni Saç Çıkarır: Çam terebentin saç dökülmelerini önlediği gibi ayrıca saçları beslemektedir. Dökülen eski saç köklerinin yerini, yeni saçlar almaktadır. Böylece Çam terebentin saç oluşumu konusunda yüksek bir faydaya sahiptir. Bugün piyasada kullanılan ve en çok tercih edilen yöntemlerden biri çam terebentindir.
  • Saçları Besler: Çam terebentin, saç üzerinde devrim yaratan bir oluşumdur. Saçların dökülmesini önleyip uzatması gibi saç köklerini besleyerek, saçların mükemmel bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Saç konusundaki sonuç tespitleri, birçok bilim insanı tarafından onaylanmış ve milyonlarca insanın gerçekten saç uzattığı kesinleştiren doğal bir ürün olduğunu her açıdan kanıtlamıştır.

 

Çam Terebentin Maskesi

Saça uygulanan bu yöntem, saçların beslenmesine, saç köklerinin güçlenmesine, dökülmelerin azalmasına ve yeni saçların çıkmasına yardımcı olmaktadır. Çam Terebentin maskesini yapmak basittir.

  • Badem yağı
  • Çam terebentin yağı

Hazırlanışı: Bir şişe içerisinde eşit  miktarda bu yağlardan koyup iyice karıştırın. Sonrasında, bu karışımın saç diplerine iyice yedirilerek sürülmesi gerekmektedir. Saçın tümünü streç ile kaplayın ve ılık bir havlu ile saçları sarın. Ardından 2 saat bekleyerek, 2 saatin sonunda saçlarınızı duruladıktan sonra çam kokusunu ve saçlarınızın yenilendiğini hissedebilirsiniz.

  1. Saçlarınız kuvvetlenir,
  2. Yeni saçlar çıkar.
  3. Saç dökülmeleri bir daha görülmez,
  4. Saçlarınız uzun vadede güçlü ve dirençli kalır.
  5. Çam Terebentin Besin Değerleri
  6. Saçı besleyen B vitamini içerir,
  7. B2 vitaminini sağlar,
  8. A ve E vitaminleri eksikliklerini giderir.
  9. B6 vitaminini karşılar.

 

Çam Terebentinin Şampuanlarda Kullanımı

Çam terebentin kullanmak için 20 damla kadar Terebentin yağını şampuanınıza karıştırmanız yeterlidir. Fakat şampuanınıza karıştırmak istemiyorsanız, ayrı bir şekilde saçlarınıza damlatarak da çam terebentin şifalı etkilerinden yararlanabilirsiniz.

 

Çam Terebentinle İlgili Pratik Bilgiler

Çam Terebentini normal bir suya iki veya üç damla katarak tüketilmesi halinde birçok yararını vücudunuz içinde alabilirsiniz.

  • Direk olarak Terebentin yağı saça uygulanabilir fakat biraz yanma hissi olabilir.
  • Burun tıkanıklıkları için 1 veya 2 damla çam terebentin yağı kullanılabilir.

 

Çam Terebentinin Yan Etkileri ve Zararları

  • Göz Yanması: Çam terebentin yağının gözlerden uzak tutulması gerekmektedir. Yoksa duş sırasında yoğun bir yanma hissedebilirsiniz.
  • Koku Sorunu: Birçok kişi çam kokusundan rahatsız olabilir. Bunu giderebilmek için saç kremleri kullanabilir ya da tarağınıza parfüm sıkarak saçlarınızı tarayabilirsiniz.

Chia Tohumu Nasıl Tüketilir ?

Chia tohumu, yüksek enerji kaynağı olduğu için bir çok farklı yöntem ile tüketilebilir. Sağlıksal faydaları, enerji kaynağı olması, lifli yapısı ve içerdiği etken maddelerin faydalarından yararlanmak için chia tohumu çeşitli yöntemler ile kullanıldığı gibi yemeklere tat vermesi amacıyla da kullanılmaktadır.

Chia tohumu kullanım amacına göre şu yöntemler ile tüketilebilir:

1 ) Sağlıklı bir şekilde kilo vermek, kilonuzu korumak veya yağsız kas kütlesi oluşumu için gerekli olan beslenmeyi sağlayarak kasların büyümesini sağlamak için kullanacağınız chia tohumu üç farklı yöntem tercih edebilirsiniz. Bu yöntemler;

  • Chia tohumlarını yoğurdun için ekleyerek tüketebilirsiniz. Bir kase yoğurdun içine 1 yemek kaşığı chia tohumu ekleyerek karıştırıp yemek ile birlikte veya sade şekilde tüketebilirsiniz.
  • Bir tatlı kaşığı chia tohumunu 1 su bardağı ılık su içine koyup 3 dakika kadar bekletin. 3 dakika dolduğunda suyu olduğu gibi içebilir veya tohumların suyu emmesine izin vermeden süzerek tohumları yiyebilirsiniz. Tohumlar üzerindeki acımsı tadı ortadan kaldırmış olursunuz.
  • Chia tohumlarını öğüterek toz haline getirip diyet yemeklerinin ve salatanın içine karıştırarak yiyebilirsiniz. Bu sayede uzun süre açlık hissi yaşamayacak ve sağlıklı bir şekilde kilo verebilirsiniz.

2 ) Kilo verme dışında antioksidan özelliklerinden faydalanmak istiyorsanız chia tohumlarını öğüterek veya çekirdekler halinde hamur işleri içinde kullanabilirsiniz. Chia tohumları ısı ile etkileşerek antioksidan etken maddelerinin etki oranını artırdığı için hamur işlerinde kullanmanız daha faydalı olur. Toz haline getirerek kullanabileceğiniz chia tohumu poğaça yüzeylerine serpilerek veya kurabiyelerin üzerine serpiştirilerek yenilebilir.

3 ) Lifli yapısından faydalanmak ve sindirim sisteminizin sağlığını korumak için su içerisine koyacağınız chia tohumlarını 10 dakika kadar bekletin. İyice şişen chia tohumları çekirdek boyutuna geldiğinde süzerek sade halde yiyebilir veya 1 yemek kaşığı bal içinde ezdikten sonra da tüketebilirsiniz.

4 ) Chia tohumunun kalsiyum mineralinden faydalanmak istiyorsanız chia tohumunu toz haline getirip bir su bardağı süt içine ekleyin. Süt içine bir tatlı kaşığı bal ekleyerek karıştırın ve karışım kıvamına geldiğinde için.

5 ) Chia çekirdekleri suda bekletilerek ezildiğinde jel kıvamına gelir. Jel kıvamına gelen chia çekirdeklerini yoğurt ve mayonez ile karıştırıp ekmeğe sürerek de yiyebilirsiniz. Jel kıvamında olması su oranının fazla olmasını ve fosfor içeriğinin kolay bir şekilde doğal yolla alınmasını sağlar.

6 ) Çok fazla enerji içermesinden dolayı sabahları enerjik bir başlangıç yapmak isterseniz bir bardak ılık su içine 1 tatlı kaşığı chia tohumu, yarım tane limonun suyunu, 1 tatlı kaşığı bal ekleyerek karıştırıp için. Bu karışım doğal bir detoks etkisi yarattığı gibi güne enerjik başlamanızı da sağlayacaktır.

7 ) Akşam yemeği hazırlığında toz haline getirdiğiniz chia tohumlarını yemek içerisine serpiştirebilir, çekirdek halindeki tohumları tencere içinde kavurarak yemeğe tat vermesi açısından da kullanabilirsiniz. Kavrulmuş olan chia çekirdekleri doymuş yağ asidi açısından çok faydalı olur.

8 ) Evde yapacağınız tatlıların içine toz halinde chia tohumu ekleyerek hem tatlılarınıza farklı bir tat vermiş olursunuz hem de almanız gereken doğal şekeri bu yolla almış olursunuz. Kan şekeri düzenleyici etkisi bulunan chia tohumu tatlılara ekşimsi bir tat vermektedir.

9 ) Chia tohumunu toz haline getirerek evde yapacağınız çorbaların içine ekleyebilirsiniz. Çorbalar ile tüketirken biraz limon veya limon tuzu kullanmanız tadını dengelemenize yardımcı olur.

10 ) Omlet yaparken chia tohumunu omlet için eklemeniz omletin lezzetini artıracaktır. Ayrıca omlet içinde kullanacağınız chia tohumu kalsiyum ihtiyacınızın fazlasıyla karşılanmasını sağlayacaktır.

Ihlamur Çayı Yapılışı

Faydaları saymakla bitmeyen bitkilerden birisi olan ıhlamur, günümüzde farklı pek çok şekilde tüketilmektedir. İçimi pek çok kolay olmayan ancak sağlık için birçok yararı ile oldukça popüler olan bu bitki ülkemizde en sık tüketilen şifalı bitkiler arasında da yer almaktadır. Ihlamur çayı yapılışı ise kendine has bazı püf noktalar bulundurmakta ve bu nedenle bu çayın etkisini tam anlamıyla görmek isteyenlerin mutlaka bu noktalara özen göstermesini gerektirmektedir.

Soğuk kış aylarının en değerli bitkilerinden birisi olan ıhlamur, kış mevsiminde meydana gelebilecek çok sayıda rahatsızlığa karşı koruyucu ve tedavi edici özellikleri ile bilinir. En çok da grip ve soğuk algınlığının görüldüğü durumlarda tercih edilebilecek olan ıhlamur, kendine has özellikleri ile en önemli şifalı bitkiler arasında üst sıralarda gelmektedir.

Ihlamur Çayı Faydaları

Ülkemizde yetişen ıhlamurun farklı türleri bulunur. Tedavi amacıyla yararlanılan ıhlamur ise en çok Kuzey Anadolu’da yer alan dağlarda görülmektedir. Söz konusu bölgede kendi içerisinde küçük yapraklı ve büyük yapraklı ıhlamur olmak üzere iki türe ayrılan bu bitkinin geri kalan türlerinin ise tedavi edici niteliklerinin daha az olduğu söylenebilir.

Boyu 20 ila 30 metre arasında değişebilen ıhlamur, uzun saplı, kenarları dişli ve yürek şeklindeki yaprakları ile bilinir. Sarkık çiçek demetleri ve sarıya çalan rengi ile bu bitki, doğada yetiştiği yerlerde kolaylıkla fark edilebilir. Kendine has ve hoş bir kokusu bulunan ıhlamur, geç çiçek açan bir bitki olarak genellikle Haziran ve Temmuz aylarında hasat edilir.

Ihlamur ile ilgili tüm bu bilgilerin verilmesinin ardından kurutulmuş ıhlamur çiçekleri ile hazırlanabilecek olan ıhlamur çayı faydalarını öğrenmek isteyenlere ise aşağıdaki açıklamaları incelemeleri tavsiye edilebilir:

  • Grip ve nezlede vücudun direncini arttırarak kısa sürede iyileşme sağlar.
  • Soğuk havalarda ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı koruma sağlar.
  • Terletici etkisi ile mikropların vücuttan daha hızlı atılmasına olanak verir.
  • Ateş düşürücü etkisi ile ateşli hastalıklarda destekleyici tedavi olarak kullanılabilir.
  • Vücut ısısını düzenleyerek olması gereken değerlerde kalmasını sağlar.
  • Mafsal iltihabında ek bir tedavi seçeneği olarak uygulanabilir.
  • Romatizma ağrılarına iyi gelir.
  • Karaciğer iltihaplanmasına birebirdir.
  • Hipertansiyon sorunlarında tansiyonun normal değerlere gelmesini sağlar.
  • Selülit problemlerinde ek bir tedavi olarak tercih edilebilir.
  • Öksürük sorunlarında öksürüğü yumuşatıcı etki gösterir.
  • Hazımsızlığı giderir ve yemek sonrası kişilerin kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlar.
  • Balgam söktürücü olarak kullanılabilir.
  • Mide kasılmalarını giderir.
  • Migren durumlarında destekleyici doğal bir tedavi olarak tercih edilebilir.
  • Uykusuzluk problemlerinde vücudu sakinleştirici etki gösterir.
  • Pek çok farklı iltihap türünü kurutucu özelliğe sahiptir.
  • Ağrı kesici olarak tercih edilebilir.
  • Boğazları rahatlatır ve tahrişi en aza indirir.
  • Bronşit hastalığında belirtileri hafifletmede kullanılabilir.
  • Kas kasılmalarını azaltarak krampları giderir.
  • Stres ve anksiyeteyi azaltmak amacıyla tercih edilebilir.
  • İçerdiği farnesol maddesi ile yatıştırıcı olarak kullanılabilir.
  • Sinire bağlı mide bulantıları ve kusma problemlerine iyi gelir.
  • Vücut içerisinde meydana gelen yaralanmaları iyileştirir.
  • Mide ülserinde destekleyici tedavi olarak tercih edilebilir.
  • Yanıklara dışarıdan pansuman olarak uygulanabilir.
  • Kabızlık problemlerinde doğal bir terapi seçeneğidir.
  • Saç dökülmelerini önlemek amacıyla saç derisine sürülebilir.
  • Burkulan ve ezilen bölgelerin üzerine pansuman olarak konulabilir.
  • Deri üzerinde meydana gelen enfeksiyonları iyileştirir.

Ihlamur Çayı Nasıl Yapılır?

Ihlamur çayı yapılışını öğrenmek isteyen kişilere bu bitkiyi normal bir çay şeklinde demleyebilecekleri söylenebilir. Bir tutam ıhlamurun yeterli miktarda su ile birlikte karıştırılması ve ocağa alınarak fokurdayana kadar kaynatılması ıhlamur çayının hazırlık aşamaları için yeterlidir. Kaynayan ıhlamur çayı ocaktan alınıp 5 dakika kadar bekletildikten sonra ise tüketime hazır hale gelir. Dileyen kişilerin ise tarçın kabuğu ya da limon ile ıhlamur çayını daha lezzetli bir hale getirebilecekleri de ek olarak belirtilebilir. Yine çiçek balı kullanımı da ıhlamur çayını içmekte zorlanan kişilere tavsiye edilebilmektedir.

Oldukça klasik olan ve herkes tarafından bilinen bu tarifin dışında ayrıca ıhlamur çayı yapılışı konusunda farklı tariflere de örnekler verilebilir. Buna göre aşağıda incelenebilecek olan ıhlamur çayı tarifleri ile arzu eden herkesin kendi damak tadına uygun bir ıhlamur çayı hazırlaması mümkün olabilir.

Mürver Çiçeği ve Ihlamur Kürü

Son zamanlarda pek çok kişinin tercih ettiği ıhlamur kürlerinden birisi olan bu çayın yapılışı için eşit miktarda kurutulmuş ıhlamur, mürver çiçeği ve bir tutam da papatya alınarak aynı kap içerisinde üstlerini geçecek kadar su ile birlikte kaynamaya bırakılır. Altı kaynadıktan sonra kenara alınan karışım ılık hale geldiğinde ise bal ile karıştırılarak tüketilebilir. Demlenme süresini 10 dakika ve üzeri tutmak, ıhlamur çayının etkilerini tam anlamıyla göstermesine imkân verebilir.

Nane, Hatmi ve Ihlamur Kürü

Yine çok bilinen ıhlamur çayı kürlerinden birisi de nane ve hatminin kullanıldığı farklı bir kür çeşididir. Bunun için eşit oranlarda ıhlamur, kuşburnu, nane, hatmi ve papatya alınarak bir kap içerisinde ince ince kıyıldıktan sonra karıştırılır. Üzerine 1 bardak ölçüsünde soğuk su dökülür ve karışım ocağa koyularak kaynatılır. Kaynama aşamasının tamamlanması ile birlikte kenara alınan ıhlamur çayı, ılındıktan sonra tüketime hazır hale gelir. Oldukça kolay hazırlanabilen bu kür arzuya göre bal veya tarçın ile tatlandırılarak içilebilir.

Ihlamur Çayı Yan Etkileri Nelerdir?

Ihlamur çayı faydalarını bilen ancak bu çayı kullanması durumunda herhangi bir yan etki yaşayıp yaşamayacağını merak eden kişilere söz konusu bitkinin bilinen hiçbir zararı olmadığı söylenebilir. Ancak yine de ıhlamur çayı tüketiminin dozunda yapılması ve günde 3 bardağın dışına çıkılmaması oldukça önemlidir.

Ihlamurun açıkta bırakılması halinde kısa sürede özelliğini yitirebilen bir bitki olmasından ötürü bu bitkiyi muhafaza etmek isteyen kişilerin mutlaka kapalı bir kap içerisinde hava almayacak şekilde ve serin yerde bekletmeleri gerektiği de ek olarak belirtilebilir.

Çıra Suyunun Faydaları

Çıra Suyunun Faydaları

Son yıllarda birçok hastalığa iyi geldiği kanıtlanan çıra suyunun önemine daha yeni yeni anlaşılmakta. Çam ağaçları bilindiği gibi doğanın akciğerleri vazifesi görmektedir. Buhar yöntemiyle çam ağacından elde edilen çıra suyunu ne yazık ki evde yapmak mümkün değil. Çam çırası suyunun faydaları yapılan deneyle ortaya çıkmıştır işte bu deney;

 

Çam Çırası Suyu ile Yapılan Deney

  1. Deneklerin içme sularına çıra suyu ilave edilerek deneye başlanmıştır
  2. İlk aşamada Denek hayvanları üzerinde yapılan deneyde kan şekerinin hemen düşmediği gözlemlenmiştir.
  3. Her hafta alınan kan örnekleri ile birlikte zaman için de kan şekerinin düzenlendiği ve diyabetin düştüğü gözlemlenmiştir.

 

Çıra Suyunun Faydaları

  • Çıra suyu diyabet hastaları için bulunmaz bir şifadır. Hastalar doktorlarının da tavsiyesine uyarak çıra suyu kullanarak diyabet ile savaşmayı başarabilirler.
  • Çıra suyunun iyi geldiği bir başka hastalık ise, doku yağlanmasını durdurmasıdır. İnsan vücudunda değişik bölgeler de meydana gelen doku yağlanmasını önlemek ve etkilerini azaltabilmek için çıra suyundan faydalanmak gerekir. Çıra suyu zamanla doku yağlanmasının önüne geçerek durdurmaya başlar bu anlamda oldukça şifalı bir ilaçtır.

 

Çam Çırası Suyu Nerelerde Bulunur?

Daha önce bulunması mümkün olmayan çıra suyunun şimdi satışlarında büyük artış gözlenmiştir. Bu artışın yaşanması farkına varılamayan şifasının keşfedilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle Arap dünyası çıra suyuna büyük ilgi göstererek en büyük alıcıları arasındadır. Çıra suyu;

  1. Aktarlarda
  2. Baharat benzeri ürünler satan dükkanlarda
  3. Üretimi yapılan fabrikalardan temin edilebilir.

 

Çıra Suyunun Elde Edildiği Çam Ağacının Faydaları

  1. Çam ağacında bulunan çam sakızı antiseptik bir özelliğe sahiptir. Yoğun antiseptik olması mikroplarla savaşmak için oldukça uygun bir ilaç olmasını sağlar.
  2. Çam ağacının antiseptik özelliği sayesinde solunum yolu enfeksiyonu ve idrar yolları enfeksiyonu iyileştirilebilir.
  3. Çam yaprağının çayı demlenerek içilmesi sayesinde sakinleştirici özelliğe sahiptir.
  4. Çam tomurcuğu kaynatılıp içildiğinde öksürüğü kesici etki yaparak, balgamın sökülmesine neden olmaktadır.
  5. Çam sakızı romatizmal ağrılar için ağrı kesici özelliğe sahip bir çeşit ilaçtır.
  6. Çam ağacının kışında, dökmeyen yapraklarının sağladığı temiz hava veremli hastalar için oldukça iyi gelmektedir. Veremlilerin temiz havaya ihtiyaçları olduğunu unutmamak gerekir ve yoğun çam ormanlarının bulunduğu yerlerde istirahat etmeleri gerektiğini unutmamak gerekir.

 

Çıra Suyu Tüketirken Dikkat

  1. Böbrek rahatsızlığı olanlar bunları kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdır.
  2. Çıra suyunu aldığınız aktarın talimatları doğrultusunda tüketmelisiniz.

Şeftalinin Faydaları

Şeftali (Prunus persica), gülgiller (Rosaceae) familyasına ait, meyvelerini tükettiğimiz bir bitkidir. Tatlı ve sulu bir yaz meyvesi olan şeftalinin anavatanı Çin’dir. Ölümsüzlüğün ve uzun yaşamın sembolüdür.

Taze meyve olarak tüketildiği gibi, meyve suyu olarak, reçel ve tatlılarda da bolca kullanılır.

A vitamini, C vitamini, E vitamini, K vitamini, B1 vitamini (tiamin), B2 (riboflavin),  B3 vitamini (niyasin), B5 vitamini (pantotenik asit) ve B9 vitamini (folik asit) bulundurmasının yanında önemli miktarda potasyum, fosfor, kalsiyum ve magnezyum da içermektedir. Ek olarak metabolik faaliyetlerde rol oynayan bakır, çinko, demir, manganez minerallerini de içermektedir. Şeftalide ayrıca bitkisel yağ asitleri olan omega 3 ve omega 6 da bol miktarda bulunmaktadır.  *

Şeftalinin Faydaları

  • Hazmı kolaylaştırarak sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olur.
  • Bağırsak ve böbreklerin çalışmasını destekler ve böbreklerde kum oluşumu gibi rahatsızlıkları engeller.
  • İçerdiği A vitamini, lutein ve zeaksantin yardımıyla göz sağlığını korumada yardımcı olur. *
  • İçerdiği antioksidanlar yardımıyla kanser oluşmasını engeller, metabolik aktiviteler sonucu oluşan serbest radikallerin ortadan kaldırılmasına yardım eder.
  • Kolesterolü dengeleyerek kalp sağlığına destek olur.
  • Antioksidan içeriğiyle bağışıklığı güçlendirerek, vücudun enfeksiyonlara olan direncini arttırır.
  • Bol miktarda potasyum içermesi yardımıyla kalp sağlığını destekler, kan basıncını düzenlemeye yardım eder.
  • Potasyum ayrıca sinir ve kas sistemi için önemli bir elektrolittir.
  • Şeftali bol miktarda C vitamini de bulundurmaktadır. Bağışıklık için önemli bir vitamin olan C vitamini cilt sağlığını korumada yardım eder ve cildin yenilenmesine katkı sağlar.
  • Kemik ve iskelet sistemini destekler ve iskelet sistemi rahatsızlıklarının oluşma riskini azaltır.
  • İltihap giderici özelliği bulunmaktadır.
  • Zengin demir içeriği sayesinde kansızlık gibi demir eksikliğine bağlı hastalıklarda faydalı olur.
  • Lifli olmasının yanında düşük kalorili olması sayesinde kilo vermek isteyenlerin diyetlerinde rahatlıkla kullanabileceği bir meyvedir.
  • Vücudun toksinlerden temizlenmesinde yardımcı olur.
  • İdrar söktürücü özelliği bulunmaktadır.
  • Sinir sistemini rahatlatıcı etkisi bulunmaktadır. Kaygı ve stresle mücadelede vücuda destek verir.

Şeftalinin Zararları

  • Fazla tüketiminde alerjiye sebep olabilir.
  • İçerdiği bol miktardaki potasyum böbrek rahatsızlıklarında olumsuz bir etkiye sebep olur. Bu nedenle böbrek hastalığı bulunan kişilerin doktorlarına danışmadan tüketmemeleri gerekmektedir.
  • Fazla tüketimi ishal gibi problemlere sebep olabilir.

Uyarı: Fazla tüketilen her türlü gıda faydadan ziyade vücuda zarar vermektedir. Bu nedenle hangi besin olursa olsun gereğinden fazla tüketmemeye özen gösteriniz.

Kırmızı Pancarın Faydaları

Son araştırmaların, kırmızı pancarın sportif performansı artırdığı, tansiyonu düşürdüğü ve kan akışını artırdığını göstermesi ününü artırmıştır. Kırmızı pancar ile ilgili yeni ürünler, özellikle kırmızı pancar suyu ve salatası, her yerde ortaya çıkmıştır. Kırmızı pancar şeker pancarı ile aynı familyadan gelmesine rağmen genetik olarak ve besin yönünden farklıdır.

Kırmızı Pancarın Faydaları

  • Tansiyonu Düşürür: Kırmızı pancar, tüketildiğinde nitrit ve nitrit asit olarak adlandırılan bir gaza dönüşen muhteşem bir nitrat kaynağıdır. Bu iki bileşen kan atardamarın genişlemesine ve tansiyonun düşmesine yardımcı olur. Ayrıca araştırmacılar her gün yaklaşık 500 gram kırmızı pancar tüketilmesinin 6 saat içinde tansiyonu düşürdüğünü bulmuşlardır.
  • Koelsterolü Düşürür ve Plak oluşumunu Önler:Kırmızı pancar büyük miktarda çözülebilir lif, flavanoid ve betacyanin içermektedir. Betacyanin bileşeni kırmızı pancara kırmızı rengi verir ve ayrıca güçlü bir antioksidandır. LDL kolesterolün (düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolü/kötü kolesterol) oksitlenmesini azaltmaya yardımcı olur ve atardamar zarlarında tortu oluşturmasını engeller. Bu da kalbi potansiyel kalp krizinden korur.
  • Hamile Kadın ve Doğmamış Bebeklere Faydası:Kırmızı pancarın diğer önemli bir özelliği de bol miktarda folik asit sağlamasıdır. Folik asit, doğmamış bebeklerin omuriliğinin düzgün oluşumu ve bebeği ayrık omurga (bebeklerin omuriliğinin tam olarak oluşmadığı ve çoğunlukla ikiye bölünmüş gibi göründüğü doğuştan gelen sakatlıktır) gibi durumlardan koruduğu için önemli bir bileşen olmasından dolayı hamile kadınlar ve doğmamış bebekler için önemlidir. Ayrıca hamile kadınlara hamilelik sürecinde gerekli enerjiyi sağlar.
  • Kemik Erimesini Önler: Kırmızı pancar, vücudun kalsiyumu etkili olarak kullanabilmesi için önemli bir bileşen olan silis ile doludur. Kalsiyum kemik ve dişleri beslediği için günde bir bardak kırmızı pancar suyu içmek kemik erimesi ve cam kemik hastalığı gibi durumlardan korur.
  • Şeker Hastalığını Kontrol Altında Tutar: Şeker hastalığı olanlar beslenme düzenlerine bir parça kırmızı pancar ekleyerek tatlı krizlerini karşılayabilirler. Glisemik endeks sebzesi (şekeri kana çok yavaş salgılaması anlamına gelir) olmasından dolayı tatlı krizini karşılarken kan şekeri seviyesini düşük tutar. Ayrıca kalori bakımından düşük olması ve yağ içermemesi onu şeker hastaları için ideal kılmaktadır.
  • Kansızlığa İyi Gelir: Kırmızı pancar fazla miktarda demir içermektedir. Demir vücudun değişik kısımlarına oksijen ve besin iletilmesine yardım eden kanın bir parçası olan hemaglutinin (kan kümeleştirici) oluşumuna yardımcı olur.
  • Yorgunluğu Azaltır: Amerikan Şeker Hastaları Derneği tarafından yapılan bir araştırma kırmızı pancarın insan enerjisini artırdığını ortaya koymuştur. İçerisindeki nitrat sayesinde atardamarları genişlettiği ve böylece oksijenin vücudun diğer parçalarına düzenli bir şekilde iletilmesine yardımcı olduğu ve insanın enerjisini artırdığı belirtilmiştir. Diğer bir araştırmada da demir bakımından zengin olması dolayısıyla insana kuvvet verdiği ortaya çıkmıştır.
  • Cinsel Sağlığı ve Kuvveti Artırır: Doğal viagra olarak bilinen kırmızı pancar yaygın olarak eski kültürlerde cinsel sağlığı artırmak için kullanılmıştır. Nitrat bakımından zengin bir kaynak olmasından dolayı kan damarlarını genişleterek ve genital bölgeye kan akışını artırarak vücuda nitrik oksit salgılanmasına yardımcı olur. Diğer bir faktör de cinsel ilişki hormonu üretimi açısından önemli bir kimyasal bileşen olan bor içermesidir.

 

  • Kanserden Korur: Kırmızı pancardaki betacyanin içeriği diğer bir önemli işleve sahiptir. Howard Üniversitesinde yapılan bir araştırmada kırmızı pancarın, betacyaninin göğüs ve prostat kanseri olan hastalarda tümör büyümesini %12,5 oranında yavaşlattığı bulunmuştur. Bu etki sadece kanserin teşhisi ve tedavisinde yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kanserden kurtulanların daha uzun yaşamasını sağlar.
  • Kabızlığa İyi Gelir: Yüksek miktarda çözülebilir lif içermesinden dolayı iyi bir kabızlık giderici görevi görür. Bu da dışkıyı yumuşatarak bağırsak hareketinin düzenlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kalın bağırsağı temizler ve zararlı toksinleri mideden atar.
  • Beyin Gücünü Artırır:Exeter Üniversitesindeki bir araştırma göstermiştir ki, kırmızı pancar suyu nitrat içeriği sayesinde insan enerjisini %16 oranında artırmaktadır. Araştırma ayrıca, beyin fonksiyonlarının düzenli bir şekilde yerine getirilmesine ve bunama başlangıcını ortadan kaldırmaya yardımcı olduğunu bulmuştur. Bunun yanında nitrat nitrite dönüştüğünde sinirsel itkilerin daha iyi aktarıldığı ve beynin daha iyi çalıştığı görülmüştür.

Kırmızı Pancarın Yan Etkileri

  • Hemokromatoz (vücudun fazla miktarda demir emmesi sonucu oluşan bir rahatsızlık) ve Wilson hastalığı çekenler, vücuda bakır ve demir depolamasından dolayı kırmızı pancar tüketmekten kaçınmalıdır. Wilson hastalığı vücudun fazla bakırı yakmasına izin vermezken hemokromatoz vücutta aşırı demir birikimidir.
  • Kırmız pancar ayrıca mide bulantısı ve ishale neden olabilir.
  • Böbrek rahatsızlığı olan kişiler, vücuttaki kolesterol seviyesini artıran betain içeriğinden dolayı kırmızı pancar tüketiminden uzak durmalıdır.
  • Hamile kadınlar anne ve çocuğu olumsuz etkilemesinden dolayı betain tüketiminden kaçınmalıdır. Kırmızı pancarda bulunan betain ceninin büyümesinde olumsuz etkilere neden olmaktadır.
  • Kırmızı pancar yüksek miktarda oksalat içermektedir ve bu da böbrek taşı oluşma ihtimalini artırmaktadır. Böbrek taşı geçmişi olanların aşırı miktarda kırmızı pancar tüketmesi sakıncalıdır.
  • Kırmızı pancar vücuttaki kalsiyum seviyesini düşürmekte ve böylece birçok hastalığa neden olmaktadır.
  • Kırmızı pancar suyu tüketimi boğazda daralmaya neden olmakta ve konuşma zorluğuna yol açmaktadır.

Matcha Çayının Faydaları

Matcha kelime anlamıyla “toz çay” anlamına gelir. Yeşil çay gibi, matcha da Camellia sinensis bitkisinden elde edilir. Çay yaprakları hasat edildikten sonra, saplar ve damarlar çıkarılır ve kalan kısım matcha olarak bilinen ince bir toz haline getirilir. *

Diğer yeşil çayların aksine, matcha için kullanılan yapraklar oksitlenmeden korunmak, lezzetini ve besin içeriğini muhafaza etmek için kısa bir süre buharda pişirilir. Ardından, granit taş değirmen kullanılarak yapraklar çok ince bir şekilde öğütülür. *

Yeşil çay hazırlanırken, yapraklar sıcak suya konulur, demlendikten sonra yapraklar atılır. Matcha hazırlanırken ise toz haline getirilmiş yapraklar kullanılır. Bu da yapraklardaki tüm bileşenleri vücuda almayı sağlar.  * *

Matcha’da; yeşil çay, kakao ve elma gibi besinlerde bulunan bir tür antioksidan olan katekin olarak adlandırılan polifenol bileşikleri bulunmaktadır. Çoğu gıdadan daha çok katekin yoğunluğuna sahip olduğu için değer verilen yeşil çay, düzenli olarak tüketildiğinde sağlığa oldukça faydası olur. Ve tüm bunlar, konsantre toz haline getirilmiş bir yeşil çay türü olan matcha için de geçerlidir. *

Matcha; A vitamini, C vitamini, E vitamini, K vitaminiB vitamini kompleksi ve eser minerallerin kaynağıdır. Matcha; polifenoller, katekinler ve klorofil gibi süper antioksidan aktivitesi olan bileşenler açısından da zengindir. Matcha çayındaki L-teanin ve teofilin gibi aminoasitlerin varlığı da besin yararını arttırır. *

Matcha sadece bir içecek olarak değil, tatlılarda ve yemeklerde de kullanılabilir.

Matcha Çayının Faydaları

  • Bağışıklık sistemini destekler. Çeşitli antioksidanlar olan; polifenoller, Epigallokatekin Gallat –EGCG- (anti-kanser özelliğine sahip olan bir tür katekin) ve L-teanin içermektedir. Bu sayede vücudun bağışıklığını güçlendirir ve çeşitli antijenlere karşı koruma sağlar. *
  • Yapılan bir çalışmada; EGCG’nin prostat kanseri hücrelerini yok etmeye yardımcı olduğunu bulunmuştur. *
  • Yapılan başka çalışmalarda; EGCG’nin cilt, akciğer ve karaciğer kanserine karşı etkili olduğu gösterilmiştir. *
  • Önemli bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidanlar, UV radyasyonun olumsuz etkilerine karşı savaşmaya yardım eder, cildin daha genç görünmesini sağlar ve hayatı tehdit eden birçok hastalığın önlenmesinde yardımcı olur. Antioksidanlar; çiğ meyveler, yeşil sebzeler ve bitter çikolata gibi gıdalardan alınabilir. Matcha çayı sadece bir kapta diğer gıdalara göre 5 kat fazla antioksidan içermektedir.
  • L-teanin içermesiyle sakinleştirir ve rahatlama sağlar.
  • L-teanin ayrıca dopamin ve serotonin üretimini uyarır. Bu iki kimyasal; ruh halini iyileştirme, hafızayı güçlendirme ve daha iyi bir konsantrasyon sağlamaya yardım eder. *
  • Karaciğer sağlığını korumaya yardım eder ve karaciğer hastalığı oluşma riskini azaltır.
  • Kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini ve glikoz seviyesini düşürür. *
  • Kalp rahatsızlığı ve inme riskinin azalmasına yardım eder.
  • Yapılan bazı çalışmalar; metabolizmanın ve yağ yakmanın artmasına yardımcı olduğunu göstermiştir. Bunların etkisiyle kilo vermeye yardım eder. *
  • Yeşil çay ve yeşil çay özütünün glikoz kontrolü ve insülin duyarlılığı üzerinde etkisi bulunmaktadır. Glikoz seviyesini ve açlık insülin konsantranyonunu düşürmesiyle tip 2 diyabetin oluşma riskini azaltır.
  • İçerdiği klorofil yardımıyla toksinlerin ve ağır metallerin vücuttan atılmasına yardım eder. Klorofil ayrıca, hücrelere oksijen ve diğer besin maddelerini verme kapasitesini artırır; bu da vücudun kendisini hücresel düzeyde yeniden üretmesine ve temizlemesine yardımcı olur. *
  • İçerdiği Epigallokatekin (EGK); HIV’in önlenmesine ve HIV hastalarının beyninin korunmasına yardımcı olmaktadır. *

Matcha Çayı Hazırlanışı

Farklı tarifleri bulunmaktadır. Matcha çayını yapmak için kolay bir yol isterseniz şu şekilde;

  1. Suyu kaynayana kadar ısıtın.
  2. Çayı içeceğiniz fincanı veya kâseyi ısıtmak için sıcak suyla doldurun ve sonrasında suyu dökün.
  3. Fincana ve kâseye 1 tatlı kaşığı matcha tozu ekleyin.
  4. Kaynatılmış suyun az bir miktarını (2 gram kadar) ekleyin.
  5. İdeal olarak bir bambu fırça ile su ve tozu; minik kabarcıklarla kalın ve köpüklü görününceye kadar bir iki dakika boyunca çalkalayın.
  6. Çayınızı yavaşça 3 ila 4 sefer daha su ekleyerek hazırlayın. *

 

UYARI *  *  *

  • Kaliteli, taze ve saf matcha oldukça pahalıdır. Ucuz gördüğünüz tozların içerisinde şeker veya süt tozu gibi katkılar bulunabilir, ayrıca toz hazırlanırken kullanılan yaprakların kalitesi de düşük olabilir.
  • Bazı kişilerde alerjik reaksiyonları tetikleyebilecek bir miktar kafein içermektedir. Alerjik reaksiyonlar; diyare, kalp ritim bozukluğu ve huzursuz bağırsak sendromunu içerebilir.
  • Kafein ayrıca, tüketilen miktara göre ilaç etkileşimine neden olabilir. Bu nedenle ilaç kullanan kişilerin çayı tüketmeden önce doktorlarına danışmaları gerekmektedir.
  • Terapötik amaçlı olarak, hamilelikte ve emzirme dönemlerinde Matcha çayını tüketmeden önce doktorunuza mutlaka danışın.
  • Yeşil çay gıdalardaki demir emilimini azaltmaktadır. Bu nedenle anemi gibi rahatsızlığı bulunan kişilerin tüketirken dikkat etmeleri gerekmektedir.

Gül Yağının Faydaları

Gül Yağı Faydaları

Gül yağı kadınların güzelliklerine katkı sağlamaktadır. Kozmetik sektöründe gül ve gül yağı gibi doğal ürünlerden bolca faydalanılır, ayrıca gül yağı krem ve parfümlerde bol miktarda kullanılan doğal bir yağdır.

 

Gül Yağının Faydaları

  1. Ciltte biriken kir ve yağdan gül yağı vesilesi ile kurtulabilirsiniz.
  2. Hamilelikte oluşan cilt lekelerinden gül yağı ile kurtulabilirsiniz.
  3. Göz kanlanması ya da göz nezleniz var ise, gül yağı kullanımından sonra şikayetlerinizin birçoğunun geçtiğine şahit olabilirsiniz.
  4. Makyaj temizleyici olarak gül yağı kullanabilirsiniz.
  5. Kabızlık probleminiz var ise, gül yağı kullanabilirsiniz.
  6. Sabah ve akşam cildinize kullandığınız gül yağı, cildinizi canlandırır ve gençleştirir.
  7. Egzama, açık yara ve alerjik ciltlerin tedavisinde gül yağı kullanılır.
  8. Gül yağını su ile karıştırıp ağız gargarası olarak kullanabilirsiniz.
  9. Gül yağının antiseptik ve mikrop kırıcı özelliği vardır.

 

Gül Yağının Cilde Faydaları ve Kullanımı

Gül yağı faydaları konusunda size biraz bilgi verdik. Şimdi de gül yağının kullanım şekli ile ilgili bazı detayları sizlerle paylaşalım:

  • Cildinizin daha parlak ve canlı olmasını sağlamak için; Parmağınıza üç dört damla gül yağı dökerek cildinize masaj yapabilirsiniz.
  • Vazeline yedi sekiz damla gül yağ damlatarak bunu cildinizdeki çatlakları tedavi etmek için kullanabilirsiniz.
  • Saçlarınızda kepek problemi var ise, şampuanınızın içine on damla gül yağı damlatabilirsiniz. Böylece hem saçlarınız beslenecek, hem de kepek problemi ortadan kalkacaktır.
  • Banyo suyuna 15 damla gül yağı katarak aromaterapi etkisi yapabilirsiniz.
  • Gül yağı ve zeytinyağını karıştırarak cildinize masaj yapabilirsiniz. Böylece cildinizin ihtiyacı olan nemi almasını sağlarsınız.
  • On damla gül yağını bir bardak suya damlatıp doğal bir ağız gargarası elde edebilirsiniz.
  • Saç fırçasına dört damla gül yağı damlatıp, saçınızı bu tarakla taradığınız zaman saçlarınız canlanır ve beslenir.

 

Gül Yağının İyi Geldiği Hastalıklar

Gül yağı bazı hastalıklara da iyi gelmektedir. Bu hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Tahriş olmuş alerjik ciltler ya da egzamalı ciltler için gül yağı kullanabilirsiniz. Ciltteki kızarıklıkların zamanla azalır.
  2. Tıkanıklık, astım, öksürük, yüksek ateş gibi hastalıklara iyi gelen gül yağı, çok uzun zamandır bu hastalıkların tedavisi olarak tavsiye edilir.
  3. Burkulma, ödem, kramp ağrıları için soğuk ya da sıcak kompres uygulaması yapabilirsiniz. Bu kompreslerde suya dört ya da altı damla gül yağı damlatmanız yeterli olacaktır. Gül yağı ağrı kesici bir özelliğe sahiptir.
  4. Gül yağı kan dolaşımını hızlandırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Muhteviyatında gül yağı olan masaj yağlarını kullanabilirsiniz.
  5. Hafif derecedeki depresyonlar için gül yağı tavsiye edilir. Özellikle banyolarda aromaterapi gibi kullanılan gül yağı, huzurlu ve rahat olmanızı sağlayacaktır.

 

Gül Yağının Zararları

  1. Gül yağının alerjik sebepler olmadığı sürece bilinen bir zararı yoktur.
  2. Gül yağını gündüzleri cildinize sürmekten kaçınınız. El ve yüz kısmına sürdüğünüzde güneş görürse ciltte leke oluşturabilir.

Kuru Dut Faydaları

Kuru Dut Faydaları

Doğal bir antibiyotik olan kuru dutun faydaları saymakla bitmez.  Demir, kalsiyum, B1, B2 ve C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve olan dut toplanır toplanmaz tüketilmelidir. Ancak güneş altında kurutulan dut, geçirdiği kimyasal değişim nedeniyle birçok hastalığa çok iyi gelmektedir.  Enerji verir, kan yapar, idrar söktürücüdür, bağırsak kurtlarına karşı etkilidir,  kansere karşı korur, ateş düşürücüdür, egzamada kullanılır. Ayrıca dut ağacına zararlı böcek gelmediğinden  hiçbir tarım ilacı kullanılmaz. Bu da dutu yeryüzünün en ekolojik besinlerinden biri yapar.

Kuru Dut Faydaları Nelerdir ?

  • Doğal bir ateş düşürücüdür.
  • Kan yapar. Özellikle kansızlık tedavisinde kullanılır ve kansızlığı da önlemektedir.
  • İdrar söktürücüdür. Özellikle aç karnına bir avuç kuru dut yenip üzerine su içildiğinde bağırsakları çalıştırır ve idrar sökmeye yardımcı olur. Böylece mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder.
  • Egzama hastalığının tedavisinde kullanılır. Dut kurusu ile hazırlanan kür egzama olan bölgeleri iyileştirir.
  • Kan şekerini düzenler, damar sertliğine ve kolesterole iyi gelir.
  • Vücuda güç ve enerji verir. Ayrıca iştahı arttırır.
  • Aç karnına tüketildiğinde bağırsak kurtlarının düşürülmesine yardımcı olur.
  • Karaciğeri güçlendirir. Böylece karaciğerden kaynaklanan hastalıklara iyi gelir.
  • Ağız sağlığına iyi gelir. Kuru dut kaynatılarak suyu içildiğinde ağız ve diş eti hastalıklarına iyi gelir
  • Solunum yolu hastalıklarına iyi gelir. Özellikle boğaz iltihabı, bademcik iltihabı ve öksürüğe iyi gelir.
  • Hazımsızlığa iyi gelir. Yemeklerle beraber tüketildiğinde hazmı kolaylaştırır.
  • Saçı ve cildi temizler ve Kuru dut kaynatılarak suyu ile yıkanıldığında saçı ve cildi temizler, besler ve canlandırır.
  • Dutun taze yaprakları ise yaralara iyi gelir ve burun kanamalarında tampon yapıldığında kanamayı durdurur.

 

Egzama için Dut Kurusu Kürü Hazırlanışı ve uygulanışı:  Yarım litre suyu kaynatın. Kaynadıktan sonra bir avuç kadar dut kurusunu içine atın ve kısık ateşte 5-10 dk kadar kaynatmaya devam edin.  Karışım ılıklaşınca (ılıktan biraz daha sıcak olacak, ancak elinizi yakmayacak) egzamalı elinizi içine sokun ve 10-15 dk tutun.  Bu işlemden sonra 1-2 saat kadar elinizi yıkamayın. Sonra elinizi sadece su ile durulayın. Bu işlemi 2 haftada 1 uygulayın. Her seferinde yeni karışım hazırlayın.

Yeşil kahvenin faydaları

Yeşil kahvenin yapılışı da normal kahveye göre farklılık gösteriyor. Fazla kavrulmadığından dolayı klorojenik asit miktarı diğer kahvelere göre daha fazla orana sahip. Klorojenik asit doğal yağ yakma özelliğine sahip bir antioksidan olarak biliniyor. Ayrıca kafein miktarı da normal kahvelere göre daha az olan yeşil kahvenin diğer faydaları da saymakla bitmez. Yeşil kahvenin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Yeşil kahve doğal bitki şekerine sahip olduğu için ve az kavrularak şeker oranını kaybetmediği için tüketildiğinde kan şeker oranının düzenlenmesine yardımcı olur. Bu özelliği ile şeker hastalarına belirli oranlarda tüketilmesi tavsiye edilen yeşil kahve doğal bir şeker düzenleyicisi olarak bilinmektedir. Şeker hastası olmayanların düzenli olarak tüketilmesine bağlı şeker hastalığı riskini de minimuma indirmektedir.
  2. İçeriğinde yer alan antioksidanlar sayesinde bağışıklık sisteminin güçlü kalmasını sağlar. Bağışıklık sistemini destekleyen yeşil kahve bir çok hastalığın oluşmasını önlediği gibi kanser riskinin de en aza indirilmesine katkı sağlamaktadır. Bu özelliği ile Doktor Mehmet Öz tarafından ABD de sabah programında tavsiye edilmiştir.
  3. İçeriğinde bulunan yağ asitleri ile iyi huylu kolestrolün yükselmesini sağlayan yeşil kahve aynı zamanda kötü huylu kolestrolün düşürülmesine de yardımcı olur. Kolestrol rahatsızlığı bulunan hastaların bolca tüketmesi gereken bir besindir.
  4. Kahvelerde bulunan kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle yeşil kahve sabah içildiğinde güne daha dinç başlamanızı sağlar. Normal kahve kadar olmasa da uyarıcı etkiye sahip olan yeşil kahve vücudun daha dinç olmasını sağlar.
  5. Normal kahveye göre daha az kavrulduğu için sahip olduğu klorojenik asit miktarını kaybetmediği için hem bir enerji kaynağı hem de uzun süre tok tutan bir besin olarak bilinir. Yeşil kahve günde 2 veya 3 fincan tüketildiğinde gün içinde acıkma hissi yaşamazsınız. Kilolu bireylerde yeşil kahve içerek ve egzersiz yaparak zayıflama yöntemi olarak görülen yeşil kahve aynı zamanda yağ yakıcı özelliği ile de insanların kolay kilo vermesini sağlamaktadır.
  6. Normal kahve türlerine göre kafein oranının daha az olması kalp çarpıntısı gibi olumsuz durumlar doğurmadığı gibi kalbinizin sağlığını korumanızı da katkı sağlar. Uyarıcı etkisi ile yavaş çalışan metabolizmanızın hızlanmasını sağlayan yeşil kahve günde 1 fincan tüketilmelidir.

Yeşil Kahve Nasıl Hazırlanır ?

Yeşil kahve normal kahveden farklı bir şekilde hazırlanır. Bir cezve içine 2 yemek kaşığı çekilmiş yeşil kahveyi ekleyip üzerine 1 su bardağı su ekleyerek 5 dakika kadar kaynatıp demlenmeye bırakın. Demlenme işlemi 1 – 2 dakika kadar sürecektir. Sonra süzerek kahvenizi içebilir veya normal kahve gibi telveli bir şekilde de tüketebilirsiniz. Günde 3 saat ara ile olmak üzere iki fincan yeşil kahve tüketilebilir. Fazlasını tüketmenizin olumsuz sonuçları olabilir.

Yeşil kahvenin zararları

Yeşil kahve zayıflamaya yardımcı olan bir besin kaynağı olduğu gibi zararları da vardır. Bu zararlar arasında aşırı tüketime bağlı olarak vücuda alınan klorojenik maddesinin kan basıncını artırdığı ve tansiyon rahatsızlığı oluşturduğu bilinmektedir. Ayrıca fazla tüketilmesine bağlı olarak kafein zehirlenmesine de yol açabilir. Kilolu kişilerin hızlı zayıflamak adına çok tüketmesine bağlı olarak bu olumsuzluklar görülebilir.

Zeytinyağlı Sabunun Faydaları

Zeytinyağı, milattan önce 500’lü yıllardan bu yana bilinmektedir. Hepimiz zeytinyağının gıdalar ile birlikte tüketildiği zaman kolesterolü düşürdüğünü biliriz. Ancak zeytinyağının cilt için de faydalı olduğu herkes tarafından bilinmez. Zeytinyağı, linolenik, alfa-linolenik ve oleik asit içeren bir tekli doymamış yağ asididir. Bu da vücudun, cildi nemlendiren ve onu daha pürüzsüz ve sıkı hale getiren düzenleme enzimleri üretmesine yardımcı olur. Zeytinyağı, hücre dejenerasyonu ile savaşan antioksidanlar içerir. Hidroksitirosol, sadece zeytinyağında buluna çok güçlü bir antioksidandır.

Zeytinyağlı Sabunun Faydaları

  • Zeytinyağlı sabun cildi yumuşatır ve cilde pürüzsüzlük kazandırır. Ayrıca, muhteşem bir emoliyan (cildi yumuşatan ve pürüzsüz hale getiren bir madde) olmasından dolayı kuru ve hassas ciltler için çok iyidir.
  • Zeytinyağlı sabun, egzama ve sedef hastalığı gibi cilt rahatsızlıkları semptomlarından kurtulmak için birebirdir.
  • Akneden mustarip olanlar için zeytinyağını muhteşem bir seçenek haline getiren yapışkan olmaması özelliğinden dolayı zeytinyağlı sabun gözenekleri tıkamaz.
  • Zeytinyağı skualen ve skualan içerir. Skualen, ciltteki sebum et bezleri tarafından doğal olarak üretilir. Skulaen ve skualan, hücrelerin bozulmasına neden olan paslandırıcılara karşı cildin doğal yağını korumaya yardımcı olarak birlikte çalışır.
  • Hidroksitirosol, zeytinyağına aşınma, kızarıklık ve güneş yanığını iyileştirmede iyi olan iltihap önleyici özellik kazandırır. Ayrıca mikrop önleyici özelliklere de sahiptir.
  • Zeytinyağlı sabun aynı zamanda saç, cilt ve güzellik için kullanıldığında tam bir güç merkezidir. Zeytinyağlı sabun ile saçını yıkamaya alışkın kişiler dikkat ederseniz genelde şampuan kullananlara oranla saçları hem daha parlak hemde daha sık olduğunu söyleyebiliriz.

Isırgan Otunun Faydaları

Isırgan otunu üzerinde ince tüyler vardır. Cilde temas ettiğinde kaşındırır ve cilti tahriş eder. Yeşil ve taze ısırgan otuna dokunurken dikkatli olun, çıplak elinizle dokunmayın. İlk bahar aylarında yetiştirilir. Sonbahara kadar çiçek açabilir. Sadece ülkemizde değil, ısırgan otu dünya çapında tanınan ve aranan bir ot türüdür. Taze, kuru, ısırgan kökü ve yağı, kapsül olarak da tüketilebilir. Ayrıca kremi de bulunmaktadır. Isırgan otunun kökü ve yaprakları vücutta farklı etkilere yol açar. Kendiniz toplayacaksanız çiçeklerini ilkbaharda; yapraklarını yaz ayında ve köklerini sonbaharda toplayın. Aktarlardan da alabilirsiniz. Hazır paketlenmiş halde de bulunur. Kullanmadan önce iyice araştırın ve bir uzmandan kullanım şekli ve ölçüleri için yardım alın. Şifa dağıtan bir bitkidir bu yüzden ilaç sanayisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

  • Isırgan otunun içinde; potasyum tuzları, formik ve organik asitler, histamin; A, C ve D vitaminleri bulunur. Suya karışan bu vitaminler vücutta daha çabuk etkisini gösterir.
  • Basur sorunu yaşayanlar için; bir avuç ısırgan otunu az miktarda suyla haşlayın. Isırgan otunun sezonluk olmasına dikkat edin. Lapa kıvamına gelince ılımaya bırakın. Bir tülbente ılık olarak sarın. Basurlu bölgeye yerleştiriniz. 10-15 dakika bekeyin. Birkaç gün tekrarlayın. Rahatlayacak ve basurdan kurtulacaksınız.
  • Eklem ve diz ağrıları için birinci yöntem; bir demet ısırgan otunu suda 10 dakika haşlayın. Ilıyınca ısırgan otunu ağıran bölgeye koyu ve bandajla sarın. Soğuduktan sonra çıkartın ve bölgeyi sıcak tutun. Isırgan otu ağrıyı çekecek, hafifletecektir. Ağrıyan bölge sıcağa mı soğuğa mı hassas öncesinde mutlaka bunu tespit edin, sonra kürü uygulayın.
  • Romatizma hastalığında da şifa verici diğer yöntem ise; ısırgan otunu suyla 5 dakika kaynatın. Ilıdıktan sonra ağrılı bölgeye masaj yaparak uygulayın. Uygulama sonrası bölgeyi sıcak tutmalısınız.
  • Saman nezleniz varsa; yukarıdaki ölçülerde ısırgan otu çayı demleyin ve ılık tüketin. Hapşırık ve öksürüğünüze iyi gelecektir. Solunum yolunuzu rahatlatacaktır. Hastalıktan kaynaklanan öksürük, bronşit, tıkanıklık gibi belirtilerinin azalmasında etkilidir.
  • Kış günlerinde direnciniz düşükse bir bardak ılık ısırgan otu çayı için. Metabolizmayı güçlendirir.
  • Isırgan otu kökünden üretilen, ısırgan yağı üzerine bilimsel incelemeler nasıl sonuçlanmış; bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücudun kan hücresi yapmasını sağlar.
  • Anemi tedavisinde kullanılan ilaçların etkini arttırmak için -doktorunuz danışarak-ısırgan otu çayı kullanılabilir. Hemoroit hastalığına da şifa olmaktadır.
  • Böbrek ve mesana kum ve taşlarının oluşunu engeller.
  • Kum dökmek ve vücuttaki taşlarda kurtulmak için; ısırgan otunun yaprakları, kök ve tohumlarından karışım hazırlanır. Demlenen ısırgan çayı düzenli olarak içilir. Karışımdan yararlanmadan önce doktorunuza ya da bir uzmana danışınız. Kullanılan ilaçların ve ısırgan çayının etkisi kişilere göre değişebilir.
  • Düzenli olarak ısırgan çayı tüketen bayanlarda, kadın hastalıklarına faydalıdır. Menepoz döneminde içilince kişiyi rahatlatır. Regl döneminde kan akışını düzene sokar. Kasık ağrısına ve kişide görülen gerginliğe iyi gelmektedir.
  • Kullanım şekli ve faydası kişilere göre değişmektedir.Mutlaka uzman ya da doktorunuza danışarak uygulamaya geçin. Hamillik döneminde bitki çayı önerilmez, tüketmeyin. Lohusalık döneminde ısırgan otu çayı içilebilir. Günde iki bardaktan fazla tüketmeyin. Yemeklere baharat olarak ilave edilebilir. Annenin uykusuzluğuna ve gerginliğine iyi gelir. Hem şifasından hem de süt artırıcı etkisinden yararlanılabilir.
  • Bilimsel olarak çocuklarda intihap kesici ve idrar sökücü etkisi kanıtlanmıştır.
  • Kurutulan ısırgan otunun yaprakları cilt sorunlarında da etkilidir. Özellikle akne ve cilt lekelerinde harici kullanılır. Yapraklarından elde edilen yağ ciltteki yara izleri ve sivilceler için tonik olarak kullanımı faydalıdır.
  • Cilt üzerindeki etkisi için; kremini de kullanabilirsiniz.
  • Isırganın yaprakları, çiçeği ve kökünü suda kaynatın ve cam şişeye süzün. Buzdolabında muhafaza edin. İhtiyaç halinde makyaj temizliği için kullanabilirsiniz. Yaşın ilerlemesiyle gelen cilt lekelenmelerine de iyi gelecektir.
  • Su çiçeği, egzama ve böcek ısırmasından kaynaklanan izler için; ısırgan otunun yaprakları hakiki yağ karıştırılır. Zarar gören bölgeye sürülürken masaj yapılır.
    Yanık yaraları azaltmak ve deri yanıklarını tedavi etmek için; ısırgan yaprakları şifalıdır.
    Sakinleştirici özelliğinden kozmetik firmaları da faydalanır. Şampuan ve sabun üretilir.
  • Saç dökülmesini engellemek için; ısırgan otunun yaprakları su ile kaynatılır. Saç her zamanki yöntemle temizlenir. Isırgan yapraklı su süzülür ve ılık suyla saç durulanır. Saç derisi de saç kökleri de kuvvetlenir. Durulama işlemi uygulandıktan önce veya sonra ısırgan çayı da içilebilir. Vücut hem içeriden hem dışarıdan desteklenir. Isırgan otu etkisini daha kısa süre de gösterir. Kepekli saçlarda düzenli kullanılınca kepeği azaltır.
  • Dökülen saçların çıkmasını destekler; ısırgan yaprakları silis ve kükürt açısından oldukça zengindir. Saçı temizleyin. Dökülen kısmı keseleyin. Kan akışı hızlanacaktır. Daha sonra ısırgan yapraklarının demlendiği suyla durulayın. Aynı şekilde çayını da tüketebilirsiniz. İki uygulamayla verimli sonuçlar alınabilir.
  • Bazı uzmanlar saçı kuvvetlendirmek ya da yeniden çıkmasını sağlamak için tedaviye ek olarak ısırgan otu kapsülü önermektedir.
  • Prostat hastalıkları için; aynı ölçülerle ısırgan çayı demlenip içilmesi tavsiye edilir. Tedaviye ek olarak kullanılabilir ve uygulama öncesi doktorunuza bilgi verin.
  • İdrar yolu enfeksiyonu için de ısırgan çayı etkilidir.
  • Isırgan otu içinde demir vitamini de vardır. Böylece kan yapıcı özelliği ortaya çıkar. Taze ısırgan otlarından yapılan çorbanın, kan hastalıklarına iyi geldiği bilinir. Özellikle Karadeniz bölgesinde ısırgan çorbası yapılır.
  • Isırganın içindeki mineral ve vitaminler sayesinde vücudun kan dolaşımını artırır. Enerji verir.
  • Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına faydalıdır. Isırgan çayı içilerek tüketilebileceği gibi gargara yaparak da kullanılabilir.
  • Sigara içenlerde görülen ağız kokusu, boğazda hırıltısını ve sigaranın verdiği zararları azaltır. Isırgan otunun tohumu mikropları kırıcı özelliktedir.
  • Kanser tedavisinde de doktor bilgisi dahilinde ısırgan çayı içilebilir.
  • Sindirim sistemindeki oluşacak hasarlara karşı kalkan görevi görür. Sindirimi kolaylaştırır.
  • Isırganın tohumu bağırsakları temizler. Böylece şişkinlik ve gaz şikayetlerinizi azaltır. Kabızlık şikayeti varsa ısırgan çayı aç karnına içilmelidir.
  • Cinsel isteksizliği şifa veren ısırgan otu tohumu çayı demlenerek ılık tüketilir. Bitkinlik ve kuvvetsizliğe iyi gelir.
  • Antibakteriyel özelliğinden dolayı tekstilde, boya sanayisinde kök boya olarak kullanılır.
  • Hiçbir rahatsızlığınız olmasa da şifa niyetine denemenizi öneririm. Özellikle bahar aylarında filizlenir. Bu zamanlarda 1 hafta boyunca sabahları aç karnına ve gün içinde 1 bardak için. Taze yapraklarından çay yapın. Kürü uyguladığınızda nasıl rahatladığınız göreceksiniz.
  • Isırgan çayının kokusu rahatsız ederse içine biraz nane ya da papatya ekleyin. Böylece kokusunu değiştirebilirsiniz.
    Isırgan otunun yapraklarındaki; mineral tuzlar, bitki asitleri, C vitamini, demir, flovan bulunur.
  • Bitkinin köklerinde ise; sterolen, lignin ve steril glikozit vitamin ve mineralleri vardır.
  • Bitkiden yağ da elde edilir. Yağının içinde; proteinler, musilaj, karotenoid ve klorofil mevcuttur.
  • Isırganın otunun farklı şekilde çayları yapılabilir, bunlardan bazıları:
  1. Isırgan otu çayı hazırlarken; 1 bardak sıcak suya 1 çay kaşığı kurutulup ufalanmış ısırgan otu ekleyin. 10-15 dakika demlenmesini bekleyin ve ılık tüketin. Çayı en az 10 dakika demleyin. DİKKAT ! Kısa süreli demleme bazılarında boğaz kaşıntısı ve mide ağrısı yapmaktadır. Önce az miktarda vücudunuzun verdiği tepkiyi gözlemleyin. Unutmayın ki her vücuda etkisi değişebilir.
  2. Isırgan otu çayı; 1 su bardağı kaynak suya bir tutam taze ısırgan yaprağı eklenir. 10-15 dakika demlenir ve süzülür. Ilık olarak aç karnına ya da öğün arasında şifa niyetine içilebilir.
  3. Isırgan otunun kök çayı; ısırgan tohumlarını güzelce ezin, toz kıvama getirin. Bir miktar suda kaynatılır. 10-15 dakika bekletilir. Ilık halde içilir.
  4. Isırgan otunun kök çayı; soğuk suyun içine bir tutam ısırgan kökü atın. 5-6 dakika kaynatın. 10-15 dakika dinlenmeye bırakın. Süzün ve soğuk olarak faydalanın.

Zencefil çayının faydaları

Eski bir Hint ata sözünde, “Güzel olan her şey zencefilde bulunur” der. Bu yüzden Ayurveda tıbbında sürekli zencefile atıf yapılmaktadır. Yaşayan en diğer en eski geleneklerden olan Çin tıbbında da başvurulmaktadır. Günümüzde, zencefil en iyi ılık ve nemli bölgelerde yetiştiği için en iyileri Çin ve Hindistan’da üretilmektedir.

Aromatik, baharatlı kökü çay yapmak için hem geleneksel hem de batı tedavi sisteminde uzun zamandan beri kullanılmaktadır. Zencefil çayı beraberinde bir yığın güçlü sağlık faydası getirmektedir.

Zencefil Çayının Tedavi Edici Etkileri

Maryland Tıp Merkezi Üniversitesindeki araştırmacılar zencefile, tesirini gingerol ve shogaol gibi aktif uçucu yağ ve keskin fenol içeriklerin verdiğini ifade etmişlerdir. Zencefilden yapılan çay, kalsiyum, çinko, sodyum, fosfor ve diğer birçokları gibi çeşitli eser elementlerin yanında yüksek miktarda C vitamini içermektedir.

Zencefil çayı içmenin faydaları:

  • Vücudun besleyici öğeleri almasına yardımcı olur.
  • Karın ağrısını gidermede fayda sağlar.
  • Hassas bağırsak sendromuna yararlıdır.
  • Kilo kaybına yardımcı olur.
  • Kanserle mücadele etmeye yardımcı olur.
  • Glukoz seviyesini kontrol etmeye yardımcı olur.
  • Dolaşımı iyileştirir.
  • Gıda sindirimini kolaylaştırır.
  • Mide suyu üretimini artırır.
  • Alzheimer Hastalığına karşı korur.
  • İltihaplı havayollarını açar.
  • Eklem kireçlenmelerini ortadan kaldırır.
  • Aybaşı bozukluklarını giderir.
  • Stresi yok eder.
  • İştahı artırır.

Zencefil Çayı ve Dosha (Dosha; Ayurveda tıbbında fiziksel ve zihinsel bedenlerimizin birleşmesi neticesinde oluşan Bünye Tipi)

Zencefil çayının ısıtma özelliği, sindirim sorunları gibi Vata dengesizliklerinin tedavisinde faydalı hale getirmektedir. Çünkü sindirim sistemi ile ilgili fonksiyonların üç aşaması olan sindirim, emme ve eliminasyon aşamalarının tamamını geliştirir.

Soğuk havalar boyunca, gün boyu zencefil çayı yudumlamak faydalıdır. Daha ılık havalarda ise sabah veya yemekten önce bir fincan içilmelidir.

Zencefil Çayı Yapımı

Çeyrek galon (yaklaşık bir litre) zencefil çayı yapmak için, iki adet soyulmamış zencefilin tamamını kalın parçalar şeklinde doğrayın ve çeyrek galon saf su bulunan 2 veya 3 galonluk demliğe ekleyin. Kaynamaya bırakın, daha sonra ateşi kısın ve 15 dakika boyunca kaynamasına izin verin. Çayı süzün ve termos ya da cam kavanozda muhafaza edin.

Maydanoz Limon Kürü Faydaları

Uyurken yağ yaktıran maydanoz limon kürü olarak ortaya çıkan ve Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu gibi ünlü pek çok beslenme ve diyet uzmanının da hastalarına tavsiye ettiği kürlerden birisi olan maydanoz limon kürü, doğru oranlarla hazırlandığı ve düzenli şekilde tüketildiği takdirde gerçekten de yağ yaktırıcı etkilerini gösterebilmektedir. Sadece yağ yaktırıcı özelliği ile değil, daha farklı pek çok yararı ile de sevilen bu kürle ilgili her şeyi öğrenmek isteyen ve maydanoz limon kürü faydaları nelerdir diye merak eden kişilere de aşağıdaki açıklamalara bir göz atmaları tavsiye edilebilir.

Maydanoz Limon Kürü Faydaları Nelerdir?

  • Maydanoz limon kürü, vücuda yerleşmiş olan yağ depolarının çok daha kolay bir şekilde parçalanmasını mümkün kılabilir.
  • Maydanoz limon kürü, metabolizmayı hızlandırarak kişilerin kilo verme süreçlerine destek olabilir.
  • Maydanoz limon kürü, ödem atıcı etkileri ile fazla suyun vücuttan çok daha kolay bir şekilde atılmasını mümkün kılabilir.
  • Maydanoz limon kürü, karaciğer yağlanması problemlerinde etkili bir doğal tedavi seçeneği olarak tercih edilebilir.
  • Maydanoz limon kürü, sivilce ve sivilce izlerini giderme konusunda tercih edilebilir.
  • Maydanoz limon kürü, ciltte farklı nedenlerle meydana gelen cilt lekeleri konusunda oldukça etkilidir.
  • Maydanoz limon kürü, kan dolaşımını hızlandırabilir ve böylece çok daha sağlıklı bir cilde sahip olunmasını sağlayabilir
  • Maydanoz limon kürü, yaşlanmayı geciktirici ve kırışıklıkları giderici özelliği ile bilinir.

Maydanoz Limon Kürü Nasıl Hazırlanır?

Maydanoz limon kürü faydalarını bilen ve bu kürü nasıl hazırlayabileceğini öğrenmeyi arzu eden kişilere aşağıda verilen oranlara uygun şekilde kürlerini yapabilecekleri ve düzenli olarak tüketebilecekleri söylenebilir.

Malzemeler:

  • 15-16 dal maydanoz
  • 1 adet büyük limon
  • 1 bardak içme suyu

Yapılışı:

Bahsedilen tüm malzemeler bir blender içerisine atıldıktan sonra karıştırılır ve maydanozların tamamen parçalanmaları sağlanır. Hazırlanan karışım, limonun içerdiği C vitamininin etkilerini kaybetmemesi adına hızlı bir şekilde tüketilir.

Maydanoz Limon Kürü Nasıl Uygulanır?

Maydanoz limon kürünü uygulamak için bu karışımı en az 15 gün boyunca her sabah aç karnına olacak şekilde tüketmek gerekmektedir. 15 günlük kürün bitiminde 5 günlük bir ara verildikten sonra yeniden 15 gün daha aynı kürün tekrar edilmesi mümkün olabilir. Özellikle 2. 15 günlük kürün karaciğer yağlanması problemleri üzerinde çok faydalı olacağı söylenebilir. Bunun yanı sıra kürün günlük taze şekilde hazırlanması ve hazırlandığı gibi tüketilmesi de ek olarak tavsiye edilmektedir.

Maydanoz Limon Kürü Zararlı mı?

Maydanoz limon kürü, günümüzde pek çok beslenme uzmanının hastalarına önerdiği en önemli kürlerden birisi olarak bilinmektedir. Sağlık için herhangi bir zararı bulunmayan bu kür ile kişilerin özellikle zayıflama konusunda büyük fayda görebilecekleri söylenebilir. Bu nedenle maydanoz limon kürü faydalarını bilen ve bu kürü tüketmeyi düşünen kişilere hiçbir şekilde tedirginlik duymadan kürlerini hazırlayabilecekleri ve tüketebilecekleri dile getirilebilir.

Hibiskus Çayı Nasıl Demlenir?

Hibiskus Çayı Nasıl Demlenir?

Son zamanlarda adeta bir moda haline gelen ve pek çok ünlü beslenme uzmanının önerdiği doğal içeceklerden birisi olan Hibiskus çayı, insan sağlığı için önemli birçok faydası ile bilinir. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun da hastalarına sık sık önerdiği bu bitki çayı, doğru şekillerde tüketilmesi halinde gerçekten de kalp hastalıklarından başlayarak zayıflamaya kadar farklı pek çok konuda çeşitli rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olabilir.Tüm bu bilgiler ışığında ilk olarak Hibiskus çayının faydalarından kısaca bahsedildikten sonra Hibiskus çayı nasıl demlenir diye merak edenlere de detaylı bilgilendirme yapılabilir.

Hibiskus Çayının Faydaları Nelerdir?

  • Hibiskus çayı, tansiyon düşürmede etkilidir.
  • Hibiskus çayı, tip 2 diyabet probleminde kan basıncını düşürebilir.
  • Hibiskus çayı, bağışıklık sistemini hastalıklara karşı güçlendirir.
  • Hibiskus çayı, antioksidan özellikleri ile sevilir.
  • Hibiskus çayı, kolesterol düşürücü etki gösterir.
  • Hibiskus çayı, mide kanserine karşı destekleyici bir tedavi yöntemidir.
  • Hibiskus çayı, vücutta yemek sonrası meydana gelen şişlikleri indirir.
  • Hibiskus çayı, sindirim sistemini fazlasıyla çalıştırır ve hazımsızlık sorunlarını giderir.
  • Hibiskus çayı, kalp hastalıklarına karşı koruyucudur.
  • Hibiskus çayı, karaciğer sorunlarını giderir.
  • Hibiskus çayı, diyet döneminde kilo verilmesine yardımcı olabilir.
  • Hibiskus çayı, idrar söktürücü olarak kullanılabilir.
  • Hibiskus çayı, kanserli hücrelerin oluşumunu önler.
  • Hibiskus çayı, soğuk algınlığı ve gribe karşı etkili bir tedavi seçeneğidir.
  • Hibiskus çayı, sinir sistemini sakinleştirir ve rahatlama sağlar.
  • Hibiskus çayı, vücutta meydana gelen sıvı eksikliğini giderir.
  • Hibiskus çayı, kabızlık problemlerini hızlı bir şekilde çözer.

Hibiskus Çayı Nasıl Demlenip Hazırlanır?

Hibiskus çayı faydalarından bahsedildikten sonra merak edenler için Hibiskus çayını nasıl doğru şekilde demleyebilecekleri ile ilgili bilgiler de verilebilir. Buna göre Hibiskus çayının kurutulmuş Hibiskus yapraklarının 1-2 çay kaşığı ölçüsünde alınarak sıcak bir bardak su içerisine atılması ve 10 dakika bekletilmesi sonucunda rahatlıkla tüketilebileceği söylenebilir.

Çayın demlenme süresinin 20 dakikadan uzun tutulması tadını acılaştırdığı için içimini zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle Hibiskus çayı nasıl demlenir diyen ve Hibiskus çayı hazırlamak isteyen kişilere demleme süresini 15 dakikadan fazla tutmamaları önerilir. Bunun yanı sıra hafif acımsı tadı yüzünden bu çayı içemeyen kişilere karışımı limon, bal ya da tarçın ile tatlandırabilecekleri de ek olarak söylenebilir. Ayrıca dünyanın pek çok ülkesinde bu çayın zencefil ile karıştırılarak tüketildiği de bilinmektedir.

Hibiskus Çayının Yan Etkileri

Hibiskus çayı, hazırlaması oldukça basit olan ve her yerden kolaylıkla temin edilebilecek Hibiskus bitkisi ile hazırlanmaktadır. Ancak yine de diğer pek çok bitkide olduğu gibi Hibiskus çayı tüketirken de dikkat edilmesi gereken bazı yan etkiler vardır.

Öncelikle hamilelerin ve emziren bayanların çayın içerisindeki bazı maddelerin kanlarına karışabileceğinden ötürü bu çayın tüketiminden uzak durmaları tavsiye edilir. Emzirme döneminde buçayı ısrarla tüketmek isteyen bayanların ise mutlaka uzman bir doktora danışmaları gerektiği söylenebilir.

Tüm bunların yanı sıra yine Hibiskus çayının içerdiği bazı maddeler sebebi ile tansiyon ve kolesterol problemlerinde artışa neden olabileceği de ek olarak belirtilebilir. Bu nedenle bu tür sorunlarla mücadele eden ve tansiyon ilacı ya da kolesterole karşı ilaç kullanan kişilere Hibiskus çayı tüketimi tavsiye edilmemektedir.

Hibiskus çayı nasıl demlenir sorusunu yanıtladıktan ve bu çayın olası yan etkilerinden bahsettikten sonra son olarak Hibiskus çayının kullanan bazı kişilerde kırmızı renkli alerjik döküntülere neden olabileceği de söylenebilir. Bu problemin görülmesi durumunda çay tüketimine ara verilmesi gereklidir. Ancak çay tüketiminin durdurulmasına rağmen halen devam eden alerji problemlerinde ise vakit kaybedilmeden bir doktora gidilmesi oldukça önemlidir. Hibiskus çayının çok fazla tüketilmesi ayrıca kişilerde halüsinasyon görme gibi problemlere de yol açabilir. Bu nedenle hayal görmeye başlayan kişilerin çay tüketimini durdurmaları önerilir.