B3 Vitamininin Faydaları

B3 vitamini olarak da bilinen niasin, vücudunuzun uygun metabolizma, sinir sistemi fonksiyonu ve antioksidanlardan korumak için kullandığı bir mikro besin maddesidir.

Vücudunuz bu vitamini kendi başına üretemez ve onu yiyeceklerden almanız gerekir.

Niasin suda çözünür olduğundan, herhangi bir fazlalık vücudunuzda depolanmak yerine idrarınız yoluyla atılır. Bu nedenle, düzenli olarak niasin bakımından zengin besinler tüketmek önemlidir.

Bu besin maddesi için önerilen diyet ödeneği (RDA), erkekler için günde 16 mg ve kadınlar için günde 14 mg’dır – yetişkinlerin yaklaşık% 98’inin ihtiyacını karşılayacak kadardır.

Niasin değeri yüksek 15 yiyecek:

1- Karaciğer

Karaciğer, niasin bakımından en iyi doğal kaynaklardan biridir.

Pişmiş sığır karaciğerinin 85 gramlık porsiyonu, 14.7 mg niasin veya erkekler için RDA’nın% 91’ini ve kadınlar için RDA’nın% 100’ünden fazlasını sağlar.

Tavuk karaciğeri de iyi bir kaynaktır, erkeklerin ve kadınların 85 gram porsiyonluk servis için sırasıyla % 73 ve % 83’ünü sağlamaktadır.

Ayrıca, karaciğer , protein, demir, kolin , A vitamini ve diğer B vitaminleri ile doldurulmuş inanılmaz besleyici bir besindir.

2- Tavuk Göğsü

Tavuk, özellikle de göğüs eti, hem niasin hem de yağsız protein kaynağıdır.

85 gram pişmiş, kemiksiz, derisiz tavuk göğsü, erkek ve kadınlar için RDA’nın sırasıyla % 71 ve % 81’i olan 11.4 mg niasin içerir.

Buna karşılık, aynı miktarda kemiksiz, derisiz tavuk baldırları sadece bu miktarın yarısını içerir.

Tavuk göğsüleri de, her bir çorba kaşığı başına 8.7 gram içeren proteinle doldurulur , bu da tavuk göğsünü kilo vermek için tasarlanmış düşük kalorili, yüksek proteinli diyetler için mükemmel bir seçim haline getirir.

3- Tuna

Ton balığı iyi bir niasin kaynağıdır ve balık yiyen fakat et yemeyen insanlar için mükemmel bir seçenektir .

Işık orkinosunun 165 gramlık bir tenekesi, hem erkek hem de kadınlar için RDA’nın% 100’ünün üzerinde 21.9 mg niasin sağlar.

Protein, B6 vitamini, B12 vitamini, selenyum ve omega-3 yağ asitleri de yüksektir.

Bu metal tuna etinde birikebildiği için cıva toksisitesi hakkında bazı endişeler vardır . Ancak, haftada bir yemek çoğu insan için güvenli kabul edilir.

4- Hindi

Hindi tavuktan daha az niasin içeriyor olsa da, vücudunuzun niasine dönüşebileceği triptofan sağlar.

85 gram pişmiş hindi göğsünde 6 mg niasin ve yaklaşık 1 ek miligram niasin üretmek için yeterli triptofan vardır. Triptofan da , hem duygudurum hem de uyku için önemli olan nörotransmiter serotonin ve melatonin hormonunu üretmek için kullanılır.

Kombinasyon halinde, bu erkekler için BKA’nın %46’sı ve kadınlar için %52’dir.

5- Somon

Somon iyi bir niasin kaynağıdır.

Yabani Atlantik somon balığı 85 gramlık bir fileto, erkekler için RDA’nın% 53’ünü ve kadınlar için RDA’nın% 61’ini karşılamaktadır.

Çiftlik somonunun aynı porsiyonu biraz daha az içerir – erkekler için RDA’nın sadece %42’si ve kadınlar için %49’dur.

Somon ayrıca kalp hastalığı ve otoimmün hastalıkları riskini azaltabilecek mükemmel bir omega-3 yağ asitleri kaynağıdır.

Yabani somon, yetiştirilen somondan biraz daha fazla omega-3 içerir, ancak her ikisi de iyi kaynaklardır.

6.-Hamsi

Hamsi yemek, niasin ihtiyaçlarınızı karşılamak için ucuz bir yoldur.

Sadece bir hamsi, yetişkin erkekler ve kadınlar için RDA’nın yaklaşık %5’ini sağlar. Bu nedenle, 10 hamsi üzerinde atıştırma, size her gün ihtiyaç duyduğunuz niasin yarısını verir.

Bu küçük balıklar, hamsi başına RDI’nin yaklaşık %4’ünü içeren mükemmel bir selenyum kaynağıdır.

Selenyum açısından zengin yiyecekler tüketmek, özellikle meme, akciğer, yemek borusu, mide ve prostat olmak üzere, %22 daha düşük bir kanser riski ile ilişkilidir.

7- Sığır Kıyması

Sığır etinden elde edilmiş bir kıyma iyi bir niasin kaynağıdır ve protein, demir, B12 vitamini, selenyum ve çinko bakımından zengindir.

Yem sığırlarının yağsız çeşitleri, daha yağlı ürünlere göre daha fazla niasin içerir.

Örneğin, %95 yağsız kıyılmış sığır eti için 85 gram pişmiş porsiyon, 6.2 mg niasin sağlarken, aynı miktarda %70 yağsız kıyma, sadece 4.1 mg içerir.

Bazı araştırmalar, otlarla beslenen sığır etinin , konvansiyonel hububatla beslenen sığırlardan daha fazla kalp-sağlıklı omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar sağladığını ve bunun çok besleyici bir seçenek olduğunu bulmuştur.

8-Fıstık

Fıstık, en iyi vejetaryen niasin kaynaklarından biridir.

İki çorba kaşığı fıstık ezmesi , 4,3 mg niasin içerir bu da yaklaşık %25’i erkeklerde RDA ve %30’u kadınlarda karşılanır.

Yerfıstığı ayrıca protein, tekli doymamış yağlar, E vitamini, B6 vitamini, magnezyum, fosfor ve manganez bakımından da zengindir.

Yer fıstığı kalorilerde nispeten yüksek olmasına rağmen, araştırmalar günlük yemenin, tip 2 diyabet riskinin azaltılması gibi sağlık yararları ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca günlük fıstık tüketimi kilo alımına yol açmamaktadır.

9- Avokado

Bir orta boy avokado , sırasıyla erkek ve kadınlar için 3.5 mg niasin, %21 ve %25 oranında RDA içerir.

Ayrıca lif, sağlıklı yağlar ve birçok vitamin ve mineral bakımından zengindirler. Aslında, bir avokado muzdan iki kat daha fazla potasyum içerir.

Avokadolar ayrıca, düzenli olarak tüketildiğinde kalp hastalığınızın riskini azaltmaya yardımcı olabilecek tekli doymamış yağların mükemmel kaynaklarıdır.

10. Kahverengi Pirinç

195 gram pişmiş kahverengi pirinç, erkeklerde niasin için %18, kadınlarda %21’ini karşılar.

Bununla birlikte, bazı araştırmalar, tahıllardaki niasinin sadece %30’unun emilim için mevcut olduğunu ve bunun diğer gıdalardan daha az uygun bir kaynak olduğunu göstermektedir.

Niasin içeriğine ek olarak, kahverengi pirinç lif, tiamin, B6 vitamini, magnezyum, fosfor, manganez ve selenyumda yüksektir.

Kahverengi pirinç kullanmanın, aşırı kilolu ve obez kadınlarda inflamasyonu azalttığı ve kalp sağlığının belirleyicilerini geliştirdiği gösterilmiştir.

11-  Tam Buğday

Tam buğday ekmeği ve makarna gibi tam buğday ürünlerinde de niasin seviyesinde yüksektir.

Çünkü kepek olarak bilinen buğday çekirdeklerinin niasin bakımından zengin dış tabakası, tam buğday unu içerisine dahil edilir, ancak rafine beyaz undan arındırılır.

Örneğin, bir tam buğdaydan yapılmış muffin, erkek ve kadınlar için BKA’nın yaklaşık %15’ini içerir, ancak zenginleştirilmemiş beyaz undan yapılan bir çörek sadece yaklaşık %5’ini içerir.

Ancak, kahverengi pirinç gibi, tam buğday ürünlerindeki niasinin sadece %30’u sindirilir ve emilir.

12- Mantarlar

Mantarlar, en yüksek sebze niasin kaynaklarından biri olup, her seferinde kupa başına 2.5 mg sağlar  bu oran erkeklerde ve kadınlarda %15 ve %18’dir.Bu durum, lezzetli mantarları vejetaryenler için doğal niasin kaynağı için iyi bir seçenek haline getiriyor.

Güneş altında yetişen mantarlar da D vitamini barınır ve bu vitaminin en iyi bitki bazlı besin kaynaklarından biridir.

İlginç bir şekilde, çalışmalar mantarlar aracılığıyla D vitamini tüketmenin D vitamini yetersiz erişkinlerde vitamin düzeylerini yükseltmek için takviye olarak etkili olduğunu bulmuşlardır.

13- Yeşil Bezelye

Yeşil bezelye, hem erkek hem de kadınlar için RDA’nın yaklaşık %20’si karşılanır. Ayrıca lif bakımından da zengindirler.

Bir fincan yeşil bezelye günlük lif ihtiyacının %25’inden fazlasını günde 2,000 kalori tüketen biri için sağlar.

Çalışmalar, bezelye ve antioksidanlarda, kanser riskini azaltabilecek diğer kolesterol düzeylerini düşürdüğü ve sağlıklı bağırsak bakterilerinin büyümesini teşvik edebilecek diğer bileşiklerin de yüksek olduğunu göstermektedir.

14-Patates

Beyaz patatesler ister kabuklu olsun isterse kabuksuz olsun önemli bir niasin kaynağıdır.

Bir büyük fırınlanmış patates, erkeklerde RDA’nın yaklaşık %25’i ve kadınlar için %30’u olan 4,2 mg niasin sağlar.

Bir incelemeye göre, kahverengi Russet patatesleri herhangi bir tipte patatesden daha fazla niasin içerir. Bu oran her 100 gram patates için 2 mg niasin.

Tatlı patatesler de, ortalama beyaz patates ile aynı miktarda niasin sağlayan iyi bir kaynaktır.

15- Takviyeli ve Zenginleştirilmiş Gıdalar

Birçok besin niasin ile zenginleştirilir, bu besinlerin zayıf kaynaklarından iyi olanlara dönüştürülür.

Zenginleştirilmiş gıdalar, işleme sırasında kaybolan besinleri geri eklerken, takviye edilmiş gıdalar ekstra besinlerle zenginleştirilir.

Pek çok kahvaltılık gevrek ve beyaz ekmek ve makarna gibi rafine edilmiş tahıl ürünleri, besin maddelerini geliştirmek için niasin ile zenginleştirilmiştir.

Niasin veya B3 vitamini, vücudunuz sentezleyemeyeceği veya depolayamayacağı için diyetinizde tüketmeniz gereken temel bir besindir. Diğer şeylerin yanı sıra, niasin metabolizmanıza ve sinir sisteminize yardımcı olur.

Birçok gıda , özellikle et, balık ve kümes hayvanları gibi hayvansal ürünler olmak üzere niasin açısından zengindir .

Vejetaryen kaynaklar arasında avokado, yer fıstığı, kepekli tahıllar, mantarlar, yeşil bezelye ve patates bulunur.

Yemeye hazır kahvaltılık gevrekler ve rafine tahıl ürünleri, tipik olarak, diyetlerdeki ana niasin kaynaklarından biri haline gelmiştir.

K Vitamini Faydaları

K Vitamininin Faydaları Nelerdir?

K vitamininin faydaları: K Vitamini yağda çözünen vitaminlerden birisidir. Diğer bir adı Naftakinon olan, K Vitamininin en önemli faydası, kanın pıhtılaşmasını sağlamasıdır. Bunun dışında bir çok faydası da bulunan bu vitaminin eksikliği, bir çok hastalığa davetiye çıkartmaktadır.

 

K Vitamininin Faydaları

  • Kan Pıhtılaşmasına Faydası: K Vitamininin en önemli yararı kanı pıhtılaştırmasıdır. Kanın pıhtılaşması oldukça önemli bir durumdur. Pıhtılaşması az olan kan, herhangi bir kanama sonucunda, daha geç durdurulur.
  • Menopoz Sonrasında Faydası: Sadece kadınlarda görülen menopoz, sonlanırken bile kadınlara zarar vermektedir. K Vitamini, menopoz sonrası kemik kaybını engellemeye destek olmaktadır.
  • Prostat Ve Karaciğer Kanserine Faydası: Günümüzde sık rastlanan, prostat ve karaciğer kanseri, bir çok kişinin sorunudur. K vitamini bu hastalıkları önlemede önemli bir yere sahiptir.
  • Kemiklere Faydası: İnsan vücudunda kemiklerin sağlığı oldukça önemlidir. K Vitamini kemiklerimizin çatlamasını ve kırılmasını önlemektedir.
  • Kalp Damar Sağlığına Faydası:  K Vitaminin diğer bir yararı ise, kalsiyumun damarlardan atılmasını sağlamaktır. Bu durum kalp sağlığı için çok önemlidir.

 

K Vitamininin Diğer Yararları

  • Kemikleri iyileştirir.
  • Karaciğerdeki yağlanmayı ve büyümeyi önleyici bir göreve sahiptir.

 

K Vitamini Hangi Besinlerde Bulunmaktadır?

K Vitamini genellikle yeşil yapraklı sebzelerde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, marul, maydanoz, lahana, yeşil biber, karnabahar, yeşil domates, bezelye, ıspanak, fasulye, kabak gibi sebzelerde oldukça boldur. Bu besinlerin dışında, şalgam, brokoli, kuşkonmaz, peynir, karaciğer, kivi, soya fasulyesi, bamya, tereyağı, havuç, yumurta sarısı, buğday kepeği, yeşil çay, patates, yoğurt, yaban mersini gibi besinlerden de K Vitamini almak mümkündür.

 

K Vitamini Eksikliğinin Zararları

Kan için pıhtılaşmanın oldukça önemli olduğundan bahsetmiştik. Eğer vücutta K Vitamini eksikliği olursa, kandaki pıhtılaşmanın azalmasına bağlı olarak, idrar yollarında, sindirim sisteminde, akciğerde, deride ve diş etlerinde ani kanamalar görülebilmektedir. Ayrıca kadınlarda görülen adet dönemini de oldukça olumsuz etkilemektedir. K Vitamini eksikliğinde nadir olarak, basur ve burun kanaması gibi sorunlar ile de karşılaşılabilir.

 

K Vitamini Fazlalığının Zararları

Çok sık karşılaşılmasa da bazen vücutta K Vitamini fazlalığı görülebiliyor. Terleme, göğüste sıkışma gibi sorunlardan daha önemli olarak, kanda fazla pıhtılaşma olması sonucunda, damar tıkanıklığı oluşması ve karaciğer fonksiyonlarının bozulması gibi sorunlar görülebilmektedir.

 

K Vitamini Vücutta Depolanır mı?

Vücudumuz için çok önemli olan K Vitaminini, günlük olarak, yediğimiz yiyecekler ile karşılayabiliriz. Aldığımız K Vitamininin sadece ufak bir kısma karaciğer tarafından depolanmaktadır. Onun dışında vücudumuzun herhangi bir yerinde K Vitamini depolanmaz.

 

B Vitaminin Faydaları

B Vitaminin Faydaları

B vitaminleri suda eriyen vitamin grubundadır. Günlük olarak alınması gereken B vitamini depo edilemez. Yeterli miktarda alınması gereken B vitamini fazla alımlarda daha çok işe yaramaz. Çünkü vücut ihtiyaç duyduğu kadar vitamini bünyesinde barındırır.

 

B Vitamini Çeşitleri ve Faydaları

B1 Vitamininin Faydaları

Diğer adı tiamin olarak bilinen B1 vitamini enerjinin açığa çıkmasını sağlar. Sinir sisteminin daha sağlıklı olmasını sağlar.

  • B1 vitamini eksikliğinde ortaya çıkan durumlar ise, aşırı sinirlilik, yorgunluk, hafıza sorunları ve depresif problemlerdir. Kepek, pirinç karaciğer, bira mayası, darı, mısır, enginar, çavdar ve salatalıkta bulunur.

 

B2 Vitamininin Faydaları

Vücutta antioksidan özelliği sağlayarak kırmızı kan hücrelerinin oluşumunu sağlar. Proteinlerin, karbonhidratın ve yağın metabolizmasında görev alarak önemli bir etkiye sahiptir.

  • B2 vitamini eksikliğinde ortaya çıkan durumlar ise; dudak ve dilde yaralar, deride yaralar ve çatlamalar aynı zamanda uçukta B2 vitamini eksikliğinden oluşur. Badem, bira mayası, buğday, peynir, böbrek ve tavukta bolca bulunur.

 

B3 Vitamininin Faydaları

Sindirim sistemini düzenleyen B3 vitamini yağ ve karbonhidratın yakılmasında etkilidir. Kolesterolün düşmesinde etkisi olan B3 vitamini kan şekerini de düzenler.

  • B3 vitamini eksikliğinde ise; kas zayıflığı, halsizlik, iştah azalması ve cilt enfeksiyonlarında kendini belli eder. Yeşil yapraklı sebzelerde, balıkta, yumurtada ve sütte bolca bulunur.

 

B5 Vitamininin Faydaları

Karbonhidratların yakılmasını sağlayan B5 vitamini enerjiye dönüşerek metabolizmada etkin görev sağlar. Alerjileri tedavi ederi, depresyonla başa çıkar, kabızlığın giderilmesinde, mide ülserinin iyileşmesinde bağırsak sistemini düzenlemede etkilidir.

  • B5 vitamini eksikliğinde ise; topuk bölgesinde yanma, baş ağrısı, stres, kusma, sivilce oluşumu ve saç dökülmeleri yaşanır. Tavuk, mercimek, bezelye, tüm tahıllar, soya fasulyesi, peynir, patates, avokado ve karnabaharda bolca bulunur.

 

B6 Vitamininin Faydaları

Bağışıklık sistemi için önemli olan B6 vitamini sinir sisteminin de düzgün çalışmasında etkilidir. Kırmızı kan hücresi üretir. Karbonhidratların işlenmesini sağlayan B6 vitamini cilt hastalıklarından egzama ve sedefin engellemesinde büyük rol alır.

  • B6 vitamini eksikliğinde ise; ilk başta ciltte problemler başlar, anemi rahatsızlığı artar, keyifsizlik oluşur. İleri düzeyde bir eksiklik bulunuyorsa ataklar oluşabilir. Fındık, pirinç, buğday, susam, ay çekirdeği, baharatlar, ciğer, antepfıstığı, sarımsak ve balıkta bolca bulunur.

 

B7 Vitamininin Faydaları

Diğer adı biotin ve H vitamini olarak geçer. Kısacası güzellik vitaminidir.  Özellikle saç ve cilt sağlığında etkin rol oynayan B7 vitamini saç dökülmeleri yaşayan kişilere özellikle tavsiye edilir. Saçlarda kepek oluşmasını engelleyen vitamini kırılan tırnaklar içinde ekstra faydalıdır.

  • B7 vitamini eksikliğinde ise; kaşıntı, saç dökülmeleri, incelmiş saçlar, uyuşukluk, anemi, mantar sorunları, depresyon ve kas ağrıları görülür. Arpa, kurutulmuş zencefil, pazı, uskumru, domates, kuru maydanoz, köri, kaju, esmer şeker, mısır, karabiber, kabak çekirdeği, yulaf, mercimek, yeşilbiber, bezelye ve brokoli de bolca bulunur.

 

B9 Vitamininin Faydaları

Folik asit adı ile bilinen B9 vitamini alyuvarların oluşumunda önemli bir görev alır. Özellikle hamilelikte verilen B9 vitamini bebeklerin sağlıklı büyümelerini sağlar. B12 vitamini ile aynı görevleri üstlenen B9 vitamini vücuda enerji vererek aktif olmanızı sağlar.

  • B9 vitamini eksikliğinde ise; hafıza sorunları, anemi rahatsızlığı, sinirsel bozukluklar ve doğumda kusurlara neden olur. Brokoli, yeşil yapraklı sebzelerde, kereviz, kuşkonmaz, bamya, kuruyemişlerde, mercimek, bezelye, brüksel lahanası, avokado, fasulye, karnabahar, pancar ve turunçgillerde bulunur.

 

B12 Vitamininin Faydaları

Yaşlılarda sık görülen Alzheimer hastalığına iyi gelen doğal olarak hafızanın güçlenmesinde etkilidir. Anemiye karşı koruma sağlayan B12 vitamini kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekler.

  • B12 vitamini eksikliğinde ise; Yorgunluk, unutkanlık, kilo kaybı, ayak ve ellerde uyuşmalar görülmektedir. Yumurta, deniz canlıları ( kabuklu ), peynir, ciğer, sığır eti, balık, ıstakoz, kuzu eti ve yengeçte B12 vitamini bulunmaktadır.

 

B16 Vitamininin Faydaları

Vücuttaki serbest radikallerle savaşan B16 vitamini antioksidan olarak da görev alır. Otistik çocuklarda sık görülen, göz teması eksikliği, konuşma bozukluğu ve dikkat eksikliği bu vitamin sayesinde iyileşme gösterir. Esmer ve karaciğerde bulunur.

 

Vitaminlerin Faydaları

Vitaminlerin sağlığa faydaları, kalp problemleri, yüksek kolesterol seviyesi, göz hastalıkları ve cilt hastalıkları dahil olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisi ve önlenmesi becerilerini içermektedir. Ayrıca çoğu vitamin vücut mekanizmalarının çoğunu kolaylaştırır.

Vitaminler çeşitli yollarla tüketilebilir. En yaygın vitaminler yenilen gıdalardan temin edilebilir ancak bu kültürel ve mutfak geleneklerine bağlı olarak değişirken bazı vitaminlerin doğal şekilde alımı düşük olabilir. Böylece beslenme endüstrisi takviyeleri bulunur hale getirir. Bir multivitamin, vücudun total dengesini geliştirmek için en iyi seçeneklerden biri olarak görülmektedir.

Vitaminlerin Faydaları

  • A Vitamini ya da Retinol: A vitamini yaraların iyileşme sürecini hızlandırmanın yanı sıra göz rahatsızlıkları, akne, cilt hastalıkları ve enfeksiyonların tedavisinde faydalıdır. Ayrıca sarı nokta hastalığı ile kataraktın önlenmesinde iyidir ve bir karotenoid olarak saç sağlığını geliştirmeye yardımcı olur.
  • B Vitamini veya Tiamin: B vitamini vücut metabolizmasını, kan akışını ve beyin gelişimini desteklemesinin yanı sıra beriberi (B vitamini eksikliğinden kaynaklanan bir sinir sistemi hastalığı), kalp hastalıkları ve sindirim bozukluğunu önler.
  • B2 Vitamini veya Riboflavin: B2 vitamini vücudun metabolik aktivitesini, bağışıklığı ve sinir sistemini güçlendirirken katarakt, cilt rahatsızlıkları ve kansızlık tedavisine yardımcı olur.
  • B3 Vitamini ya da Niasin: B3 vitamini zayıflığı, sindirim bozukluğunu, cilt rahatsızlıklarını, migreni, kalp hastalıklarını, yüksek tansiyonu, yüksek kolesterolü, şeker hastalığı ve diyareyi azaltır.
  • B5 Vitamini ya da Pantotenik Asit: B5 vitamini stresi, eklem iltihabını, çeşitli enfeksiyonları, cilt rahatsızlıklarını, saçların beyazlamasını ve yüksek kolesterolü iyileştirir.
  • B6 Vitamini ya da Pridoksamin: B6 vitamini şeker hastalığı, mayasıl, havale, aşırı adet dönemi kanaması, stres, uykusuzluk, sabah yorgunluğu ve seyahat yorgunluğu tedavilerinde faydalıdır. Ayrıca vücuttaki homosistein seviyesini azaltma ile ilişkilidir.
  • B7 Vitamini veya Biyotin: B7 vitamini cilt rahatsızlıklarını tedavi eder, vücut metabolizmasını güçlendirir ve saç bakımını destekler.
  • B9 Vitamini ya da Folik Asit: B9 vitamini kırmızı kan hücresi oluşumunu artırırken kansızlık, sindirim bozukluğu, anormal beyin büyümesi, cilt rahatsızlıkları ve damla hastalığına karşı çok güçlüdür. Temel olarak nöral tüp defektleri ile ilişkilidir.
  • B12 Vitamini ya da Siyanokobalamin: B12 vitamini kansızlık, sigara, hamilelik, karaciğer rahatsızlıkları, böbrek hastalıkları ve ağız ülserinin semptom ve yan etkilerini azaltır. Yeterli miktarda B6 vitamini ve folik asit ile birleştiği zaman B12 vitamini çeşitli kalp hastalıklarına karşı savunmada önemlidir.
  • C Vitamini ya da Askorbik Asit: C vitamini çeşitli göz rahatsızlıkları, kanser, iskorbit hastalığı, soğuk algınlığı, enfeksiyon, şeker hastalığı, stres, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, böbrek rahatsızlıkları, iç kanama, korneal ülser, iltihaplanma kurşun zehirlenmesini tedavi etmede başarılıdır. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirir. Son yıllarda bilişsel zayıflamanın ve serebrovasküler hastalığının önlenmesi ile bağlantısı bulunmuştur. En güçlü ve önemli antioksidanlardan biridir.
  • D Vitamini: D vitamini kemik hastalığı, diş çürümesi ve şeker hastalığını tedavi eder. Ayrıca kemik onarımı, bağışıklık ve tansiyon için çok faydalıdır. Bunun yanında kemik erimesini önlemek için kullanılır ve değişik kanser türleri ile çoklu sertleşimin önlenmesi ile pozitif bağları vardır.
  • E Vitamini ya da Tokoferol: E vitamini sıklıkla yaşlanma karşıtı içerikleri için kullanılır ve cilt bakımı güçlendirmek için iyi bir yoldur. Ayrıca kan dolaşımını artırmasının yanı sıra kalp hastalıkları, verimsizlik, beyin aksaklığı, menopoz, ağrılı adet döngüsü ve göz hastalıklarına karşı korur.
  • K Vitamini: K vitamini iç kanama, safra yolu tıkanıklığı, kemik erimesi, aşırı adet kanaması ve adet sancılarını önlemede çok önemli bir vitamindir.

D Vitamininin Faydaları

D Vitamininin Faydaları

D vitamini, özellikle kalsiyum ve fosfor emilimini hızlandırarak kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur, özellikle çocuklarda kemik gelişimini için oldukça önemlidir. D vitamini hem güneş yardımıyla vücut tarafından üretilebilir, hem de dışarıdan besinler tarafından alınabilir. Vücuda alınan besinlerde bulunan D vitamini yağda çözülerek vücudun ihtiyacını karşılar.

 

D Vitamininin Faydaları

  1. Kemiklerin gelişiminde oldukça etkilidir.
  2. İleri yaşlarda yaşanan kemik kaybının önüne geçer.
  3. Kasların güçlenmesini sağlar.
  4. Meme ve kolon kanseri riskini azaltır.
  5. Kan basıncını azaltır.
  6. Bebek ve çocuklarda kemik ve diş gelişimi için oldukça faydalıdır.
  7. Kemikleri sağlamlaştırarak kırılmasını önler.
  8. Bağışıklık sistemi içinde oldukça önemlidir.
  9. Kasları güçlendirerek kalp hastalıklarını önler.
  10. Raşitizm hastalığının en büyük düşmanındır.
  11. Enfeksiyonların kontrol edilmesine yardımcı olur.

 

D Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

  • Gün içerisinde yapılan kısa yürüyüşler büyük ölçüde D vitamini ihtiyacını karşılar.
  • D vitamini içeren besinlerin tek başına tüketilmesinin hiç bir yararı yoktur çünkü güneş ışığı olmadan D vitamini tek başına besinlerle alınamaz.
  • D vitamini içeren besinlerin sayısı oldukça azdır.
  • Peynir, tereyağı, yağlı balıklar, balık yağı, yumurta ve patateste bulunur.
  • D vitamini içeren besinleri düzenli olarak tüketmek gerekir.

 

Bebeklerin Günlük D Vitamini İhtiyacı

  • 0-6 aylık iken 10 mikrogram
  • 7-12 aylık bebeklerde 5 mikrogram verilemelidir.

 

Çocukların ve Yetişkinlerin Günlük D Vitamini İhtiyacı

  • 1-3 yaş çocuklarda 15 mikrogram
  • 4-8 yaş çocuklarda 15 mikrogram
  • 9-70 yaş Aralığında 15 mikrogram
  • 70 yaş üzeri 20 mikrogram
  • Hamilelik ve emzirme döneminde ise 15 mikrogram

 

D Vitamini Eksikliğinde Görülen Hastalıklar

  1. Kaslar daha güçsüz hale gelir.
  2. Vücut devamlı olarak halsiz ve ağrılı olur.
  3. Kemik erimeleri baş gösterir.
  4. Dişler git gide güçsüzleşir.
  5. Astım riski daha fazladır.
  6. Kanserden korunma riski azalır.
  7. Solunum yolu enfeksiyonlarında artış görülür.
  8. Böbrek ve sedef riski artar.

 

D Vitamini ve Raşitizm

Raşitizm, genellikle 6-18 aylık çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Kemik oluşumunda bozukluklar olması nedeniyle ilerleyen yaşlarda da kemik bozuklukları yaşanmasına neden olur. Günümüzde çok rastlanan bir hastalık olmasa da D vitamini bulunmadan önce birçok çocuğun ölmesine neden olmuştur. Raşitizm, omurgada bozukluklar yaparak şekil bozukluğuna yol açar.

 

D Vitamini Eksikliğinde Görülen Raşitizmin Nedenleri

  1. En önemli nedeni güneşten mahrum kalınarak D vitamini oluşmasının engellenmesidir.
  2. Bağırsaklarda D vitamininin emilememesi nedeniyle de olabilir.
  3. Güneş görmemek D vitamininin oluşumunu engeller. Güneş görmeyen çocuklarda yaygın olarak görülür.
  4. D vitamininin yanında kalsiyum ve fosfatın vücut tarafından tam olarak emilememesinden kaynaklanır.

 

D Vitamini Eksikliğinde Meydana Gelen Raşitizmin Belirtileri

  1. Yetersiz kemik gelişimi nedeniyle çarpık bacakların oluşumu ilk belirtilerindendir.
  2. Çarpık bacak genellikle bebeklerde olabilir fakat doktora götürülerek takibinin yapılması gerekir.
  3. Çocuklarda iştah kaybı, aşırı terleme gibi sorunlar görülebilir.
  4. Kimi çocuklarda kabız gibi seyrederken, kimilerinde ishal şeklinde kendini gösterir.
  5. Dişlerde geç çıkma ve çok erken diş çürümeleri gözlenebilir.

 

Raşitizmin Tedavisi

  • Raşitizm genellikle güneş ışığından faydalanamamaktan kaynaklandığı için sık, sık çocuğunuzu güneşe çıkarmanız gerekir.
  • Anne sütüne en az 6 ay devam etmek gerekir çünkü anne sütü birçok hastalığa karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Bebeğinizin takibini yaptırırken doktorunuz destek amaçlı D vitamini önerebilir. Doktorunuzun verdiği D vitaminini düzenli kullanmanız gerekir.

 

D Vitaminin Fazla Alınmasının Zararları

D vitamini takviye amaçlı kullanılıyorsa dikkatli olmakta fayda vardır. D vitamini yoğun kalsiyum emilimi sağlar. Bu durumda bazı yan etkilere neden olur; kusma, aşırı kilo verme bunların başında gelir.

 

Önemli: Tüm vitamin çeşitlerinin yararlarını ve vücudun hangi vitamine ne kadar ihtiyacı olduğunu öğrenmek için; Vitaminlerin faydaları kategorimize göz atabilirsiniz.

Krill Yağının Faydaları

Krill  Yağı Faydaları

Antartika sularında  Krill adı verilen deniz canlılarından  elde edilen ve Omega 3 açısından oldukça zengin bir  besin kaynağı olan krill yağının insan vücudu üzerinde oldukça faydaları bulunmaktadır.  Krill yağı üzerinde yapılan akademik çalışmalar krill yağının zihne, kalbe, kemiklere ve daha bir çok organımıza faydalı olduğunu ortaya koymuştur.  Balık yağına benzer olan ancak balık yağından 3 kat fazla Omega 3 barındıran krill yağı, doymuş yağ asitlerini eritir, kalbi düzenler, kan dolaşım sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı olur.

 

Batı ve batılılaştırılmış diyet tarifleri insan vücuduna  daha fazla omega 3 girmesi üzerine düzenlenmiştir.  Herhangi bir diyet uyguluyorsanız krill yağını kullanmanızı şiddetle öneriyoruz. Çünkü tamamen doğal bir besin olması ile beraber diyet programınızda yer alan yiyeceklerde bulunmayan proteinleri almanıza yardımcı olur. Deniz ürünleri konusunda uzman kişiler tarafından omega 3 yağı değeri yüksek olan krill yağını kullanmanız , diyet programınızda size şöyle yardımcı olacaktır: Bir kağıt kalem alın diyet programınızda yer alan yiyecekleri yazın. Eğer bu yiyecekler omega 3 açısından zayıf ise, ya sağlığınız için diyeti terk etmeli ya da acil bir şekilde diyet programınıza krill yağını eklemeniz gerekmektedir. Krill yağı sadece omega 3 açısından zengin değil, içerisinde kolesterol seviyenizin normal seviyesinde kalmasına yarayan parçalanmış EPA ve DHA mineralleri barındırmaktadır. Kalp kası hücreleri EPA ve DHA ‘yı gün içinde siz farkında olmadan devamlı tüketir. Ayrıca krill yağı müthiş bir antioksidan olup kardiyovasküler yani kalp sağlığınıza da yardımcı olur.

 

Omega 3 ve omega 6 yağları sağlıklı bir vücut için olmazsa olmazlardandır. Bu doymuş yağlar aslında bütün vücudumuz için faydalı  bir rol oynar. Trend olan ABD diyetleri omega 3 ten daha fazla omega 6 alınmasını belirtir.  Yalnız bu konuda çok dikkatli olunmalıdır çünkü hafif bir dengesizlik sağlığınız açısından başlangıç seviyesinde bir risk taşır.  Eğer omega 6 üzerine kurulmuş bir diyet programında iseniz krill yağı gibi omega 3 zengini ve kolayca sindirilebilir ek destek almanız zorunludur.  Kısa vadede etkisini anlamasanız bile uzun vadede omega 3 ve omega 6 yağları  sağlığınızı garanti altına alır.

 

Faydaları:

  • Kalbi Kalp ve damar hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.
  • Zihni açar, Konsantrasyon, öğrenme ve hafıza konusunda yardımcı olur
  • Kan şekerini ve kolesterolü düzenler.
  • Kramp ve benzeri kötü semptomları azaltır. Özellikle adet döneminde yaşanan semptomları azaltır
  • Karaciğere çok faydalıdır.
  • Stresi azaltır. Anksiyete(kaygı), depresyon tedavisinde adeta ‘antidepresan’ benzeri bir etki yapmaktadır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.Bu da daha zinde ve güçlü olmanızı sağlar.
  • Burun akıntısını azaltır. Nezle ve grip olduğunuzda kullanmanız faydalıdır.
  • Genç ve zinde kalmanıza yardımcı olur.
  • Cildi korur ve besler Daha sağlıklı ve genç bir cilde sahip olmanıza yardımcı olur. Ayrıca cilt kanserine karşı da etkilidir.
  • Eklem iltihabı tedavisine yardımcı olur.

 

Kanada’da bulunan Montreal McGill Üniversitesi’nde krill yağı üzerine yapılan araştırma, kolesterol seviyesini dengede tuttuğunu açıklamıştır.  Araştırmaya katılan denekler 4 gruba ayrılmıştır.

  1. Gruba günlük 0,5-1.05 gr krill yağı verilmiştir.
  2. Gruba 2-3 gram krill yağı verilmiştir.
  3. Gruba 3 gram balık yağı verilmiştir.
  4. Gruba ise placebo (hastaya ilaç yerine içinde etken madde olmayan ilaç görünümlü maddeler verilmesi) verilmiştir.

Araştırmaların sonunda 1. Grubun aldığı krill yağının 3. Grunun aldığı balık yağına nazaran 2 kat daha fazla kolestorolü (HDL) düşürdüğü gözlenmiştir.

 

Uyarı: Kanı sulandırdığı için eğer ameliyat olacaksanız ameliyattan en az 2 hafta önce kullanımının kesilmesi gerekir.

Yakın Zamanda Keşfedilmiş “Kritik” Besin : Kolin (Choline)

Kolin yakın zamanda keşfedilmiş bir besin maddesidir. Sadece 1998 yılında Tıp Enstitüsü tarafından gerekli bir besin olarak kabul edildi.

Vücudunuz bazı şeyler yapsa da, bir eksikliği önlemek için diyetinizden kolin almanız gerekir. Ancak, birçok insan bu besin maddesi için önerilen alımı karşılamamaktadır.

Bu yazıda, kolin hakkında ne bilmeniz gerektiği ve niçin ihtiyacınız olduğuna dair bilmeniz gereken her şey bulunmaktadır.

Kolin Nedir?

Kolin önemli bir besin maddesidir. Bu normal vücut fonksiyonu ve insan sağlığı için gerekli olduğu anlamına gelir. Karaciğeriniz küçük miktarlarda da olsa, diyetiniz yoluyla çoğunluğu almalısınız.

Kolin, organik, suda çözünebilen bir bileşiktir. Ne bir vitamin ne de mineraldir. Bununla birlikte, benzerliklerinden dolayı sıklıkla B vitamini kompleksi ile gruplandırılmaktadır. Aslında, bu besin bir dizi hayati bedensel fonksiyonu etkiler.

Karaciğer fonksiyonunu, sağlıklı beyin gelişimini, kas hareketini, sinir sisteminizi ve metabolizmanızı etkiler. Bu nedenle optimal sağlık için yeterli miktarlara ihtiyaç vardır.

Vücudunuzda Birçok Faydasını Sunar

Kolin, vücudunuzdaki birçok süreçte önemli bir rol oynar;

  • Hücre yapısı: Hücre zarının yapısal bütünlüğünü destekleyen yağların yapılması gerekir.
  • Hücre iletişimi: Hücre habercileri gibi davranan bileşiklerin üretiminde yer alır.
  • Yağ nakli ve metabolizması: Karaciğerinizden kolesterolün giderilmesi için gerekli olan bir maddenin yapılması zorunludur. Yetersiz kolin karaciğerinizde yağ ve kolesterol birikimi ile sonuçlanabilir.
  • DNA sentezi: B12 ve folat gibi kolin ve diğer vitaminler DNA sentezi için önemli olan bir süreçte yardımcı olurlar.
  • Sağlıklı bir sinir sistemi: Bu besin, önemli bir nörotransmitter olan asetilkolin yapmak için gereklidir. Hafızaya, kas hareketine, kalp atışı ve diğer temel işlevlerin düzenlenmesine yardımcı olur.

Ne Kadara İhtiyaç Vardır?

Mevcut kanıtların olmaması nedeniyle, kolin için bir Referans Günlük Alım (RDI) belirlenmemiştir. Bununla birlikte, Tıp Enstitüsü yeterli alım (AI) için bir değer belirlemiştir.

Bu değer, çoğu sağlıklı insan için, karaciğer hasarı gibi, eksikliğin olumsuz sonuçlarını önlemelerine yardımcı olmak için yeterlidir. Bununla birlikte, gereksinimler genetik makyaj ve cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Buna ek olarak, kolin alımını belirlemek zordur çünkü çeşitli gıdalardaki varlığı nispeten bilinmemektedir.

İşte farklı yaş grupları için önerilen kolin AI değerleri:

  • 0–6 ay: günde 125 mg
  • 7-12 ay: günde 150 mg
  • 1–3 yaş: günde 200 mg
  • 4-8 yıl: günde 250 mg
  • 9–13 yaş: günde 375 mg
  • 14–19 yaş: kadınlar için günde 400 mg ve erkekler için günde 550 mg
  • Yetişkin kadınlar: günde 425 mg
  • Yetişkin erkekler: günde 550 mg
  • Emziren kadınlar: günde 550 mg
  • Gebe kadınlar: günde 450 mg

Kolin ihtiyaçlarının kişiye bağlı olabileceğini unutmamak önemlidir. Birçok insan daha az kolin almalı, diğerleri ise daha fazlasına ihtiyaç duyar.

26 erkeğin bir çalışmasında, AI, AI’yi tüketirken bile kolin eksikliğinin altı belirtisi geliştirmiştir.

Eksikliği Sağlıksızdır ama Etkileri Nadirdir

Kolin eksikliği özellikle karaciğeriniz için zarar verebilir.

57 erişkinde yapılan bir çalışmada, erkeklerin %77’sinin, postmenopozal kadınların %80’inin ve premenopozal kadınların %44’ünün, kolin yetersizliği olan bir diyete girdikten sonra karaciğer ve/veya kas hasarı yaşadığı bulunmuştur.

Bir başka çalışma, postmenopozal kadınlarda kolin yetersizliği olan bir diyet tüketildiğinde, %73’ünün karaciğer veya kas hasarı geliştirdiğini belirtmiştir. Ancak, bu belirtiler yeterli kolin almaya başladıklarında ortadan kayboldu.

Kolin, hamilelik sırasında özellikle önemlidir, çünkü düşük alımlı anne karnındaki bebeklerde nöral tüp defekti riskini artırabilir.

Bir çalışmada, gebelik süresince daha yüksek bir diyet alımının nöral tüp defekti riski daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, düşük kolin alımı diğer gebelik komplikasyonları riskinizi artırabilir. Bunlar preeklampsi, prematüre doğum ve düşük doğum ağırlığını içerir.

Bazı İnsanlar Eksiklik Riski Altındadır

Kolin yetersizliği nadir olmakla birlikte, bazı kişiler artmış bir risk altındadır:

  • Dayanıklılık gerektiren sporcular: Maratonlar gibi uzun dayanıklılık egzersizleri sırasında seviyeler düşer. Takviye almanın performansı arttırıp artırmadığı belli değildir.
  • Yüksek alkol tüketimi: Alkol özellikle kolin alımı düşük olduğunda kolin gereksinimlerini ve eksiklik riskinizi artırabilir.
  • Menopoz sonrası kadınlar: Östrojen vücudunuzda kolin üretmeye yardımcı olur. Östrojen seviyeleri postmenopozal kadınlarda düşme eğilimi gösterdiğinden, daha büyük bir eksiklik riski altında olabilirler.
  • Gebe kadınlar: Hamilelik sırasında kolin gereksinimleri artar. Bu büyük olasılıkla, doğuştan gelen bebeğin gelişim için kolin gerektirmesi nedeniyle oluşur.

Kolin İçeren Gıda Kaynakları

Diyet kaynakları genellikle bir tür yağ olan lesitinden fosfatidilkolin formundadır.

Kolin en zengin besin kaynakları şunlardır:

  • Sığır karaciğeri: 1 dilim (68 gram) 290 mg içerir.
  • Tavuk karaciğeri: 1 dilim (68 gram) 222 mg içerir.
  • Yumurtalar: 1 adet büyük haşlanmış yumurta 113 mg içerir.
  • Taze morina: (85 gram) 248 mg içerir.
  • Somon: (110 gram) fileto 62.7 mg içerir.
  • Karnabahar: 1/2 bardak (118 ml) 24.2 mg içerir.
  • Brokoli: Bir 1/2 fincan (118 ml) 31.3 mg içerir.
  • Soya fasulyesi yağı: 1 çorba kaşığı (15 mi) 47.3 mg içerir.

Tek bir yumurta günlük ihtiyacınızın yaklaşık %20-25’ini tedarik ederken, iki büyük yumurta neredeyse yarısı kadardır. Ayrıca, tek bir (85 gramlık) sığır eti böbreği veya karaciğeri, bir kadının günlük gereksinimini ve bir erkeğin çoğunu besleyebilir.

Kalp Sağlığına Etkisi

Daha yüksek kolin alımı, azalan kalp hastalığı riski ile ilişkilidir. Folat ve kolin amino asit homosisteini metionine dönüştürmeye yardım eder. Bu nedenle, herhangi bir besinin eksik olması kanınızda homosistein birikmesine neden olabilir.

Kanınızdaki yüksek düzeydeki homosistein düzeyleri artmış kalp hastalığı ve felç riskine bağlıdır. Kolin homosistein seviyelerini düşürse de kolin alımının kalp hastalığı riski ile ilişkisi açık değildir.

Beyninize Etkisi

Kolin, bellek, ruh hali ve zekayı düzenlemede önemli bir rol oynayan bir nörotransmitter olan asetilkolin üretmek için gereklidir.

Beyin fonksiyonu ve gelişimi için önemli olan DNA’yı sentezleyen süreç için de gereklidir. Bu nedenle, kolin alımının beyin fonksiyonundaki gelişmeler ile ilişkili olması şaşırtıcı değildir.

Bellek ve Beyin Fonksiyonu

Büyük gözlemsel çalışmalar kolin alımını ve kan seviyesini daha iyi hafıza ve işleme de dahil olmak üzere gelişmiş beyin fonksiyonuna bağlar.

Günde 1000 mg’lık ek destek, 50-85 yaş arası erişkinlerde, hafızasında zayıf olan kısa ve uzun süreli sözel bellek geliştirdi.

6 aylık bir çalışmada, erken Alzheimer hastalığı olan kişilere fosfatidilkolin vermek, küçük bir alt grupta hafızayı hafifçe iyileştirdi.

Bununla birlikte, sağlıklı kişiler ve demansı olanlar üzerinde yapılan diğer çalışmalar bellek üzerinde bir etki bulmamıştır.

Beyin Gelişimi

Bazı hayvan çalışmaları, hamilelik sırasında kolin takviyelerinin alınmasının fetal beyin gelişimini iyileştirebileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, bu konuda insanlarda sadece birkaç çalışma var.

1.210 gebe kadına yönelik gözlemsel bir çalışma, kolin alımının 3 yaşında çocuklarında zihinsel performans ile hiçbir bağlantısı olmadığını bulmuştur.

Bununla birlikte, aynı çalışma, ikinci trimesterde daha yüksek bir girişimin, 7 yaşında aynı çocuklarda daha iyi görsel hafıza skorları ile ilişkili olduğunu belirlemiştir.

Başka bir çalışmada, 99 gebe kadın hamilelikten sonraki üç ay boyunca hamileliğin 18 haftasından günde 750 mg kolin aldı. Beyin fonksiyonu ya da hafızası için hiçbir yararı olmadılar.

Akıl Sağlığı

Bazı kanıtlar, kollektifin bazı akıl sağlığı bozukluklarının gelişiminde ve tedavisinde rol oynayabileceğini düşündürmektedir.

Bir büyük gözlemsel çalışma, daha düşük kan seviyelerini, daha yüksek bir anksiyete riskine bağlamıştır ancak depresyona girmemiştir.

Bu düzeyler ayrıca bazı duygudurum bozuklukları için bir gösterge olarak kullanılır ve kolin takviyeleri bazen bipolar bozukluğu tedavi etmek için kullanılır.

Bir çalışmada, kolin tedavisinin bipolar bozukluk tanılı bireylerde mani semptomlarını iyileştirdiği bulunmuştur. Bununla birlikte, şu anda mevcut pek çok çalışma bulunmamaktadır.

Diğer Sağlık Faydaları

Kolin bazı hastalıkların gelişimi ve tedavisi ile ilişkilidir. Ancak, bunların çoğu için, ilişki açık değildir ve araştırma devam etmektedir.

Karaciğer Hastalığı

Kolin yetersizliği karaciğer hastalığına neden olsa da, önerilen seviyelerin altındaki alımların karaciğer hastalığı riskinizi artırıp artırmadığı belirsizdir.

56.000’den fazla insanda yapılan bir çalışmada, en yüksek alımı olan normal kilolu kadınların, en düşük girişe sahip olanlara kıyasla, %28 daha düşük karaciğer hastalığı riskine sahip oldukları bulunmuştur.

Çalışmada erkeklerde veya fazla kilolu kadınlarda karaciğer hastalığı ile ilişki görülmedi. Alkolsüz karaciğer hastalığı olan 664 kişide yapılan bir başka çalışmada, düşük alımların daha fazla hastalık şiddeti ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Kanser

Bazı araştırmalar çok fazla kolin tüketen kadınların meme kanseri riskinin daha düşük olabileceğini göstermektedir.

1.508 kadında yapılan bir çalışmada, serbest kolin yüksekliğinde olanların meme kanserine yakalanma oranının %24 daha az olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, kanıtlar karışıktır.

Diğer gözlemsel çalışmalar, kanserle ilişki olmadığını ortaya koymuştur, ancak test tüpü çalışmaları, bir eksikliğin karaciğer kanseri riskinizi artırabileceğini düşündürmektedir.

Tersine, daha yüksek alımlar da kadınlarda erkeklerde ve kolon kanserinde artmış prostat kanseri riski ile ilişkilidir.

Nöral Tüp Defektleri

Hamilelik sırasında daha yüksek kolin alımı, bebeklerde nöral tüp defekti riskini azaltabilir.

Yapılan bir çalışmada, gebe kalma oranının daha yüksek olduğu kadınların, nötral tüp defekti riskinin %51 daha düşük olduğu, bu da çok düşük alımlı kadınlara kıyasla daha yüksektir.

Diğer bir gözlemsel çalışma, en düşük alımlı gebelerin nöral tüp defekti olan bebeklere sahip olma olasılığının iki kattan fazla olduğunu ortaya koymuştur.

Bununla birlikte, diğer çalışmalar annenin alımı ile nöral tüp defekti riski arasında bir bağlantı olmadığını gözlemlemiştir.

Fazlası Zararlı Olabilir

Çok fazla kolin tüketmek, hoş olmayan ve potansiyel olarak zararlı yan etkilerle ilişkilendirilmiştir. Bunlar arasında tansiyon, terleme, balık kokusu, ishal, mide bulantısı ve kusma sayılabilir.

Yetişkinler için günlük üst sınır günde 3500 mg’dır. Bu, zarar verme olasılığı düşük olan en yüksek alım seviyesidir.

Birisinin bu miktarı tek başına yiyebileceği pek olası değildir. Büyük dozlarda takviye almadan bu seviyeye ulaşmak neredeyse imkansız olurdu.

Kolin, optimum sağlık için gerekli olan temel bir besindir. Sağlıklı beyin fonksiyonu, kalp sağlığı, karaciğer fonksiyonu ve hamilelikte önemli bir rol oynayabilir.

Fiili eksiklik nadir olsa da, Batı ülkelerindeki pek çok kişi önerilen alımı karşılamamaktadır. Emzirme döneminde, somon , yumurta, brokoli ve karnabahar gibi kolin açısından zengin yiyecekler tüketmeyi düşünün.

Kaynak: https://www.healthline.com/nutrition/what-is-choline#bottom-line

C Vitamini Faydaları

İnsan bedeni kendi kendine C vitamini üretemez. Bu nedenle de dışarıdan takviyesi gereken bir vitamin türüdür. C vitamini en doğal hali ile meyve ve sebzelerde yer alır. Mevsiminde doğru besinleri tüketerek herkes ihtiyaç duyduğu C vitaminini vücuduna aktarabilir.

C Vitamininin Faydaları Nelerdir?

Antioksidan Açısından Faydası: Vücudun toksinlerden kurtulması ve korunması için büyük bir fayda sağlayan C vitamini, hücrelerin korunmasını gerçekleştirir. Aynı zamanda hücre yenilenmesini ve bağışıklık sisteminin de güçlendirilmesi için C vitamini takviyesi uzmanlar tarafından önerilir.

Kalp Sağlığı Açısından Faydası: Özellikle kalp krizinin engellenmesi açısından C vitaminine vücudumuz çok ihtiyaç duyar. Kalbin ritmini düzenlemesinde ve damar yollarının açılmasında da büyük faydaları mevcuttur.

Soğuk Algınlığı İçin Faydası: C vitamini özellikle kış mevsiminde soğuk algınlığından korunmak için çok faydalıdır. C vitamini içeren kış meyvelerini bol miktarda tüketmek gerekiyor.

Hamileler İçin Faydası: Hamilelik döneminde yeteri kadar C vitamini almak, bebeğin fiziksel gelişimini tamamlayabilmesi açısından çok gereklidir. Aynı zamanda emzirme dönemine de fayda sağlayan C vitamini uzmanlar tarafından hamileler için her zaman önerilir.

Sigara İçenler İçin Faydası: Sigara içenler için vücutta biriken zararlı maddelerin atılabilmesinde C vitamini çok faydalıdır. Bu nedenle sigarayı bırakamayanlar C vitamini takviyesini ihmal etmemelidir.

Göz Sağlığı İçin Faydası: C vitamini göz bozukluklarını gidermek için ideal bir vitamin türüdür. Aynı zamanda göz merceğinde oluşan donukluk rahatsızlığında da %70 oranında engelleyici bir etkisi bulunmaktadır.

Kanserle Mücadelede Faydası: C vitaminin birçok araştırmaları da kanıtlıyor ki, kanserle mücadelede yeri çok büyük. Kanser riskini azaltması ve oluşan kanserli hücrelerin iyileşmesi adına C vitamini yeterli miktarda alınmalıdır. Doktorlar tarafından da sıklıkla bu anlamda önerilmektedir.

Diş Sağlığına Faydası: C vitamini dişleri çürük oluşumuna karşı korurken aynı zamanda diş etlerinin sağlıklı kalması için de büyük bir fayda gösterir.

C Vitamini Faydaları Kısaca

  • Kanser riskini azaltır.
  • Göz sağlığını korur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Vücut direncini arttırır.
  • Soğuk algınlığına karşı korur.
  • Antioksidan etki gösterir.
  • Sigara içenler için faydalıdır.
  • Hamilelerde bebek gelişimini destekler.
  • Kalbi ve damar yollarını korur.
  • Diş ve diş eti sağlığını korur.

C Vitamini Hakkında Bilgiler

C vitaminini en iyi şekilde doğal ürünlerden almak iyi gelecektir. Bol miktarda C vitamini bulunduran meyve ve sebzeler arasında portakal, mandalina, limon, üzüm, brokoli, ıspanak, karnabahar, patates, domates ve kuşburnu sayılabilir. Bununla birlikte uzmanların onay verdiği ve eczanelerde satılmakta olan C vitaminleri de kullanılabilir.

C vitamini eksikliğinde skorbüt adı verilen bir hastalık meydana gelebilir. Diş eti kanamalaru, iltihaplar ve diş çürümeleri oluşur. Özellikle dişlerde eksiklik durumunu çok net bir şekilde gösteren bu vitamin türü, vücut direncinin azalması, soğuk algınlığına kolayca yakalanabilme ve daha birçok rahatsızlık ile de etkisini belli edecektir.

C Vitamini Zararları

Bir vitamin türünün zararından bahsedebilmek için, o vitamininin gereğinden fazla alınmış olması şartı aranmalıdır. Buna göre bakacak olursak fazla C vitamini takviyesi sonucunda, mide bulantısı ve kusma gibi durumlar meydana gelebilir. Aynı zamanda böbrekte taş oluşumuna da neden olduğu söylenmektedir.

C vitamini konusunda her bireyin ihtiyacı birbirinden farklı olacaktır. Bu nedenle bir uzman muayenesi ile C vitamini konusunda nasıl takviye sağlanması gerektiği öğrenilebilir. Özellikle günlük C vitamini alımında miktar konusunu uzmanından öğrenmek en doğrusudur.

İsveç Şurubunun Faydaları

İsveç Şurubunun Faydaları Nelerdir?

İsveç iksiri olarak anılan İsveç şurubu diş çürümesine, yaraları iyileştirmeye ve bir çok hastalığa faydalı olmasına ek olarak belleği güçlendirmek, doğumu kolaylaştırmak gibi etkilere de sahip. İsveçli doktorun notları sayesinde bulunan İsveç şurubunun faydaları, kullanımı ve dikkat edilmesi gerekenleri sizler için yazdık.

 

İsveç Şurubunun Faydaları

  • Belleği Güçlendirir, Baş Ağrılarını Dindirir: İsveç şurubu sık koklanırsa ve ense köküne İsveç şurubuyla ıslatılmış haldeki bir bez konulursa, baş dönmelerini, baş ağrılarınızı sonlandırır. Beyini ve belleği güçlendirir.
  • Yaraları İyileştirir: Vücuttaki her türlü egzamayı, çiçek hastalığını, vücudun herhangi bir yerindeki yaraları iyileştirme özelliği vardır. Yaralar kabuk bağlamış bile olsa, İsveç şurubuyla sık sık nemlendirilirse, yaralar iyileşecektir.
  • Diş Ağrısını Ve Çürüğünü Geçirir: İsveç şuruplu bir pamuk yardımıyla ağrıyan bir diş ıslatılırsa, ağrı dinecektir. Ayrıca biraz su içerisine bir yemek kaşığı İsveç şurubu koyulup, karışıtılır ve bu sıvı ağızda bir süre bekletilirse, diş çürüklerine de iyi gelecektir.
  • Mide Rahatsızlıklarını Giderir: Her türlü mide rahatsızlığına iyi gelmektedir. Bağırsak düzensizliğini gidermektedir ve kabızlığa iyi gelmektedir.
  • Safra Kesesi Ağrına İyi Gelir: Her gün sabah ve akşam olmak üzere birer yemek kaşığı dolusu İsveç şurubu içilirse ve geceleri kompres uygulanırsa, tüm ağrıları kısa süre de yok eder.
  • Doğuma Faydası: Doğumdan 15 gün önce, sabahları ve akşamları yarım tatlı kaşığı İsveç şurubu içilirse, doğum daha da kolaylaşır.
  • Çocuklarda Faydası: Çocuklarda çiçekbozuğu hastalığını önler. Ancak çocuklara suya karıştırılarak az miktarda verilmelidir. Bu hastalıkta oluşan yaralar, bu şurup ile nemlendirilirse, iz kalmadan iyileşir.
  • Sara Hastalığına Faydası: Eğer hasta kişi kriz geçirdiyse, şurup hemen içirilir. Hastanın bu şurubu sürekli kullanması uygundur. İsveç Şurubu, zayıflamış sinirleri güçlendirmekte ve bütün bedene fayda sağlamaktadır.

 

İsveç Şurubunun Kısaca Faydaları

  • Dildeki yaraları iyileştirir.
  • Gırtlak rahatsızlığını ve yarasını geçirir.
  • Mide kramplarını geçirir.
  • Kolitlere iyi gelir.
  • Vücuttaki gazı alır.
  • Karaciğeri serinletici etkisi vardır.
  • Sindirememe gibi mide sorunlarına iyi gelir.
  • Vücuttaki ödemlere iyi gelmektedir.
  • Kulak uğultusuna, kulak ağrısına, nadiren duymayan kulaklara bile şifa olabilir.
  • Basurları iyileştirir.
  • İştah açmaktadır ve sindirimi düzenlemektedir.
  • Sarılığa iyi gelmektedir.
  • Kadınlarda görülen akıntıya iyi gelir.
  • Kötürümlükleri iyileştirmektedir.
  • Ateşli su çiçeği hastalığında ve yılancık hastalığında etkilidir.
  • Çatlak elleri, sivilceleri, siğilleri iyileştirmektedir.
  • Kanserde etkilidir.
  • Kansızlığa iyi gelir.
  • Yanıklara iyi gelir.
  • Romatizma ağrılarına iyi gelir.
  • Nasırlara iyi gelir.
  • Zehirli hayvan ısırıklarına iyi gelir.
  • Uykusuzluğa iyi gelir.
  • Sarhoşluğa iyi gelir.

 

İsveç Şurubunun İçerisindekiler

  • Sarısabır
  • Ravent kökü
  • Mirra
  • Cedvar
  • Centiyane
  • Domuzdikeni
  • Doğal kafur
  • Sinemaki
  • Melekotu kökü
  • Eğir kökü
  • Besbase
  • Tarçın
  • Safran
  • Kakule
  • Tabii kanyak

 

İsveç Şurubu Nasıl Kullanılır?

  • İsveç şurubunda tüm ölçüler, biraz suyla ya da bitki çayıyla inceltilerek tüketilmelidir.
  • Ağız yolu ile kullanılırken, basit rahatsızlıklar için günde 3 tatlı kaşığı yeterlidir. Ağır rahatsızlıklar içinse, günde 2-3 yemek kaşığı tüketilmelidir. Bir yemek kaşığı şurup 125 ml bitki çayı ile inceltilerek tüketilmelidir. Yemeklerden önce ve sonra yudum yudum içilmelidir.
  • Şurup ağız yoluyla tüketiliyorsa kesinlikle süt kullanılmamalıdır.
  • Kompres uygulanırken, uygulanılacak bölgeye önceden zeytinyağı veya kantaron yağı sürülmelidir. Yeterli boyda bir bez, şurup ile ıslatılır ve şurubun fazlası sıkılarak atılır. Hasta bölgeye yerleştirilir. Üstüne de bir naylon örtülür. Daha sonra hepsi birlikte sargı bezi ile sıkıca sarılır. Kompres süresi 2-4 saat arasında duruma değişebilir. Yeterli süre bekledikten sonra şuruplu bez havayla temas ettirilmeden tekrar ıslatılır ve kullanılır.
  • Şurup, kişiye alkol yasaklanmış ise günde 1 çay kaşığı tüketerek başlanmalı ve sürekli böbrek ve karaciğere kompres yapmak uygundur.

 

İsveç Şurubunun Yan Etkileri Var Mı?

Yapılan bir çok test ve araştırma sonuçlarına göre şurubun önerilen miktarda kullanılması herhangi bir yan etkiye sebep olmamaktadır. Şimdiye kadar herhangi bir zararıyla karşılaşılmamış olsa da belirtilen ölçüleri aşarak kullanılmamalıdır. 3 yaşından büyük çocuklarda belli miktarlarda kullanımı uygunken, 3 yaşından küçük çocuklarda haricen kullanılabilir.

 

B12 Vitamini Faydaları

B12 Vitamini Faydaları Nelerdir?

B12 vitamini halk arasında genellikle yorgunluk ve hafıza zayıflığı durumlarında alınır. Fakat B12 vitaminin faydaları aslında neler? Hangi gıdalarda B12 vitamini bulunur? B12 eksikliği sonucunda hangi hastalıklar oluşur? Merak ediyorsanız makalemizi okumalısınız.

 

B12 Vitamininin Faydaları

  • Sinir sisteminin düzgün şekilde çalışmasını sağlar.
  • Sigara içenlerde görülen olumsuz durumlarla savaşır.
  • Folik asitle birlikte çalışarak kansızlığın giderilmesinde etkilidir.
  • Kandaki oksijeni taşır ve vücudun her türlü zehre karşı savaşmasını sağlar.
  • Doğurganlığın artmasında etkilidir.
  • Hücreleri canlı tutarak daha genç bir vücuda sahip olmanıza yardımcı olur.
  • Sinir uçlarını olması gereken seviyede geliştirir.
  • Demir oluşumuna yardımcı olur.
  • Uzun yaşamın kaynağıdır.
  • Öğrenme yetisini arttırır.
  • Özellikle çocuklarda zekanın artmasına destek verir.

 

B12 Vitamini Eksikliğinde Görülen Rahatsızlıklar

  • Omurilikte yıpranma görülür.
  • Yürümede bozukluk oluşur.
  • Kulak çınlamaları artar.
  • Ayak ve ellerde uyuşma başlar.
  • Sürekli bir yorgunluk görülür.
  • Kansızlık artar.
  • Depresyon oluşur ve sinirler yıpranır.
  • Kalp çarpıntılarında artma başlar.
  • Hafıza kaybı ve unutkanlık başlar.
  • Sindirimde bozukluklar baş gösterir.
  • Nefes alıp verme zorlaşır.
  • Sürekli uyku hali ve baş dönmesi görülür.
  • Huzursuz bir psikolojiye girme yaşanır.
  • Karaciğerde büyüme başlar.
  • Gözde bozukluklar başlar.
  • Baş ağrıları artar.

 

B12 Vitamini Eksikliğinin Sebep Olduğu Hastalıklar

Kısacası B12 vitamini alınması gereken vitaminler arasındadır ve uzun süre alınmadığında aşağıda vereceğimiz ciddi hastalıklar baş gösterebilir.

  • Kanser
  • Alkolizm
  • Anemi
  • Nöropatiler
  • Anemi
  • Lösemi
  • Astım
  • Çölyak hastalığı

 

B12 Vitamini Bulunan Besinler

Kahvaltılık gevrekler, soya sütü, yağlı ve yağsız yoğurt, deniz yosunu, karides, geyik eti, süt ve ette bolca B12 vitamini bulunmaktadır.

 

Folik Asitin Faydaları

Folik asit (folat), yapraklı yeşil sebzeler, meyveler, kuru fasulye ve bezelye gibi gıdalarda bulunan B vitaminlerinden biridir. B9 vitamini olarak da adlandırılır. *

Folik Asitin Faydaları

  • Fetal gelişmede önemli bir rol oynamaktadır. Hamile kadınlar ve anne karnındaki bebekler için oldukça faydalıdır. Folik asit eksikliği erken gebelik sırasında nöral tüp kusurlarına neden olabilir. Bu kusur; hamileliğin sona ermesine, bebeğin spina bifida (Ayrık veya açık omurga * ) veya anensefali (Beynin ve kafatasının kemiklerinin normal gelişimini engelleyen bir durum * ) ile doğmasına neden olan ciddi bir sorundur. *
  • Sperm canlılığını arttırır. Yapılan bir araştırma, folik asit takviyesi alan ve daha önce kısır olan hastaların sperm hareketliliğinin arttığı ve başarıyla gebeliği sağladığını göstermiştir. *  *
  • Folik asit vücudun yeni hücreler üretmesine yardımcı olur.
  • Özellikle, kırmızı kan hücresi oluşumu için çok önemlidir. Folik asit eksikliği hem yetişkinlerde hem de çocuklarda aneminin bilinen bir nedenidir.
  • DNA’da kanser oluşumuna neden olabilecek hasarları önlemeye yardım eder. *
  • Araştırmalar, folik asidin kolon kanserinin önlenmesinde yardımcı olduğunu göstermiştir. *
  • Yapılan başka bir araştırma da folalik asitin; özofagus, mide ve pankreasta kanser oluşumunu önlemede rol oynayabileceğini göstermiştir. *
  • Folik asit, depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlara yardımcı olur. *
  • Kalpte kolesterol birikimi seviyesini kontrol eder, böylece kalp damar sistemini çeşitli hastalıklardan korumaya yardımcı olur.
  • Homosistein vücut için gerekli bir aminoasittir. Ancak vücutta çok fazla olduğunda birçok probleme yol açar. Bunlardan bazıları; kalp damar rahatsızlıkları, felç, kemik zayıflaması şeklinde belirtilebilir. Folik asit, vücuttaki bu kimyasalın miktarının kontrol edilmesine yardımcı olur.
  • Serviks (Rahim Ağzı) kanseri, kolon kanseri ve akciğer kanseri gibi birçok kanser türünün oluşma riskini azaltmaktadır.
  • Kas dokusunun sağlığını korumaya yardımcı olur.
  • Cilt hücrelerinin oluşumu ve yenilenmesine yardım eder.
  • Folik asit; DNA sentezi gibi, vücudun önemli faaliyetlerini yerine getirmek için enzimlerle etkili biçimde çalışan bir koenzim olarak iş yapar. *
  • Kore’de yaşlı hastalar üzerine yapılan bir araştırmada, demansa maruz kalanlarda homosistein düzeyinin en yüksek ve folat düzeyinin en düşük seviyede bulunduğu tespit edilmiştir. * *
  • Folik asit hafıza kaybı, Alzheimer hastalığı gibi sinir sistemi rahatsızlıklarının önlenmesine yardım eder.
  • Yaşa bağlı işitme kaybı, yaşa bağlı maküler dejenerasyonun (AMD) önlenmesinde ve yaşlanma belirtilerinin azaltılmasında yardımcı olur.
  • Kemik erimesi (osteoporoz), huzursuz bacak sendromu gibi rahatsızlıklarda kullanılmaktadır.
  • Uyku sorunları, depresyon, sinir ağrısı, kas ağrısı , AIDS, vitiligo adı verilen bir deri hastalığı ve kalıtsal bir hastalık olan Frajil-X sendromu tedavisinde de folik asit kullanılmaktadır.
  • Folik asit; lometrexol ve metotreksat içeren ilaçlarla yapılan tedavilerin zararlı yan etkilerini azaltmak için de kullanılır.  Folik asit genellikle diğer B vitaminleri ile kombinasyon halinde kullanılır. *
  • Folik asit çeşitli zihinsel ve duygusal bozuklukların tedavisinde yardımcı olur. Örneğin, günümüzde en yaygın zihinsel sağlık sorunlarından olan anksiyete ve depresyon tedavisinde yardımcı olur. *

Folik Asit Eksikliği

  • Folik asidin eksiklik belirtileri arasında anemi, hafıza kaybı, beynin ve sinirlerin yetersiz büyümesi, paranoya, güçsüzlük ve deri çatlaması  gibi sorunlar vardır.
  • Folik asit eksikliği ayrıca kalp çarpıntısı, doğum kusurları, osteoporoz, bağırsak kanseri ve lökopeni gibi ciddi problemlere yol açabilir.
  • Bu vitamin eksik olan hastalarda infertilite ve kısırlık görüldüğü tespit edilmiştir.

 

Folik Asit İçeren Besinler * * * * *

UYARI

Folik asit takviyesi almadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Gereğinden fazla kullanmak her takviye besinde olduğu gibi faydanın aksine zarar verir.

Folik asit takviyesini doktorunuzun önerdiği dozun dışında almamaya özen gösteriniz.

Kemik Suyu Faydaları

Yıllardır kemik suyu anneler tarafından çocuklara yedirilmektedir. Kuşkusuz bu yöntem artık herkes tarafından bilinmektedir. Kemik suyu en önemli özelliği tabi kalsiyum deposu olmasıdır. Kemik suyu yağsız ve kırmızı ilik yani yaşı ilerlememiş bir hayvanın kemiklerinden elde edilmiş olmalıdır. Özellikle yaşlılarda meydana gelen birtakım rahatsızlıklar konusunda kemik suyu bir hayli iyidir.

Kemik Suyu ve Faydaları

Kemik suyu faydaları konusunda aşağıdaki detayları sizlerle paylaşabiliriz :

  • Çocuklar için bir hayli faydalı olan kemik suyu, çocukların yemeklerine katılabilir.
  • Özellikle kadınlarda yaş ilerledikçe diz kapaklarındaki sıvılar azalır ve burada birtakım problemler ortaya çıkar. Kemik suyu buradaki sıvının tekrar oluşmasını sağlar ve diz kapaklarındaki erimeleri engeller.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır. Özellikle kış aylarında tüketildiği takdirde vücut direnci artar, grip nezle gibi hastalıklardan korunmanızı sağlar.
  • Menopoz öneminde de kemik erimesi görülmektedir. Kemik suyu tüketimi kadınların bu dönemlerinde bir hayli işe yaradığı tespit edilmiştir. Elbette sadece bu dönemde değil önceki dönemlerde de kemik suyu tüketilirse, bu tarz problemler yaşanmayabilir.
  • Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen kırık, çıkık ve çatlak konusunda da kemik suyu tedavi edici bir özelliğe sahiptir. Bu vesile ile tedavi süreciniz hızlanır.
  • En faydalı kemik suyu ineğin kaval kemiğinden yapılan kemik suyudur. Bunun içine yaklaşık beş kaşık elma sirkesi koyabilirsiniz. Böylece vitamin ve mineral değerleri arttırılmış olur.
  • Kemik suyu kemik gelişimine da katkı sağlar. Gelişme çağında kemik suyu tüketen çocuğun boyu daha uzun olur.
  • Kemik suyuna çorba yaparken bu çorbaya limon katmanız çorbanın faydalarını daha da arttırır.
  • Düzenli olarak kemik suyu tüketenlerin yaşam kalitesi artar.

Kemik Suyu Türleri

Kemik suyu faydaları oldukça fazladır. Peki kemik suyu türleri nelerdir? Kemik suyu kırmız kemik iliği ve sarı kemik iliği olarak kendi içinde ikiye ayrılır :

  • Kırmızı Kemik İliği : Bir hayli besleyicidir. Akyuvar ve alyuvarların kök hücrelerinde protein bakımında zengin olan bölümlerdir. Düz yüzeyli kaburga kemiği, kürek kemiği, göğüs kemiği, kalça kemiği ve omurga parçalarını seçmenizde fayda var.
  • Sarı kemik İliği : Kemik yaşlandıkça kırmızı olan ilik sarıya dönüşür. Yani yaşı ilerlemiş hayvanların sarı yağlı iliği olur. Lokanta ve restaurantlar da genelde sarı ilik bulunur.

Et Suyu Ve Kemik Suyu Arasındaki Fark

Et suyu en az kemik suyu kadar tercih edilen ve büyüklerimiz tarafından da yapılır. Et suyu sadece etlerin kaynaması sonucunda oluşur. Kemik suyu ise kemikteki iliğin kaynama sonucu suya akması ile meydana gelir. Kemik suyu et suyundan daha faydalıdır.

Kemik İliğinin İçeriği

Kemik suyu oluştuktan sonra ortaya çıkan jöle jelatin ortalama %15 oranında protein içermektedir. Bu proteinler bir hayli önemlidir. Zira midedeki gastrit salgılarını arttırırlar. Karaciğerin görevini yerine getirebilmesi için dokuların onarılmasında bu proteinler önemli rol oynar. Aynı zamanda faydalı bitkilerin sindirim sistemi içerisinde tutunması konusunda da bir hayli yardımcıdır.

Tüm bu bilgiler doğrultusunda hayatımızın her döneminde, özellikle çocuklar ve yaşlılara kemik suyu üretimi konusunda destek olmamız gerektiğiniz anlayabiliriz. Zira kemik suyunun düzenli tüketimi uzun bir hayatın da anahtarıdır.

Kemik Suyu Nasıl Hazırlanır

  • Kaval kemiği ( dana )
  • Defne yaprağı ( 3 tane )
  • Havuç ( 1 tane )
  • Soğan ( 1 tane )
  • Karabiber ( 1 tatlı kaşığı )

İlikli kaval kemiğini tencereye alın ve su ekleyip kaynayıncaya kadar bekletin. Kaynadıktan sonra oluşan siyah suyu dökerek tekrar su koyun ve üzerine verdiğimiz malzemeleri ekleyip kaynamaya bırakın. İyice kaynadıktan sonra plastik bardaklara ekleyip buzluğa atabilirsiniz.

B6 Vitamini Faydaları

B6 Vitamininin Faydaları

B6 vitamini kırmızı kan hücrelerinin ve proteinin vücudumuzda işlemesine destek verir. B6 vitamini faydaları arasında en çok ihtiyacımız olan ise kan şekerinin düzenlenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etki sağlamasıdır.

 

B6 Vitamini Faydaları

  • Bazı cilt rahatsızlıklarını önler.
  • Böbreklerde taş oluşmasını engeller.
  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak hastalıklara karşı korur.
  • Sabahları sık yaşanan mide bulantılarını azaltır.
  • Antidepresan ilaç alımı sonrasında ağız kuruluğu yaşanmamasını sağlar.
  • Doğal bir diüretiktir.
  • Kram, kas kasılmaları, el ve ayaklarda görülen uyuşukluğun giderilmesinde etkilidir.
  • Nükleik asidin sentezlenmesini sağlayarak yaşlanma gecikir.
  • Yağ ve proteininin tamamının asilime edilmesini sağlar.
  • Gebelikte görülen kusmaları önler.
  • Sinir sisteminin sağlığa kavuşmasını sağlar.
  • Regl döneminden önce görülen sinirsel gerilimi azaltır.
  • Protein ve karbonhidratın enerjiye dönüşmesini sağlar.

 

B6 Vitamini Bulunan Besinler

  • Baharat ve Kurutulan Bitkiler: 1 çorba kaşığı acı toz biber tükettiğinizde günlük ihtiyacınız olan B6 vitamininin 4’te 1’ini karşılamış olursunuz. 1 çorba kaşığı nane %3’ünü karşılarken diğer baharatları kullanarak da bu oranı yükseltebilirsiniz.
  • Pirinç ve Buğday: B6 vitamini olarak en zengin gıdalar arasında buğday kepeği ve ham pirinç bulunur. B6 vitaminini gıda yolu ile almayı tercih ediyorsanız bu ürünleri sıklıkla tüketebilirsiniz.
  • Fındık: Potasyum açısından zengin olan fındık bakır mineralleri bakımından da zengindir. Kavrulmuş fındıktan 100 gram kadar tükettiğinizde günlük ihtiyacınız olan B6 vitaminin 10’da 1’ini karşılamış olursunuz.
  • Antep fıstığı: Antep fıstığı yüksek B6 vitaminine sahiptir. Öyle ki günde 100 gram tükettiğinizde %85 oranında B6 vitamini ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. Gün içinde 1 avuç antepfıstığı tüketebilirsiniz.
  • Sarımsak: Her derde deva olan sarımsağın 1 diş tüketimi %2 B6 vitamini ihtiyacınızı karşılamaktadır.
  • Susam ve Ay çekirdeği: 1 avuç ay çekirdeği tükettiğinizde %11 B6 vitaminini ihtiyacınızı gidermiş olursunuz. Ayrıca susamlı tahin tüketerek de B6 vitamininden faydalanırsınız.
  • Ciğer: Hindi ve sığırın ciğerinde de iyi miktarda B6 vitamini bulunmaktadır. Aşırı tüketim sonucunda kolesterol değerlerini arttırdığı için ölçülü tüketilmesi tavsiye edilir. 100 gram hindi ciğerinde %42, 100 gram sığır ciğerinde ise %52 B6 vitamini bulunur.
  • Balık: Morina, ton ve somon balığında bulunan B6 vitamininden faydalanmak için 100 gram tüketerek ihtiyacınızın 10’da 1’ini karşılayabilirsiniz.

 

B6 Vitamini Eksikliğinin Sonuçları

  1. Kusma,
  2. Baş dönmesi,
  3. Bebeklerde görülen havale,
  4. Kansızlığın artması,
  5. Depresyon,
  6. Sinirsel bozukluk,
  7. Uyku problemleri gibi sorunlar b6 vitamini eksikliğinde baş gösterir.

 

B6 Vitamini Eksikliği En Çok Kimlerde Görülür?

  1. Hamilelerde,
  2. Aşırı alkol tüketenlerde,
  3. Hormon için tedavi gören bayanlarda,
  4. Aşırı protein tüketimi olanlarda,
  5. Doğum kontrol için hap kullanan kadınlarda daha fazla görülür.

 

Fazla Alınan B6 Vitamininin Zararları

  1. 500 miligramdan fazla alınması tavsiye edilmez.
  2. 2 gramdan fazla alan kişilerde tedavisi mümkün olmayan sinirsel hasar bırakır.
  3. Zehirlenmelere neden olabilir.
  4. Hamile ve kronik rahatsızlığı bulunanların doktor kontrolünde alması tavsiye edilir.

 

Apikobal Faydaları

Apikobal Nedir

B grubu vitamini eksikliği, günümüzde pek çok kişide gözlemlenen problemler arasında yer almakta ve her geçen gün daha fazla kişi B grubu vitamini eksikliği nedeniyle farklı hastalıklara yakalanmaktadır. Bu bağlamda özellikle son yıllarda popüler olan ve B grubu vitaminlerinin eksikliğine karşı uzman doktorlar tarafından da tavsiye edilen Apikobal ile B grubuna mensup olan B1, B6 ve B12 vitaminleri ihtiyacının giderilmesi mümkün olmaktadır. Genellikle doktor reçetesi eşliğinde ciddi derecede B grubu vitamini eksikliği yaşayan hastalara verilen Apikobal faydalarına bakıldığında ise insan vücudu için oldukça değerli bir vitamin desteği olduğu açık şekilde görülmektedir.

Apikobal Faydaları Nelerdir?

Etken maddesi B12, B6 ve B1 vitamini olan Apikobal faydalarına bakıldığı zaman aşağıdaki durumlarda oldukça etkili olduğu söylenebilmektedir. Buna göre Apikobal,

  • Beslenme bozukluklarına bağlı olarak meydana gelen vitamin yetersizliklerinde kullanılabilir.
  • Günlük beslenmeye ek bir vitamin desteği olarak tercih edilebilir.
  • Zihnin çabuk yorulduğu durumlarda enerji verici olarak tüketilebilir.
  • Genel vücut yorgunluğu üzerinde de etkilidir.
  • Unutkanlığa karşı en etkili silahlardan birisidir.
  • Sinirlilik halini giderir. Kişilerin rahatlamalarını sağlar.
  • Bacak ve kollarda meydana gelen titreme problemlerini iyileştirir.
  • Sinir iltihabında destekleyici bir tedavi yöntemidir.
  • Şeker hastalarında sık sık karşılaşılan sinir hasarını iyileştirir.
  • Sinirlerde meydana gelen ağrıları tedavi eder.
  • Zona hastalığında doğal bir vitamin desteği olarak tercih edilmesi halinde olumlu etkilerini gösterebilir.
  • Siyatik rahatsızlığında kullanılabilir.
  • Bel ve eklemlerde meydana gelen ağrıları giderici özelliğe sahiptir.
  • Özellikle spor sonrasında meydana gelen kas ağrılarını giderir.
  • Eklem iltihabı ve eklem çevresi iltihabı sorunu yaşayan kişilerde tedavi edici olarak tercih edilebilir.
  • Romatizmal ağrılara iyi gelir.
  • Kalp kaslarında bozulmaya bağlı olarak meydana gelen rahatsızlıklarda kalbin daha düzenli çalışmasını sağlar.
  • Radyasyon hastalığına karşı en iyi önlemlerden birisidir.
  • Ameliyat sonrasında yaşanan kusma problemlerine iyi gelir.
  • Ateşli romatizma hastalığında etkili bir tedavi seçeneğidir.
  • Aşırı alkol tüketiminin sonrasında meydana gelen ve uzun süren zehirlenme problemlerinde tedaviye destekçi olarak kullanılabilir.

Apikobal Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Apikobal faydalarını gören ve bu ilacı kullanmak isteyenlere söz konusu vitamin desteğinin kullanımı esnasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlardan da bahsedilebilir. Buna göre;

  • Vücut metabolizmasında Apikobal içerisinde yer alan herhangi bir etken maddeye karşı alerji durumu bulunan kişilere ilacın kullanımı tavsiye edilmemektedir.
  • Apikobal yalnızca B6, B1 ve B12 vitamini eksikliği yaşayan hastalarda ek vitamin desteği olarak kullanılmaktadır.
  • 12 yaşından küçük olan çocuklarda Apikobal kullanımı önerilmemektedir.
  • Böbrek ya da karaciğer yetmezliğinin yanı sıra hamilelerin ve emziren annelerin de yine Apikobal kullanımından uzak durmaları gerekmektedir.
  • B12 vitamini ya da folik asit eksikliği nedeni ile meydana gelen anemi hastalığında, parkinson hastalığında ya da tüberküloz hastalığında Apikobal ciddi yan etkilere neden olabilmektedir.
  • Yüksek miktarda alkol tüketen kişilerin Apikobal kullanımından önce mutlaka uzman bir doktora danışmaları tavsiye edilmektedir.
  • İlacın güvenli bir şekilde kullanılabilmesi için dozuna ve kullanım türüne dikkat edilmesi gerekmektedir.
  • Apikobal, içeriğinde laktoz barındıran bir ilaç çeşididir ve bu nedenle laktoza karşı duyarlılığı olanların Apikobal kullanmadan önce doktorları ile görüşmeleri önerilmektedir.

Apikobal Nasıl Kullanılabilir? Dozu Ne Kadar Olmalıdır? Nasıl Uygulanır?

B grubu vitaminleri eksikliği nedeniyle Apikobal kullanımına başlayacak olan kişilerin ilacı uzman bir doktor tarafından reçete edildiği şekilde kullanmaları tavsiye edilir. Yanlış kullanım ya da talimat dışı kullanım halinde Apikobal faydalarından çok zarar getirebilecek bir ilaç olduğu için bu konuda özellikle hassas davranmak gerekmektedir. İlacın kullanım dozunun ise her bir doz için bir bardak su ile birlikte tüketim şeklinde olduğu söylenebilir.

Apikobal Yan Etkileri ve Kontr-Endikasyonları Nelerdir?

Apikobal faydalarının yanı sıra reçete edilenden daha farklı şekillerde tüketilmesi halinde çeşitli yan etkilere de neden olabilmektedir. Bu yan etkiler;

  • Karın ağrısı
  • Nefes almada zorlanma
  • Kurdeşen
  • Dudak, yüz, dil ve boğazda şişlik
  • Yüksek ateş
  • Öksürük nöbetleri
  • Cilt yüzeyinde kaşıntı, döküntü ya da kızarma

Şeklindedir. Bahsedilen yan etkilerden herhangi birinin görülmesi halinde ise en kısa sürede konu ile ilgili uzman bir hekimin bilgilendirilmesi ve tıbbi destek alınması gerekmektedir. Bunun dışında Apikobal kullanımı nedeniyle yaygın şekilde gözlemlenen farklı herhangi bir yan etki bulunmadığı da ek olarak söylenebilmektedir.

E Vitamininin Faydaları Nelerdir?

E Vitamininin Faydaları Nelerdir?

E vitamini yağda çözünen ve pek çok kanser türünü önleyen önemli bir vitamindir. Sağlıklı bir insan vücudunda yeterli miktarda E vitamini barındırır. 8 farklı molekülün bağlanması ile oluşan E vitamini genellikle yeşil sebze ve meyvelerden alınmaktadır.

 

E Vitamininin Faydaları

  • E Vitamini Hücre Yenilenmesini Sağlar: Hücrelerin hızla yenilenmesini sağladığı için yaraların çabuk iyileşmesini ve kanserli hücrelerin kendilerini iyileştirmesini sağlar.
  • E Vitamini Dolaşım Sistemine Etki Eder: E vitamini yeterli miktarda alındığında damarların tıkanmasını önler ve damar sertliği problemlerine çözüm olur.
  • Göz Sağlığı için E Vitamini: Göz sağlığını koruyabilmeniz için vücudun yeterli miktarda E vitamini alması gerekir. Gözün yapısı ile uyumlu olan E vitamini aynı zamanda da cildi yeniler ve güzelleştirir.
  • Toksinleri Vücuttan Uzaklaştırır: Vücudumuza her dakika zararlı maddeler nüfuz etmektedir. Gerek radyasyon gerekse ilaçlardan ötürü vücutta biriken toksin maddeler E vitamini sayesinde vücuttan uzaklaştırılır.
  • Hafıza Kaybını Önler: Unutkanlığın en büyük sebebi vücutta E vitamini eksikliği olmasıdır. Bu neden ile E vitamininin yeterli miktarda vücuda alınması hafıza kaybını azaltır.
  • Dolaşım Sistemini düzenler: E vitamini vücutta yeteri kadar var ise kan dolaşımını düzenler ve kanın organlara iletilmesini kolaylaştırır. Cinsel faaliyetleri de düzenlemektedir.
  • Adet Dengesini Sağlar: Kadınların adet sancıları ve menopoz sonrası sıkıntılarını azaltıcı etkiye sahiptir. E vitamini sayesinde adet sancılarını, menopoz döneminde görülen, ateş, stres ve diğer sıkıntılar azalır.
  • E vitamininin Cilde Etkisi: Cildin yaşlanmasını engeller, cildi gerginleştirir, cildin sağlıkla parlamasını sağlar. İlerleyen yaşlar da kozmetik ürünler ve estetik operasyonlara para harcamak istemiyorsanız E vitamini bulunduran besinleri yeterli miktarda tüketin.

 

E vitamininin Genel Faydaları

  • Hücre zarında antioksidan etkisi sağlar.
  • Kanseri ve atardamar hastalıklarını önler.
  • Kan pıhtılaşmasını sağlar, kan dolaşımını düzenler.
  • Tansiyonu düşürür, kılcal damar rahatsızlıklarını önler.
  • Yara izlerini onarır ve düzeltir.
  • Bacak kramplarını hafifletir.

 

E Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

  • Tahıllarda ve tahıllardan üretilmiş besinlerde,
  • Ispanak, kabak, marul, lahana, taze fasulye gibi yeşil sebzelerde,
  • Zeytinyağı, balıkyağında,
  • Fındık, ceviz gibi kuru yemişlerde,
  • Balıklarda, ton balıklarında, sardalyede,
  • Yumurta sarısında,
  • Domates ve patateste E vitamini bulunmaktadır.

 

Günlük E Vitamini İhtiyacını Karşılamak İçin;

  • Gün içerisinde pişirdiğiniz tüm yemeklerde zeytinyağı kullanın.
  • Mümkün ise her gün 5 adet ceviz yiyin.
  • Her ne kadar diyet dahi yapsanız salatanızdan zeytinyağını eksik etmeyin.
  • Balık yemeye özen gösterin. Haftada 2 gün mutlaka balık yiyin.
  • Yeşillikler sofranızdan eksik olmasın. Ton balıklı salata E vitamini açısından oldukça zengindir.
  • Her zaman sebze yemeklerini zeytinyağı ile pişirmeye özen gösterin.

 

E Vitamininin Fazla Tüketilmesi durumunda Karşılaşılan Sorunlar

E vitamininin fazlası idrar yolu ile vücuttan uzaklaştırılır. Bu neden ile de E vitamini fazlalığı pek görülen bir durum değildir. Ama yine de fazla alındığında ishal ve bulantı ile kendini gösterebilir. Bir bebeğin günlük E vitamini ihtiyacı 5-6 mg, bir çocuğun günlük E vitamini ihtiyacı 7mg, yetişkinlerin günlük E vitamini ihtiyacı ise 8-10 mg’dır.

 

E vitamininin Vücuda Yeteri Kadar Alınmaması Durumunda Karşılaşılan Sorunlar

Eğer vücudunuzda yeteri kadar E vitamini yok ise kansızlık ve göz bozuklukları ortaya çıkıyor. Hemen yorulursunuz ve yaralarınız geç iyileşir. Cinsel isteksizlik ve kısırlık da E vitamini eksikliğin de ortaya çıkar. Eğer vücudunuzda E vitamini eksik ise kanser riskiniz var demektir ve kalp rahatsızlıkları da her an kapınızı çalabilir.

A Vitamini Faydaları

A Vitamini Faydaları

A vitamini antioksidan açısından etkili ve beslenme kalitesini artıran bir vitamindir. A vitamini hem hayvansal hem de bitkisel yönden vücuda alınabilir, kemiklerin gelişmesinden bağışıklık sisteminin güçlenmesine kadar bir çok faydası bulunur.

 

A Vitamini Faydaları Nelerdir?

  • Kemiklerin gelişmesini sağlar.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Üremeyi ve gelişmeyi arttırır.
  • Hücre fonksiyonlarını düzeltir.
  • Diş ve diş eti sağlığında önemli etkisi bulunur.
  • Sağlıklı saç ve derinin oluşmasına yardımcı olur.
  • Organların özellikle mide, karaciğer ve üriner sistemin korunmasına destek verir.
  • D vitaminin daha etkin olmasına yardımcı olur.
  • Gözleri korur ve daha iyi görmeyi sağlar bunun yanı sıra gece körlüğü riskini azaltır.
  • Enfeksiyon ve hastalıklara karşı vücudu korur.
  • Cildin parlamasını ve daha yumuşak olmasını sağlar.

 

Vücutta A Vitamini Eksikliği Olursa Ne Olur?

  • Özellikle çocuklarda gelişim ve yavaş büyüme yaşanır.
  • Gece körlüğü olmanızda büyük etkiye sahiptir.
  • İdrar yollarında ve solunumda enfeksiyonlar baş gösterir.
  • Gözlerde kuruma görülür.
  • Saçların dökülmesi hızlanır.
  • Kuru cilde neden olur.
  • Korneada iltihap oluşur.

 

A Vitamininden Günlük Ne Kadar Alınmalı

  • 400 mcg ( 0 – 6 ay arasında )
  • 500 mcg ( 7 – 12 ay arasında )
  • 300 mcg ( 1 – 3 yaş arasında )
  • 400 mcg ( 4 – 8 yaş arasında )
  • 600 mcg ( 9 – 13 yaş arasında )
  • 900 mcg ( 14 yaş sonrası erkekler için )
  • 700 mcg ( 14 yaş sonrası bayanlar için )
  • 1300 mcg ( emzirme döneminde )
  • 770 mcg ( gebelik döneminde )
  • Yaş ve cinsiyete göre değişiklik gösteren A vitaminini bilinçli şekilde tüketmelisiniz.

 

A Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

  • Bitkisel gıdalarda; Brokoli, nane, patates, maydanoz, havuç, kayısı, ıspanak, bezelye, marul, greyfurt, kavun, pırasa, kavun, kırmızı biber, domates de bulunmaktadır.
  • Hayvansal gıdalarda; Ciğer, süt, koyun eti, karides, hindi eti, tavuk eti, sığır eti, yumurta, ton balığı, somon balığı, yoğurt ve peynirde bulunur.

 

A Vitaminin Yan Etkileri Nelerdir?

  • Fazla alım sonucunda oluşan A vitaminin yan etkileri.
  • Regl döneminde düzensizlik oluşabilir.
  • Baş ağrıları artar.
  • Kemiklerde ve eklemlerde ağrılar oluşur.
  • Kişi kendini yorgun hisseder.
  • Ciltte kuruma gözlemlenir.
  • Mide bulantısı oluşur.
  • İshal olmaya başlanır.
  • Kusmalar meydana gelir.
  • Vücutta kaşıntı hissi artar.

 

Potasyumun Faydaları

Potasyum Nedir ?

Potasyum kas gelişimini sağlayan bir mineraldir. Yeterli miktarda alındığı zaman hücrelerin ve dokuların düzgün çalışmasını sağlamaktadır. Tüm et ürünlerinde, süt ve süt içerikli ürünlerde ve ayrıca balıklarda yüksek oranda potasyum bulunuyor.

 

Potasyum Eksikliğinin Belirtileri:

Kas zayıflığınız varsa veya yorgunluk hissi duyuyorsanız yada  düşük kalp ritmi ve yavaş refleksler gibi rahatsızlıklarınız var ise bu durum sizin yeterli oranda potasyum almadığınızı gösterir. Potasyum içeren besin maddelerini tüketerek alınabildiği gibi tablet şeklinde de besin takviyeleri mevcuttur.

 

Potasyum Hangi Besin Maddelerinde Bulunur ?

Kayısı, avokado, muz, kivi, süt, portakal, patates( patatesin özellikle kabukları), erik, ıspanak, domates, sebze suları, beyaz mantar, kuru kayısı, kabak, fasulye ve fındık-fıstık çeşitleri özellikle potasyum bakımından zengindir.

 

Potasyumun Faydaları

Felç: Potasyum beyin fonksiyonlarını normal seviyede tutma konusunda önemli bir rol oynar. Yüksek potasyum seviyesi beyne daha fazla oksijenin iletilmesini sağlar, bu sayede de bilinçsel aktiviteyi gerçekleştiren nöronların uyarımı gerçekleşir. Insanların muza beyin yiyeceği demesinin bir sebebi var, muz inanılmaz yüksek derece potasyum içerir!

 

Trajik hastalıklar geçiren insanların vücutlarındaki besin değerlerinin düşük olması bir rastlantı değildir.Potasyum damar genişletici bir etkiye sahip olduğu için, vücuda optimal miktarda potasyum alındığında vücuttaki bütün damarlar rahatlar. Bu da kanın daha rahat iletimi anlamına gelir ki bu da pıhtılaşmayı ya tıkanmaları, yani felce sebep olan durumları engeller.

 

Düşük Kan Şekeri: Vücuttaki potasyum seviyesindeki düşmeler kan şekerinde düşmeye sebep olur. Kan şekerinin düşmesi ise terlemeye, baş ağrılarına, halsizliğe  ve yorgunluğa sebep olur. Bu gibi durumlardan kurtulmak için sodyum ya da potasyum alımı gerekmektedir. Yine diyabet hastalarının potasyum seviyelerini kontrol altında tutmasının istenmesinin sebebi de budur, kan şekerinde ya da insülin seviyelerinde dalgalanmalar olmasını engellemek ve stabil bir kan şekeri oluşturabilmek için.

 

Kemik Sağlığı: Potasyumun faydaları arasında vücudunuzdaki kemiklerin güçlenmesine olan katkısını saymamak olmaz. Potasyumun sahip olduğu bazı özellikler vücuttaki bazı asitleri nötralize eder, ki bu asitler kalsiyum depolarını kullanan ve kemik sağlığı ve güçlülüğü için gerekli olan kalsiyumun kullanımını engelleyen asitlerdir. Yapılan bir araştırmaya göre yüksek seviyede potasyum içeren meyve ve sebzeler tüketmek kemiklerdeki mineral yoğunluğunu artırıyor, kemikleri güçlendiriyor ve kemiklerinizin sağlığını koruyor.

 

Kan Basıncı: Potasyum sodyuma normal bir kan basıncı ayarlaması yapılmasında yardımcı olur. Yani vücutta kan basıncının dengelenmesinde yardımcı olan ana içeriklerden biridir. Bu sayede de kalp hastalıkları ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların oluşumunu engeller. Kan basıncının dengelenmesine ve düzenlenmesine yardımcı olması bu güçlü mineralin önemli özelliklerinden biridir. Daha önce de bahsedildiği gibi potasyum damar genişletici özelliklere sahiptir bu da damarların üzerindeki baskıyı azaltır, damarlar üzerinde baskı olması yüksek kan basıncının ana sebeplerinden biridir.

 

Kas Gücü: Potasyumun önemli özelliklerinden bir diğeri ise kas dokularının gelişimine olan yardımı, metabolizma çalışırken salınan enerjinin düzgün bir şekilde değerlendirilmesidir, ki bunlarm da direkt olarak kas gücüne katkıda bulunur. Kaslar, buna  güçlü kardiyak kasları da dahil olmak üzere, kişinin düşük potasyum alması sonucunda felç geçirebilir.

 

Potasyumun önemli bir özelliği hücre gelişimini uyarması ve bunu yapmak için de metabolik enerjiyi kullanmasıdır, bunlar olmadan kas gücüne veda etmek çok daha kolay olacaktır. Ayrıca potasyumun sağladığı bu kasın kasılma ve rahatlama hareketleri olmasa, egzersiz yapmak da imkansız hale gelirdir!

 

Kaygı ve Stres: Potasyum, istenmeyen mental durumlarda, mesela kaygı ya da stres gibi, iyileşme için harika bir öneme sahiptir. Oldukça önemli bir stres rahatlatıcı olarak kabul edilir ve kişinin genel olarak ruh sağlığında etkili bir rol oynar. Kaygı ve stres vücudunuzun genel sağlığı açısından da oldukça zararlı olacağından, kronik stres rahatsızlığı yaşayan kişilerin günlük yeterli potasyum almalarının önemli olduğu düşünülmektedir. Potasyum vücudunuzdaki birçok hormonun dengelenmesinde yardımcı olabilir, bunlara kortizol ya da adrenalin gibi stres hormonları da dahildir, bu hormonların gereğinden fazla salgılanma vücudun genel sağlığına zarar verir.

Omega 3 Faydaları

Çoklu doymamış yağ asiti olarak bilinen omega 3 yağ asitleri, vücudumuzda bir çok enzimin ve hormonun salgılanmasını sağlayan bir yağ asitidir. Omega 3 vücut tarafından salgılanmayan veya üretilmeyen, dışarıdan hazır olarak alınan bir yağ asidi olduğu için bir çok insan yeterli miktarda omega 3 alamaz. Bu durum sağlığımızın bozulmasına ve metabolizmanın işlevini yerine getirememesine neden olur. Omega 3 ün özellikle kalp ve damar sağlığına etkisinin fazla olması, beyin hücrelerinin gelişimini sağlaması nedeniyle hayati öneme sahiptir.

Omaga 3 Faydaları

Kolestrol; Omega 3 kolestrolü düşüren en etkili besin olarak bilinir. Kötü kolestrol olan LDL nin düşürülmesi için omega 3 kullanılmasını doktorlar tavsiye etmektedir. Ayrıca iyi kolestrol olan HDL nin yükselmesini de sağlayan omega 3 genel olarak balık yağlarında bulunur.

Tansiyon; Yüksek tansiyon hastalarının kullanması yönünde doktorların tavsiye verdiği omega 3 damar kasılmalarını engelleyerek kan basıncının değişmesini önler ve tansiyonun yükselip düşmesinin önüne geçer. Ayrıca yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu dengeleyen omega 3 dokosaheksaenoik asitlerinin artmasına bağlı kalp krizi riskini en aza indirmektedir.

Kalp damar sağlığı; Kalp damar sağlığının en önemli koruyucusu olan omega 3 içinde barındırdığı etken maddeler olan EPA ve dokosaheksaenoik asit kandaki yağ asitlerinin oranını düşürerek damar sertleşmesinin önüne geçer.Ayrıca sağlıklı damarlar ile beslenen kalbe sahip insanda kalp hastalıkları ve kalp krizi riski minimum seviyededir.

Romatizmal hastalıklar; omega 3 romatizmal hastalıkların iyileşmesine katkısı olduğu kadar romatizmal ve eklem hastalıklarının oluşma riskini de en aza indirmektedir. Eklem sıvısı azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan eklemsel iltihabın yok edilmesinde çok büyük katkısı olan omega 3 eklemsel ağrıların oluşmasını da önler.

Osteoporoz; Menepoz dönemi sonrasın oluşan hormonal düzensizliklerin önüne geçmek ve hormonal değişimlere bağlı olarak görülen kemiklerdeki protein oranının azalmasını önlemek için omega 3 tüketilmelidir. Ayrıca osteoporoz oluşumunu geciktirmek ve osteoporoz döneminde oluşan değişiklileri önlemede etkisi fazla olan omega 3 mutlaka tüketilmelidir.

Dikkat eksikliği ( hiperaktivite ); Omega 3 ve omega 3 bakımından zengin olan balık yağının yeterli miktarda tüketilmesi dikkat bozukluğu yaşayan çocukların davranış gelişimlerini ve zihinsel fonksiyonlarının gelişmesine yardımcı olur. Ayrıca down sendromu olan çocukların omega 3 kullanması öğrenme eksikliklerini ortadan kaldırıyor.

Ağrılı adet dönemi; Bayanlarda görülen şiddetli adet döneminde bayanlar günlük işlerini yapamayacak kadar ağrı çekerler. Bu dönemde tüketilecek balık yağı veya omega 3 şiddetli adet ağrılarının azalmasına katkı sağlar.

Depresyon; Omega 3 beyin hücrelerinin sağlığını koruduğu gibi sağlıklı gelişimlerini de sağlar. Bu açıdan kişinin depresif duygular beslemesini önleyerek depresyon oluşmasını önler. Ayrıca depresyon hali olan hastaların omega 3 tüketmesine bağlı olarak depresyon süresinin kısalmasını da sağlar.

Omega 3 zararları

Omega 3 faydaları olan bir besin olduğu kadar fazla tüketimine bağlı olarak yan etkiler gösterebilir. Bu yan etkiler şu şekilde sıralanabilir.

  1. Karaciğer hastalıkları için kullanılan omega 3 fazla kullanıldığında karaciğerde kanama oluşturabilir.
  2. Bipolar bozukluk olan hastalarda omega 3 kullanımının hastalık şiddetini artırdığı görülmüştür.
  3. Fazla miktarda omega 3 tüketen bireylerde kan şekeri kontrolü sağlanamayabilir.
  4. Fazla miktarda tüketilen omega 3 kan basıncını artıracağı için tansiyonun yükselmesine ve baş dönmesine neden olabilir. Ayrıca kan basıncı değişkenliğine ve yüksek kan basıncına bağlı olarak damar yırtılmaları meydana gelebilir.
  5. Beyin hücrelerinin sağlıklı olmasını sağlayan omega 3 içerikli balık yapının fazla tüketilmesi beyin hücrelerinin gelişimini yavaşlatabilir.

Glucosamine Faydaları

Glucosamine Faydaları

Glucosamine kabuklu deniz hayvanlarından ortaya çıkan amino şeker maddesi olarak bilinir. Glucosamine’in son zamanlarda gündemde olmasının ana sebebi kalça ve eklem ağrılarına iyi geldiği yönünde birçok mecrada bulunan bilgilerdir.

 

Glucosamine’nin Faydası Olduğu Hastalıklar

Glucosamine faydaları konusunda şu detayları sizinle paylaşabiliriz :

  • Yapılan bilimsel araştırmalar da glucosamine kullanımında Osteoartrit hastalığından muzdarip olan hastaların şikayetlerinin azaldığı ve hastalığa fayda gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu bakımdan glucosamine faydaları kemik hastalıkları konusunda ispatlanmıştır diyebiliriz.
  • Yukarıda da belirttiğimiz üzere, Osteoartrit yani halk arasında kireçlenme ya da eklem kireçlenmesi olarak bilinen hastalığa iyi gelmektedir. Osteorartrit eklemlerdeki kıkırdak dokunun inceleşmesi ile ortaya çıkmaktadır. Yaygın bir hastalıktır ve yaşın ilerlemesi ile birlikte kendini göstermektedir. Hastaların bu ürünü kullandıktan sonra şikayetlerinde hatırı sayılır bir memnuniyeti söz konusudur.
  • Kashin-Beck hastalığına da iyi geldiği söylenen ürünün, düzenli kullanımında bu hastalığa sahip olan kişilerde de olumlu ilerlemeler görülmüştür.

 

Glucosamine Nasıl Kullanılır?

  • Glucosamine 500 mg’lık dozlar halinde, 1500 – 2000 mg’lık dozajlar halinde günlük olarak kullanılabilir. Ayrıca balık yağı ile birlikte kullanıldığı zaman eklem ve kemik sağlığı konusunda olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır.

 

Glucosamine Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

  • Glucosamine tek başına güçlü bir şekilde çok küçük miktarlar ile dahi etki göstermektedir. Yine de ürünün etkileri hastalın seviyesi ve kişinin genel sağlık durumuna, bünyesine göre değişiklik göstermektedir. Bu sebeple tek başına bir tedavi yöntemi olarak kullanılması doğru değildir.
  • Glucosamine bir supplementlerdir ve supplementler tek başlarına ilaç niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir rahatsızlığınız durumunda doktora danışmanız ve yardım almanız gerektiğini unutmayınız.

 

Glucosamine Zararları

Reçetesiz olarak kullanılmamasını tavsiye ediyoruz. Ayrıca yan etki olarak aşağıdaki durumlar görülebilir.

  1. Karın ağrısı yapabilir.
  2. Midede yanma oluşturabilir.
  3. Kusma, ishal ve bulantı gibi durumlar söz konusudur.

 

Magnezyumun Kemiklere Faydaları

Birleşik Krallık’taki Bristol Üniversitesi’nden ve Kuopio’daki Doğu Finlandiya Üniversitesi’nden bilim adamları tarafından yürütülen yeni araştırmalar, düşük magnezyum düzeylerinin kemik kırılma riskini artırabileceğini ve bunun tersine, yüksek seviyelerin sakatlığa sebep olacağını ortaya koydular.

Kemik kırıkları yaşlılarda engelliliğin en önlenebilir nedenlerinden biridir. Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yaklaşık 6 milyon kişinin kemiğini kırdığı ve tüm kalça, omurga ve önkol kırığının yaklaşık yüzde 75’inin 65 yaş ve üstü kişilerde olduğu tahmin edilmektedir.

Kalsiyum ve D vitamininin, sağlıklı kemiklerin korunmasında kilit rol oynadığı gösterilmiştir. Magnezyum esansiyel bir mineraldir ve anormal derecede düşük magnezyum seviyeleri kemiklerdeki D vitamini ve kalsiyum homeostazını inhibe edebilir.

Yeni araştırma, magnezyumun özellikle kemik kırıkları üzerindeki etkisini araştırmaktadır.

Magnezyum ve Kemik Kırıkları Arasındaki İlişki

Çalışma, 20 yıl boyunca klinik olarak takip edilen 2.245 orta yaşlı erkeğin büyük bir popülasyon örneğine dayanmaktadır.

Bu süre zarfında, araştırmacılar düşük serum magnezyum düzeyleri olan katılımcıların kemik kırığı riskinin daha yüksek olduğunu bulmuşlardır. Bu ilişki kalça kırıkları için daha güçlüydü.

Daha yüksek magnezyum düzeylerine sahip olan erkeklerde kemik kırıkları %44 daha azdır. Ek olarak, 20 yıllık takip süresi boyunca, çok yüksek magnezyum düzeyine sahip 22 erkeğin hiçbirinde kemik kırığı yoktu.

Yüksek kan magnezyum seviyeleri, desilitre başına 2.3 miligramdan fazla olarak tanımlandı.

Aynı çalışmada diyet magnezyum ve kemik kırıkları arasındaki bağlantı araştırıldı ve ilişki bulunamadı. Araştırmacılara göre, bu önceki çalışmalarla tutarlıdır.

Magnezyum Takviyesi Kırıkları Önleyebilir

Dr. Kunutsor, “Bulgular, düşük serum konsantrasyonlarının magnezyumdan kaçınmasının kırık riskini önleme konusunda henüz kanıtlanmamış bir strateji olabileceğini gösteriyor” diyor.

Yazarlar, gıda ve sudan magnezyum alımını arttırmak, kandaki magnezyum seviyelerini otomatik olarak arttırmayabilir, özellikle de bazı ilaçları alan veya gastrointestinal rahatsızlıkları olan yaşlı kişilerde. Yazarlar bunun yerine, önce bu durumları tedavi etmenin ve takviyenin alınmasının kandaki magnezyum düzeylerini artırmanın etkili bir yolu olabileceğini öne sürmektedir.

Doğu Finlandiya Üniversitesinden sorumlu araştırmacı Prof. Jari Laukkanen, magnezyum desteğinin potansiyel terapötik rolü hakkındaki bulguları ve yorumları şöyle açıklıyor:

“ Genel kanıtlar, serum magnezyum konsantrasyonlarının artmasının, kırık riskine karşı korunabileceğini düşündürmektedir, ancak bu potansiyel terapötik etkileri araştırmak için iyi tasarlanmış magnezyum takviye denemelerine ihtiyaç vardır.”

Araştırmacılar bulgularının halk sağlığı üzerindeki etkisini vurgulamakta ve daha yüksek kemik kırığı riski olan yaşlı ve orta yaşlı kişilerin de kanlarında düşük magnezyum düzeylerine sahip olduklarını belirtmektedir. Magnezyum eksikliği, herhangi bir semptoma neden olmadığı ve tıbbi uzmanların rutin olarak magnezyum eksikliğini test etmediği için tanımlanması zordur.

Kaynak: https://www.medicalnewstoday.com/articles/316922.php

Koenzim Q10 Faydaları

Koenzim q10 ilk olarak 1957 yılında saptanmıştır. Özellikle kalp, karaciğer, böbrek ve pankreas başta olmak üzere vücudun tamamında bulunan vitamin benzeri bir maddedir. Et ve deniz ürünlerinde ufak miktarlarda yenilebilir. Koenzim q10 yarıca, ilaç olarak kullanılmak üzere laboratuvarlarda da yapılabilir.

Birçok insan koenzim q10’u kalp yetmezliği, göğüs ağrısı (anjina), yüksek tansiyon ve bazı kanser ilaçlarıyla bağlantılı olarak oluşan kalp problemleri gibi kalp ve kan damarları rahatsızlıklarının tedavisinde kullanır. Ayrıca, şeker hastalığı,diş eti rahatsızlıkları (hem ağız yoluyla hem de doğrudan diş etlerine uygulanarak), göğüs kanseri, hungtington hastalığı, Parkinson hastalığı, kas distrofisi, egzersiz dayanıklılığını artırma, kronik yorgunluk sendromu ve laym hastalığı için kullanılmaktadır.

Ayrıca bazı insanlar koenzim q10’un enerjiyi artırdığını düşünmektedir. Bu düşünce, Enerjinin transferinde şarj edilebilir bir bateri fonksiyonu gören vücut hücrelerinde bulunan bir molekül olan ATP üretiminde rol oynamasından ileri gelmektedir. Koenzim q10, vücut hücrelerinde enerji üretimini kısıtlayan kalıtsal ya da edinilmiş hastalıkların (mitokondriyal hastalıklar) tedavisinde ve egzersiz performansını artırmada denenmektedir.

Koenzim q10’u HIV/AIDS, erkek infertilitesi, migren baş ağrısı olan insanlarda bağışıklık sistemini güçlendirmek ve kas ağrılarını önlemek için kullanılmaktadır.

Ayrıca yaşam süresinin uzatılması amacıyla da kullanılmıştır. Bu fikir, koenzim q10 seviyesinin yirmili yaşlarda en yüksek seviyede olmasından dolayı ortaya çıkmıştır. Seksenli yaşlar itibariyle koenzim q10 seviyesi doğum anındaki seviyeye kıyasla daha düşüktür. İlerleyen yaşlarda koenzim q10 seviyesinin restore edilmesi insan ömrünü uzatabilir.

Koenzim Q10 Faydaları

Koenzim q10, vücuttaki birçok organ ve kimyasal reaksiyonların fonksiyonlarını düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için gerekli olan vitamin benzeri bir maddedir. Hücrelere enerji sağlamaya yardımcı olur. Ayrıca antioksidan etkisine sahiptir. Kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, diş ve diş eti rahatsızlıkları, Parkinson hastalığı, kas rahatsızlıkları ve AIDS gibi hastalıklara sahip olanlar, düşük koenzim q10 seviyesine sahiptir.

  • Koenzim q10 Eksikliği:Koenzim q10’un ağız yoluyla alınması, koenzim q10 eksikliği semptomlarını iyileştirir. Bu ender rastlanan bir durumdur. Semptomlar halsizlik, yorgunluk ve hastalık nöbetini içermektedir.
  • Vücuttaki hücrelerin enerji üretimini sınırlayan kalıtsal veya edinilmiş rahatsızlıklar:Koenzim q10 kullanımı, mitokondriyal rahatsızlıkların belirtilerini azaltmaktadır. Bununla birlikte belirtilerin gelişimi yavaştır.
  • Yaşlılık ile ilgili görme kaybı (sarı nokta hastalığı):koenzim q10 ve omega 3 yağ asidi gibi belirli ürünlerin alınması, yaşlanma ile ilgili görme kaybı olan kişilerde görmeyi artırmaktadır.
  • Kalp Yetmezliği: Bazı araştırmalar kalp yetmezliğinin düşük koenzim q10 seviyesi ile ilgili olduğunu ileri sürmüşlerdir. Koenzim q10 kullanımının tek başına kalp yetmezliği tedavisine yardımcı olduğu tamamen kanıtlanmasa da, diğer kalp yetmezliği ilaçları ve tedavileriyle birleştirilerek alındığında faydalı olabilmektedir.
  • Şeker hastalığından kaynaklanan sinir zedelenmesi (diyabetik nefropati):Araştırmalar koenzim q10’un, şeker hastalığından dolayı sinir zedelenmesi olan kişilerde sinir zedelenmeleri ve sinir ağrılarını iyileştirdiğini ortaya koymuştur.
  • HIV/AIDS:Koenzim q10, HIV/AIDS olan kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirmeektedir.
  • Huntington hastalığı:Günlük olarak 600 mg ve ya daha fazla koenzim q10 almak, huntington hastalığının ilerlemesini yavaşlatmada etkilidir.
  • Yüksek tansiyon: Araştırmaların çoğunluğu, koenzim q10’un tek başına veya yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan diğer ilaçlarla birlikte alınmasının tansiyonu düşürmeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.
  • Bypass ameliyatının neden olduğu kan damarları komplikasyonları: Kalp veya damar ameliyatları boyunca kan akışının azalması, dokuları oksijenden mahrum bırakır. Dokulara kan akışı yeniden başladığında bu dokular zarar görür. Bypass veya damar ameliyatından önce bir hafta boyunca koenzim q10 alınması dokuların zarar görmesini azalttığına dair bulgulara rastlanmıştır. Ancak bazı araştırmalar bu bulgularla hem fikir değildir.
  • Migren başağrısı:Koenzim q10 almak, migren baş ağrılarını önlemeye yardımcı olur. Bununla birlikte, migren ortaya çıktıktan sonra tedavisinde etkisi yoktur.
  • Kas Gelişmeme Hastalığı: Koenzim q10, kas gelişmeme hastalığı olan kişilerde fiziksel performansı artırmaktadır.
  • Kalp krizi: Bir kalp krizinin başlamadığında, 72 saat içinde ve bir yıl boyunca alınan koenzim q10 kalp ile ilgili sorunların ortaya çıkma ve başka bir kalp krizi riskini azaltır.
  • Peyroni hastalığı ( erkeklerde ağrılı ereksiyon): Araştırmalar, koenzim q10’un ağrılı ereksiyon yaşayan erkeklerde sertleşme fonksiyonunu iyileştirdiğini ortaya koymuştur.

Koenzim Q10 Yan Etkileri

  • Yetişkinler için koenzim q10’u ağız yoluyla almak veya doğrudan dişetlerine uygulamak zararsızdır.
  • Çoğu insan koenzim q10’u iyi olarak görse de, mide bulantısı, iştahsızlık, mide rahatsızlığı, kusma ve ishal gibi bazı ufak yan etkileri vardır. Bazı insanlarda deri döküntülerine neden olmaktadır.
  • Ayrıca tansiyonu düşürmektedir ve bu yüzden çok fazla düşürüp düşürmediği dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir.
  • Kemoterapi: Koenzim q10’un bazı kemoterapi ilaçlarının etkinliğini düşürdüğü gözlemlenmiştir. Kemoterapiye giren kişiler koenzim q10’u dikkatli bir şekilde kullanmalıdır.
  • Ameliyat: Koenzim q10, ameliyat esnasında ve sonrasında tansiyonun kontrol edilmesini engeller. Bu yüzden planlanan bir ameliyattan en az iki hafta öncesinde koenzim q10 kullanımı bırakılmalıdır.

Koenzim Q10 Dozajı

Koenzim q10 eksikliği: Günlük 150 mg

Mitokondriyal rahatsızlıklar: Günlük 150-160 mg

Yetişkinlerde kalp rahatsızlıkları için: İki veya üç doza bölünerek günlük 100 mg

Kalp krizi olan hastalarda gelecekte ortaya çıkacak kalp olayları riskini azaltmak için: İki doza bölünerek günlük 120 mg

Yüksek tansiyon için: İki doza bölünerek günlük 120-200 mg

Migren baş ağrısını önlemek için: Günde 3 defa olmak üzere 100 mg

Parkinson hastalığı için: Artırımlı olarak günlük 3-4 doza bölünmüş 300 mg, 600 mg, 1200 mg, and 2400 mg

HIV/AIDS için: Günlük 200 mg

Erkek infertilitesi için: Günlük 200-300 mg

Kas distrofisi için: Günlük 100 mg

Gebelik toksemisi: Hamileliğin yirminci haftasından başalayrak günlük iki doz şeklinde 100 mg

Not: Bir kerede büyük miktarlarda almak yerine toplam dozu günlük 2 veya 3 defaya bölerek kullanmak yan etkilerini azaltmaya yardımcı olur.