Sıcak Suyla Banyo Yapmanın Faydaları

Yeni araştırmaya göre, sıcak bir banyo zihinsel rahatlamanın ötesine uzanan bir etki yaratabilir. Yazarlara göre, düzenli sıcak banyolar inflamasyonu azaltabilir ve metabolizmayı artırabilir.

Son yıllarda, sıcak banyolar, saunalar ve diğer sözde pasif ısınma terapileri bilim adamlarının artan ilgisini çekmiştir. Bilim adamları artık gelişmiş vasküler fonksiyon ve uyku da dahil olmak üzere bazı potansiyel faydalar sunduğuna inanıyorlar.

Sıcak banyolar düşük maliyetli olduğundan ve önemli yan etkilere neden olma olasılığı bulunmadığından, sıcak bir banyonun sahip olabileceği yararlarını anlamak tıp bilimi için hızlı bir kazanç olabilir.

Son zamanlarda, araştırmacılar sıcak banyo daldırma işleminin diyabet gibi metabolik bozukluklar üzerinde bir etkisi olup olmadığını anlamaya koyuldu. Yaklaşık 20 yıl önce, bir yazı tip 2 diyabetli bireylerin sıcak suyla banyo yapılmasının insülin duyarlılığını artırdığı sonucuna varmıştır. Ancak, bunun nasıl olabileceği hala belli değil.

En yeni çalışmada, araştırmacılar işteki mekanizmalara biraz daha derinlemesine girmişlerdir. Sıcak banyoların glikoz metabolizması üzerindeki etkisinin iltihaplanma tepkisi etrafında dönebileceğini teorileştirdiler.

Enflamasyon ve İnsülin Direnci

Kronik, düşük seviyeli inflamasyonun insülin direncini artırdığına dair bazı kanıtlar vardır. Başka bir deyişle, iltihap, bir hücrenin insüline cevap verme yeteneğini azaltır, bu da diyabetin gelişimine katkıda bulunur.

Tersine, egzersizin inflamasyonu azalttığı ve insülin duyarlılığını artırdığı gösterilmiştir yani vücudun glikoz seviyeleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu anlamına gelir.

Doktorlar sıklıkla metabolik bozuklukların ortaya çıkma riskini azaltmak için egzersiz önermelerine rağmen, herkes sağlık durumundan veya fiziksel kapasiteden dolayı egzersiz yapamaz. Bu nedenle, bu insanlar için insülin duyarlılığını geliştirmek için alternatif yollar bulmak şarttır.

Egzersiz, diğer fiziksel stresörlerde olduğu gibi, daha uzun bir anti-inflamatuar yanıtın takip ettiği kısa bir enflamatuar yanıt verir. Araştırmacılar farklı türde bir fiziksel stres etkeni – sıcak banyo – bağışıklık sistemi üzerinde benzer bir etkiye sahip olup olmadığını görmek istediler.

Bu çalışma için, araştırmacılar sıcak banyoların çoğunlukla sedanter erkeklerde aşırı kilolu etkilerini araştırdılar. Bulgular son zamanlarda Uygulamalı Fizyoloji Dergisi’nde yayınlandı.

Sıcak Banyo Müdahalesi

Her katılımcı, 1 saat boyunca 39 ° C ‘de ayarlanmış bir banyoya girmiştir. Bilim adamları banyodan hemen önce ve sonra kanı aldıktan sonra 2 saat sonra kan aldılar.

Ayrıca, araştırmacılar katılımcıların kan basıncını, vücut ısısını ve kalp atış hızını 15 dakikada bir çizdi. Takip eden 2 hafta boyunca, katılımcılar daha 10 sıcak suya girdi.

Araştırmacılar, tek bir sıcak suya girmenin, bir iltihap belirteci olan bir interleukin başlığına neden olduğunu bulmuşlardır. Benzer şekilde nitrik oksit (NO) üretiminde bir artış oldu.

NO’daki başak önemlidir, çünkü kan damarlarının gevşemesine ve kan basıncını düşürmesine neden olur. NO ayrıca dokulara glukoz alımını artırır ve bunun anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu düşünülmüştür.

Beklendiği gibi, 2 haftalık müdahale açlık kan şekeri ve iltihaplanmada bir azalma görüldü. Egzersizin inflamasyonu etkilediği gibi, araştırmacılar ilk artışta ve inflamasyonda uzun süreli bir azalma izledi.

Yazarlar sonuçlandırıyor:

” Sıcak suyla banyo yapma, inflamatuar profilin yönlerini geliştirebilir ve hareketsiz, aşırı kilolu erkeklerde glukoz metabolizmasını artırabilir.”

Araştırmacılar ayrıca “mevcut fiziksel aktivite önerilerini karşılayamayan popülasyonlarda metabolik sağlığı iyileştirmeye yönelik etkilere sahip olabileceğini” de yazıyorlar.

Çalışmaya katılan kişilerin bazı rahatsızlıklarını bildirdiklerini belirtmek önemlidir. Bu, ya banyoda ya da yüksek sıcaklıkta kalmak için gereken sürenin uzunluğuna bağlıydı. Gelecekteki araştırmalar, daha kısa periyotların veya daha düşük sıcaklıkların benzer faydalara sahip olup olmadığını araştırabilir.

Tabii ki, sıcak banyolar tek başına metabolizma bozukluklarını tedavi edemez, ancak diğer tedavilerle birlikte çalışabilen basit, etkin bir mali müdahale olabilir.

Kaynak: https://www.medicalnewstoday.com/articles/323702.php

 

Buz Lazer Epilasyonun Faydaları Nelerdir?

İstenmeyen tüyler tüm kadınların ve çoğu erkeğin problemidir. Bu tüylerden kurtulmak isteyen kişiler tüy dökücü kremler, ağda, jilet gibi pek çok geçici yöntem uygulamaktalar. 2 – 3 haftada bir, hatta yaz aylarında haftada bir tüyleri almaya çalışmak hem çok zahmetli hem de pahalı olmaktadır. Bu sebeplerle istenmeyen tüylere lazer epilasyon uygulaması herkes için hayatı kolaylaştıran, yaşam kalitesini arttıran bir gelişme olmuştur. Uzun yıllar uygulanan klasik lazer epilasyon yöntemleri; yaz aylarında uygulanamamakta, başarılı sonuçlar verebilmekle birlikte; açık renkli tüyler alınamamakta, çok uzun seanslar gerektirmekte ve acılı ağrılı olabilmektedir. Ancak günümüzün en son teknolojisinin sunduğu imkanlar doğrultusunda klasik lazer epilasyonun tüm dezavantajları ortadan kaldırılabilmektedir. Yeni teknoloji lazer epilasyon yöntemi olan buz lazer epilasyon, en çok tercih edilen, en etkili sonuçlar veren epilasyon tekniğidir.

Buz lazer epilasyon acı ve ağrıyı ortadan kaldırır!

Buz lazer epilasyon tekniğinde, işlemin yapılacağı alana buz uygulanmakta ve bu sayede acı ve ağrı hissi ortadan kaldırılabilmektedir. Buz lazer epilasyon cihazının Soprano Ice başlığı, uygulamanın yapıldığı bölgede buz etkisi yaratıyor. Bu buz etkisi soğutucu olduğu için bir saniye içinde 10 atış yapılabilmektedir. Cihazın başlığı 20 Joule etkiye kadar çıkabilirken, soğutucu eksi 3 dereceye kadar indirilebiliyor. Bu sayede hem uygulama çok daha kısa sürmekte hem de ağrı, acı hissedilmemektedir. Buz lazer epilasyon cihazının genişlemiş 2 santimetrelik başlığı, ortalama yarım saat içinde tüm vücuttaki tüylerin alınmasına olanak verir.

Buz lazer epilasyon en çok tercih edilen tekniktir!

Lazer epilasyon yöntemleri önceden sadece kadınlar tarafından tercih edilmekteyken, günümüzde hem kadınlar hem de erkekler tarafından tercih edilmektedir. Klasik, eski epilasyon yöntemlerinin barındırdığı dezavantajlar düşünüldüğünde, en yeni teknoloji olan buz lazer epilasyon sağladığı avantajlardan dolayı çok fazla tercih ediliyor. Özellikle de cihazın soğutuculu olması sayesinde acı eşiği düşük ve hassas kişiler de rahatlıkla buz lazer epilasyon yaptırabilmektedir. Özellikle de tüm vücuttaki tüylerin ortalama 6 seansta bitirilebiliyor olmasından dolayı buz lazer epilasyon sayesinde tüylerden sonsuza dek kurtulabilmeyi vaat ediyor.

Buz lazer epilasyon her cilt tipine rahatlıkla uygulanabilir!

Klasik lazer epilasyon uygulamalarının başarılı sonuç verebilmesi için cilt renginin açık, tüylerin ise koyu renkli olması istenir. Bu bakımdan klasik yöntemde cilt rengi, epilasyon başarısını etkileyen önemli etkenlerden birisiydi. Buz lazer epilasyon söz konusu olduğunda kişinin ten renginin ne kadar koyu ya da ne kadar açık olduğu önem taşımaz. Buz lazer epilasyon her renk ciltte başarılı sonuçlar vermektedir.

Buz lazer epilasyon her mevsim uygulanabilmektedir!

Klasik lazer epilasyon uygulamaları sadece kışın ve bahar aylarında uygulanabilir, yazın uygulanması ise mümkün değildir. Ancak buz lazer teknolojisi her mevsim rahatlıkla uygulanabiliyor. Buz lazer epilasyon yapılan bölgenin daha önceden güneş görmüş olması, bronzlaşmış olması olumsuz bir etki yaratmaz, bronzlaşmış tenlere de buz lazer epilasyon uygulamasının hiçbir zararı ya da yan etkisi olmaz.

Açık renkli, ince tüyler için en etkin yöntemdir!

Klasik lazer epilasyon tekniklerinin uygulanabilmesi ve başarılı olması için ten renginin açık, tüy renginin ise koyu olması gerekir. Aksi halde yeterince başarı sağlamak mümkün olmayabilir. Buz lazer epilasyon ise klasik epilasyon yöntemlerinin aksine ince ve açık renkli tüylerde, koyu tenlerde de kesin sonuç vermektedir. Bununla birlikte en hassas bölgelerde bile acısız bir şekilde başarı yakalamak mümkün olur.

Kaynaklar

https://www.marmarahair.com/buz-lazer-epilasyon/

http://www.buzlazer.com/buz-lazer-epilasyon-avantajlari.html

Mide Bulantısına Ne İyi Gelir?

Mide bulantısı, her an kusacakmış hissi veren oldukça korkunç bir histir. Sindirim sebebiyle, hamilelik sebebiyle ya da herhangi bir hastalık sebiyle mide bulantısı oluşabilir. Mide bulantısına iyi gelebilecek bir çok yiyecek, içecek ve hareket vardır. O halde bakalım mide bulantısına ne iyi gelir?

Mideniz bulanmaya başladığında ne yapmalısınız, mide bulantısını ne keser?

  1. Öncelikle ayaktaysanız oturun ve midenizi sıkışmayacak şekilde rahat bir pozisyona getirin. Anneniz yemekten sonra uzanmayın diyorsa demek ki bildiği bir şey vardı. Sırt üstü uzandığınız zaman, özellikle asit reflü veya GERD’niz varsa, mide suları mide bulantısı ve genel rahatsızlık hissini artırabilir. Bu sebeple mideniz bulanıyorsa ilk olarak yatar pozisyon dışında bir pozisyona geçin. Midenizi rahat bir pozisyona alın.
  2. Ortamı serinletin. Pencere açın ya da varsa klima vantilatör gibi bir serinletici cihaz açıp önüne geçin. Temiz hava pek çok insanda bulantı semptomlarını hafifletir, ancak nedenini açıklığa kavuşturmaz. Temiz hava, bulaşıcı kokulardan kurtulabilir veya mide bulantısı dışında bir şeye odaklanmanıza yardımcı olabilir.
  1. Serin bir kompres uygulayın

Boyun arkasına yerleştirilen yatıştırıcı, serin bir kompres, bulantıya yardımcı olabilir. Bulantı meydana geldiğinde, vücut ısınız artabilir.

Boynunuzun arkasında birkaç dakika serin bir kompres yerleştirmek yatıştırıcı olabilir. Ayrıca, yüksekse, bulantıya neden olabilecek vücut sıcaklığınızı azaltmaya yardımcı olur.

  1. Acupressure, semptomları hafifletmek için vücut üzerindeki belirli bölgelere baskı uygulayan alternatif bir ilaç terapisidir. Mide bulantısı için basınç noktası, iki büyük tendon arasında, yaklaşık iki santim aşağı, iç bileğinizdedir. Mide bulantısını hafifletmek için, birkaç dakika boyunca dairesel bir hareketle bu basınç noktasına basın.
  2. Mide bulantısını geçirmek için meditasyon yapın veya derin nefes alın

Meditasyon, zihnin odaklanması ve sakinleştirilmesi pratiği bulantıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Stres ve anksiyetenin neden olduğu bulantı için özellikle faydalı olabilecek bir tür rahatlama tekniğidir.

Derin nefes almak meditasyon tekniğidir. Ancak stresle ilişkili mide bulantısını bastırmak için kendi başınıza da yapabilirsiniz. Burnunuzdan yavaşça nefes alın, nefesinizi üç saniye boyunca tutun ve yavaşça nefes verin. Mide bulantısı azalıncaya kadar birkaç kez tekrarlayın.

  1. Odağınızı değiştirin, başka şeyler düşünmeye çalışın

Bazen, bulantıyı tedavi etmek için başka şeyler düşünmeye çalışmanız, odağınızı değiştirmeniz gerekir. Sürekli midenizi düşünmeniz daha çok mide bulantısı hissetmenize sebep olur

  1. Vücudunuzu susuz bırakmayın

Bulantı nedeniyle yemek yiyemez veya su içemezseniz, dehidrasyon oluşabilir. Mide bulantısı dehidratasyonun bir belirtisidir, ancak çok fazla su içmek, midenizi rahatsız edici şekilde doldurarak bulantıyı daha da kötüleştirebilir. O yüzden ölçülü olmaya dikkat ediniz.

Mide bulantısına iyi gelecek çaylar

Mide bulantısı için papatya çayı içebilirsiniz. Papatya çayının midesinde rahatsızlığı olan herkese tavsiye ediliğini biliyoruz. Çünkü papatya bitkisi tek başında mide için yararlı maddelere sahiptir ve mideyi rahatlatır. Mide yanmalarına, hazımsızlığa, mide gazına da papatya çayı çok iyi gelmektedir.

Papatya çayı mide bulantısı için popüler bir halk çözümdür. Içtiğiniz zaman uyumanıza yardımcı olabilecek sakinleştirici bir etkisi vardır. Aynı zamanda endişeyi de hafifletebilir. Bir Çorba kaşığı kurutulmuş veya taze papatya çiçeğini bir bardak kaynar su ile karıştırıp demleyin. Beş dakika beklettikten sonra süzün ve tüketin.

Mide bulantısına iyi gelen yiyecekler nelerdir?

  1. Mide bulantısına limon iyi gelir

Limonlar, sindirime yardımcı olmak ve mideyi yatıştırmak için düşünülen doğal olarak oluşan bir bileşik olan sitrik asit içerir. Mide bulantısı ve kusmayı durdurmak için taze sıkılmış limon suyunu suya karıştırın ve gün boyunca yudumlayın.

Mide bulantısı kabızlıktan kaynaklanıyorsa, limon suyuyla ılık su içmek bağırsaklarınızı uyarabilir. Kısa sürede çok fazla limon suyu tüketmek bulantıyı daha da kötüleştirebilir.

  1. Mide bulantısına zencefil iyi gelir

Zencefil, bulantı için tartışmasız en popüler evde yapılan tedavi yöntemidir. Bir çok çalışmaya göre, zencefilin daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, antiemetik yetenekleri vardır.

Bulantıya yardımcı olmak için küçük bir parça taze veya şekerlenmiş zencefil yiyin. Ayrıca bakkallarda, doğal sağlık ürünleri dükkanlarında  ve internette bulabileceğiniz zencefil çaylarını da içebilirsiniz.

  1. Mide bulantısına nane iyi gelir

Yapılan çalışmalara göre, nane yağı kemoterapi tedavisine bağlı mide bulantısı ile mücadele için güvenli ve etkili bir yol olarak bulunmuştur. Nane çayı ya da hazır nane kapsüllerini bunun için kullanabilirsiniz.

Nane yağını veya taze nane yapraklarını teneffüs etmek, anestezi sonrası bulantıyı hafifletebilir.

Hamilelikte mide bulantısına ne iyi gelir?

Mide bulantısı ve kusmaya hamilelikte iyi gelen şeylerin doğal olarak seçilmesi gerekir. Hamilelikte mide bulantısı için ilaç kullanmak pek uygun değildir.

Limonun kokusu da bulantıyı hafifletebilir. 2014 tarihli bir araştırmaya göre, limon yağının solunması, hamile kadınlarda bulantı ve kusmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Elinizde limon esansı yoksa, taze bir limonun yarısını keserek kokusunu soluyun.

Mideniz bulanırken bu yiyecek ve içeceklerden uzak durun

Gazlı içecekler

Gazlı içecekler şişkinliğe ve daha kötü asit reflü ve GERD’ye neden olabilir, bunların hepsi bulantıya neden olabilir. Buna ek olarak, çoğu gazlı içecek şeker ile yüklenir, bu da mide bulantısına yol açan diğer bir nedendir.

Gazlı bir içecek içmeniz gerekiyorsa, içmeden önce onu sade suyla seyreltin.

Çok ve yağlı yiyeceklerden kaçının

Mideniz bulanıyor ve kusuyorsanız, midenizde bir sorun var demektir. Eğer mide içerisindekileri çıkarmaya çalışıyorsa orada olmaması gereken bir bakteri, virüs ya da madde vardır. Bu tarz durumlarda kendinizi yemek yemeğe zorlamayın. Küçük miktarlarda sade yemekler yiyerek midenizin düzelmesini sağlayın.

Mide bulanırken ne yenebilir?

  • Sade makarna,
  • Haşlanmış patates,
  • Haşlanmış sade pirinç
  • Peynir ekmek
  • Haşlanmış yumurta, mide bulantısı olanların tüketebileceği yiyeceklerdir.

Sonuç olarak, mide bulantısına sebep olabilecek bir çok şey vardır. Kısa süreli mide bulantıları gayet normal olmakla birlikte uzun süren ve müzmin bir hal alan, yemek yemenizi engelleyen hatta kilo vermenize sebep olan mide bulantıları ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Bu sebeple,mide bulantılarınızın düzenli ve sürekli bir hal aldıysa kesinlikle zaman kaybetmeden doktora görünmelisiniz.

Kaynak: https://www.healthline.com/health/how-to-get-rid-of-nausea

Misvak Faydaları

Salvadora Percia olarak adlandırılan misvak Müslüman ülkelerde Müslümanların yoğunlukla kullandığı bir ağaç türüdür. Diş fırçalamak amaçlı kullanılan misvak çok eski zamanlardan beri ağız ve diş sağlığını korumak, ağız temizliği yapmak amaçlı kullanılmaktadır. Diş eti hastalığını önlediği bilimsel araştırmalarca da kanıtlanmış olan misvak faydaları saymakla bitmeyecek kadar fazladır. Doğal bir diş fırçası olan misvak güçlü antibakteriyel özelliğe sahip olması ile ağız içinde oluşabilecek bakterilerin yok edilmesini sağlar.

MİSVAK FAYDALARI

1 ) Sert kılcalları ile dişler arasında oluşan bakterilerin yok edilmesini sağlayan misvak bu bakterilerin yol açtığı kötü ağız kokusunun oluşumunu da engelleyerek ağız kokusu rahatsızlığını çekmenize mani olur.

2 ) Diş etlerinde oluşan pamukçuk hastalığı ve arf hastalığının oluşmasını önleyerek sağlıklı ve canlı diş etlerine sahip olmanızı sağlar.

3 ) Güçlü antibakteriyel özelliği ile bakteri oluşumunu engelleyen misvak ayrıca oluşmuş olan bakterilerin yok edilmesini de sağlayarak ağız ve diş eti sağlığının korunmasına yardımcı olur.

4 ) Misvak üzerine yapılan araştırmalar sonucunda içeriğinde bulunan glisemin etken maddesinin kan basıncına bağlı olarak oluşan baş ağrılarının giderilmesine ve hafifletilmesinde çok etkili olduğu görülmüştür. Bir çok ağrı kesici ilacın içeriğinde misvak etken maddesi olan glisemin yer alır.

5 ) sahip olduğu mineraller ile kanın pıhtılaşmasını önlediği gibi kanın çok fazla sulanmasını da önleyerek kan sıvısının düzenlenmesini sağlar. Kanın çok sulanması veya pıhtılaşması ölümcül sonuçlar doğuran hastalıklara yol açabileceği için misvak hayati bir öneme sahiptir.

6 ) Misvak içeriğinde bulunan etken maddeleri ile güçlü bir antibakteriyel olması bir çok yemek içerisinde kullanılmasını sağlamıştır. Bu sayede sindirim siteminde bulunan ve sindirimin sağlıklı yapılmasını engelleyen bakterilerin oluşması önlendiği gibi sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olmanıza yardımcı olması misvak faydaları arasındadır.

7 ) Misvak ağaçlarının köklerinin taze kısımlarından ve kabuklarının ince kısımlarının haşlatılarak içilmesi mesanede oluşan iltihaplanmalar ve idrar yollarında oluşan iltihaplanma, kanama, ve yaraların iyileşmesine katkı sağlar.

8 ) Taze misvak kökleri iyice temizlenip yenildiğinde mide içinde asit baz dengesini sağlayarak mide ekşimelerini ve mide içinde asit oranının artmasını engeller. Bu durum mide kanaması oluşmasını önlediği için hayati öneme sahiptir. Ayrıca misvak ağacının posalı yapısı kolay bir sindirim oluşmasını sağlarken midenizin uzun süre dolu olmasını sağlayıp tokluk hissi oluşmasını da sağlar.

9 ) Antibakteriyel özelliği olmasını sağlayan etken maddeleri ile antioksidanca zengin bir içeriğe sahip olması misvak ağacının bağışıklık sistemi üzerinde oldukça etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bağışıklık sisteminin güçlü olması sizi kanser dahil tüm hastalıklara karşı korur. Misvakın sahip olduğu antioksidanlar sağlıklı bir vücuda sahip olmanızı sağlar.

10 ) Misvak dallarının kaynatılıp suyunun içilmesi astım hastaları için bir şifa kaynağıdır. Astım hastalarının kaynatılmış misvak suyu içmeleri astım semptomlarının azalmasına, nefes darlığı çekmelerinin önlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle astım hastalarına doktorlar tarafından tavsiye edilir.

Misvak kullanmanın önemini ve faydaları:

Misvak Nasıl Kullanılır?

Misvak Ağacının Zararları

1 ) Misvak ağacının bilinen tek zararı fazla kaynatılmasına bağlı olarak ortaya çıkan özütün mide de ekşimeye neden olduğudur. Astım hastaları kaynama oranını iyi ayarlayamadıklarında mide yanması şikayetleri oluşturmaktadır. Ayrıca diş sağlığı için kullanılan misvakın sert kılcallara sahip olması nedeniyle diş etlerinde kanamalara neden olduğu bilinen zararlar arasındadır.

Misvak zararları için yapılan bilimsel çalışmalarda kesin olarak bir zarar bulgusuna rastlanılmamıştır. Misvak zararları ile ilgili bilgiler misvak kullanan hastaların şikayetleri üzerine doktorların belirlediği zararlardır. Bu nedenle misvakı rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Doğal Antibiyotikler ve Faydaları

Antibiyotikler, bakterilerin büyümesini önlemek için kullanılır. Her ne kadar antibiyotikleri modern tıp olarak düşünseniz de aslında asırlardır doğada doğal antibiyotikler mevcuttur. Günümüzün antibiyotikleri gibi orijinal antibiyotikler doğal kaynaklardan elde edilir.

Bazı bitki ekstreleri, uçucu yağlar ve hatta yiyeceklerin antibiyotik özellikleri vardır. Örneğin, bazı gıda ve sebze ekstreleri gıdalardaki bakterilerin büyümesini engelleyebilir.

Bazen bu özellikler gıdaların ötesine uzanır ve kişisel hijyeninize yardımcı olabilir. Kızılcık özü, hem antibakteriyel hem de antioksidan bileşikler içerir ve bu da idrar yolu enfeksiyonları (UTI’ler) için bir ev ilacıdır .

Otlar da antibiyotik olabilir. 58 bitkinin küçük bir örneklemesi, 23’ünde antibakteriyel özelliklere ve 15’inde antifungal özelliklere sahip olduğunu bulmuştur. Bir 2014 araştırması, bitkisel tedavinin, ince bağırsak bakteriyel aşırı büyüme bozukluğunun tedavisinde bir kimyasal antibiyotik kadar etkili olduğunu bulmuştur.

Evde deneyebileceğiniz beş popüler antibiyotik hakkında bilgi edinmek için okumaya devam edin.

1- Bal

Bal, eski zamanlara kadar uzanan en eski antibiyotiklerden biridir. Mısırlılar sıklıkla balları doğal bir antibiyotik ve deri koruyucu olarak kullandılar.

Bal, bazı antibakteriyel özelliklerini hesaba katan hidrojen peroksit içerir. Aynı zamanda, belirli bakterilerin büyümesini durdurmaya yardımcı olabilecek yüksek bir şeker içeriğine sahiptir.

Ek olarak, bal düşük bir pH seviyesine sahiptir. Bu, nemi bakterilerden uzaklaştırarak bakterilerin susuz kalmasına ve ölmesine neden olur.

Balın bir antibiyotik olarak kullanılması için, doğrudan yara veya enfekte bölgeye uygulayın. Bal, bakterileri öldürmeye ve iyileşme sürecine yardımcı olabilir. Mümkünse, çiğ Manuka balı tercih edin. Bu bal türü en sağlıklı yararları sunar.

Ayrıca iç enfeksiyonların tedavisinde yardımcı olmak için bal tüketebilirsiniz. Sadece bir tatlı kaşığı yutunuz ya da yatıştırıcı bir tedavi için sıcak bir fincan bitkisel çayın içine karıştırınız.

Bal, ciltte veya vücutta kullanmak için genellikle güvenlidir, ancak 1 yaşından küçük bebeklere asla bal vermemelisiniz. Bunun yerine, uygun bir alternatif için doktorunuza danışın.

2- Sarımsak

Sarımsak uzun zamandır antimikrobiyal özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir. Bir 2011 çalışmasında, sarımsak konsantresinin bakterilere karşı etkili olduğu bulundu. Sarımsak konsantresini satın alabilir veya yerel sağlık gıda mağazanızdan alabilirsiniz. Ayrıca, zeytinyağında birkaç sarımsak karanfil ıslatarak kendiniz yapabilirsiniz.

Sarımsak genellikle yutulur, ancak büyük dozlarda iç kanamaya neden olabilir. Sarımsak takviyesi alıyorsanız, verilen şekilde dozaj talimatlarını takip ettiğinizden emin olun.

Kan inceltici ilaç kullanıyorsanız, sarımsak bir antibiyotik kullanmadan önce doktorunuza danışın. Büyük doz sarımsak, bu ilacın etkilerini artırabilir.

Ayrıca sarımsak konsantresini doğrudan bir yara veya leke uygulayabilirsiniz.

3- Mür Özü

Pek çok insan müre aşinadır, ancak zararlı mikropları yok etme kabiliyeti yaygın olarak bilinmemektedir.

2000 çalışmasında araştırmacılar, mür ekstresinin birkaç günlük patojeni öldürdüğü sonucuna varmışlardır. Bunlar:

  • E. coli
  • Staphylococcus aureus
  • Pseudomonas aeruginosa
  • Candida albicans

Mür genellikle iyi tolere edilir, ancak yutulması ishale neden olabilir . Eğer mürü cilde uygularsanız, küçük bir deri döküntüsü yaşanabilir. Eğer büyük dozlarda tüketilirse, mür kalp sorunlarına neden olabilir. Mür tipik olarak hazır ambalajlıdır, bu yüzden etiket üzerindeki dozaj talimatlarını takip ettiğinizden emin olun.

4- Kekik Yağı

Birçok doğal ev temizleyicileri kekik esansiyel yağı kullanır. Bu yağın, antibiyotiğe dirençli bakterilere karşı özellikle yararlı olduğu gösterilmiştir.

Bir 2011’de çalışmasında, araştırmacılar lavanta ve kekik uçucu yağının etkinliğini test etmiştir. Her iki yağ da 120’den fazla bakteriden oluşan bir havuzda test edildi. Araştırmacılar kekik esansiyel yağının bakterileri öldürmede lavanta esansiyel yağından daha etkili olduğunu bulmuşlardır.

Kekik esansiyel yağı sadece harici kullanım içindir. Kekik yağını ağzınızdan almamalısınız. Etkilenen alana uygulamadan önce, uçucu yağın eşit parça taşıyıcı yağ ile seyreltiğinden emin olun. Ortak taşıyıcı yağlar hindistancevizi ve zeytinyağlarını içerir. Seyreltilmemiş uçucu yağın cilde uygulanması iltihap ve tahrişe neden olabilir.

Yüksek tansiyon veya hipertiroid problemleri olan kişiler kekik uçucu yağı kullanmamalıdır.

5- Keklik Otu Yağı

Carvacrol, keklik esansiyel yağında bulunan bir maddedir. Solunduğunda vücutta iyileşmeyi daha da etkinleştiren önemli terapötik özelliklere sahiptir. Keklik yağı mide ülserlerini iyileştirmeye ve iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olduğu bulunmuştur.

Cildinizdeki mantar enfeksiyonlarını tedavi etmek için suya birkaç damla keklik esans yağı ekleyin. Karışımı etkilenen bölgeye uygulayın. Sinüs enfeksiyonlarını temizlemek için havadaki yağı da dağıtabilirsiniz. Keklik esansiyel yağını oral yoldan almamalı veya ciltte seyreltilmemiş uçucu yağ kullanılmamalı.

Ayrıca evde bulunan bakterileri, keklik esansiyel yağı, sirke, su ve limondan yapılmış ev yapımı bir temizlik maddesi ile de ortadan kaldırabilirsiniz.

Doğal antibiyotiklere olan ilginizi doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun. Seçeneklerinizi keşfetmenize ve her bir rejimin potansiyel faydalarını ve risklerini azaltmanıza yardımcı olabilir.

Kesinlikle gerekli olmadıkça antibiyotik almamalısınız. Antibiyotik kullanmak, vücudunuza ilaca direnç göstermesini sağlayabilir. Burada antibiyotik direncini önlemeye yardımcı olacak yolları öğrenebilirsiniz. Doktorunuz size antibiyotik veriyorsa, tüm tedavi rejimini tamamladığınızdan emin olun.

Kaynak: https://www.healthline.com/health/natural-antibiotics#takeaway

Kan Pıhtılaşması Belirtileri

Kan pıhtılaşması belirtileri, günümüzde gelişen tıbbi yöntemler sayesinde kolaylıkla vücutta tespit edilebilir ve uzman doktorlar tarafından uygulanan farklı tedavi teknikleri ile bu problem acısız bir şekilde giderilebilir.

Bunun yanı sıra kan pıhtılaşması belirtileri, bazı durumlarda doktor kontrolüne gidilmeden de hastalar tarafından fark edilebilir. Buna göre kan pıhtılaşması belirtilerinin neler olduğunu öğrenmek isteyen kişilere ilk olarak kan pıhtılaşması ile ilgili biraz daha detaylandırma yapıldıktan sonra nedenleri, belirtileri ve tedavi seçeneklerinden söz edilebilir.

Kan Pıhtılaşması Nedir?

Ameliyat, yaralanma, doğum ya da benzeri pek çok sebep yüzünden vücutta meydana gelen aşırı kan kaybını önlemek için vücudun bir tür savunma mekanizması olarak kanı durdurabilmek amacıyla gerçekleştirdiği sürece tıp dilinde kan pıhtılaşması adı verilir.

Özellikle hamilelik döneminde olan kadınlarda yoğun şekilde görülebilen kan pıhtılaşması, en yoğun hali ile doğum esnasında gözlemlenebilir. Zira bebeğin anne karnından çıkışının ardından vücudun aşırı kanamayı önlemek amacıyla anında devreye soktuğu bu sistem ile annelerin kan kaybından ölmeleri engellenmektedir.

Tüm bunların yanı sıra kan pıhtılaşmasının diğer nedenleri arasında 65 yaş üzeri olmak, şişmanlık, genetik yatkınlık, sigara tüketimi ve doğum kontrol haplarının yan etkileri gibi faktörlerin yer aldığı da ek olarak belirtilebilir.

Kan Pıhtılaşması Belirtileri Nelerdir?

Kan pıhtılaşması belirtileri, belli başlı bazı ayırt edici özellikleri ile uzman kişiler tarafından rahatlıkla tespit edilebileceği gibi hastaların da zaman zaman bu rahatsızlığı kendi kendilerine anlayabilecekleri söylenebilir. Buna göre kan pıhtılaşması belirtileri nelerdir diye merak eden kişilere aşağıdaki belirtilerin görülmesi halinde acilen uzman bir doktor muayenesine gitmeleri tavsiye edilir.

Bacakta Kan Pıhtılaşması Belirtileri

  • Ağrı
  • Şişme
  • Sıcaklık hissiyatı
  • Hassasiyet
  • Ayak parmakları oynatıldığında basen bölgesinde ağrı
  • Soluk cilt rengi
  • Ciltte mavimsi renk değişimi

KalpteKan Pıhtılaşması Belirtileri

  • Göğüs bölgesinde ağrı
  • Kalp tarafında acı hissi
  • Nefes almada zorluk
  • Genel vücut yorgunluğu
  • Baş dönmesi

Karında Kan Pıhtılaşması Belirtileri

  • Şiddetli karın ağrısı
  • İshal
  • Kusma

Beyinde Kan Pıhtılaşması Belirtileri

  • Ani baş ağrısı krizleri
  • Kafatasında şiddetli ağrı
  • Konuşmada zorluk çekme
  • Görme bozukluğu

Akciğerde Kan Pıhtılaşması Belirtileri

  • Ani başlayan nefes darlığı
  • Göğüs bölgesinde ağrı
  • Çarpıntı
  • Solunumda meydana gelen problemler
  • Kan tükürme

Kan Pıhtılaşması Tedavisi

Vücutta meydana gelen ancak hareketsiz kalan kan pıhtıları genellikle hastalar adına herhangi bir tehlike teşkil etmemektedir. Ancak bazı durumlarda çeşitli nedenlerle hareket etmeye başlayan pıhtılar, bulundukları yerden ayrılarak kalbe ya da akciğerlere kadar ulaşabilmekte ve burada tıkanmaya neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra kan akışının normal düzenini de olumsuz anlamda etkileyen kan pıhtıları, akciğerlere eriştiği zamansa PE yani pulmoneremboli denilen oldukça tehlikeli bir probleme yol açabilir.

Derin ventrombozu denilen başka bir kan pıhtılaşması türü ise genellikle vücudun derin ve büyük damarlarında kendisini göstermesi ile bilinir. Çoğu durumda bacaklarda meydana gelen bu rahatsızlık, kol, akciğer ve beyinde de oluşabilir. Bu nedenle özellikle beyin söz konusu olduğunda kesin tedavi gerektiren kan pıhtılaşması belirtilerinin oldukça titizlik gerektiren bir tedavi sürecini kapsadığı da söylenebilir.

Kan pıhtılaşması tedavisinde doktorlar tarafından önerilen reçetelere uygun ilaç kullanımı oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra her gün 1 saat hafif tempoda yürüyüş yapmanın da yine kan pıhtılaşması problemlerini en aza indirebileceği dile getirilebilir. Sigara kullanan kişilerde kan pıhtılaşması görülmesi durumunda sigaranın bırakılması şiddetle tavsiye edilirken sağlıklı gıdalar ve vitamin açısından zengin sebze meyve tüketiminin de oldukça mühim olduğundan söz edilebilir.

Zebra Perde Kullanmanın Faydaları

Stor perde ailesi içinde yer alan bir perde modeli olan zebra perde, ismini çizgili görünümü nedeniyle alan bir perde modelidir. Tüm stor perde modelleri gibi özel kumaşının (bir mekanizma marifetiyle) üst tarafta bulunan boruya sarılması şeklinde çalışan zebra perdeler, iş yerlerinin ve ofislerin yanı sıra evlerde de kullanılan perde modelleridir.

Alüminyum boruya benzeyen bir malzemeye sarılan kumaşı bir zincir yardımıyla açılıp kapatılan (mekanik) stor perde ve zebra perde modelleri, yaygın bir şekilde kullanılan perde modelleridir. Bu modellerin yanı sıra motorlu olarak tasarlanan ve uzaktan kumandayla ya da duvara monte edilen bir düğmeyle açılıp kapatılan stor perde ve zebra perde modelleri de bulunmaktadır.

Zebra Perdelerin Sağladıkları Avantajlar

Zebra perdeler, tüm stor perde modelleri gibi kolay şekilde açılıp kapatılabilen, kontrol edilebilen perde modelleridir. Son dönemlerde iş yerlerinin yanı sıra evlerde de tercih edilmeye başlayan zebra perde modellerinin sağladıkları avantajlar şu şekilde gösterilebilir:

  • Apre işleminden geçirilerek hazırlanan zebra perde kumaşları, perde kumaşının sert bir yapıya bürünmesini ama kolaylıkla açılıp kapatılabilmesini sağlar. Genellikle polyester ipten üretilen ve apre işleminden geçirilen zebra perde kumaşları, kolay kirlenmeyen ve rutin temizlik periyotlarıyla (örneğin 6 ayda bir) kolay bir şekilde temizlenebilen perde modelleridir. Toz emmeme özelliğine sahip olan ipliklerden üretilen zebra perde kumaşları, yumuşak sünger ve uygun şampuan seçilerek kolay bir şekilde temizlenebilir.
  • Özel kumaşları sayesinde güneşin zararlı ışınlarını tutan zebra perde modelleri, perdelerden beklediğiniz en önemli görevi başarıyla yerine getirebilen perde modelleri olarak gösterilebilirler.
  • Farklı modellerde, farklı renkler kullanılarak ve değişik tasarımlarla üretilen zebra perde modelleri, kullanıldıkları mekâna önemli oranda estetik değer katan perde modelleridir. Jakarlı zebra perde, bambu zebra perde gibi farklı zebra perde modelleri, iş yerinize ya da evinize çok hoş bir görünüm kazandırmanıza yardımcı olabilirler. Çizgili görünümleriyle hoş bir görünüş sergileyen zebra perdeler, özellikle akşam saatlerinde, ilerleyen saatlerde ağırlayacağınız misafirlere şık bir görünüm sunabilirler.
  • Kolay bir şekilde kullanılmalarının yanı sıra dayanıklı bir yapıya sahip olan zebra perdeler, diğer perde modelleriyle maliyet açısından kıyaslandığında, en uygun seçenek olarak görünen perde modelleridir.

Zebra Perdeler ve Stor Perdeler

Yaptığımız kısa değerlendirme sonucunda hemen her alanda önemli avantajlar sağladıkları görünen zebra perde modelleri ve stor perde modelleri, tüm yaşam alanlarınız içim tercih edebileceğiniz perde modelleri olarak görünmektedirler.

Kullanım kolaylıklarının yanı sıra maliyet tasarrufu ve dekorasyon/görünüm anlamında da önemli avantajlar sağlayan zebra perdeler, iş yerleri başta olmak üzere tüm yaşam alanlarında yani evlerde, yazlıklarda ve benzeri mekânlarda da kullanmayı tercih edebileceğiniz perde modelleri olarak görünmektedirler. Özel ihtiyaçları olan kişilere ( yaşlılara ya da engellilere ) önemli avantajlar sağlayabilen zebra perde modelleri ve stor perde modelleri, her yıl daha çok tercih edilen perde modelleri arasında yer almaktadırlar. Siz de bu perde modellerini incelemeyi ve yaşam alanlarınızda kullanmayı düşünmelisiniz.

Zencefilli balın faydaları

Zencefilli balın solunum problemleri tedavisindeki faydası diğer başka karışımlarla karşılaştırılamayacak kadar eşsizdir. Dahası bal, zencefil gibi şifalı bitkilerin faydalarını vücuda iletmede muhteşem bir araçtır.

Hem balın hem de zencefilin tek başlarına sağlık faydaları mevcuttur ve ikisinin birleşimi daha da ek bonus kazandırmaktadır.

Zencefilli Balın Faydaları

  • Astım: Karabiberle karıştırılmış zencefilli bal astımın etkilerini azaltma ya da bu etkilerden kurtulmaya yardımcı olur. Zencefilli bal, tansiyonu azaltan ve karaciğere oksijen akışını destekleyen ve karaciğerdeki kan damarlarının rahatlamasını sağlayan doğal bir sakinleştirici ve iltihap önleyici bir karışımdır.
  • Solunum Problemleri: Zencefilli bal, muhteşem bir balgam söktürücüdür ve böylece insanlara öksürük, soğuk algınlığı, boğaz ağrısı ve burun akmasında mustarip insanlara hızlı bir rahatlama sağlar.
  • Kanseri Önleme: Kanseri önleme yönünden araştırmalar zencefilli balın, kanserin önlenmesi ve yayılmasını azalttığını ortaya koymuştur. Böylece zencefilli bal, sadece kemoterapinin semptomlarını azaltmaya yardımcı olmaz ayrıca kanser olma riskini azaltmaya yardımcı olur.
  • Sindirim Güçlüğü: Zencefilli bal şurubu, zencefilin kendiliğinden var olan sindirim özellikleri sayesinde iyi bir sindirim yardımcısıdır. Dahası, hem bal hem de zencefil antioksidan özelliklere sahiptir. Böylece vücudun bağışıklık sistemini artırır. Bundan dolayı, zayıf bir sindirim sistemine sahip olanlar için bir çay kaşığı zencefilli bal şurubu tüketimi çok faydalıdır. Zencefilli bal şurubu, yüksek seviyede sindirim sürecine ciddi bir şekilde yardımcı olan proteine sahiptir. Ayrıca bağırsak florasını uyarır. Bu da sindirim sürecini hızlandırır ve düzgün bağırsak hareketlerini kolaylaştırır.
  • Kalp Sağlığı: Zencefilli bal şurubunun yatıştırıcı etkisi, damarlardaki gerilimi azaltır ve böylece tansiyonu ve damar tıkanıklığı, kalp krizi ve felç gibi rahatsızlık ihtimallerini azaltır.

Bu sebeplerle, özellikle Hindistan’da olmak üzere dünyanın her yerindeki insanlar her zaman hem zencefili hem de balı evlerinde bulundururlar ve öksürük veya soğuk algınlığına yakalandıklarında zencefilli bal karışımını hazırlarlar.

Zencefilli bal şekerleri de çok popülerdir. Boğazınız tıkalıysa ve düzgün konuşamıyorsanız, şekerlenmiş zencefilli bal tüketin. Çünkü boğazları hemen temizler. Ayrıca seyahat boyunca da faydalıdır. Çünkü araç tutmasına da iyi gelmektedir.

Çinkonun Faydaları

Çinko (Zn), bitkiler ve hayvanlar için önemli bir eser elementtir. Sağlık için çok küçük miktarlarda çinko gerekli olduğu için “önemli eser element” olarak adlandırılır.

İnsan vücudundaki birçok işlevden sorumludur. Çinko, önemli bir mineraldir ve protein sentezinde hayati bir rol oynar. Ayrıca insan vücudunun bağışıklık sistemindeki hücre üretimini düzenler. Çoğunlukla vücudun en güçlü kaslarında bulunur. Özellikle beyaz ve kırmızı kan hücrelerinde, retina, deri , karaciğer, böbrekler, kemiklerde ve pankreasta yüksek konsantrasyonlarda bulunur . Erkeklerdeki semen ve prostat bezi de önemli miktarlarda çinko içerir.

İnsan vücudunda, çinkonun normal çalışmasını gerektiren 300’den fazla farklı enzim vardır. *

Çinkonun Faydaları

  • Bağışıklığı güçlendirir. Çinko eksikliği, bağışıklık sistemi işlevini ciddi şekilde bozabilir.
  • Diyare (ishal) oluşumunu önlemeye yardım eder ve ishalin tedavisinde yardımcı olur. *
  • Soğuk algınlığı semptomlarıyla mücadelede yardım eder. Yeterli düzeyde çinko alımı hastalığı daha hafif atlatmanıza yardım eder. *
  • Çinko, doğal bir kanser tedavisi de dahil olmak üzere oksidatif stresle mücadeleye ve hastalık gelişim şansını azaltmaya yardımcı olan etkili bir anti-inflamatuar ve antioksidan ajandır. Özellikle yaşlı hastalarda, kanserli hücre mutasyonunu ve tümör büyümesini engelleyen sağlıklı hücre bölünmesini desteklemektedir. *
  • Sivilce ve akneleri tedavi etmeye yardım eder. Akne tedavisinde çinko sülfatın oldukça etkili olduğu gösterildi. *
  • Çinko, akne gibi cilt yaralarında beyaz kan hücrelerini uyarır. Beyaz kan hücreleri iyileşme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır ve vücudu kanser yaraları, ülserler, yanıklar , cerrahi yaralar ve diğer çeşitli yaralar gibi birçok enfeksiyon kaynağına karşı savunmada yardımcı olur.
  • Çinko, aynı zamanda cilt onarımı ve yeniden büyümesi için gerekli olan bağ dokusu olan kollajen üretiminde de gereklidir.  *
  • Ayrıca ülser gibi vücut içi tahrişlerin tedavisinde de yardımcı olur.
  • Üreme sağlığını da desteklemektedir. Kadınlarda östrojen ve progesteron üretiminde önemli rol oynar. Östrojen seviyesinin çok yüksek ya da çok düşük olması adet döngüsü, ruh hali değişiklikleri, erken menopoz, infertilite (kısırlık) gibi sorunlara neden olabilir ve hatta bazı kanser türlerinin oluşma riski arttırabilir.
  • Erkeklerde ve kadınlarda bir diğer önemli hormon olan testesteron üretiminde önemli bir rol oynamaktadır. *
  • Ayrıca çinko yeterince alınmadığında erkeklerde düşük sperm kalitesi ve kısırlık riski artmaktadır. *
  • Erkeklerde ereksiyon bozukluğuna karşı yardımcı olur. *
  • Kronik bir cilt bozukluğu olan egzama çinko eksikliği nedeniyle oluşmaktadır. Yeterli miktarda çinko alındığında vücudun iyileşme kabiliyetine yardım eder ve kronik enfeksiyonların tedavisinde önemli bir rol oynar. *
  • Kalp damar sağlığını korumaya yardımcı olur.
  • Çinko, insülin de dahil olmak üzere çoğu hormonun sağlıklı çalışması için gereklidir.
  • Çinkonun antioksidan etkileri vücudun beynin ağır metallerini ortadan kaldırmasına yardımcı olur, böylece dokuda birikerek hasara neden olmaz. Beyin hücrelerinin hücresel dengesini korumaya da yardımcı olur. Bu sayede nörodejenerasyon ve Alzheimer hastalığının gelişmesini önlemeye yardımcı olur.
  • Sağlıklı uyku için önemli bir hormon olan melatoninin metabolizması için gereklidir. *
  • Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tedavisinde yardımcı olur.
  • Osteoporoz ve pnömoniyi (zatürre) önleme ve tedavi etmede yardım eder. *
  • Prostat bozukluklarıyla mücadelede çok önemlidir. Eksikliği prostat bezinin büyümesine neden olur ve kansere karşı savunmasız hale getirir. *
  • Bazı insanlar maküler dejenerasyon adı verilen bir göz hastalığında, gece körlüğü ve kataraktlarda çinko kullanır.
  • Astım için de kullanılır.
  • Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, edinilmiş immün yetmezlik sendromu (AIDS), sedef hastalığı, egzama ve akne gibi deri koşullarının tedavisinde yardımcı olur.
  • Bazı sporcular, atletik performanslarını ve gücünü arttırmak için çinko kullanırlar.
  • Düşük çinko düzeyleri orak hücre hastalığı, HIV, majör depresyon ve tip 2 diyabet ile ilişkili olabilir ve çinko takviyesi ile mücadele edilebilir. *
  • Kronik yorgunluğu gidermede yardımcı olur. *

 

Çinko Kaynakları *  *

İstiridye, yengeç ve ıstakoz gibi deniz ürünleri

Sığır ve kuzu gibi kırmızı et kaynakları

Kaju, kabak çekirdeği, badem, ceviz gibi kuru yemişler

Nohut, fasulye, buğday

Kefir, yoğurt gibi süt ürünleri

Mantar

Ispanak

Tavuk, hindi

Yulaf ezmesi

Kakao

UYARI

  • Çinkonun sağlığa oldukça fazla yararı vardır, ancak aşırı çinko alımının faydadan ziyade zarara neden olmaktadır. Çok yüksek miktarda çinko alımında mide bulantısı, kusma, iştah kaybı, mide ağrıları, baş ağrısı ve ishale neden olabilir.
  • Fazla çinko alımı, bakır emilimini baskılayabilir.
  • Ayrıca, vücuttaki artmış çinko seviyelerinin böbrek taşlarının gelişiminde rol oynayabileceğine dair bazı kanıtlar da bulunmaktadır.  *

 

Mide Üşütmesine Ne İyi Gelir?

Mide üşütmesi, dünyanın en acı verici ve zor hastalıklarından biri olabilir. Kusma, ishal, aşırı mide bulantısı ve bazen ateş gibi belirtileri olan bu hastalığı evde tedavi etmenin de bir çok yolu vardır.

Mide üşütmesi nedir?

Mide üşütüldüğünda ortaya çıkan belirtiler hayatı katlanılmaz hale getirir. Yatağınızdan kalkamadığınız ya da tuvaletten çıkamadığınız saatler sizi bekliyor olabilir. İlk aşamalar, kusma, ishal ve şiddetli ağrılar, üşüme, ateş ve bulantı ile başlar. Bununla birlikte, aşağıdaki çareler en zorlu semptomlardan kurtulmayı sağlayabilir ve en zorlu safhalar azaldığında ayaklarınızın üzerinde durmanıza yardımcı olabilir.

Mide üşütmesine ne iyi gelir?

  1. Bol bol sıvı tüketin

Terleme, kusma ve ishal yoluyla hayati vücut sıvılarını kaybettiğiniz için sıvı alımı bu noktada kritik bir öneme sahiptir. Sıvı içmekte güçlük çekiyorsanız, düzenli aralıklarla küçük yudumları veya buzlu çipleri çiğnemeyi deneyin. Tüketebileceğiniz sıvılar;

  • su
  • Mineral ve diğer maddeler bakımından zengin olan sporcu içecekleri
  • Zencefil ve nane gibi belirli çaylar, midenizi sakinleştirmeye ve mide bulantısını hafifletmeye yardımcı olabilir (yüksek oranda kafeinli çaylardan kaçının)

Mide üşütmesinde tüketilmemesi gerekenler;

Kahve, siyah çay gibi kafeinli içecekler. Yeterince dinlenmenin çok önemli olduğu bir zamanda uykunuzu etkileyebilirler.

Alkol

  1. Bu dört yiyeceği tüketin, muz pilav elma ve tost

Mide üşütmesi durumunda yiyecekleri midede tutmak zor olabilir. Sadece yemek düşüncesinin sizi rahatsız etmesine neden olursa kendinizi yemeye zorlamayın. Sonunda bir şeyler bulabileceğinizi hissettiğinizde, yavaş ve basit başlamak en iyisidir.

Muz, pilav, elma püresi ve tost tüketebilirsiniz. Bu dört yiyeceğin sindirimi kolaydır, size enerji vermek için karbonhidratlar içerir ve besinleri doyurucudur.

Muz; Muzun sindirimi kolaydır, kusma ve ishalden kaybedeceğiniz potasyumun yerini alabilir ve mide astarını güçlendirir.

Pirinç: Kahverengi pirinç çok liflidir ve fazla gaz üretebilir. Beyaz pirinç, vücudunuzun işlemesi ve karbonhidratlardan enerji elde etmesi için sindirimi kolay bir besindir.

Elma püresi: Elma püresi, karbonhidrat ve şeker nedeniyle enerji artışı sağlar ve ishale yardımcı olabilecek pektin içerir. Sindirimi de kolaydır.

Tost: Tam buğday ekmeğinden kaçının, çünkü sindirim sistemi için lif zor olabilir. Işlenmiş beyaz ekmek tercih edin, bunun sindirimi daha kolaydır.

Mide üşütmesinde ne yenmemelidir?

Genel olarak; süt, lifli gıdalar ve yağlı veya baharatlı herhangi bir şeyden kaçının.

Süt: Mide üşütmesine sütün direk bir etkisi yoktur ancak sindirimi zorlaştırabilir ve gazı ve ishali şiddetlendirebilir.

Lifli gıdalar: ekstra lif alımı bağırsaklarınızın daha fazla çalışmasına neden olur.

Yağlar: Pastırma gibi yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçının.

Baharatlar: Domatesli yemekler, köriler ve acılı soslardan uzak durun.

  1. Akupunktur mide bulantısı tedavisinde oldukça başarılıdır

Akupunkturun bazı mide bulantısı tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir.mide ve çevresine nazikçe yapılan masaj, bulantı ve kusmaya iyi gelebilir. Bu konuda bir çok eğitici video bulmak mümkündür.

  1. İyice dinlenin

Midenizi üşüttüğünüz zaman, vücudunuzun enfeksiyonla savaşmak için dinlenmesi gerekir. Bol bol uyuyun ve normalde gün içinde yaptığınız aktivite miktarını azaltın. Bu, yatakta değilken kanepede uzanmanız anlamına gelir. Siz dinlenirken, vücudunuz enfeksiyonla mücadele etmek ve hücresel düzeyde hasarı onarmak için çok çalışıyor olacaktır.

  1.  Meditasyon yapın, dikkatinizi dağıtın

Mide üşütmesi ilaçlar tarafından iyileştirilemez ve antibiyotikler bir virüs suçlu olduğunda yardımcı olmaz. (çünkü bakterilere karşı geliştirilmiştir)

Semptomları tedavi etmek için reçetesiz satılan ilaçları alabilirsiniz, ancak bu ilaç seçiminde çok dikkatli olmalısınız. Ateş veya ağrılar için ağrı kesici ateş düşürücü ilaçlar alabilirsiniz.  İlaçları tok karnına, bol su ile ve dikkatli bir şekilde alın.

Karaciğer hastalığınız yoksa, asetaminofen (Tylenol) genellikle mide üşütmesinde tedavi için tavsiye edilir. Ateş ve ağrıları hafifletir, ibuprofenden daha az yan etkisi vardır ve midenizi tahriş etme olasılığı daha azdır.

Bulantı veya ishal konusunda rahatlama istiyorsanız, bu belirtileri ortadan kaldıracak bazı reçeteli ilaçlar vardır. Doktorunuz, bulantı ve kusmayı durdurmak için çeşitli reçeteli ilaçlar verebilir.

  1. Nane limon gibi doğal çaylar ve yöntemler

Mide bulantısı, kusma, ishal, iştahsızlık ve halsizlik ile sonuçlanır. Bu durumu düzeltmek için yapılması gereken ilk şey midenin florasını düzeltmektir. Nane gibi papatya gibi bitkilerin mide florasını düzeltmek için oldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Kaynak: https://www.healthline.com/health/cold-flu/best-remedies-stomach-flu

Bademcik Şişmesine Ne İyi Gelir?

Bademcik şişmesi, bademcikleriniz enfekte olduğunda ortaya çıkan bir durumdur. Hem bakteriyel hem de viral enfeksiyonlardan kaynaklanabilir. Bademcik şişmesi, aşağıdaki gibi semptomlara yol açabilir:

  • boğaz ağrısı
  • yutulduğunda ağrı
  • ateş
  • boğuk ses
  • ağız kokusu
  • kulak ağrısı

Bademcik iltihabına neden olan viral enfeksiyonlar kendi kendine geçer. Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotik gerektirebilir. Tedavide ayrıca, iltihap ve ağrıyı hafifletmek için bazı antibüyotiklere başvurulabilir. Bademcik iltihabı ve şişmesinin semptomlarını etkili bir şekilde tedavi edebilen evde uygulanabilecek bazı yöntemler vardır.

Bademcik şişmesine ne iyi gelir?

  1. Tuzlu su ile gargara yapmak

Ilık tuzlu suyla gargara yapmak, boğaz ağrısı ve bademcik iltihabının neden olduğu ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Ayrıca iltihaplanmayı azaltabilir ve hatta enfeksiyonları tedavi etmeye yardımcı olabilir.

Bir su bardağı suya bir iki kaşık tuz atıp karıştırın. Sonra bununla gargara yapıp ardından normal su ile durulayın.

  1. Meyan kökü pastilleri kullanmak

Pastiller boğaz ağrısını yatıştırmaya yardımcı olabilir, ancak hepsi aynı etkilere sahip değildir. Bazı pastiller doğal anti-enflamatuar özelliklere sahip maddeler içerir. Meyan köklü pastiller, güçlü iltihap önleyici etkilere sahip olabilir, bademciklerdeki ve boğazdaki rahatsızlık şişmeyi  yatıştırır.

Boğulma riski nedeniyle küçük çocuklara pastil verilmemelidir. Bunun yerine, boğaz spreyleri genellikle bu yaştaki çocuklar için çok daha iyi bir seçimdir.

  1. Ballı sıcak çaylar içmek

Çay gibi sıcak içecekler bademcik iltihabı sonucu ortaya çıkabilecek rahatsızlıkların azaltılmasına yardımcı olabilir. Bal, güçlü antibakteriyel özelliklere sahiptir ve bademcik iltihabına neden olan enfeksiyonların tedavi edilmesine yardımcı olabilir.

Sıcak yerine ılık çay için. İçine eklediğiniz balı eriyene kadar karıştırın. Bazı çaylar bu konuda oldukça iyidir.Örneğin, zencefil çayı, rezene çayı.

  1. Buz parçaları ve dondurmalar

Boğaz ağrısı ve bademcik sorunlarında soğuk ve buz oldukça etkilidir. Küçük çocuklar dondurma yiyebilir, yetişkinler buz parçalarını emebilir.

  1. Nemlendiriciler

Eğer bulunduğunuz ortamdaki hava kuru ise boğaz ağrısını artırabilir veya bademcik iltihabı sonucu ağız kuruluğu yaşanabilir. Kuru hava, boğazı tahriş edebilir. Ortam nemlendiricileri, havaya nem ekleyerek boğazda ve bademciklerde rahatlama hissetmeye yardımcı olabilir.

Nemlendiricilerinizi özellikle gece yatmadan önce ortamı yumuşatması için çalıştırınız. Eğer hava nemlendiriciniz yoksa, sıcak bir duş ve buhar banyosu da işe yarayabilir.

Boğaz şişmesine ne iyi gelir?

Yukarıda saymış olduğumuz tüm maddeler boğaz şişmesine de iyi gelir. Boğaz şişmesinin temel nedeni genel olarak bademcik şişmesidir. Yukarıda saymış olduğumuz yöntemlere ek olarak özellikle kış aylarında boğazınız şiş olduğu sürece boğazınızı sarıp sıcak tutabilirsiniz.

Bademcik şişmesi belirtileri nelerdir?

Yutkunma zorluğu, boğazlarda hafif bir ağrı ile başlayan yoğun ağrı, halsizlik, bazen ateş, tad alma duyusunda azalma gibi belirtiler genelde bademcik şişmesinin belirtileridir.

Bademcik şişmesine dondurma iyi gelir mi, gelirse neden?

Bademcik şişmesine dondurma ve buz gibi soğuk gıdalar sular iyi gelir, hafif bir rahatlama sağlar. Bunun sebebi de iltihaplı alanları uyuşturması ve biraz hissizleştirmesidir. Bademcik ameliyatından sonra hastalara dondurma yedirilmesinin sebeplerinden biri de budur. Ayrıca soğuk kanamayı durdurur.

Bademcik şişmesi kaç günde geçer?

Bademcik şişmesinin kaç günde geçeceği bademcik şişmesi nedenlerine bağlıdır. Yani hafif bir soğuk algınlığı ise bir kaç günde geçebilir. Ancak ciddi bir itihaplanma durumu varsa, doktora gitmeden ilaç kullanıp iyice dinlenmeden geçmez.

Kaynak: https://www.healthline.com/health/home-remedies-for-tonsilitis

Keçi Sütü Sabunu Faydaları

 

Keçi Sütü Sabunu

İnsan cildiyle benzerlik gösteren keçi sütü cildin bakteri ve kimyasal maddelere karşı korunmasını sağlıyor. Keçi sütünden elde edilen keçi sütü sabunu cilde uygulandığı zaman cilt için tehlikeli olan tüm unsurlara karşı savaş veriyor.

 

Keçi Sütü Sabunu Faydaları Nelerdir?

  • Keçi Sütü Sabunu Ciltteki Siyah Noktaları Temizliyor:  Keçi sütü sabunu içerdiği proteinler sayesinde siyah noktaya ve akneye neden olan tüm bakterileri öldürüyor. Eğer akne ve siyah nokta probleminiz varsa keçi sütü sabununu düzenli kullanarak yok edebilirsiniz. Bu sayede pürüzsüz ve temiz bir cilde sahip olabilirsiniz.
  • Keçi Sütü Sabunuyla Cildinizdeki Gözenekleri Sıklaştırın: Keçi sütü sabunu cildinizde oluşabilecek bakterileri gidermekle kalmaz, cildinizdeki gözeneklerin sıklaşmasına ve he zamankinden daha genç görünmesineyardımcı olur.
  • Cilt Hastalıklarınızı Keçi Sütü Sabunuyla Tedavi Edin: Bugün çevrenizde gördüğünüz her dört insandan ikisi cilt hastalıklarıyla mücadele ediyor. Bu durumda keçi sütü sabunu cilt hastalıklarının önünde duruyor. Egzama, mantar gibi cilt hastalığınız varsa o bölgelere keçi sütü sabunu kullanarak hastalığınızın kısa süre içerisinde iyileştiğini görebilirsiniz.
  • Keçi Sütü Sabununda Yüksek Oranda Protein ve pH seviyesi Var: Keçi sütü sabununda yüksek miktarda protein bulunmaktadır. Aynı zamanda keçi sütünün pH seviyesi cilt üzerindeki kimyasal maddeleri ve bakterileri yok etmektedir. Aynı zamanda alfa-hidroksi asit içeren keçi sütü cildin ölü deriden kurtulmasını sağlayarak cilt kanserinin önüne geçmektedir. Bu nedenle keçi sütü sabununu devamlı kullanmalısınız.

 

Keçi Sütü Sabununun Faydaları

  1. Keçi sütü sabunu zengin A vitamini içeriğiyle cildin ölü deriden arınmasını sağlıyor.
  2. Zengin içeriği ile kuru ciltlerin nemlenmesine yardımcı oluyor.
  3. Eğer cildiniz karma bir yapıdaysa keçi sütü sabunu kullanarak cildinizin yapısını düzeltebilirsiniz.
  4. Keçi sütü sabunu alfa hidroksi içermektedir. Alfa hidroksi deri döküntülerine engel olmaktadır.
  5. Egzama gibi cilt problemleri için keçi sütü sabunu kullanılmalıdır.
  6. Cildiniz normal sabunlara göre alerjik reaksiyonlar gösteriyorsa doğal üretilen keçi sütü sabunu kullanılabilir.
  7. Doğal bir peeling etkisi oluşturur.
  8. A vitamini açısından zengin olduğu için cilt yapısını onarır.

 

Keçi Sütü Sabunu Nasıl Kullanılır?

  • Kullanımı: Keçi sütü sabununu ılık suya koyarak köpürtün ve bu köpüğü cildinize uygulayın. Diğer sabunlar gibi cildinize direk sürmeden köpüğünü kullanmanız daha etkili olmasını sağlayacaktır.
  • Saklama: Bu sabunu kullandıktan sonra, ahşap sabunluk da muhafaza etmeye özen gösterin.

 

Keçi Sütü Sabununun Zararları

Süte alerjisi bulunanlar keçi sütü sabununu önce ellerinde deneyerek test etmelidir. Herhangi bir kaşıntı kızarma oluşmadıysa cildinize de kullanabilirsiniz.

Saç Uzatan Maske Yapımı

Kadını kadın yapan özelliklerden biri de saçlardır. Saçların canlı ve parlak görünmesi kadının aynı zamanda bakımlı olduğu ve kendine özen gösteren biri olduğu izlenimini de vermektedir. Peki, saçı uzatmak için nasıl bir maske yapmak gerekir? Size bu yazımızda gerçekten etkili olan ve kısa sürede sonuç alabileceğiniz bir maske önereceğiz.

Saçlar, canlı ve parlak olması için ve aynı zamanda uzaması için bazı vitaminlere ihtiyaç duymaktadır. Her ne kadar beslenmeye dikkat edilsede günümüz hayatındaki koşturmacalardan sağlıklı ve dengeli beslenmeden geri kalmaktayız. E vitamini hem cilt hem de saç sağlığı açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.

E vitamini

Saçlarda E Vitaminin Faydaları

Antioksidan kaynağı olan E vitamini, saçlardaki yıpranmaları ve hasarları onarır. Bu nedenle de tüm saçı en dipten en uca kadar onarma özelliğine sahiptir. E vitamini saçların doğal güzelliğine kavuşmasını sağlar. Bu yüzden de hem sağlıklı ve parlak saçlara kavuşursunuz hem de erken beyazlama sorunlarından uzak kalmış olursunuz.

Saçlar için bir diğer önemli vitamin ise B vitaminidir.

B Vitaminlerinin Yararı

Saçlarda B Vitaminin Faydaları

B vitaminin en önemli özelliklerinden biri antibiyotik etkisidir. Bu nedenle saçlar içinde bakım ve iyileşme sürecinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Kuruluğa karşı savaşan yapısı ile saçların yıpranmasına ve kırılmasına engel olmaktadır.

Maskemizde kullanacağımız bir diğer ürün ise Bepanthendir.

Saçlarda Bepanthen’in Faydaları

Bepanthen’i doğum yapan anneler dahil olmak üzere 7 den 70 e herkes kullanmaktadır. Hiçbir zararı olmaması gibi aksine birçok faydası vardır. Deri ve cilt sorunlarında oldukça etkili olan Bepanthen saç diplerinin de güçlenmesine yardımcı olmaktadır.

Maskemizde kullanacağımız son ürün ise tatlı badem yağıdır. Tatlı badem yağı hakkında birçok şey söylense de oldukça etkili bir üründür.

Saçlarda Tatlı Badem Yağının Faydaları

Özellikle saç bakımında tatlı badem yağının faydası çoktur. Saçlardaki nem eksikliğini tamamlayarak gün içerisinde saçların doğal ve canlı görünmesini sağlamaktadır. Saçı besleyerek uzamasında oldukça etkilidir. Saçların uzamasına katkıda bulunması ile birlikte saç dökülmesi sorununda önüne geçer. Saçların daha canlı ve hacimli olmasında etkilidir.

Saç Uzatan Maske Nasıl Hazırlanır?

  1. Tatlı badem yağı 1 adet
  2. E vitamini ( Evigen) 1 ampul
  3. B vitamini ( Bemiks) 1 ampul
  4. Bepanthen 1 ampul

Cam bir kabın içerisine tüm malzemeleri ekleyin ve iyice özdeşene kadar karıştırın. Karışımı saçlarınıza ve saç diplerinize masaj yaparak iyice yedirin. Tüm saça karışımı yedirdikten sonra streç film ile saçlarınızı sarın. Bu maskeyi gece yatmadan önce yapmanızı öneriyoruz. Saçınızda ne kadar uzun süre kalırsa etkisi o kadar fazla olacaktır.

Saçlarınızı yıkama işlemini ise ayrı olarak yapmanızı öneririz. Mümkün olduğunca bu karışımın vücudunuza değdirmemeye özen gösterin. Sonuçta saçların uzaması için uygulanan bir maske ve diğer tüy sorunları yaşamanızı istemeyiz.

Bu maskeyi en fazla haftada 2 defa uygulayabilirsiniz. 6 haftanın sonunda değişimi gözlerinizle göreceksiniz.

Reflüye Ne İyi Gelir?

Reflü nedir?

Ara sıra mide ekşimesi (asit reflü) herkese olabilir. Haftada iki kez asit reflüsü oluyorsa bu mide reflü hastalığı (GERD) olabilir. Bu durumda mide yanması, öksürük ve göğüs ağrısı ile birlikte birçok belirtilerden sadece biridir.

Reflü ilk olarak antasitler ve diyet değişiklikleri gibi reçetesiz yöntemler ile tedavi edilir. Yemek borusunun hasar görmesini önlemek için daha ciddi durumlarda reçeteli ilaçlar gerekebilir. Geleneksel ilaçlar reflü tedavisinin en yaygın şekli iken, asit reflü örneklerini azaltmaya çalışabileceğiniz bazı evde uygulanabilecek yöntemler vardır. Bunları uygulamadan önce doktorunuz ile konuşmanız gerekir.

Reflüye iyi gelebilecek yöntemler

1.Sağlıklı bir kiloda olmaya çalışın

Mide yanması herkese gelebilirken, reflü aşırı kilolu veya obez olan yetişkinlerde daha fazla görülür.  Aşırı kilo – özellikle karın bölgesinde – mideye daha fazla baskı yapar. Sonuç olarak, yemek borusuna geri dönen ve mide ekşimesine neden olan mide asitleri riskinin artmasına neden olur.

Aşırı kiloluysanız, haftada yarım kilo veya bir kilo sabit kilo kaybı planını uygulayabilirsiniz. Zaten sağlıklı bir kilodaysanız, o zaman bunu sağlıklı bir diyet ve düzenli egzersiz ile sürdürdüğünüzden emin olun.

  1. Yediklerinize dikkat edin, bazı gıdalardan uzak durun

Kilonuz ne olursa olsun, asit reflüsü riskini artırabilecek bazı tetikleyici yiyecekler vardır. Reflüde özellikle semptomlara yol açabilecek gıdalara karşı dikkatli olmalısınız. Aşağıdaki gıdalardan uzak durun,

  • Domates sosu ve diğer domates bazlı ürünler
  • Fast food ürünleri ve yağlı gıdalar gibi yüksek yağlı gıdalar
  • Kızarmış gıdalar
  • Narenciye meyve suları
  • soda
  • Kafein
  • Çikolata
  • Sarımsak
  • Soğan
  • Nane
  • Alkol

Bu tetikleyicileri tamamen bırakarak veya bunlardan kaçınarak, daha az semptomla karşılaşabilirsiniz. Sorunlu yiyecekleri tanımlamak için bir yiyecek günlüğü tutmak isteyebilirsiniz.

  1. Az az sık sık yemek yiyin.

Daha küçük yemekler yemek, mide asidinin geri akışını önleyebilecek olan mide üzerine daha az baskı yapar. Daha az miktarda yiyeceği daha sık yiyerek, mide ekşimesini azaltabilir ve genel olarak daha az kalori alabilirsiniz.

Yemekten sonra yatmaktan kaçınmak da önemlidir. Bunu yapmak mide ekşimesini tetikleyebilir. Ulusal Diyabet ve Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü yemekten sonra yatmak için 2 ila 3 saat beklemenizi önerir. (Yatağa gittiğinizde, gece mide ekşimesini önlemek için kafanızı ekstra yastıklarla kaldırmayı deneyin.)

  1. Reflüye iyi gelen yiyecekler tüketmeye çalışın

Asit reflülerini tedavi edebilecek sihirli bir yemek yoktur. Yine de tetikleyici yiyeceklerden kaçınmanın yanı sıra, birkaç başka diyet değişikliği de yardımcı olabilir. İlk olarak, Amerikan Aile Hekimleri Akademisi, düşük yağlı, yüksek proteinli öğünler önermektedir. Diyetle alınan yağ alımının azaltılması, semptomlarınızı azaltabilir, bu arada yeterli protein ve lif almanızı sağlar ve aşırı beslenmeyi engeller. Bu yiyeceklerden bazılarını asit reflüsünüze yardımcı olmak için diyetinize dahil etmeyi deneyin.

Her yemekten sonra, nanesiz sakız çiğnemeyi deneyebilirsiniz. Bu, ağzınızdaki tükürüğün artmasına ve midenizdeniz fazla asidin azalmasına yardımcı olabilir.

  1. Sigarayı bırakın

Sigarayı bırakmak için başka bir nedene ihtiyacınız varsa, mide yanması bunlardan biridir. Sigarayı bırakmak reflü problemi olan kişilerin ilk yapması gereken şeydir. Sigara içmek, mide asitlerinin yedeklenmesini önlemek için sorumlu olan alt yemek borusu sfinkterine (LES) zarar verir. LES kasları sigara içmekten zayıfladığında, daha sık mide yanması yaşayabilirsiniz.

Reflü sorunlarında dumanlı ortamda kalmak ve dumana maruz kalmak da reflü için oldukça tetikleyicidir.

  1. Potansiyel bitkisel ilaçları keşfedin

Sarı papatya

Meyan kökü

Hatmi çiçeği

Bu bitki ve çaylarını reflü tedavisinde deneyebilirsiniz. Bu bitkilerin dezavantajı, referansların bildirilmesine rağmen reflüyü gerçekten tedavi edebileceklerini kanıtlamak için yeterli çalışma olmamasıdır. Ayrıca, kullanabileceğiniz ilaçlar ile etkileşime girebilir – kullanmadan önce bir doktora danışın.  Otlar reflü belirtilerini azaltmak için doğal ve etkili bir yol olabilir.

  1. Dar kıyafetlerden kaçının

Sıkı giysiler giymenin yanlış bir yanı yoktur – yani, reflü belirtileri yaşamıyorsanız. Çok sıkı olan giysiler giymek reflü ataklarını artırabilir. Sıkı kemerler ve pantolonlar özellikle bu konuda sorun oluşturur. Her ikisi de karnın üzerine gereksiz baskı uygular, böylece mide yanması riskinize katkıda bulunur. Reflünüz varsa dr kıyafetlerden uzak durun.

  1. Gevşeme teknikleri deneyin

Reflü, kendisi çok stresli olabilir. Mide kasları, mide asitlerini ait oldukları yere indirmede büyük rol oynadığından, hem bedeninizi hem de zihninizi rahatlatacak teknikleri öğrenmek bu kasları kontrol etmeye yardımcı olabilir. Yoga, zihin-beden farkındalığını teşvik ederek çok büyük faydalara sahiptir. Yogi değilseniz, stres seviyenizi etkilemek için birkaç saatliğine sessiz meditasyon ve derin nefes alma egzersizlerini deneyebilirsiniz.

Sonuç olarak; evde uygulayabileceğiniz bu yöntemler ara sıra mide ekşimesinin yanı sıra bazı reflü vakalarını hafifletmeye yardımcı olabilir. Reflüler ilerde mide ülserine dönüşebilir. Bu sebeple geçmeyen ve şiddeti giderek artan reflü problemlerinizde mutlaka uzman bir doktor ile görüşün.

Kaynak: https://www.healthline.com/health/gerd/home-remedies#1

Hapşırmanın Faydaları

Hapşırmanın Faydaları

Sesli soluk ve ani kasılma olarak adlandırılan hapşırma, Gün içerisinde bir çok insanın yaşadığı bir durumdur. Toplum içerisinde olan insanlar hapşırmamak için çok uğraş göstermeye çalışabilirler fakat bu çok tehlikeli bir durumdur. Hapşırmanın engellenmeye çalışılması beyin kanaması ve kalbin durması gibi sonuçlara neden olabilir. Bu yüzden ne olursa olsun hapşırığınızı asla tutmayın.

 

Hapşırmanın Faydaları Nelerdir?

  • Hapşırmak Kalp ve Damar Sağlığınız İçin Zorunlu Bir Eylemdir: Kalp ve damar sağlığınız için oldukça önem arz eden hapşırmak, kalp damarlarını genişleterek kalp krizi ve kalp sıkılması gibi risklerin önüne geçmektedir.
  • Beyin Sağlığınız İçin Hapşırın: Yapılan araştırmalara göre hapşırmak beyin damarlarının genişlemesini sağlıyor.
  • Sinüs ve Göz Yaşı Kanallarınızı Açın: Gün içerisinde hapşırığınızı herhangi bir sebepten ötürü içinizde tutmazsanız sinüs ve gözyaşı damarlarınızın açılmasına yardımcı olabilirsiniz.
  • Kalp Hapşırınca Dinleniyor: Bir birey hapşırdığı zaman kalbinin dinlenme süresini arttırmış oluyor. Bunu fark etmeden yapsanız da hapşırmak kalbin dinlenme zamanını uzatmaktadır. Kalbinizi bu şekilde dinlendirebilirsiniz.
  • Vücutta Ölen Havayı Dışarı Atın: Gün içerisinde defalarca hatta binlerce kere soluk alıp veririz. Bu süreçte içimize hava tanecikleri nüfus eder, ölü hava akciğerde birikir. Hapşırmanın en önemli faydası; Akciğerler de birikmiş olan bu ölü havanın dışarı atılmasını sağlamasıdır.

 

Hapşırmanın Faydaları

  1. Kalbin dinlenmesini sağlar,
  2. Kalp damarlarının genişlemesine yardımcı olur,
  3. Akciğerlerde oluşan ölü havanın dışarı atılmasını sağlar,
  4. Beyin damarlarını açar,
  5. Göz yaşı kanallarının açılması gibi faydaları vardır.

 

İnsan Neden Hapşırır?

Hapşırık alerjik reaksiyonlardan olabileceği gibi, üst solunum yolları rahatsızlıklarında ve akciğerlerde fazla ölmüş hava var ise dışarı atılması gerektiğinde meydana gelir.

 

Hapşırık Nasıl Geçer?

  • Solunum yolları rahatsızlığınız var ise ( grip ve nezle gibi ) burun yollarını temizlemek yeterlidir.
  • Alerjik durumlardan dolayı hapşırıyorsanız alerjiniz tespit edilmeli ve doktorunuzun verdiği ilaçları düzenli alarak bunu önlemelisiniz.
  • Nezle ya da grip olduğunuz durumlarda burnun içini temizleyerek hapşırmayı kesebilirsiniz.

 

Hapşırmanın Zararları 

Hapşırırken kesinlikle burun ve ağız bölgenizi elinizle tamamen kapatmayınız, Hapşırmamak için nefesinizi tutmayınız.

  1. Ani hapşırmalar ve nefes yolunun elle tutulması; beyin kanamasına davetiye çıkarabilmektedir.
  2. Hapşırma anında meydana gelen basınç, kulak zarının zarar görmesine yol açabilir.
  3. Hapşırmak, kalbi dinlendirdiği gibi, kalbin aniden durmasına sebep olabilir.
  4. Hapşırdığınız zaman hava yolu aracılığıyla etrafa bakteri saçabilirsiniz.

Sirkenin Faydaları

Sirkenin sağlığa faydaları arasında diyabeti kontrol etmeye yardımcı olması, kan basıncını kontrol altına alması ve deniz anası sokmalarında önemli bir ilk yardım olması bulunur. Aynı zamanda vücudun asit-alkalin dengesini sağlar, antimikrobial aktivitelere sahiptir ve kanseri kontrol altına almaya yardımcı olur.

Sirke çoğunlukla asetik asit ve sudan oluşan zayıf bir asit türüdür. Acı bir kokusu ve ekşi bir tadı olan sirke son zamanlarda yemeklerde de oldukça kullanılan ve tıbbi kullanım geçmişine sahip bir malzemedir.

Yemekleri saklamada yardımcıdır: Sirke yıllardır yemeklerin bozulmasını engellemede kullanılan bir yöntemdir. Antibakteriyel özellikleri sayesinde mikroorganizmaların üremelerini engeller ve yemeğin bozulmasına sebep olacak ataklara karşı yiyecekleri korumak konusunda oldukça etkilidir.

Diyabeti Kontrol Altına Alır: Sirke diyabet hastaları için çok faydalıdır. Tip 2 diyabeti olan hastalar üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda diyabet üzerinde insülin salınımını uyaran bir etkisi olduğu açığa çıkan sirke insüline karşı hassaslığı olan kişilerde düzenleyici bir görev görmektedir. Yatmadan önce tüketilen iki çay kaşığı sirke tip 2 diyabet hastaları için oldukça yardımcı olacaktır.

Yaşlanma Karşıtı Özellikleri: Birçok kültürde  sirkenin bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşama yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Fareler üzerinde yapılan çalışmalar da bu konuda oldukça umut verici sonuçlara sahiptir.

Yiyecek Alerjilerini Azaltır: Sirke bazı kişilerin alerjisi olan yiyeceklere karşı kullanılabilir. Yumurta, tavuk üzerinde yapılan araştırmalarda kullanılan sirke anafilaktik alerjisi olan kişiler üzerinde test edildi. Yapılan araştırmada üzerinde sirke bulunan yiyeceklerin daha az alerjik reaksiyona sebep olduğu sonucuna varıldı. Fakat yine de bu gibi durumlarda bir doktor kontrolüne ihtiyaç duyulmaktadır zira yiyeceklere karşı olan alerjiler zamanında tedavi edilmezse ölümcül dahi olabilir.

Asit-Alkali Dengesini Korur: Günde iki çay kaşığı sirke tüketmek kandaki alkali seviyesini düşürmeye yardımcı olabilir. Alkalilik normal metabolizmanın bir sonucudur ve asitler ile dengelenmesi gerekmektedir. Bu durum için sirke iyi bir tercih olabilir.

Antimikrobiyal Özellikleri: Sirkenin antimikrobiyal özellikleri de mevcuttur. Yapılan araştırmalar sirkenin mikrobiyal kültürlerdeki büyümeyi kontrol altına aldığı gözlenmiştir.

Deniz Anası Sokması: Deniz analarının bazı türleri yeryüzündeki en zehirli hayvanlar arasına girebilir. Bu hayvanların zehirli bir beze sahip yapıları bulunmaktadır ve en ufak bir temas sayesinde doğanın verdiği zehirleme kabiliyetini kullanmaktan çekinmezler. Bu zehri tedavi etmenin ilk metodlarından biri sirke kullanmaktır. Sirke sayesinde bu zehir zararsız proteinlere dönüşür. Not: Sirke bir ilk yardım olarak kullanılabilir fakat tıbbi ilgi görünmesi de aynı zamanda gereklidir.

Kansere Karşıdır: Sirkenin insan vücudundaki kansere olan etkileri üzerinde yapılan birkaç araştırma mevcut. Bu araştırmaların sonucunda kolondan akciğer kanserine, göğüs kanserinden prostat kanserine kadar bütün kanserli hücrelerin elde edilen sirke sayesinde büyümelerinin kontrol altına alındığı görülmüştür. Farklı kanser tipleri için de farklı miktarlarda sirke kullanılmıştır.

Katırtırnağının Faydaları

Katırtırnağı (Spartium junceum) Baklagiller (Fabaceae) familyasına ait bir bitki türüdür. Sarı renkli çiçekleriyle tanınır. *

 

Katırtırnağının Faydaları

  • Çiçeklerinden elde edilen uçucu yağ parfümlerde ve sabunlarda kullanılmaktadır. *
  • Diüretiktir ve kabızlığı gidermede müshil olarak kullanılır.
  • İçerdiği alkoloidlerden olan spartein (kalp ve dolaşım sistemi yetmezliğinde kullanılan bir tür alkoloid) yardımıyla kalp toniği olarak kullanılır.
  • Afrika’daki bazı yerlerde soyulmuş dalların kaynatılmasıyla elde edilen sıvı, Engerek yılanının sokmalarına karşı panzehir olarak kullanılmaktadır.
  • Lif, ip ve elbise üretiminde kullanılmaktadır. *
  • Sparteinin antiaritmik (Antiaritmik ilaçlar kalpteki düzensiz elektriksel aktiviteye bağlı anormal kalp ritimlerini tedavi etmek için kullanılırlar * ) ve hipoglisemik (kan şekerini düşürücü) özelliği vardır.
  • Çok zehirli olduğu düşünülse de, kalp kasında rahatlatıcı bir işlev görür.
  • Böcek öldürücü olarak kullanılmaktadır.
  • İçerdiği genistein düşük dozlarda, fungusit (bitkilerde hastalık yapan mantarları öldürücü) ve antikanserojen etkisi vardır. *

UYARI

  • Kusturucu özelliği vardır. *
  • Hamilelerin kullanması önerilmemektedir. İçerdiği genistein etkisiyle düşüğe sebep olmaktadır. * *
  • Yüksek dozlarda, bu bitki nabız oranını ölümcül olabilecek seviyelere kadar düşürerek çok toksik hale Bu nedenle bu bitkiyi ev yapımı ilaçlar hazırlamak için kullanmanız tavsiye etmiyoruz. *

 

Kilin Faydaları

Kilin en önemli sağlık faydalarından bazıları ağır metalleri ve toksinleri vücuttan atma, besinsel sağlığı artırma, cilt sağlığını geliştirme, vücuda oksijen sağlama, sindirim sistemini koruma, bağışıklık sistemine yardımcı olma ve diş ve diş eti sağlığını geliştirme becerilerini içermektedir.

Kir, toprak ve kil yeme fikri meraklı bir çocukluk döneminde yapılan arkada bıraktığımız bir şey olmasına rağmen dünya genelinde insanlar tarafındanşaşırtıcı etkileriyle binlerce yıldır tüketilmekte ve sürülmektedir. Günümüzde geniş ölçüde kullanılan başta kaolin ve simektit kil olmak üzere birkaç farklı kil bulunmaktadır. İster bu zengin besin maddeleri tüketilsin isterse doğrudan cilde sürülsün vücuda ne koyulduğunun tam olarak bilinmesi önemlidir. Kilin bu özel türleri doğası gereği genellikle volkaniktir. Bu yüzden yoğunlaştırılmış mineral ve besinlerle doludur. Bu da kili besinsel katkılara eşdeğer hale getirmektedir.

Bentonit, aktif kil ve fuller toprağı marketlerde en çok karşılaşılan kil türlerinden bazılarıdır. Ancak geleneksel zamanlarda dünya genelinde toprak tüketimi olarak gerçekleşmekteydi ve jeofaji (toprak yeme) olarak bilinmekteydi. Çamur banyosu gibi doğrudan cilde sürülecek kil hamuru yapılabilir veya diğer yiyecek ve içeceklerde ayarlanmış miktarlarda tüketilebilir. Vücut üzerindeki olağan dışı etkilerinden dolayı beslenme düzenine hafif olarak dahil edilmeli ve vücuttaki etkileri dikkatli bir biçimde gözlemlenmelidir. Çünkü bazı belirli riskler barındırmaktadır.

Kilin Faydaları

  • Cilt Sağlığı: Çamur banyosu tüm vücuda fayda sağlayan bir kil tedavisidir. Ancak daha düzenli veya küçük ölçekteki uygulamalar daha güçlü etkilere sahiptir. Egzama, sedef hastalığı gibi cilt rahatsızlıklarından muzdarip olanlar, kili su ile karıştırıp kil hamuru yaparak etkilenen bölgelere sürebilirler ve ciltteki toksin ve diğer istenmeyen maddelerden kurtulabilirler. Kil ciltten temizlendiğinde sağlıksız cilde, iltihaplanmaya neden olan bu bileşenler de temizlenir.
  • Vücuda Oksijen Verir: Araştırmalar kilin, özellikle de bentonit kil türünün, hücrelere fazla hidrojen çektiğini ve böylece vücuda ekstra oksijen sağladığını ortaya koymuştur. Bu durum vücudun yeterli miktarda oksijen almasına yardım ederek ek bir enerji ve daha iyi işleyen bir organ sistemi sağlar.
  • Sindirim Sistemi İle İlgili Faydası:Eğer bir kişinin sağlıksız bir beslenme düzeni varsa yüksek asitle dolu mide ve yanma, ishal, reflü ve diğer rahatsızlıklar gibi sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlık çeşitlerine yol açan dengesizlik için kil iyi bir fırsat sunar. Kilde bulunan yüksek yoğunluklu alkaloitler bu asit varlığını dengede tutar ve midedeki ağrı ve rahatsızlıkları önemli ölçüde azaltır.
  • Beslenme:Jeofajinin (toprak yeme) dünya genelinde yaygın olmasının ana nedenlerinden biri kilin bazıları insan hayatı için çok önemli olan binlerce farklı bileşenleri içeren çok güçlü mineral profiline sahip olmasıdır. Demir eksikliği olan anemi hastaları gibi besinsel yetersizliği olanlar, ayarlanmış miktarda kil tüketerek mineral ihtiyacını karşılayabilirler.
  • Probiyotikler: Çoğu insanın bakterileri olumsuz bir şey gibi düşünmesine rağmen bağırsaklarda probiyotik olarak adlandırılan belirli faydaları olan bakteriler bulunur. Bu bakteriler sağlığı ve etkili sindirimi destekler. Ancak bağırsakta bulunan ağır metal toksinler bu probiyotikleri yok eder. Kil bu ağır metal toksinlerini bağırsaktan atmaya yardımcı olur ve bağırsak sağlığına iyi gelen bu faydalı bakteri türleri için sağlıklı bir ortam sağlar.
  • Ağız Sağlığı: Küçük yoğunlaştırılmış miktarlarda bentonit ve diğer kil türleri bakteriyel enfeksiyonları önlemek için ve diş eti ve dişleri bu zararlı durumdan korumak için diş eti ve dişlerde doğrudan kullanılır. Ancak ağız yoluyla tüketmeden önce eğitimli tıbbi profesyonellere danışılmalı ve kil kullanma seçenekleri tartışılmalıdır.
  • Bağışıklık Sistemi: Diş eti ve dişlerin bağışıklık sistemini korumasını artırmasının dışında, daha fazla kil tüketerek hastalık yapıcı mikrop türlerinin istilasından ve zararlı yabancı maddelerden tüm vücut korunabilir. Kil bağırsak çeperini korur ve böylece kan dolaşımını zararlı materyallerin emilmesinden korur ve tehlikeli içerikleri yerelleştirerek vücuttan kolayca atılmasını sağlar.

Kil Çeşitleri

Bentonit gibi belirli kil türleri mineral eksikliklerini gidermek ve vücudu zehirden arındırmak için kullanılır. Yüz maskesi ve vücut maskesi olarak kullanılan birçok değişik kil çeşidi bulunmaktadır. Kilin yeşil, gri, kırmızı ve beyaz gibi farklı renkleri ve yapıları vardır. Kilin rengi kilin mineral içeriğine bağlıdır ve yapısı kalitelisinden kalitesizine göre değişir.

Bentonit (Gri) Kil:Bentonit kili volkanik kül çökeltilerinden oluşur ve akktif kil olarak bilinmektedir. 70’ten fazla mineral içerir. Kil mineral eksikliklerini gidermek için kullanılırken bentonit kili ayrıca birçok deri hastalığının tedavisinde kullanılır. Cilt faydaları için çok popüler ve çok iyi emme kapasitesi sayesinde yağlı ciltler için çok iyi bir kildir. Çünkü tüm fazla sebumu (yağ bezlerinin meydana getirdiği salgı) içine çeker. Bunun dışında suyla karıştırıldığında moleküllere enerji verir ve yüzdeki toksinleri çeken elektrik özelliklerine sahiptir. Sedef hastalığı ve egzama gibi bakteri ve mantarları içeren tüm cilt rahatsızlıkları için geçerlidir. Su ile karıştırıldığında şiştiği için gözenekli bir madde haline dönüşür. Bunun sonucu olarak da ilk halinden daha fazla emme gücüne sahip olur.

Yüz maskesi olarak, toksin ve ağır metalleri vücuttan atarken cildi kirden arındırır. Ayrıca gastrit ülser, sindirim sistemi rahatsızlıkları, hemoroit ve ishal gibi sağlık sorunlarının iyileşmesine yardımcı olur.

Yeşil Kil: Oldukça emici güce sahip bir kil türüdür ve kirleri, toksinleri ve yağları ciltten atmada oldukça iyidir. Deriyi dökme ve ölü deri hücrelerini temizleme görevi görür, kan akışını hızlandırır, kanama durdurucu gibi çalışır ve ten rengini artırır.

Yeşil kil organik bitkisel maddeler içermenin yanında silis, kalsiyum, sodyum, magnezyum, fosfor, selenyum gibi eser miktarda mineral de içermektedir. Buna ek olarak cildi beslemeye yardımcı olan mikro-mineraller içerir.

Yeşil kil sadece cildin durumunu iyileştirmekle kalmaz aynı zamanda kireçlenme ve romatizma ile ilgili ağrılarla mücadelede etkili hale getiren ağrı kesici ve iltihap önleyici içeriklere de sahiptir.

Kaolin Kili: Kaolin kilibeyaz, sarı, kırmızıvepembegibideğişikrenklerdeolabilir. Beyaz Kaolin kili en nazikkildirvebuyüzdenhassaskuruciltleriçinçokiyidir.

Killi Saç Maskesi Tarifi

  • ¼ fincan bentonit kili
  • 3 yemek kaşığı elma sirkesi
  • 2 yemek kaşığı aloevera suyu

Süreç: Kil bir şişeye dökülür. Elma sirkesi ve aloevera suyu eklenir ve daha sonra birlikte iyive karıştırılır. Nemli saça uygulanır ve saç derisine doğru masaj yapılır. Saç tellerinin kökleriyle beraber maske ile kaplandığından emin olunur. 20-30 dakika beklenir ve saç durulanır.

Kaplıcaların Faydaları

Kaplıcaların Faydaları

Kaplıcalar birçok hastalığın tedavisinde doktorlar tarafından önerilen bir rahatlama yöntemdir. Kaplıca sularının iyi geldiği hastalıkları ve kaplıcaların faydalarını aşağıda maddeler halinde sıraladık.

 

Kaplıcaların Faydaları

  1. Kaplıcalar Romatizmal Ağrılara Faydalıdır: Genetik olan romatizma ağrıları birçok bireyin hayat standartlarını etkileyen şikayetleri arasındadır. Kaplıca suları sayesinde bu ağrılar azaltılarak kişiye rahatlama sağlanır. Bitirici tedavi yöntemi olarak uygulanan kaplıca sularında; eklem ağrıları, osteoartrit, kronik bel ağrıları gibi doku rahatsızlıkları azaltılır.
  2. Kaplıcalar Ortopedik Rahatsızlıklara iyi Gelir: Termal sularında ortopedik ameliyat sonrasında görülen rahatsızlıklar, eklem kasılmaları, adale sertliği ve donmaları iyileştirme gösterir.
  3. Nörolojik Rahatsızlıklar: Kaplıca sularında rahatlar ve sakinleşirsiniz. Bu durum sonucunda çocuk felci, beyin felci gibi sorunlar sonrasında olumlu sonuçlar gözlemlenir. İşini bilen fertler tarafından uygulama sağlandığında daha olumlu sonuçlar alınır. Termal suları yukarıda belirttiğimiz gibi rahatlama sağladığından beyin yorgunluğunun da giderilmesinde etkilidir.
  4. Kaplıcalar Solunum Sistemi Rahatsızlıklarına Yararlıdır: Alerjik üst solunum yolları, aronik bronşit, astım bronşiyal gibi solunum sistemi rahatsızlıklarında etkilidir. Bu tür rahatsızlıklarda klimaterapi tercih edilir.
  5. Cilt Hastalıklarında: Kronik rezidüel, nörodermit, egzama ve akne tedavisinde tercih edilir.
  6. Kalp ve Dolaşım Sistemi Rahatsızlıklarında: Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, kalp hastaları, kalp yetmezliği bulunanlar, varis gibi rahatsızlıklar için banyo kürleri tavsiye edilir.
  7. Metabolizma, Bağırsak ve Mide Rahatsızlıklarında: Şeker hastaları, gut, karaciğer, mide ve obesite rahatsızlıkları bulunanlar için şifalı çamurlar ve içme kürleri tercih edilmektedir.
  8. Kaplıcalar İdrar Yolları Ve Böbrek Hastalarına iyi Gelir: Kronik sistit, böbrek taşı, kronik piyelonefrit ve fonsiyonel yetmezlik bulunan kişiler için banyo kürleri ve şifalı çamurlar önerilmektedir.

 

Kaplıca Tedavisi Nasıl Olmalı?

Konusunda uzman doktor gözetiminde gerçekleştirilmelidir. Kaplıca öneren doktor tarafından kür takip edilmeli ve düzenlenmelidir.

  • Banyo sularının sıcaklıkları 36 / 38 derece, 40 / 42 derece olmalıdır.
  • Haftada 3 ile 6 arasında banyo sayısı değişebilir.
  • Gün içinde en fazla iki kez banyo uygulanır.
  • Yeterli derecede sıvı sağlanmalıdır.
  • Kür içinde toplam banyo sayısı 15 ile 20 olmalıdır.
  • Termal sularda yüzme olmaksızın mümkünse hareketsiz, oturur vaziyette dik şekilde durulmalıdır.
  • Su içinde egzersiz yapılması gerekiyorsa suyun 34 derece olması yeterlidir. Sıcak sularda egzersiz yapılmamalıdır.
  • Banyo sonrasında yeterince kurulanmalı 24 derece sıcaklığı olan bir odada 1 saat ortalama dinlenilmelidir.
  • Dinlendikten sonra gerekirse masaj takviyesi yapılabilir.

 

Kaplıcalardan Nasıl Yararlanılır?

  • Kaplıca mevsimi: Mayıs ayının 15’i ile Eylül ayının 15’i arasında tercih edilir.
  • Kaplıcalarda kür süresi: En az 20 banyoluk ve 3 haftalık bir program ayarlanmalıdır.
  • Banyo zamanı: Banyoda hareketsiz şekilde kalınır, banyo sonrası kurulanmadan bornoza sarılınarak 1 saat uzanarak dinlenilir. Bu süre zarfında vücut ter atar ve ardından giyinme işlemi yapılır.
  • İlk Banyo: Kahvaltı öncesinde aç karnına tavsiye edilir.
  • İkinci Banyo: Akşam yemekten 2 saat önce banyo yapılır.
  • Banyoda Durma Süresi: İlk seferde 10 dakika süresince durulur. Fakat devamında hastalığa bağlı olarak 12 dakika ile 20 dakika arasında değişiklik gösterir.

 

Kaplıcaların Zararları

  1. Kaplıca suları kükürt ve radyoaktif element içerdiklerinden kesinlikle içilmesi tavsiye edilmez.
  2. Birçok insanın fayda sağlamak için içtiği bu sular kalıcı hastalıklara neden olurken mide bulantısı ve kusma gibi rahatsızlıklar oluşabilir.
  3. Tansiyon hastaları da kesinlikle doktor kontrolünde kaplıca sularına girmelidir.